Rehberiniz-Mutluluk: 5 gerekli unsur

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “Mutluluk: 5 gerekli unsur” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Mutluluk: 5 gerekli unsur

Mutluluğumuzu arttıracağını düşündüğümüz çoğu şey yanlış yönlendirmelerden kaynaklanan bilgiler ve genelde de çoğu tümüyle yanlış.

Genel olarak mutluluğun yolu zenginlik veya başarıdan geçmiyor. Sağlık veya iyi olmaktan da.

Bize mutlu olmanın, zayıf olmanın veya para kazanmanın yollarını göstereceğini iddia eden programlara büyük yatırımlar yapıyoruz. Bunlar için hem zaman hem de para harcayarak sonunda daha mutlu olacağımızı düşünüyor, hevesleniyoruz. Fakat bir süre, genelde tek bir alanı ele alarak bizi mutlu etmeye çalışan bu yöntemler, hayatımızın diğer alanlarıyla çatıştığı için vazgeçiyoruz.

Hayatımızın sadece bir alanına odaklanmak, diğer alanlara zarar vermemize yol açıyor: Daha verimli bir iş hayatı kovalarken, kariyerine fazla odaklanan ve özel yaşamı sorun haline gelen biri gibi. Sosyal yaşamımızı canlandırarak, arkadaşlarımıza zaman ayırdığımızda da kariyer alanı düşüşe geçebiliyor. Buradan da anlayacağımız; yaşamımızın değişik alanları birbirinden bağımsız değil, birbirlerine sıkı sıkıya bağlıdırlar.

Peki, yaşamı gerçekten değerli kılan şey nedir? Gallup araştırmacıları, 150’den fazla ülkede yaptıkları kapsamlı bir araştırmada kişilere genel anlamda doyum alarak yaşamanın ve mutluluğun kaynağını sormuşlar. İnsanların çoğu sağlık ve zenginlik diye cevap vermiş.

Bu ön araştırmadan sonra, bu sorunun gerçek cevabını ortaya çıkarmak için bir yolculuğa çıkmışlar. Hedefleri, “Mutluluk Bulucusu” diye adlandırdıkları bir değerlendirme aracını oluşturmak olmuş. Bu aracı oluşturabilmek için, son 50 yılda oluşturdukları soruları değişik ülkelerde, değişik dillerde ve yaşam koşullarında sormuşlar. Bu araştırmanın sonunda, doyum alarak sürdürülen ve mutlu olduğumuz bir yaşamı birinci derecede belirleyen 5 farklı faktör ortaya çıkmış. Bu faktörler; gelişen ve doyum sağlanan bir yaşamı, acı çekilen bir yaşamdan ayıran ve değiştirebileceğimiz olgulardan oluşan evrensel faktörlerdir. Evrensel denme nedeni bütün kültürlerde ortak olmasıdır.

1. Kariyerinizden kaynaklanan mutluluk: Bu, bütün gün ne yaptığınız ve yaptığınız işi ne kadar çok sevdiğinizle ilgili.

2. Sosyal bağlardan ve ilişkilerden beslenen mutluluk: Yaşamınızda güçlü ilişkiler ve sevginin olması.

3. Parayla ilişki: Ekonomik yaşamınızı etkin bir şekilde yönetmeniz.

4. Fiziksel mutluluk: Bu unsur, fizik sağlığınızın yerinde olması ve gündelik işlerinizi yapabilecek kadar enerjinizin olmasını ifade ediyor.

5. İçinde yaşadığınız toplulukla ilişki: İçinde yaşadığınız topluluğa karşı ne ölçüde sorumluluk duygusu hissettiğinizi içeriyor

Dolayısıyla yaşamdan aldığımız doyum ve mutluluğumuz; yaptığımız işi ne kadar seviyoruz, ilişkilerimizin kalitesi, maddi durumumuzu yönetebilmek, fiziksel sağlığımızın yerinde olması ve çevremize yaptığımız katkılardan duyduğumuz gururun kombinasyonuyla ilgili bir olgudur. En önemlisi, bu beş unsurun nasıl etkileşim içinde olduğuyla ilgilidir.

Küçük İpuçları

İnsanların yüzde 66’sı bu alanların herhangi birinde oldukça mutlu olduklarını söyleseler de, yalnızca yüzde 7’si bu alanların hepsinde mutlu olmayı başarabiliyor. Yalnızca kariyerin veya maddi durumun mutluluk için en önemli şey olduğunu düşünen kişiler, neden mutlu olamadıklarını anlamaya çalışıyorlar.

Bu alanlarda doyumu ve mutluluğu yakalayamadığını düşünen bir kişinin yapabileceği bir sürü şey var. Bu alanları geliştirmek için bir sürü yöntem olsa da, en büyük engel genelde kişilerin kendisi oluyor. Çoğu insan, kısa vadeli kararlar ile uzun vadede ulaşabilecekleri mutluluğun önünü kesiyor. Örneğin kilo almak istemedikleri halde kendilerini o an iyi hissedebilmek için fazlaca şeker ve çikolata tüketebiliyorlar.

Aslında bu anlık hazların önüne geçilebildiği takdirde, uzun vadede yapılmak istenilen şeyler gerçekleşebilir. Yüksek doyuma ve mutluluğa ulaşmış kişiler, bu soruna çözüm bulmuşlardır: Uzun vadede, kendimize koyduğumuz hedeflerle tutarlı olan kısa vadeli teşvikler bularak doğru kararlar vermek mümkün. Örneğin canımız ‘fast-food’ çektiği zaman, uzun vadede aşırı şişmanlama ihtimali yerine, yedikten sonra günün geri kalanında hissedeceğimiz rahatsızlığı düşünerek çok daha rahat bir şekilde bu dürtünün önüne geçebiliriz. Veya işe yürüyerek gittiğimizde bilmem kaç ay sonra bizi forma sokacağını düşünmek yerine, günün geri kalanında bu kısacık yürüyüşü yaparak kendimize daha çok enerji katacağını düşünebiliriz. Böylelikle kısa vadede çekilen çile (!) ya da istediğimiz bir şeyi yapmamak, yine kısa vadede bir ödül olarak geri dönebiliyor.

Bu şekilde, hemen bazı sonuçlar alabileceğimizi görebildiğimiz zaman, davranışlarımızı hızla değiştirme ihtimalimiz daha yüksek. İlerde bu tip “olumlu varsayımlar” oluşturarak ve günlük rutinimizde küçük değişiklikler yaparak mutluluğumuzu büyük ölçülerde ve kalıcı şekillerde arttırmanın yollarını araştıracağız.

Yazar: Emre Konuk

Kaynak: http://www.isteinsan.com.tr,

Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir