Rehberiniz-Mesleğimiz bizim neyimiz olur?

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest


iyimeslek.com ailesi olarak “Mesleğimiz bizim neyimiz olur?” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Mesleğimiz bizim neyimiz olur?

Umarım bu yıl üniversiteye girecek öğrencilere yardımcı olacak bir soruyla başlıyorumdur.

Mesleğimiz bizim neyimiz olur? Yaşamımızda ne kadar yer tutar? Nedir anlamı bizim için? İnsan olarak bu dünyadaki yerimizin mesleğimizle ne ilgisi var? Mesleğimizin ahlakla ne ilgisi olabilir? Mesleğimizde mi mesleğimizle mi ahlaklı oluruz?

Mesleğimizin anlamını sorgulama yollarından biri de, mesleğimize olan duruşumuzu, tavrımızı saptamaya çabalamak olabilir.

Mesleğimize olan tavırlarımızı en azından dört ayrı öbeğe ayırabiliriz.

İlk tavra ’sevmeme’ tavrı diyelim. Mesleğini istemeye istemeye yapan insanların sayısı hiç de az değildir. Sevmeme tavrının çok farklı bileşenleri vardır. Mesleğine saygı duymama, mesleğini ve bu mesleği yapan biri olarak kendini küçük görme, mesleğinden utanma, yaşanabilecek en ağır ’meslek sevgisizliği’ olsa gerek. Çoğu, sevgisizler, tahammül yoluyla bu olumsuz durumdan kurtulmaya çabalıyorlar; sırtlarında büyük bir yük olarak taşıdıkları mesleklerine katlanmanın bir biçimde yollarını arıyorlar. Şimdi düşünelim: Mesleğine saygısı, sevgisi olmayan birinin meslek ahlakı nasıl olacaktır?

Kimseyi incitmeden, üzmeden, dürüstlükten ayrılmadan, işini yürütmesi için gerekli olan bilgiyle yetinerek sürdürmeye çalıştığı iş yaşamıyla ’kendini sıkarak’, ’zorlayarak’ ahlaklı olunabilir mi? Ahlak özgürlük gerektirir, gönüllülük gerektirir. Hiç kimse zorla ahlaklı olmaz. ’Davranışların’, ahlak açısından eyleme dönüşmesi için, özgürlük, özerklik, ahlaklı olma bilinci, ahlaklı olmaya gönüllülük gerekir. Mesleğini sevmeyenlerin tahammülü, bu tahammül odağında gelişen ’görünüşteki’, ’davranıştaki’ ahlaklılık; bilinç, özgürlük, özerklik, gönüllülük gerektiren ’eylem’lerle yürütülmediği için ancak ’görünüşte ahlaklılık’ olabilir.

Sevmeme, meslek sahibinin tahammülünü zorlayarak, onun işinden sıkılmasına, mesleğinden dolayı acı çekmesine, kendini ezik hissedip yoğun nefret duyguları yaşamasına yol açabilir. Mesleğiyle bu en uçtaki olumsuz ilişki, insanın tüm yaşamını sardığında yaşam çekilmez olur.

Mesleğimize yönelik ikinci tavra ’aldırmama’ tavrı diyebiliriz. Bir ’ekmek kapısı’ bulunmuş, geçim sorunu şu ya da bu biçimde çözülmüştür. Bu aldırmazlar, meslekleri hakkında olumlu ya da olumsuz bir yargıda bulunmaktan kaçınırlar; yargıda bulunmaları için zorlandıklarında ise ’işimizi yapıyoruz işte’ der, geçerler. Mesleklerine karşı bu aldırmazlıkları, işlerinin dışında ilgi alanlarına yönelerek pekiştirilir. ’Mesleğim ayrı’, ’yaşayışım ayrı; ben mesleğim değilim, ben mesleğimden çok farklıyım’ sözleriyle tavırlarını belirgin kılarlar.

Bir diğer tavır, bir yönüyle çağımızın kimi işadamlarında, iş kadınlarında ortaya çıkan ’tutkulu’ tavırdır. Bu tutkulular, mesleklerine ’kör bir hırs’la bağlanırlar; meslekleri yaşamlarının hemen hemen tümünü kaplar; meslekleriyle kendilerini ispat etmek; güçlerini sınamak isterler. Bu kör tutkulu tavırda, zamanın çoğu işte geçmesine karşı, mesleğe kendini ’adama’ söz konusu değildir! Meslek bir araçtır sadece, güç elde edebilmek, gücünü kanıtlayabilmek için.

Sevme tavrı ise olumsuz diye nitelendirebileceğim bu üç tavırdan farklıdır. Sevmenin de ’aşamaları’ var. Bilinçsiz sevme, saygın bir ’sevme’ olmasa gerek! Neden sevdiğinin farkındalığı ahlak açısından önemlidir. Mesleğe saygı duyma, değer verme, mesleğiyle gurur duyma ile birlikte sürer sevgi süreci. Mesleğe kendini adama ile gelişir. Mesleğini seven mesleğinin yaşayışına, yaşama bakışına yakıştığını düşünür. Mesleği sıradan bir memur gibi yapmaz, mesleği onun bakışına sinmiştir. Yaptığı işten keyif alır, bir sanatçı gibi yaşar işini. Mesleği yaşama biçimi olmuştur. Mesleğiyle var olur. Kendini mesleğiyle aşar. Yaratıcılığını mesleğiyle yaşar.

Elbette mesleğini yaşamının odağına yerleştirmiştir. Mesleğimizle olan ilişkimiz, yaşamımızın tümünü kapsamayabilir. Mesleğimize olan sevgimiz, sevgisizliğimiz, tutkumuz, aldırmazlığımız yaşamımızın odağında olabilir, yaşamımızın tümünü kapsayabilir ya da köşesinde durur yaşayışımızın.

İster yaşamımızın hemen hemen tümünü kapsasın isterse bir köşesinde dursun, mesleğimiz ahlak yaşamımızın içindedir. Meslek ahlakı, mesleğimizdeki ahlak olarak anlaşılıyor. Oysa ahlak, salt mesleğimiz içinde kalamaz, mesleğimizle sınırlı olamaz. Meslek ahlakı mesleğimizdeki ahlak değildir; mesleğimizle gerçekleştirdiğimiz ahlak etkinlikleridir. Başka türlü söylersek biz mesleğimizde değil, mesleğimizle ahlaklı oluruz. Mesleğimiz yaşamımızın neresinde durursa dursun, biz insan olarak ahlaklı isek mesleğimizde ahlaklıyızdır.

Yazar: Ahmet İnam

Kaynak: http://www.aksam.com.tr

Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir