Rehberiniz-Meslek değil kariyer seçin!

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “Meslek değil kariyer seçin!” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Meslek değil kariyer seçin!

Üniversite tercihlerinde geri sayımda sona yaklaşıldı. Ancak pek çok genç geleceğine yön verecek tercihleri yaparken endişe ve kaygı yaşıyor. Çünkü sadece bir meslek değil aynı zamanda kariyer de seçmiş olacaklar. İşte meslek ve kariyer seçmek arasındaki farklar…

MESLEK Mİ SEÇİYORUZ KARİYER Mİ?

Bugünlerde gençlerimiz hayatlarının en kritik kararlarını verme aşamasındalar.

Bu karar bundan sonraki hayatları için oldukça belirleyici olacak. Bu yüzden, gençlerimizde umut ve beklenti yanında, önemli ölçüde belirsizlik, endişe ve gerginlik gözlemlenmekte. Bu durum en çok üniversite tercihleri yapılırken ortaya çıkmaktadır. Hangi bölüm ya da meslek tercih edilirse edilsin tam anlamıyla tatmin olabilmek söz konusu değil. O zaman şu sorular akıllara geliyor: Bu işin doğrusu nedir? Neyi nasıl seçeceğiz? Bu sorulara doğru cevaplar verebilmek için meslek seçimi konusunu biraz daha detaylı olarak ele alalım.

Meslek değil kariyer seçiyoruz

Meslek ve kariyer, zaman zaman aynı anlamda kullanılsa da farklı iki kavramdır. Kariyer, meslekten daha geniş bir anlama sahip olduğu için, aslında meslek yerine kariyer kavramını kullanmak daha uygun. Bu açıdan meslek seçimi yerine, kariyer seçimine odaklanmaktan bahsetmeliyiz. Meslek seçimi ve kariyer seçimi arasındaki bu farkı gösteren en kritik konu, meslek seçimi sırasında dikkate aldığımız zaman dilimidir. Üniversiteye girişte bölüm tercihi yaparken mesleğe odaklanmak, daha kısa vadeli ve durağan bir tercihi ifade ederken; kariyer seçimine odaklanmak, meslek seçimini de kapsayan daha uzun vadeli bir bakışı içermekte. Bu bakış açısını şöyle örneklendirebiliriz: Kişiler başlangıçta bir meslek seçseler bile, zaman içinde iş ve meslek değişiklikleri yaşayabilmekte, kendi işini kurmak da dâhil yeni tercihlerle ve fırsatlarla karşı karşıya gelebilmekteler. Bu yüzden meslek seçimini yaşam boyu devam eden bir karar verme süreci olarak kabul etmeliyiz. Kariyer geliştirme olarak ifade edilen bu süreci kişilerin iş hayatlarında zaman zaman yeni tercihler yapacakları ya da yapmak zorunda kalacakları bir yolculuk olarak görmekte yarar var. Bu yaklaşıma göre, üniversiteye girerken yapılan tercih çok önemli olmakla birlikte, sadece bir başlangıç olup, kişiler sonraki yıllarda sık sık seçim ve tercihlerle karşı karşıya kalacaklardır.

İş hayatının ilerleyen yıllarında karşımıza çıkacağı düşünülen bu seçim ve tercihler, üniversiteye girişte yapılan tercihten daha kolay ve daha az riskli değildir. Şu iki durumdan hangisi daha kolay? Mesleğini sevmeyen ve değiştirmek isteyen kişinin yeni bir mesleğe geçmesi mi? Üniversiteye girişte bölüm seçmek mi? İş hayatında deneyimli kişilere bu soruyu sorduğunuzda, muhtemelen meslek değiştirmenin daha zor ve riskli olduğu cevabını verirler. Bu yüzden seçilecek mesleğin sadece bugünkü durumunu dikkate almak yerine, sonraki yıllarda da başka alanlara geçişi kolaylaştıracak olmasına dikkat edilmelidir.

Kariyer geliştirmenin gelişimsel bir süreç olarak ele alınmasında yarar vardır; bu süreç, üniversitede okunacak bölümün seçimi, üniversitede bölümler arası muhtemel yatay geçişler ile iş hayatında iş işyeri ve meslekler arası geçişi de dikkate alan bir bütüncül bir yaklaşımı içerir. Yine bu yaklaşım, zaman içinde kişinin geliştiğini, istek ve beklentilerinde değişimler olduğunu varsayar. Kariyer geliştirme yaklaşımı, meslek seçimini yaşam boyu devam eden dinamik bir süreç olarak kabul eder ve kişinin her zaman istihdam edilebilir olmasını sağlayacak bilgi ve becerilerle donanmasının önemini ve gerekliliğini vurgular.

Kritik soru: Hangi mesleğe yatkınım?

Üniversiteye girişte tipik bir bölüm seçim süreci şöyle işlemekte: Öncelikle alınan puana göre girilebilecek yerler araştırılmakta, üniversitenin/bölümün eğitim kalitesi ve eğitici kadrosu değerlendirilmekte, ardından mezun olduktan sonra bölümün sağlayacağı imkânların karşılaştırılması ve tercihlerin yapılması gelmektedir.

Üniversiteye girişteki tercih sürecinde bazı temel sorunların varlığı dikkat çekmekte. Bu sorunlardan en önemlisi, tercih yapacak bireyin kendisinin kim olduğunu hemen hemen hiç dikkate almamasıdır. Bu yaklaşım, sonuçları uzun vadede ortaya çıkacak çok tehlikeli bir duruma işaret etmekte. Kişilik özellikleri ile uyumlu olmayan; ancak puanı ya da prestiji yüksek olduğu için seçilen bir bölüm, hem öğrencilik yıllarında hem de iş hayatında sürekli yeni arayışlar, alanına yoğunlaşamama, zaman kaybı, tatminsizlik ve verimsizlik gibi sonuçları doğurmaktadır. Bu tespit, geçmiş kuşaklarla kıyaslandığı zaman bugünlerde tercihte bulunacak nesil için daha fazla geçerli olacaktır.

Bölüm seçimi sırasında karşımıza çıkan ikinci temel sorun, iş dünyası ve meslekler hakkında gerçekçi bilgiye sahip olmadan bölüm ya da meslek tercihi yapılmasıdır. Bölüm ve meslek tercihinde büyük ölçüde belirleyici etmen ilgili bölümün puan sıralamasındaki yeridir. Seçim sürecinde daha bilinçli tercih yapanlar bile, mesleğin geleceği, mesleğin sunacağı fırsatlar, muhtemel gelir düzeyi vb. bilgileri dikkate almakta, kendilerinin kim olduğunu ikinci plana atmakta.

Burada dikkat edilmesi gereken temel nokta, hem tercihte bulunan birey hakkındaki, hem de meslekler hakkındaki bilgi eksikliğinin giderilip doğru bir eşleştirmenin yapılabilmesidir.

Peki, ne yapmalı?

Bölüm ya da meslek tercihini bir defa yapılan ve ömür boyu devam edecek bir tercih olarak düşünmek yerine, dinamik bir süreç olarak ele almakta yarar var. İş ve mesleklerin niteliğinin zamanla değişmesi gibi, bireyler de yeni bilgi ve beceriler kazandıkça gelişip değişmektedir. Dolayısıyla hem kişinin gelişip değiştiği hem de mesleklerin değiştiğini kabul ederek, kişi meslek eşleştirmesini süreklilik gösteren dinamik bir seçim olarak kabul etmek gerekmektedir. Bu kabulden hareketle meslek seçiminde önem ve önceliği kariyer planlama sürecinin ilk iki adımına vermekte yarar var.

Bu adımlardan birincisi, tercihte bulunacak kişinin değerleri, ilgileri, yetenekleri, kişiliği hakkında bilgi toplama ve analiz etmektir. Kişi hakkında bilgi toplama sürecinde birden çok kişi ve kaynaktan bilgi toplamak, mümkünse bu konuda güvenilir testler kullanmak yararlı olacaktır. Kişinin kendini değerlemesi ve analiz etmesi çok sistematik yapılamasa bile, en azından şu sorular üzerinde düşünmek kişilerin kendilerini tanımalarına yardımcı olacaktır. Bu sorular: Ben kimim? Benim için hayatta neler önemli? Neleri yapmaktan hoşlanıyorum? Hangi alanlarda kabiliyetim var?

Bu süreçte ikinci adım ise mesleklerle ilgili mesleğin bugünü ve geleceği hakkında gerçekçi bilgiler toplamaktır. Meslekler hakkında bilgi toplarken, yazılı dokümanlar, rehberlik servislerinin verdiği bilgiler yanında, mesleğin yürütüldüğü ortamı görmek ve mesleği yapan kişilerle görüşmek çok faydalı olacaktır. Mesleğin görünür yönü ve prestijine aldanmadan, mesleğin mutfağını görmeyi sağlayacak bilgi ve gözlemler mesleği tüm yönleriyle tanımaya katkı sağlayacaktır. Meslekler hakkında bilgi toplarken; meslekte yürütülen faaliyetler, yapıldığı ortam, kullanılan araç ve gereç, çalışma sistemi ve süreleri, mesleğin gerektirdiği kişilik özellikleri, mesleğin ekonomik getirisi gibi konularda bilgi toplanmalı ve bu bilgiler analiz edilmelidir. Özellikle mesleğin gerektirdiği kişilik özellikleri üzerinde önemle durulmalıdır. Çünkü kişiliğe uygun olmayan bir meslek tercihi, iş tatmini düşüklüğü, işi yerine başka alanlara yönelme, verim ve performans düşüklüğü gibi sonuçlar doğurmaktadır.

Birey ve meslekler hakkında sahip olunan bu bilgilerin analiz edilmesinden sonra, giriş puanının yettiği ve kişilik ile mesleğin en iyi şekilde eşleştiği bölümler sıralanarak tercih şekillendirilmeli. Üniversiteye girişte yapılan bu tercihin önemli bir başlangıç olduğu kabul edilmeli, bununla beraber üniversite yılları ve iş hayatında da kişilerin karşısına yeni tercih ve fırsatların çıkacağı unutulmamalıdır. Çevremizdeki gelişmelerin fırsata dönüşmesinin bizim onları fark edebilmemiz ve değerlendirmemize bağlı olduğunu bir kez daha vurgulamakta yarar var. Önemli olan bu yaklaşıma sahip olmak ve çevremize bu gözle bakarak bu imkân ve fırsatları değerlendirmektir. Bugünlerde üniversiteye giriş için tercih yapacak gençlere ve yakınlarına kolaylıklar dileyerek satırlarımıza son verelim.

Yazar: Prof. Dr. Nihat Erdoğmuş

Kaynak: http://www.zaman.com.tr

Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir