Rehberiniz-‘kriz var diye evde mi oturalım, evde oturunca ekmek gelmez’

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “‘kriz var diye evde mi oturalım, evde oturunca ekmek gelmez'” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
‘kriz var diye evde mi oturalım, evde oturunca ekmek gelmez’

Boyner, “2009 kötü geçecek diye mal almayalım, mağazaları kapatalım, evde mi oturalım? Evde oturunca ekmek gelmez. Teslim olmak yok, sonuna kadar savaşacağız. Kendi işlerimizde matem havası yok. Bizde hiç eleman çıkarmamak için üst yönetim maaşlarını yüzde 10 kıstı. Amaç gemimize su aldırmadan yılı bitirmek” dedi

Boyner, krizi yönetemediğini söylediği hükümetin ise şu andaki tek kaygısının yerel seçimler olduğunu vurguladı. Boyner, “AKP, seçimlerde daha düşük bir oy oranını adeta güvensizlik gibi değerlendiriyor. IMF seçim harcamaları önünde engel. Seçimlerin kamu harcama disiplinini artırma etkisi olacak. Dolayısıyla iktidar mecbur olacağı son dakikaya kadar IMF anlaşmasını geciktirmeye çalışacaktır. Bu da krizi daha az zararla atlatmamızı gün be gün geciktiriyor” diye konuştu

Boyner Holding Murahhas Azası Cem Boyner, krizin etkilerini en aza indirmek için son dakikaya kadar savaşacaklarını söyledi. Kayıtsız şartsız bir dayanışma döneminde olunduğunu kaydeden Boyner, “2009 kötü geçecek diye hiç mal almayalım, mağazaları kapatalım, evde mi oturalım? Evde oturunca ekmek gelmeyecek. Teslim olmak yok bu işte. Sonuna kadar savaşacağız. Amaç gemimize su aldırmadan yılı bitirmek” değerlendirmesini yaptı. Hükümet kanadında ise krizin yönetilemediğini belirten Boyner, hükümetin ise şu andaki tek kaygısının yerel seçimler olduğunu söyledi. Boyner, “IMF seçim harcamaları önünde engel. Dolayısıyla iktidar mecbur olacağı son dakikaya kadar IMF anlaşmasını geciktirmeye çalışacaktır. Bu da krizi daha az zararla atlatmamızı gün be gün geciktiriyor” dedi.

Küresel krizi değerlendirir misiniz?

Bu 2001’e göre çok daha büyük çapta bir kriz, sadece bizim değil, tüm dünyanın krizi. Real kesim güven endeksi şu an 2001 krizinden daha aşağıda. Piyasalar Türkiye’de neden ciddi derecede daraldı diye bakarsak, bunun altında 3 ana faktör var. Birincisi, yurtdışı talebinin azalması dolayısıyla ihracatımızın düşmesi. İkincisi, moralsizlik. Üçüncüsü, finansal piyasalardaki kriz kaynaklı likidite azalması. Dolayısıyla bu krizden çıkmak sadece Türkiye’nin düzelmesi ile olacak şey değil.

Hükümetin kaygısı seçim

Hükümetin aldığı tedbirler sizce yeterli mi?

Şu an yerel seçimler hükümetin yegane kaygısı. Gündemde başka birşey yok. AKP, geçen seçimlerden daha düşük bir oy oranını adeta güvensizlik oyu gibi değerlendiriyor. IMF ise seçim harcamaları önünde engel. Seçimlerin kamu harcama disiplinini artırma etkisi olacak. Dolayısıyla iktidar mecbur olacağı son dakikaya kadar IMF anlaşmasını geciktirmeye çalışacaktır. Bu da krizi daha az zararla atlatmamızı gün be gün geciktiriyor. Oysa ekonomi açısından yılın birinci çeyreğinin harekete geçmek için kritik bir zaman olacağını düşünüyorum. Mesela otomotivde şu an yüzde 60 piyasa daralması yaşıyor. Ama yüzde 60 piyasa daralması, talebin düşmesi anlamına gelmiyor. Bankalar tüketici kredilerini daralttıkları için otomotive talep olduğundan çok daha fazla daralmış görünüyor. Kısacası, bankalar tüketici kredilerinin musluğunu açtıklarında, otomotiv piyasasında talebin hissedildiği kadar düşmeyeceğini görürüz. Güven ve hükümetin krizi nasıl yönettiği çok önemli. Beklenti yaratmak piyasaları olması gerekenden de fazla küçültür, yavaşlatır. Ne yapılacaksa bir hamlede yapılması gerekli. Örneğin, ’Otomotivi canlandırmak için tedbir alınacak’ derseniz, vatandaş bunu yakında ÖTV kaldırılacak şekilde anlar, alacağı varsa da almaz, ÖTV’nin kalkacağını zannetiği zamanı bekler. Şu likidite yokluğunda yurtdışından kredi, para bulanlara kahraman gözüyle bakılmalı. Yurtdışından sağlanan tüm kredilerde stopaj oranını sıfıra indirmeli. Daha sayısız tedbirlerden söz edebiliriz… Ama anahtar kelime bunları konuşmak değil ’şimdi yapmak’.

Kriz gerçek anlamda Türkiye’ye yansıdı mı?

Gereken tedbirler alınmadığı için lüzumundan fazla bile yansıdığını söyleyebilirim bazı noktalarda. Bankalar dünya kadar mevduatın üstünde oturuyorlar ve bunu kredi olarak vermekten çekiniyorlar. Tüketici kredileri, otomotiv ve ev kredileri kesilmeseydi bu iki sektördeki dökülme bu kadar olmayacaktı. Bu kadar olduğu için bir sürü fabrika durdu, inşaatlar durdu ve binlerce kişi işsiz kaldı. Bunlar hepsi birbirine bağlı şeyler. Krizi yönetmekten kastım bu. İyi ya da kötü yönetimden bahsetmiyorum, krizin yönetilmediğini söylüyorum.

Dış yorumlara baktığımızda “2009 çok daha zor bir yıl olacak” deniyor. Türkiye’ye baktığınızda önümüzde yerel seçimler var, IMF ile bir türlü yapılamayan anlaşma var, sizin de dediğiniz gibi yönetilmeyen bir kriz var. Bu şartlar altında 2009 bizim için nasıl bir yıl olacak?

Bizim mücadelemiz 2009’daki fevkalade kötümser kabulü tartışmasız kabulden çıkarmak. Kötü olacaksa mücadele etmekten vaz mı geçeceğiz? Obama geldi. Dünyada moraller mutlaka yükselecek. Finansal piyasalar, borsalar bir miktar onun paketleriyle rahatlayacak. Bu kalıcı olmayacak. Bunun bilancolara yansıması belki 6 ay, 1 yıl sürecek ama. Önümüzdeki ilkbahar-yaz sonbahar ve kıştan çok daha iyi olacak. O kadar kötümser olmak istemiyorum. Küçülme problem. Ekonominin küçülmesinden daha aşırı bir küçülmeye gidersek tedbir almak için büsbütün işin içinden çıkılamayacak bir hale getiririz ekonomiyi. Hepimizin ekmek yemesi lazım. Yemeyerek olmuyor.

Halk seçimle ilgilenmiyor

Herkes bu kadar iyimser değil…

Ben iyimser değilim, savaşçıyım. Son dakikaya kadar mücadele edeceğim. Kendi işlerimizde de matem havası yok. Minimum sayıda eleman çıkarmak, hatta hiç çıkarmamak için üst yönetim maaşlarını yüzde 10 kıstı. Kendileri istedi. Zamlar, primler kalktı. Müthiş bir dayanışma var. Amaç gemimizi su aldırmadan yılı bitirelim. 2009 kötü geçecek diye o zaman hiç mal almayalım, mağazaları kapatalım, evde oturalım. Evde oturunca ekmek gelmeyecek. Ben bunu iyimserlikten çok kayıtsız şartsız bir savaş ve dayanışma zamanı olarak görüyorum. Teslim olmak yok bu işte, sonuna kadar savaşacağız.

IMF ile anlaşma yapılmış olsaydı krizden daha mı az etkilenecektik?

Bugünden daha iyi olacağımız kesin. Hükümetin şunu sorması lazım; seçim için seçim harcamaları mı yoksa ekonominin düzelmesi mi daha çok oy getirir? IMF anlaşması ekonomideki küçülmeyi durduracaksa, finans piyasasını rahatlatacaksa, işsiz sayısını azaltacaksa hükümetin lehine daha çok puan yazılır. Geçen seçimin altına inmemek gibi bir kaygıları var ama halkın gündeminde yerel seçim hiç yok. Herkes evine ekmek götürmenin, işini kaybetmemenin derdinde…

Geçmişteki ağır krizler iktidar değiştirdi… Yine böyle bir risk var mı?

Hükümet bu krizi eninde sonunda iyi yönetmek mecburiyetinde kalacak. Mesele çok geç kalmadan, Türkiye daha fazla küçülüp daha fazla insan işini kaybetmeden, kalıcı hasar bırakmadan yapması.

Vahşi indirimler stokları bitirdi 2009’da erken ve yüksek indirim olmaz

2008’de perakende sektöründe indirimler tabir yerindeyse hiç bitmedi… 2009’da da erken indirimler olacak mı?

2008’de çok stokla yakalandık. Yıllardır arka arkaya devam eden büyümeler sonrası piyasaların çökmesi ile satışlar aniden durdu. Herkes stokta yakalandı. Nihayetinde Kasım’da başlayan yüksek, vahşi indirim politikasıyla stoklar temizlendi. 2009 yılına ağzı yanmış giren sektör, yüzde 40 civarında siparişlerini kıstı ya da iptal etti. Dolayısıyla bu yıl erken ve yüksek indirimler beklememek lazım, çünkü mal olmayacak. Mağazalar sezona çok kısıtlı stokla giriyor. Krizden ötürü yaşadığımız indirim çılgınlığının sürmesini mümkün görmüyorum. Hatta mallar sayılı olacak.

2009’dan umutlu musunuz?

Kriz ve tartışması bıktırdı, yerel seçimler ve Ergenekon seyrinde gidiyor. Ertelenen yaşam, baharın ilk güneşiyle yeniden yaşanmaya başlayacak. Yazın ürünlerin fiyatı zaten ucuzlayacak. Yazın giyinmek için çok daha az para harcıyoruz. Dolayısıyla müşterilerimiz yazın alışverişten daha az çekinecek. Üstelik önümüzde perakendenin en önemli alışveriş zamanları var; sömestre tatili, kayak mevsimi, sevgililer günü, yeni sezon, anneler günü, babalar günü, karne ve mezuniyetler, yaz tatili, yaz düğünleri… Tüm bunları düşünerek umutsuz değiliz kesinlikle. 2008’i 1.2 milyar TL ciroyla kapattık. Krize rağmen bu yıl satışlarımızın yüzde 12 artacağını düşünüyorum.

İşten kimseyi çıkarmayalım diye üst yönetim maaşından % 10 fedakarlık yaptı

Kriz stratejilerimiz neler?

Kriz var korkusuyla çarşafın altına saklanıp sıramızı bekleyecek halimiz yok. Kabul edip beklersen gelip seni vurur, savaşırsan seni geçer, bir sonrakini vurur. Mücadele edeceğiz. Krizde en büyük yanlış donmak, paralize olmak. Sürekli satış düşünüyoruz, müşteriye yararı olmayan giderleri kısıyoruz. Üst yönetim, ücretlerinde gönüllü yüzde 10 azalmaya gitti. Kapanacak mağazalar dışında hiç personel çıkarmamak amaç. Zorunlu olmayan yatırımları tehir ediyoruz. İlerisi için düşündüğümüz yenilikleri devreye sokuyoruz. Böyle zamanlarda markanın DNA’sına sıkı sıkıya tutunmak lazım. Yaratıcılık, yenilikçilik, baş döndürücü servise devam etmek çok önemli. Mağazalara trafik yaratacak fikirler uçuşuyor kafalarımızda.

Reklamı kesecek misiniz?

Aksine artarak devam edeceğiz. Zaman susma zamanı değil. Müşteri ile iletişimi kaybetmemek, hatta artırmak lazım.

OBAMA MORAL OLACAK

Cem Boyner, Obama’nın gelişinin dünya genelinde moral olarak değerlendiriyor ve ekliyor: “Dünyada moraller mutlaka yükselecek. Finansal piyasalar, borsalar onun paketiyle bir miktar rahatlayacak. Çok kötümser olmak istemiyorum.”

Kaynak: http://VATAN

Yer işareti koy permalink.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>