Rehberiniz-Köşe yazarlığı ekonomisi!

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “Köşe yazarlığı ekonomisi!” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Köşe yazarlığı ekonomisi!

KÖŞE YAZARLIĞI EKONOMİSİ!

SELAHATTİN DUMAN

VATAN

Vatan Kitap ekimizin paşası Kürşad Bey odama resmi bir ziyaret için geldiğinde tefekkür halindeydim..

Hangi mevzuya dalmıştım bilmiyorum.. “Ne olacak bu memleketin hali?” veya “Ne olacak bu Fener”in hali?” sorularından birine takılmış olabilirim..

Odama girdiğini görür görmez toparlanıp, ellerimi çenemin altına koydum ki aklına “Aylak yazar bilmem nesini tartarmış..” meseli gelmesin.. Ziyareti bir dakikadan kısa sürdü.. “Abi, yazıyı en geç yarın akşama kadar alalım..” tebligatını yapıp gitti..

***

Alalım.. dediği yazı yönettiği ek için.. “Bu hafta şunu yazarım, bunu yazarım..” kitap tırtıklıyor, topladıklarımızı geri vermiyoruz.. Yazma derdimiz bu ganimetin hatırına..

Hesaba kitaba vursan dünyanın en ucuz yazarı oluyorsun.. Neredeyse “Bir köşe yazısı sipariş edene yazardan üç tane de mani..” diye ilân

vereceğiz..

Altına da “Hem de dudak değdirtmez köşeli manilerden..” notu düşeceğiz..

Bedava yemek

Hasan Cemal dahi hallerimize bakıp kendince durum tesbiti yapmış.. Geçenlerde Güneydoğu”ya gitmiş.. Orada yörenin ileri gelenleri ile konuşuyor..

Bu ağır ağır soruyor, adamlar cevap veriyor.. Konuşma temposunu hesaplarsanız daha en az bir ay orada demektir.. Yazık! Karısı Ayşe Hanım mağdur olacak..

Her neyse.. Bizim Hasan Cemal röportaj maksadıyla gittiği yerde belli ki keyfi yerinde.. Kürtlerin siyasette, ağalıkta ileri gelen kimi varsa, her akşam birinin sofrasında..

Aslında güzel de yemek yer.. Yemesi konuşmasına benzemez.. Zaten konuştuğu gibi yese acından ölürdü..

Ahmet Türk”ün evinde aklına ben gelmişim.. Sinilerin üzerindeki pilava löp löp konmuş kuzu etlerine bakmış.. Buzlu hoşafa bakmış.. Böreklere bakmış..

Keşke Selâhattin kardeşim de burada olsaydı.. demiş..

***

Bu temennide saklı gerçek şu:

Keşke onu da buralara getirseydim.. Bu sofralara oturup doyursaydım.. Yeseydi, içseydi.. Yüzüne renk gelseydi..

Bunları içinden geçirmediği gazetedeki yazısından belli.. Hem yazının içine koymuş hem de sofranın halini gösteren fotoğrafın altına yazdırmış.. Yazıyı çocuklar gösterdi, ben de gazeteyi alıp sakladım..

Fırsat bulduğumda Zafer Mutlu”ya göstereceğim.. “Al bak!” diyeceğim..

Memleketin en fukara yöresi diye bilinen bir yerde kurulmuş sofrada hangi gazetenin yönetim kurulu başkanının adı geçiyor..

İnsani yardım

Sonunda kitap korsanı olup, kendi arkadaşlarımızı soymaya kalkışmamız bundandır.. Durumumuz çoktan türkü olmuş.. Milletin de kulağına gitmiş ki gayrete geldiler..

Özellikle de Hasan Cemal”in “Ah keşkem..” hayıflanmasından sonra yiyecek yardımı gelmeye başladı..

Piyale gurubu “Hediyemizdir..” diye bir koli makarna yolladılar.. Apikoğlu da “Bir tadına bakın, beğenecek misiniz acaba?” diye sucuk yollamış..

Bizim Seçil bile bir torba kabuklu fıstık getirip masama bıraktı.. Bu gidişle gazetenin çatısına adam dikeceğim.. Paraşütle atılan koli neyim var mı baksınlar..

***

Yiyecek içecek yardımı içinde sadece Fırat Gönenç”in gönderdiği “Jack Daniel”s” marka viskiyi anlamadım..

Ya yedikleri kuru kuru gitmesin diye yolladı yahut beni 1907 Derneği”ne üye yapmak istediğinden böyle bir jest yaptı.. Beni Fener stadında locada görmüştü.. Zahir Fenerli sandı. Üyelik formunu yollaması ihtimal bundandır..

Üye olmasına olurum da.. Girişte iki bin dolar istiyorlar, yıllık aidat salması da beş yüz dolar..

Biz iki yüz dolara takım değiştiriyoruz.. O paralara çek senet işi bile yaparız.. Bir dahaki görüşmemde durumu sorup anlayacağım.. O da bilsin.. Biz kitap yağmalama işine “hobi” olarak girmedik..

İstediğini seç..

Aslında bu iş bile kesatlaştı.. Üç beş bedava kitabın hatırına yazıyoruz, demiştim ya! O kitaplar da değse bari.. Kürşad Oğuz bizden de kurnaz çıktı.. İlk iki haftada çözdü olayı..

Kitap seçimimize baktı.. Geri dönmeyişini hesapladı.. Tedbir düşündü, çaresini buldu..

Şimdi ben “Bu hafta ne yazacağım? Sende birşey var mı?” dediğimde alıp aşağı kattaki odasına götürüyor..

En sağda bir dolabı var.. Eski tel dolapları gibi.. Tek farkı kapağında tel olmaması.. Onu açıyor.. İçi silme kitap.. “Buradan seç abi..” diyor.. Dolabın içi uyduruk kaydırık kitaplarla dolu.. Çoğu da aşk üzerine.. “Git kendini sevdirmeden..” edebiyatı..

***

Büyüme sakın küçük kız.. / Ispanak yeseydin aşkımız demir gibi olurdu.. / Sen git aşk bana kalsın.. / Titreşimli aşk türkülerini söyleyebilseydin.. / O kız çorbama düşse..

Kitapların isimleri böyle..

Bunları kim yazar, kim okur ayrı bir yazı konusudur.. Ancak ticari acıdan “ikinci el pazarında” zayıf kalıyorlar..

Kürşad Bey istesem hepsini bedava verip temizlik maliyetinden kurtulacak..

Anladım ki iyi kitapları, bana kaptırmak istemediklerini başka bir yerde saklıyor.. Bir zulası var ama.. Çalıştığı katta olamaz.. Zulasını patlatmak biraz zaman alacak..

Zaten patlatamazsak bu işi bırakıp başka bir sektöre kayacağız.. Bu hafta İclâl”in Gülümse dergisine de yazı vermeye başladım.. Orada da yemek tarifleri yapıyorum..

Okuyucu yerse..

En azından gıda sektörüne hareketlilik getiririz.. Esnafı heyecanlandırırız.. Oradan soğan gelir, öbür taraftan patates.. Geçinip gideriz işte..

Bu köşe yazarlığının sonu yok..

Yer işareti koy permalink.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>