Öğretmenlik Meslekleri

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest
ÖĞRETMEN YETİŞTİRMENİN TARİHÇESİ
İlkokullara ve İlköğretim Okullarına Öğretmen Yetiştirme
 
Bilgi toplumuna geçiş hazırlıklarının yapıldığı 2000’li yılların eşiğinde nitelikli öğretmen yetiştirme, eğitimin önemli işlevlerinden birisidir. Bilgi çağına hazırlanan ülkelerde öğretmen yetiştirme, öğretmen olacak kişilerin seçilmeleri ve eğitilmeleri konusuna büyük önem verilmektedir. Ülkemizde, öğretmenlerimiz ilkokullar, genel liseler ve mesleki ve teknik liseler olmak üzere üç temel eğitim  düzeyi esas alınarak yetiştirilmektedirler.
 
Modern anlamda ilk öğretmen okulu, 1848 yılında İstanbul’da kurulan “Darülmuallimin-i Rüşti” adı ile açılan okuldur. 1870 yılında ise kız ilk mekteplerine ve rüştiyelerine kadın öğretmen yetiştirmek üzere “Darülmuallimat” adı verilen okullar açılmıştır. Osmanlı Devleti’nin son zamanlarında öğretmen olmak için yalnızca okuma -yazma bilme şartı yeterli sayılmıştır.
 
Cumhuriyet Dönemi’ne geçildiği zaman, 1926 yılında çıkarılan bir kanunla iki tip öğretmen okulu oluşturulmuştur. Bunlardan birincisi, Darülmuallim’in devamı şeklindeki  “Şehir Öğretmen Okulları” ve yeni açılan “Köy Öğretmen Okulları” dır. Bu okullar başarısız olmaları nedeniyle 1933 yılında kapatılmıştır. Bu durum karşısında, öğretmen açığını kapatabilmek için, 1937 yılında “Köy Eğitmenleri” kanunu çıkartılarak; askerliğini çavuş olarak yapan ya da ilkokul mezunu  kişiler belli bir eğitimden geçirilerek “Eğitmen” adıyla görev yapmışlardır.
 
1930’lu yılların sonunda ülke nüfusunun hala büyük bir kısmının köylerde yaşaması nedeniyle köy hayatına dönük bir öğretmen tipi yetiştirmek üzere “Köy Enstitüleri” nin açıldığı görülür. 1940-1948 yılları arasında 21 köy enstitüsü açılarak on beş bine yakın öğretmen yetiştirilmiştir. 1953 yılında 6234 Sayılı Kanun ile köy enstitüleri  kapatılmış, ilkokul öğretmeni yetiştiren kurumlar birleştirilerek “İlk Öğretmen Okulları” adı altında yapılandırılmıştır. 1976  yılında ise bu okullar Öğretmen Liseleri haline getirilmiştir.
 
1973 yılında çıkarılan “1739 Sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu” öğretmen yetiştirmede önemli bir değişiklik getirmiştir. Bu kanuna göre, hangi kademede olursa olsun, öğretmen adaylarına yüksek öğrenim görme şartı getirilmiştir. Bu kanun gereğince, 1974 yılından itibaren 2 yıllık Eğitim Enstitüleri kurulmaya başlanmıştır. 1982 yılına kadar Milli Eğitim Bakanlığı sorumluluğunda olan öğretmen yetiştiren kurumlar bu tarihten sonra üniversitelere bırakılmıştır. 1989-90 öğrenim yılından itibaren ilkokul öğretmeni yetiştiren yüksek öğrenim kurumlarının eğitim süresi 2 yıldan 4 yıllık bir süreye çıkarılarak yeni bir dönem başlatılmıştır.
 
1997 yılında, okul öncesi ve ilköğretim basamaklarını içine alan ve her insanın alması vazgeçilmez ön koşul olan temel eğitim, “Sekiz Yıllık Kesintisiz Zorunlu Eğitim” adı altında kabul edilmiştir. Bu uygulamanın başlatılmasıyla özellikle okul öncesi ve sınıf öğretmenliği alanlarında öğretmen yetiştirme çalışmalarına hız verilmiştir. Bu konuda  Milli Eğitim Bakanlığı, eğitim fakülteleri ve T.C.Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı (YÖK’ ün) iş birliği ile öğretmen yetiştirme programları yeniden düzenlenmiş ve yetiştirilecek öğretmenlerin kalitesini artırmaya yönelik tedbirler alınmıştır.
 
Genel Liselere Öğretmen Yetiştirme
 
Orta öğretim kurumlarına öğretmen yetiştirme, ilkokul öğretmenlerinin yetiştirilmesinde olduğu gibi Osmanlı Devleti zamanında İstanbul’da 1891 yılında açılan “Darülmuallimin-i Aliye” ile gerçekleşmiştir. Bu okuldan mezun olanlar idadilerin ve daha yüksek derecede eğitim veren okulların öğretmenliğini yaparlardı. 1923-1924 yılında bu okulların adı “Yüksek Muallim Mektebi” olarak değiştirilmiştir.
 
1950’li yılların sonunda lise ve dengi okulların öğretmen sorununu çözmek için “Yüksek Öğretmen Okulları” açılmıştır. Bu okullardaki eğitime  1978-1979 yılından itibaren son verilmiştir.
 
Cumhuriyet Dönemi’nde orta öğretim okullarına öğretmen yetiştiren kurumlar olarak eğitim enstitüleri önemli bir yer tutmaktadır. Bu okulların ilk örneği, Konya’da 1926 yılında açılan “Orta Muallim Mektebi” dir. Bu okul, 1928 yılında Ankara’ya taşınarak Gazi Eğitim Enstitüsünün temelini oluşturur. Bu okulu yurdun değişik yerlerinde açılan değişik okullar izlemiştir. Yüksek Öğrenim Kanunu ile birlikte Eğitim Enstitüleri Yüksek Öğretmen Okulları, Eğitim Fakültelerine dönüştürülmüştür.
 
Mesleki  ve Teknik Liselere Öğretmen Yetiştirme
 
Bu alandaki öğretmen yetiştirme çalışmalarının Cumhuriyet Dönemi ile başladığı görülür. Bu okulların ilk öncüsü 1934 yılında Ankara’da açılan Ankara  Kız Teknik Yüksek Öğretmen Okulu olmuştur. Bu okul, Yüksek Öğretim Kanunu  ile birlikte Gazi Üniversitesine bağlanmıştır. Halen 4 fakülte bu konuda eğitim vermektedir.
 
Erkek Teknik Öğretmen Okulları ise 1937 yılında yine Ankara’da kurulmuştur. 1974 yılında isimleri  “Yüksek Teknik Öğretmen Okulu ” olarak değiştirilmiştir. Yüksek Öğretim Kurulu Kanunu ile birlikte “Teknik Eğitim Fakültesi ” adını almıştır.
 
Ticaret Liselerinin öğretmen ihtiyacını karşılayabilmek için 1955 yılından itibaren öğrenim süresi 3 yıl olan Ticaret Öğretmen Okulu kurulmuştur. 1965 yılında “Ticaret ve Turizm Yüksek Öğretmen Okulu” adını alan okulun öğrenim süresi 4 yıla çıkarılmıştır.Daha sonra  ise, “Gazi Ticaret ve Turizm Eğitim Fakültesi” adını almıştır.
 
Öğretmen yetiştiren diğer bir kaynak ise, 1949 yılında Ankara’da ilki açılan İlahiyat Fakülteleridir. Din ve Ahlak Bilgisi öğretmeni yetiştiren diğer bir eğitim kurumu da 1959-1960 yılından itibaren  açılmaya başlayan Yüksek İslam Enstitüleri olmuştur. YÖK Yasası ile birlikte bu okullar İlahiyat Fakültelerine dönüştürülmüştür.
 
Günümüzde öğretmenlik mesleğine yeni başlayan kişilerin fakülte mezunu oldukları, çoğunlukla da pedagojik formasyona sahip oldukları bilinmektedir. OECD ülkelerinde, bir kişinin öğretmen olabilmesi için okuması gereken standart süreye, ülkemizde ulaşıldığı görülür. Öğretmen adaylarının seçimindeki nitelikler, yetiştirmedeki ölçütler, mesleğe başlayan öğretmenlerin kendilerini yenileyememeleri ve hizmet içi eğitimin yetersiz olması öğretmenlerimizin istenilen niteliklerde olmasını engellemektedir.
 
Öğretmende Olması Gereken Genel nitelikler
 
Öğretmenlik mesleğinin bileşenleri üç temel noktada  toplanarak tanımlanabilir. Bunlar; genel kültür, konu alanı ve eğitme öğretme yeterlilikleridir. Buna göre, genel kültür, öğretmenin mesleki rollerini yerine getirirken bunları daha etkin kılmasına yardımcı olan ve ana karakteri açısından öğretmenin eğitim sürecindeki disiplinler arası deneyim ve birikimlerini kapsamaktadır. Konu alanı öğretmenin öğretmekle yükümlü olduğu disiplinle ilgili bilgi ve  beceri düzeyi ile tutum, tavır ve alışkanlıklarıdır. Eğitme öğretme yeterlilikleri ise öğretmenin öğrenci ile etkin bir iletişim kurmasını sağlamaktadır. Bu temel özellikler birlikte düşünüldüğünde bir öğretmende olması gereken nitelikler  aşağıda sıralanmaktadır.
 
Çağdaş bir öğretmen  konu alanına hakim olmalı; alanına giren kavram, ilke ve genellemeleri bilmeli, bunları diğer konu alanlarıyla ve günlük hayatla ilişkilendirerek  alanındaki gelişmeleri yakından izleyebilmelidir.
 
Öğrenci gelişimi ile ilgili olarak öğrenciyi tanıma becerisine sahip olmalı, bireysel farklılıkları görebilmeli, öğrenci gelişimi ile öğrenmesi arasında bağ kurabilmeli, öğrenciyi güdüleyici etkinliklerde bulunabilmeli, empatik olmalı, öğrencinin problemlerinin  çözülmesinde yardımcı olabilmeli, fiziksel ve zihinsel yönden farklılığı olan öğrencilerin eğitim öğretimlerine devam edebilecekleri tedbirleri ve çevrenin öğrenciyi olumlu yönde etkilemesini sağlayıcı tedbirleri alabilmelidir.
 
Çağdaş bir öğretmen öğretim hedef-davranışlarını saptayabilmeli ve öğretim yöntemlerini belirleyebilmelidir. Ders etkinliğini nasıl planlayacağını bilmeli, planlarını hazırlarken diğer öğretmenlerle bilgi alış verişinde bulunabilmeli ve olası değişik durumlara karşı planlarını esnek tutabilmelidir. Eğitim öğretim araçlarından yeterince yararlanmalıdır. Öğrencide anlamlı ve kalıcı öğrenmeyi  sağlamalı, onları düşünmeye ve araştırmaya sevk etmeli, onların kendi kendisini değerlendirmesini sağlayacak yöntemleri kullanabilmeli ve onlardan aldığı geribildirimler doğrultusunda kendi etkinliklerini düzenleyebilmelidir.       Çağdaş öğretmen eğitimi öğrenci merkezli kılabilmeli, öğrencilerin bilgi, tutum ve beceriye ilişkin durumlarını önceden belirlediği ölçütlere göre değerlendirebilmeli, bunu yapabilmek için de ölçme ve değerlendirme tekniklerini bilmelidir. Değerlendirme sonuçlarını öğrenci, veli ve diğer öğretmenlerle paylaşabilmeli, bu sonuçları öğrenci başarısını artırmada kullanabilmeli ve öğrencinin başarısını takdir edebilmelidir. Ayrıca, eğitim etkinliklerinin her kademesinde öğrenci, veli ve diğer öğretmenler ile sürekli işbirliği içinde bulunabilmelidir.
 
Sınıf içi etkinliklerde öğretmen öğrencileri ile sağlıklı iletişim kurabilmeli, öğrenme ortamını öğrencilerin ve konuların özelliklerine uygun hale getirebilmeli, öğrencilerin derse aktif katılımını sağlayabilmelidir. Ayrıca, ders sırasında etkili ve akıcı bir konuşmaya sahip olmalı, zamanı, tahtayı ve eğitim öğretim araç-gereçlerini verimli ve etkili bir biçimde kullanabilmeli, jest, mimik ve vücut hareketlerinde ölçülü olabilmelidir.
 
Mesleki gelişimde ise öğretmen, sorumluluklarını ve özlük haklarını, mesleği ile ilgili kanun, yönetmelik ve tüzükleri ve bilgi toplumunu içindeki yerini ve önemini bilmelidir. Mesleği ile ilgili etkinlikleri  izlemeli, buradan elde ettiği bilgi ve becerileri  kendini yenilemede kullanabilmelidir. Bunun yanında, okulun yapısını ve işleyişini bilmeli, okulun toplum içindeki  yerini ve önemini kavrayabilmelidir. Ayrıca, öğrenci ve velilerle ilgili özel bilgileri gizli tutmalıdır.
 
Kişisel özellikler ile ilgili olarak da çağdaş öğretmen; giyim ve kuşamında dikkatli olmalı, yeni fikirler üretebilme yeteneğine sahip olmalı, kendine hakim olup, soğukkanlı ve sabırlı olmalı, bir öğretmen olarak, diğer kişilere örnek olmalı, önyargılı olmamalı, paylaşımcı olmalı, dikkatli, kararlı, hoşgörülü, yardımsever, uyumlu, espirili, sevecen ve güler yüzlü, sempatik, tarafsız, objektif, mesleğine bağlı olmalı, kendine güveni olmalıdır.
 
Eğitimde kültürün öğelerinin bireye aktarımı söz konusudur. Aktarımın yollarından birisi de sosyal ve kültürel etkinliklerdir. Öğretmenin hem sosyal, kültürel ve sportif etkinliklerin düzenlenmesinde etkin rol alması, hem okullar arasında her yönüyle koordinasyonu  sağlayarak işbirliğine gitmesi, hem de içinde bulunduğu eğitim sistemini irdeleyerek sorunları belirleyip çözüm yolları önerebilmesi gerekmektedir.
 
Öğretmenlikte özel konu alanları; okul öncesi, sınıf öğretmenliği, fen bilgisi, sosyal bilgiler, fizik, kimya, resim iş, elektrik, bilgisayar, tekstil, hazır giyim, özel  eğitim ve benzeri alanlardır. Her bir öğretmenlik branşı ile ilgili  kısa bilgiler ilerleyen bölümlerde verilmektedir. Eğitme-öğretme yeterlilikleri “eğitim sürecinde öğretmenin, belli bir özel alana ilişkin bilgi, beceri ve tutumları başkalarına öğretme veya onların öğrenilmesi için uygun fırsat ve olanakları yaratma durumu” olarak tanımlanmaktadır.

Incoming search terms:

  • ögretmenlik meslekleri (97)
  • retmen meslei (45)
  • öğretmenlik (5)
  • ogretmen meslekleri (4)
  • öğretmenlik mesleğinin olumlu ve olumsuz yönleri (3)
  • öğretmenin meslekleri (2)
  • Öğretmenliğin mesleki beceri ve erdem yönü (2)
  • Öğretmenlikteki meslek alanları (1)
  • oögretmenlik medleginin egitim süresi (1)
  • sonunda öğretmenlik yapılacak meslekler (1)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>