Rehberiniz-Liderlerin bilinçaltında ne var ?

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest


iyimeslek.com ailesi olarak “Liderlerin bilinçaltında ne var ?” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Liderlerin bilinçaltında ne var ?

Bu tür liderlik toplantılarında konuşmacılar genellikle kendi bilinçaltındaki “tutkularını” ortaya koyarlar. Endüstri psikolojisiyle ilgilenen uzmanlar az çok bilirler bu gerçeği. Örneğin Amerika’da kürsüye çıkan bir lider özellikle “irticalen” (doğaçlama) konuşuyorsa psikoanalitik açıdan bazı bastırılmış duyguları açığa vurur. Böylece sonuçta liderin “duyarlık profili” ortaya çıkar.

Zirvede hemen hepsinin doğaçlama konuştuğunu varsayıp örnek olsun diye sadece 5 ünlü isim üzerinde duracağım bu amaçla. Rauf Denktaş ilk dikkatimi çeken lider: KKTC’nin kurucu cumhurbaşkanı “güzel konuşma”yı başa alıyor ve bir liderin “doğru” olması gerektiğini ifadeyle “halktan hiçbir şey gizlenmemesine” vurgu yapıyor.

Pratik bir psikanaliz beni şu yargıya götürüyor hemen: Rauf Denktaş kendi karizmasına biraz yenilmiş ve bazı stratejik hatalar yapmış… Sözlerinde büyük bir nedamet ve serzenişin ipuçları var!

Doğan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Aydın Doğan’ın tecrübelerini aktarması ise geçmiş ile geleceğin tefsiri gibi.

Aydın Doğan, geçmişe baktığında krizleri yönetmenin çok zamanını aldığını, “medya organlarını beğenmeyen”, “yeterince taraf bulmayan” siyasi iktidarların yarattığı krizleri de yönetmek zorunda kaldığını belirtiyor ve ekliyor: “Medyaya giren bilmelidir ki, siyasette çarpışanları memnun etmek mümkün değildir!”

Aydın Doğan, 50 yıllık iş hayatında “cesaretin” her zaman liderlik anlamına gelmediğini de ifade ediyor; “temkin”in gerekliliği üzerinde duruyor. Aklın ve vicdanın önüne geçen “ihtirası” ise “felaket habercisi” gibi değerlendiriyor.

Teşhisim şu: Aydın Doğan son derece samimi ve insanlara inanan hümanist bir mizacı temsil ediyor. Fakat zamanında “tezvirattan” ve “ihanetten” çok çekmiş. Ayrıca müthiş kıskanılmış da… Ama geçen süre onu bir “insan sarrafı” yapmış. Şimdi olgun bir liderin “sezgisel duyarlılığı” içinde…

Dahası, otomotivden gıda endüstrisine hatta turizme kadar uzanan birçok alanda ciddi tecrübeler edinmiş. “Siyasetin dalgalanmalarına, konjonktürel çatışmalara bakmadan ilkesel tavrı sürdürmek” ifadesi ise artık medyayla başlayan olgunluğunun zirve noktası. Zamanın imbiğinden geçen tecrübeleri ona “politikacılarla araya mesafe koyma ihtiyacını” öğretmiş.

Mustafa Koç’un konuşmasında ise ilginç satır araları var: Toplantıda Warren Bennis’in “Leaders: The Strategies for Taking Charge” isimli kitabından alıntıladığı “Liderlik güç kullanmak değil; başkalarını güçlü kılmaktır” ifadesi dikkat çekiyor. Bu aforizmayla Koç Topluluğu’nun bir bakıma anatomisi çıkıyor ortaya. Bugün Koç Topluluğu “lider elitizmi”nin tipik temsilcisi konumunda. Bunu bir olumsuzluk işareti olarak görmüyorum. Tam tersine orada üst düzey herkesin birer fenomenal lider olması yetki devrinin sağlıkla işlediğini gösteriyor. Sonuçta söyleyeceğim şu: Mustafa Koç yetkiyi veriyor ve sonuçları kontrol edip hesap soruyor. Kısacası “modern zamanların” tipik lider tipi…

Bülent Eczacıbaşı ise liderliğin kromozomlarla alakalı olduğunu iddia edenleri haklı çıkarıyor gibi. Rahmetli babasının fikri dünyasını aynı frekansta sürdürmesi bu teorinin ispatı adeta. “Yenilikçilik özel olarak sürdürülmesi gereken bir alan haline geldi” diye konuşurken, Nejat Eczacıbaşı’nın ilkelerini kurumsallaştırıyor.

Bülent Eczacıbaşı’nın ifadelerinden çıkardığım sonuç şu: Liderliği bir bakıma “evrimleştirerek” nesiller boyu devam ettirmekle yükümlü sayıyor kendini. Nesil değişiyor, aileden gelen liderlik ilkeleri değişmiyor!

Hürriyet Gazetesi İcra Kurulu Başkanı Vuslat Doğan Sabancı ise “değişim” “vizyon” ve “sonuç” ifadeleri üzerinde durmuş. Bu sacayağını “ısrar” motivi üzerine oturtuyor. (Bizim kuşak bunu “azim” ve “sebat” olarak değerlendir ki liderliğin önemli sırlarından biridir.) Anlatımı metaforik bir yorumla dillendirmesi ise kendisinin “duygusal” ama “rasyonel düşünen” bir kişilik olduğunu ortaya koyuyor.

Vuslat Doğan Sabancı konuşmasıyla bir anlamda kendi liderlik profilini deşifre ediyor. Muhataplarına karşı “nazik” ama “mesafeli olmanın” erdemine inanmış. Liderlik üslubuna “diplomasi” zenginliğini katması ise bireysel başarısının büyük sırrı.

Kısacası her liderin kendine özgü bir kişilik profili var. Liderler, ancak his dünyaları kadar lider! Dolaysıyla liderliğin teorik tarifi değil, mizacın liderlikle olan ilintisi önemli.

Yazar: Nur Demirok

Kaynak: http://yenibiris.com

Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir