Rehberiniz-Memo’nun motivasyon mucizesi!

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “Memo’nun motivasyon mucizesi!” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Memo’nun motivasyon mucizesi!

2 yaşında yakalandığı astımdan annesi Nimet Hanım’ın iksiriyle kurtuldu. Okulun kıymetini bilsin diye 13 yaşında kamyon şoförlüğü ve çaycılık yaptı. Boyu yüzünden futbolu bırakıp basketbola merak saldı; sokakta keşfedildi. Ve yıl 2007, NBA All Star’a seçilerek hem ailesinin hem Türkiye’nin gururu oldu

NBA All Star maçında oynayarak, “dünyanın en iyi 24 oyuncusu” arasında yer bulan ve Türkiye’nin gururu olan Mehmet Okur’u 215 ülke canlı olarak izledi. 2.11’lik bu dev adamın pota altında verdiği mücadeleden daha fazlasını gösterdiği geçmişini, Erdek Ocaklar beldesindeki anne babası anlattı.

Yalova’da 26 Mayıs 1979’da dünyaya gelen Mehmet, adını Bosna Hersek’te imamlık yapan büyük büyük dedesinden aldı. Yıllar sonra sahada vereceği mücadele gücünü ise Ukrayna’daki Nazi istilası sırasında esir alınan ve toplama kamplarında yaşama tutunmaya çalışan, bugün 80 yaşında olan anneannesi Fatma Baştimur’dan…

Nimet – Abdullah Okur çiftinin ikinci çocuğu olan Memo, yaşamla ilk sınavını 1.5 yaşında verdi. Geceleri öksürükten uyuyamayan, geçirdiği nöbetlerde moraran Mehmet’le ilgili kötü haber 2 yaşındayken geldi: Astımdı ve ömür boyu yakasını bırakmayacak hastalık yüzünden her ay bir iğne vurulacaktı.

Annenin sihirli formülü

Dünyası başına yıkılan ev kadını Nimet hanım, kendi mucizesini yaratmak için astım hastalarıyla konuşmaya başladı. Memo’nun yazgısını değiştirecek iksirin formülünü de aynı hastalığı çeken uzaktan bir akrabasından aldı. 50 gram damlasakızını, bir miktar saf zeytinyağına koyacak, sekiz gün bekletecek, dokuzuncu günden itibaren kaşıkla Mehmet’e içirecekti.

Hazırlanan karışım bitene kadar her gün bir tatlı kaşığı Memo’ya yutturuldu. Mucize formül etkisini gösterdi ve Mehmet’in solunumunu engelleyen ne varsa, öksürükle atılmaya başladı. Uykusunda tıkandığı için sabaha kadar Mehmet’i ayağında sallayan Nimet Hanım, iki dakika yatağına uzanarak uyumak için dua ederken, oğlu iyileşince bu günleri kâbus görmüş de uyanmış gibi geride bıraktı.

Mehmet ilkokula başladığında ailesi, ikinci büyük sınavı vermekte olduklarını anlamakta gecikmedi. Mehmet okulu sevmiyordu. Ortaokulda futbola merak sardı. Yalova Acarspor Kulübü’nde “gelecek vaat eden” bir kaleciydi. Derslerle ilgisi yoktu. Belediyede çalışan babası Abdullah Bey, “hayatın gerçekleriyle tanışsın da okulun kıymetini anlasın” diye türlü formüller düşündü. Sonunda kamyonette pazarlamacılık yapan bir akrabasının yanına verilen Mehmet, 13 yaşında kamyonetin şoförü olmuştu. Babanın planı tutmadı, çünkü Mehmet şoförlük kariyerinden çok memnundu.

Bu kez ikinci plan devreye sokuldu. O sıralarda Yalova Adliyesi’nin çay ocağı işini alan Abdullah Bey, Memo’yu da çırak olarak yanına aldı. Memo, küçücük elleriyle hâkim, avukat ve adliye memurlarına çay dağıtıyor, bulaşık yıkıyordu. Ama, Mehmet bu işi de çok sevdi. Hayatın zorlukları, Mehmet’in dersleri daha çok sevmesine yetmedi. Atariye merak saran Memo, okuldan kaçmayı da âdet edindi. Okuldan yollanan uyarı mektuplarını postacıyı takip ederek ailesine ulaşmadan ustaca yok ediyordu.

Bu sırada Mehmet’in hayatında değişen tek şey futboldan soğuması oldu. Çünkü 14 yaşında 1.93 boyuyla kale kendinden küçük kalmaya başlamıştı. Basketbola ilgi duymaya başladı.

O sıralarda TRT, yeni yeni popüler olmaya başlayan NBA maçlarını yayımlıyordu. Televizyondan öğrendiklerini, sokakta uygulamaya çalışan Memo bir basketbol antrenörünün ilgisini çekti. Yaşı 14 olmasına rağmen, ailesi bu konuda Mehmet’i desteklemeye karar verdi.

Profesyonel olarak basketbola Bursa’da Oyak Renault altyapısında başladı. Liseye de burada devam etti. 4 yıl burada oynadı. İkinci ligden birinci lige geçme sevincini aynı kulüpte yaşadı. Ardından transfer olduğu Tofaş’ta da ilk şampiyonluğunu tattı. İki yıl üst üste yaşadığı şampiyonluk sevincinden sonra Efes Pilsen’e geçti. Detroit Pistons ve Utah Jazz transferleri de peşinden geldi…

Transferden anneye 100$

Mehmet Okur, profesyonel basketbola adım atana kadar zorluklarla büyüdü. Ailesi üzülmesin diye zevklerine yönelik maddi hiçbir isteğini dile getirmedi. Anne Okur o günleri, “Babasının tişörtlerini giydirdiğim zamanlar oldu. Çok sıkıntılar çektik. Bizi o yokluk günlerinden, bu varlıklı yaşama kavuşturan Memo oldu” diye anlatıyor.

Mehmet Tofaş’a transfer olunca ailesi de maddi anlamda nefes almaya başladı. İlk kez o yıl annesine 100 dolar verdi. Nimet Hanım da o paranın anısına kendine tektaş bir kolye aldı. Ardından Memo’nun ilk hediyeleri geldi: Çamaşır makinesi, elektrikli süpürge, televizyon ve çamaşır makinesi…

Memo, Tofaş’a başladığında Erdek’te yaşayan ailesine ufak yazlık bir villa aldı. Efes’e geçtiği yıl da anne babasına İstanbul Florya’da kışlık bir ev hediye etti.

Ama en büyük hediyeyi NBA All Star maçında oynayarak tattırdı. 2 yaşında annesinin mucize iksiriyle soluk almaya başlayan küçük Mehmet, büyüyüp Türkiye’nin gururu oldu.

OKUR’UN ANNEANNESİ CANLI TARİH

Nazi kamplarındaki Pavlina, Fatma oldu

Mehmet Okur’un bugün halen hayatta olan 80 yaşındaki anneannesi Fatma Baştimur’un filmlere konu olacak bir hayatı var.

Okur’un anne babasıyla yaşayan Fatma Baştimur, 1927’de Rus kökenli Fedo Olga çiftinin çocukları olarak Ural’da doğdu. Kırgızlar mallarına el koyunca Ukrayna’ya göç ettiler. 4 yaşında babasını kaybeden ve sonradan Fatma adını alacak olan Pavlina, 2. Dünya Savaşı devam ederken annesinin evde olmadığı bir gün 15 yaşındayken Nazilere esir düştü.

Polonya toplama kampına götürülen Pavlina ve yanındakiler çırılçıplak soyulup zehirlenmek üzere bir banyoya sokuldu. Tam gaz açılacaktı ki, bir SS subayı, esirlerin zenginlerin yanına götürülmesi emrini verdi.

Pavlina ve diğerleri Berlin’e götürüldü. İnatçı ve kararlı karakteriyle zenginlere kölelik yapmamakta direndi ve savaş malzemeleri üreten bir fabrikada işçilik yapmaya başladı. Sabahları 100 gram bayat ekmekle güne başlıyor, 12 saat boyunca çalışıyor, gece de bir kepçe yağsız kepek çorbasıyla yetiniyordu. Bir esir olarak her gün dayak yiyor, türlü hakaretler işitiyordu. Yorgunluktan ve açlıktan bitap düştüğü bir gün, motora kurşun yerine parmağını sokunca sol elinin orta parmağının bir kısmını kaybetti.

Nazilerden kaçamadı

Geceleri bir barakada onlarca esirle kalıyor, tek kova kömürle sabaha kadar ısınmaya çalışıyordu.

Ne var ki, bu kötü günleri bile özleyeceğini aklına getirmiyordu. Bir gün Rus askerlere satılmalarına karar verilince, Tamara isimli arkadaşıyla kaçmaya karar verdi. Bir kamyonun arkasına saklanarak, Tamara’yla İtalyan kampına gitmek istedi. Yolda yeniden Rus askerlere yakalandı. Arkadaşıyla bir esir çadırına götürüldüler. Çadırın önündeki nöbetçinin bir kızla uzaklaşmasını fırsat bilen Pavlina ve Tamara yeniden kaçtı. Amaçları Tamara’nın gençlik aşkının yaşadığı İtalya’nın Udina köyüne gidebilmekti. Günler, haftalar sonra Udina’ya ulaştılar. Tamara’nın sevgilisinin evini buldular. Genç, Tamara’yla evlenmek istedi, ama babası karşı çıkınca iki kıza yeniden yol göründü.

Nazilerle kovalamaca tam üç yıl sürdü. Üç yılın sonunda Pavlina, İtalya’da yine bir esir kampında tanıştığı Kafkas Türkü, Dağıstanlı Süleyman Baştimur’a âşık oldu. Savaş bitince de dinini ve adını değiştiren Pavlina, Fatma olarak Baştimur’la evlendi. Tercihlerini Türkiye’den yana kullanan gençler Tuzla’ya yerleştiler. İleride Mehmet Okur’un annesi olacak Nimet’le birlikte dört çocukları oldu.

43 yaşında annesini buldu

15 yaşında ayrıldığı annesini bulmak için aklında kaldığı kadarıyla Ukrayna’daki adrese bir mektup gönderdi. Bu mektup, Pavlina’nın ablasının bir komşusuna ulaştı. Annesi kızının yaşadığını öğrenince heyecandan felç geçirdi. Fatma, çocuklarını babasına emanet edip 1970’te Ukrayna’ya annesinin yanına gitti. Ve annesi 2001’de 88 yaşında ölene kadar ziyaret edip hasret giderdi. Pavlina’nın Fatma olana kadarki yaşamı, Nazilerden kaçışı iki yıl önce TRT’de de belgesel olarak yayımlandı. Fatma Teyze bugün hâlâ savaş filmi izleyemiyor.

Yazar: Ümran Avcı

Kaynak: http://www.milliyet.com.tr

Yer işareti koy permalink.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>