Rehberiniz-Modern zamanların görgü kuralları

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “Modern zamanların görgü kuralları” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Modern zamanların görgü kuralları

Geçtiğimiz günlerde Türkiye’nin en büyük şirketlerinden birisine “Araştırma ve Karar Alma” konusunda bir konuşma yapmaya gittim. Şirket benden araştırma kariyerimde biriktirdiğim bilgi ve deneyimleri paylaşmamı istiyordu.

Toplantı yaklaşık bir ay önce şirketin bütün çalışanlarına duyuruldu, elli kişi seminere katılacağını bildirdi.

Sabah saat dokuzda konferans salonuna beklenildiği gibi elli kişi geldi ve ben konuşma yapmaya başladım. Fakat konuşmaya başlar başlamaz hiç alışık olmadığım bir manzarayla karşılaştım. Salondaki elli kişinin neredeyse kırk beşi, dizüstü bilgisayarlarını açtılar ve benim konuşmam boyunca önlerine bakarak kendi işleriyle ilgilendiler. Bu arada beni de dinlediler sanıyorum; ama anlattıklarımdan ne kadar yararlandılar bilemiyorum.

Sizin de başınıza gelmiştir mutlaka, konuştuğunuz insanların sizi dinlememesi kötü bir duygu yaratıyor insanda.

Eskiden olsa başıma gelen bu duruma çok içerler, çok kızardım, saygısızlık olarak değerlendirir öfkelenirdim. Fakat bu sefer sadece hevesim kırıldı ve üzüldüm; çünkü beni “dinlemeye” gelenlerin bu davranışları kişisel olarak beni hedef almıyordu, salonda kim olsaydı aynı şekilde davranacaklardı. Kendilerini çok “meşgul”, çok “yoğun” hissediyorlardı. Hayatın hızlı aktığını, yapacak çok işleri olduğunu; ama zamanın çok kıt olduğunu düşünüyorlardı. Hem benim konuşmamı dinlemek istiyorlardı hem de e-postalarına cevap vermek istiyorlardı ya da yetiştirmek zorunda oldukları bir rapor üzerinde çalışıyorlardı. Üzerlerindeki zaman baskısını aynı anda iki iş yaparak (multitasking) aşmak istiyorlardı. Buldukları çözüm zaten çalıştıkları kurumdaki hemen herkesin yaptığı bir şeydi, böyle davranmak şirketin bir adeti haline gelmişti.

Daha önceki yazılarımda da anlatmaya çalıştığım gibi aynı anda iki iş yapmak sandığımızın aksine bizim verimliliğimizi arttırmak yerine düşürür. Aslında beynimiz hiç bir zaman iki işi aynı anda yapamaz. Zihnimiz bir işi yaptıktan sonra diğerine geçer ardından tekrar ilkine geri döner. Aslında beynimiz iki işi aynı anda yapmaya hiç elverişli değildir. İçinde bulunduğumuz koşulları zorlayarak iki işi aynı anda yaptığımızda stres seviyemiz yükselir, yorgunluğumuz artar, yoğunlaşma (konsantrasyon) yeteneğimiz azalır ve zeka seviyemiz en az on puan düşer. (Çalışırken müzik dinlemek iki iş yapmak anlamına gelmez. Beynimiz müziği fona alıp yaptığımız işe konsantre olabilir.)

Psikologlar, konsantrasyon zorluğu ve “sürekli yarı-dikkat” (continuous partial attention) hallerinin bu çağın “hastalıkları” olduğunu söylüyorlar. Sürekli olarak dikkatleri bölünen insanlar çok daha düşük bir performansla çalışıyorlar. Siz de dikkat fakiri misiniz?

Hayatımıza giren akıllı telefonlar , dizüstü ya da tablet bilgisayarları nasıl ve nerede kullanacağımızı bilmezsek giderek daha düşük zekalı insanlar olacağız.

Teknoloji dünyanın öbür ucundaki bir insanı yanı başımıza getirebildiği gibi aynı odada gözümüzün önündeki bir insanın ne konuştuğunu duymamıza engel de olabilir. Farkında olmazsak teknoloji bizi kör ve sağır yapabilir.

Teknoloji bizim bazı davranışlarımızı bozdu, bu konu hakkında uzun zamandır gözlem yapıyorum. Bir lokantaya gittiğimde iki sevgilinin yemek yerken birbirlerinden çok cep telefonlarıyla ilgilendiklerini görüyorum. Sinemada önümde oturan birinin iki de bir cep telefonunu açıp -karanlık salonda gözümün içinde soktuğu ışıktan habersiz- son gelen mesajı okuma sabırsızlığına şaşırıyorum. Şirketlerde yaptığım toplantılarda bilgisayarlarıyla ve telefonlarıyla haşır neşir olup karşısındakilerin söylediklerini duymayan insanlarla karşılaşıyorum.

Bazı insanlar, “aynı anda iki iş yapmayı” kendi kimliklerinin bir parçası gibi görüyorlar, bir toplantıda hem konuşulanları dinler gibi yapıp hem bilgisayarlarını açıyorlar. Bu insanlar etraflarına ne kadar yoğun, ne kadar meşgul ve dolayısıyla ne kadar “önemli” insanlar olduklarını anlatmak istiyorlar.

Bence bu çağın görgü kurallarını birlikte yazmamız gerekiyor. Hangi davranışın hangi durumda uygun olduğu konusunda bir fikir birliğine varmamız lazım. Hangi davranışın normal hangisinin anormal olduğuna karar vermeliyiz. Günlük hayatımızın nezaket anlayışını yeniden yazmak zorundayız.

Benim şahsen son yıllarda bu konuya duyarlılığım çok arttı. Gerek özel hayatımda gerekse iş hayatımda içinde bulunduğum ortamlarda kişilerin tavır ve tutumlarına karşı yüksek bir farkındalık içindeyim.

Sanayi sonrası toplumunda artık eskinin göstermelik saygı kuralları teker teker yok oluyor. Önünü iliklememek, bacak bacak üstüne atmak artık saygısızlık sayılmıyor. Sadece kişisel ilişkilerimizde değil, şirketlerde de katı kurallar giderek yok oluyor. Artık bankacılar ve devlet memurları dışında iş yerlerinde kravat takanlar giderek azalıyor. Şirket hayatı resmiyetten uzaklaşıyor. İşin ciddiyetinin görüntüde değil özde olduğunu kabul eden bir toplumda yaşıyoruz artık.

Sanayi sonrası toplumunda hepimiz çok büyük bir bilgi bombardımanı altında yaşıyoruz. Çoğumuz da yaşadığımız bu hıza yetişebilmek için aynı anda birden fazla iş yapmamız gerektiği gibi bir saplantı içindeyiz.

Her şeyde olduğu gibi bu konuda da doz önemli. Aynı anda iki iş yapmanın dozunu kaçırmak ilişkilerin doğasını bozuyor. Cep telefonuna çok kısa bir göz atmak kabul edilebilir bir davranış olurken bunu abartmak davranış bozukluğuna dönüşüyor.

Bir toplantıda bulunmamızın amacı o anda orada konuşulanları aktif bir şekilde dinlemek, gerekiyorsa kendi görüş ve bilgilerimizi paylaşmaktır. Toplantıda bedenen bulunup ruhen başka bir “dünyada” olmak diğer katılımcıların daha değersiz olduklarını düşünmek anlamına gelir. Bu davranış bizim zamanımızın daha değerli olduğunu ve yapacağımız daha önemli işler olduğunu anlatır. Bunların hepsi görgüsüzlüktür, kaba davranışlardır.

Fakat bu görgüsüzlük giderek yaygınlaşıyor. Bir çok şirketin kültürü haline geliyor. Özellikle rekabetin daha sert ve hayatın hızlı aktığı yeni nesil şirketlerde çalışan gençler arasında bu tür davranış bozuklukları çok yaygın. Bu şirketlerde çalışanlar aynı anda birden fazla iş yapmayı kendilerine daha çok hak görüyorlar hatta bunu profesyonel kimliklerinin bir parçası haline getirmiş durumdalar. Bu gençler bir toplantıda sadece konuşulanları dinlemeyi ve toplantıya aktif olarak katılmayı bir eksiklik gibi algılıyorlar ve mutlaka aynı anda başka işler de yapmak zorunda hissediyorlar kendilerini.

Artık iş hayatının eskiye kıyasla çok daha hızlı, esnek ve gayri resmi olduğunu hepimiz biliyoruz. Akıllı telefonlar, dizüstü ve tablet bilgisayarlar her toplantıda bizlerle beraber olacak. Sadece iş hayatında değil, eşlerimiz, sevgililerimiz, çocuklarımızla ilişkilerimizde de bu aletlerin hepsinin açık olacağı ve bunların her ilişkimizin ortasında yer alacağı kesin. Artık bu aletlerin hayatımızın her alanında olması “normal”.

Fakat bu “yeni normalin” içinde ortaya çıkan bazı anormallikler de beni çok rahatsız ediyor.

Eğer sevilmek ve saygı görmek istiyorsak etkili iletişim ve anlamlı ilişkiler kurmak istiyorsak asgari görgü ve nezaket kurallarına uymaktan başka çaremiz yok. Bu sadece birlikte yaşamanın değil, birlikte düşünmenin, birlikte yaratmanın ve üretmenin de temel kuralıdır.

Ben yeni dönemin görgü kurallarını birlikte yazabileceğimize inanıyorum. Arzu ederseniz ben ilk adımları atarak başlayayım sizler tamamlayın:

1. Bir toplantıda sunum yapanlar ve not alanlar hariç hiç kimse bilgisayarını kullanmamalıdır.

2. Toplantılarda cep telefonları mutlaka sessizde olmalıdır.

3. Bir toplantıda cep telefonuyla mutlaka konuşmak ya da mesajlaşmak gerekiyorsa bunu beş on saniye gibi çok kısa bir zamanda bitirmek gerekir. Böyle bir davranış bir toplantı sırasında ancak bir istisna olabilir. Toplantı sırasında bir kişinin sık sık telefonla konuşması, mesajlaşması toplantıya katılanlara saygısızlıktır.

4. Toplantı sırasında cep telefonlarıyla “oynamak” kabul edilebilir bir davranış değildir.

5. …………..

6. …………..

Yazar: Temel Aksoy

Kaynak: http://www.temelaksoy.com

Yer işareti koy permalink.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>