Rehberiniz-Korkaktan yönetici olmaz!

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “Korkaktan yönetici olmaz!” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Korkaktan yönetici olmaz!

Her şeyin bir istisnası olur, işte karşınızda duruyor: Müşerref İlpars. BMW, Land Rover ve Mini bu ülkede ondan soruluyor. Son derece esprili, hatta muzip. Güzel otomobiller kullanıyor, otomobilleri seviyor.

Otomotiv sektörüne ne münasebetle girdiniz?

– Tesadüfen. Önce traktör ve kamyon satan bir firmaya girdim. Ben meraklı bir tipim, her şey nasıl çalışır merak ederim. O şirkette, vakit buldukça traktörlerin altına yatardım, “Bu nasıl çalışıyor?” diye bakmaya.

Hiç mi “Benim burada ne işim var? Bu erkeklere ait bir dünya” diye düşünmediniz?



Peki normal midir, bir kadının “bu traktör nasıl çalışıyor” diye merak etmesi?



Yani çalıştığınız şirketin ortasında ayakta dikiliyorsunuz ve içinizden “Ben bir gün buranın CEO’su olacağım!” filan mı diyorsunuz?



Hedefinize ulaşmak için kendinize ne kadar zaman veriyorsunuz?

– Zaman koymaya karşıyım. Mesela bugünün gençleri, her şey hemen olsun istiyorlar. Hata. Benim hedef koymam şöyleydi: “Bu işi o kadar iyi yapacağım ki, benden daha iyisini bulamayacaklar ve sen yapar mısın?” diyecekler. Hep böyle hedefler koydum ve onları

Peki mesela hedef koymadan geçen bir zamanınız yok mu?



Hiç mi şurada, boş boş oturayım, ellerimi kafamın arkasına koyup uzanayım demediniz…



İki çocuğunuz var… Hiç zorlanmadınız mı?

– Hayır. Bütün mesele dengede. İyi kurarsanız dengeleri, her şey birden olabiliyor. Ama tabii ben şanslıydım, eşim de bana çok yardımcı oldu. Mükemmel bir eşim vardı. Dört yıl oldu vefat edeli. Bana, benden daha çok inandı. Onu kaybettiğimde altı ay çok k

Ama, Şimdi düğmeye basıyorum, artık mutsuz olmayacağım, demekle de olmaz ki bu iş…



Eşinizle kaç yıldır beraberdiniz?

– 33. Ve çok severek evlendik, yaşadık. Ama o öldü. Herkesin başına gelen bir şey. Benim de geldi. Bununla yaşamayı öğrenmem gerekiyordu. Kendimi yeni bir hayata, onsuz bir hayata hazırlamam gerekiyordu. Hazırladım. İşte ben buna inanıyorum: Kendimizi bir

Kim bilir belki yeniden aşık olursunuz…



Kocanızın ölme sebebi neydi?



Bu, iyi bir şey mi?



Ama bu da bir şeklide hastalığı reddetmek, yok saymak değil mi…



Ben de ölseydim onunla dediniz mi?

– Hayır, demedim. Benim çocuklarım var. Benim işim var. Hayat, her şeye rağmen güzel!

MOTİVASYONA VE STRESE İNANMAM

Ben motivasyon lafını sevmem. İnsan kendi kendini motive eder, başkasından bir şey beklememeli. O zaman kendinizle ilgili kararı ve kaderi, bir başkasına bırakmış oluyorsunuz. Ben strese de inanmam. Daha doğrusu, stresi bir problem olarak görürüm. 5-10 tane çözümü vardır. Bir tanesini seçersin, çözersin ve ilerlersin. Hiçbir şeyi dert edip büyütmemek gerekiyor, çünkü o zaman metabolizmaya zarar veriyoruz…

Otomotiv sektöründe 20 yılda neler değişti?

Çok şey. Eskiden Avrupa ile Türkiye arasındaki fark inanılmazdı. Şimdi bazı bakımlardan biz öndeyiz. Örnek oluyoruz. Mesela fuarlar. Bugün bizim fuarlar yurtdışı ile yarışıyor. Bir de, 15 sene önce satıştaki tek kadındım. Türkiye’de değil, dünyada. Şimdi sektörde çok kadın var. Bizim şirkette de dolu…

KADIN OLMAM AVANTAJDI

Otomotiv sektöründe önünüze çıkan, size çelme takmak isteyen erkekler olmadı mı?



Ne mesela?

– Mesela, bizim müthiş bir duygusal zekamız var. Erkeklerin duygusal zekasından daha baskın bizimki. Bir de ben şuna inanırım: Eğer çalışma hayatı, “erkeklerin dünyası” diye kabul ediliyorsa, siz de o dünyada olmak istiyorsanız, ona ayak uyduracaksınız, b

Otomotiv sektöründe en üst düzeydeki kadın olmaktan gurur duyuyor musunuz?

– “Otomotiv sektöründeki kadınlar arasındaki en başarılısı” filan dendiği zaman hiç hoşlanmıyorum. Ayrımcılık gibi geliyor. Kadın ve erkeğin çalışma hayatında bir farkı yok. Özellikle yöneticiyse. Tam tersine, kadınlar daha avantajlılar, daha kolay empati

Peki bu cangılda insan istemese de erkekleşmiyor mu?



En son ne zaman etek giydiniz?



NELER ÖĞRENDİM?

4 Eski bir genel müdürüm vardı, çok sert biriydi, yürürken hepimiz kaçacak yer arardık. Fakat birinci sırayı, çalışanına verirdi. Çok önem verirdi personelle ilişkiye. Bir personeli onunla görüşmek istediği zaman, sekreterine söylerdi. Odaya girdiğiniz zaman, sizi kapıda karşılardı, çikolata ikram ederdi, hemen oturtur, çoluğunuzu çocuğunuzu sorardı ve siz birden o size çok uzak olan insanın, kişiliğiyle size ne kadar yaklaştığını görürdünüz. Ben de birlikte çalıştığım arkadaşlarıma böyle davranmaya çalışan bir yöneticiyim.

Bir başka yöneticim, çok kolay karar verirdi. Tereddüt etmeden karar vermeyi de ondan öğrendim. Verdiğin karardan korkmayacaksın. Herkes hata yapabilir. Aksi mümkün değil. Sorumluluğunu alacaksın, imzayı atacaksın. Korkarak, yöneticilik yapılmaz.

Kızımdan da giyinmeyi öğrendim. Renk uyumu, kıyafet kombinasyonu filan. Bir eski resimlerime bakıyorum, bir şimdikilere… Kendimi şimdi daha çok beğeniyorum. Kızıma teşekkür borçluyum.

Yazar: Röportaj:Ayşe Arman

Kaynak: http://www.hurriyet.com.tr

Yer işareti koy permalink.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>