Rehberiniz-Kriz döneminde liderlik !

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest


iyimeslek.com ailesi olarak “Kriz döneminde liderlik !” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Kriz döneminde liderlik !

Ancak değişimle kriz arasındaki temel fark; krizle tetiklenen değişimin çıkış sebebinin, büyüklüğünün, derinliğinin, hızının ve süresinin dış faktörlerce belirleniyor olmasıdır. Yani bu değişime liderler maruz kalırlar, krizin üzerinde kontrol güçleri yoktur. Ama çaresiz de değildirler.

Krizin kendileri, kurumları ve insanları üzerindeki etkisini yönetebilirler çünkü. Tam da bu sebeple kriz zamanlarında liderlik, çok daha büyük önem kazanır. Belirsizlik ve kaygıdan kaynaklanan baskı, liderleri de olumsuz etkiler; normal zamanlarda gösterdikleri becerilerin ortaya çıkmasına engel olabilir.

Bu yüzden liderin böyle sarsıntılı zamanlarda daha güçlü ve dirençli olması gerekir. İnsan, yoğun bir baskıya maruz kalınca korkar; sahip olduklarını kaybetmekten, başarısız olmaktan, emek vererek kazandığı itibarını kaybetmekten… Onun için de her şeyi kişisel almaya başlayabilir ve karar anında ’felç olmuş’ hissedebilir. Umudunu kaybedebilir, işlerin tekrar iyiye gideceğine, düzeleceğine olan inancını yitirebilir. Bu korku hali de yıllarca sürebilir, insanların kendisiyle ilgili düşüncelerine fazlaca odaklanıp uzun vadeli bakmayı unutabilir. Ya da depresif hissedip kendisinin ve çevresindekilerin enerji seviyelerinin düşmesine sebep olabilir.

Praesta İngiltere ofisimizdeki meslektaşlarım, kriz konusunda tecrübeli yöneticiler arasında yaptıkları araştırmadan elde ettikleri bulgulara dayanarak, danışanlarımız için bir öneri dokümanı hazırlamışlar. Şu anki gibi zorlu dönemleri aşmak konusunda üç temel liderlik davranışının öne çıktığını görüyoruz: İlki, doğru bildiğini yapmaya devam etmek ve kendine karşı dürüst olmak. Elbette böyle zamanlarda mesele zaten neyin doğru olduğunu bulabilmek

ama tecrübe, liderin sezgisini de bu sürece katması gerektiğini söylüyor.

Alınması gereken pek çok rahatsız edici karar varken bu konuda harekete geçebilmek, doğru karar aldığı yolunda çevrenin güvenini kazanmak ve hatta onlardan destek almak ancak kararlarını inançla ve rahatlıkla savunabilmekten geçiyor. Kurum için doğru olan ne? Bizimle çalışanlar için doğru ne? Bir lider olarak benim için doğru ne? İşin özü, bu soruların dinamik dengesini yakalayabilmek. Ancak kriz dönemleri liderleri, duygusal açıdan yorabiliyor. Kızgınlık, pişmanlık, kaygı, korku, hayal kırıklığı, tükenmişlik gibi güçlü duygular liderin karar mekanizması için zararlı olabiliyor. O zaman da liderin kendine karşı dürüst olması, başaramama ihtimalini göz ardı etmemesi ve gerçekle bağlantısını koparmayıp nerede duracağını iyi belirlemesi gerekiyor.

İkinci etkili liderlik davranışı, zorluklarla mücadele edebilmek. Her gün yeni bir zorluğun liderin gündemine düştüğü bu belirsiz ortamda, büyük tehlikelerden biri de ’büyük resmi’ görememek. Bu yüzden de liderin ’perspektif sahibi’ olması gerekiyor. Aksi takdirde belirsizlik ortamı içinde zorlukları çerçeveleyecek, referans oluşturacak bir bağlam kalmıyor. Perspektif sahibi olmak, lideri bu tehlikeden korumada etkili. Ancak perspektif oluşturabilmek için önce sağlam veri toplamak, analiz etmek, sonra da sonuçtan etkilenecek insanların görüşlerini alarak kararlarını gözden geçirebilecekleri bir alanla güvendikleri birinin yardımı gerekli. Öncelikleri doğru belirlemek, doğru ekibin desteğiyle mücadele etmek, orduyu en önden yöneterek görünen bir lider haline gelmek ’güçlendirici’ davranış ve tutumlar.

Üçüncü önemli nokta ise liderin kendisine iyi bakması. “Sağlam kafa, sağlam vücutta bulunur” sözünden yola çıkarak ciddi fiziksel, zihinsel ve duygusal mücadele veren liderin, bu üç alandaki sağlığına dikkat etmesi gerektiğini ifade edebiliriz. Zor dönemler; egzersiz yapma seviyesinin azaldığı, yeme – içmenin arttığı, stresin vücudumuzda çeşitli hasarlar bıraktığı zamanlardır. Aynı şekilde duygusal olarak da, güçlü negatif duyguların sıklıkla hissedildiği bir zaman dilimi bu. Bunlara dikkat etmeyen liderlerin, mücadelede güçlü kalması çok zor. Bu yüzden de iyi bir kişisel bakım lüks değil, işin şartı. Tüm bu yorucu ve zorlayıcı faktörlere rağmen fiziksel, zihinsel ve duygusal olarak sağlam kalmayı başaran liderler elbette krizden tecrübeleri derinleşmiş, kendilerine güvenleri artmış ve güçlenmiş olarak çıkacaklar. Ne de olsa “Öldürmeyen her şey güçlendirir” demiş Nietzsche.

Yazar: Hande Yaşargil Ateşağaoğlu

Kaynak: http://Sabah

Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir