Rehberiniz-Konsept bir başarı öyküsü

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “Konsept bir başarı öyküsü” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Konsept bir başarı öyküsü

Bir daha yap deseler yapamam

Fethi Şimşek, Doğa markasını nasıl yarattığını, nasıl bir model oluşturduğunu detaylarıyla anlattı…

Fethi şimşek, son dönemde eğitim sektörünün en dikkat çeken girişimcilerinden biri. Sektörde yarattığı ilklerle dikkat çekiyor. İlk defa yerleşmiş ekollerin dışında bir konsept yaratması, şubeleşmenin önünü açması, farklı pazarlama yöntemleri ve sektörde ilk kez bir anlamda yapısını değiştirmiş bir isim. Fethi Şimşek, Doğa markasını yaratmasını demokratik bakış açısı ve özgür yönetime bağlıyor. Bu çerçeveyi kendisinin belirlemediğini, ilk sistemi oturttuktan sonra işletmenin kendiliğinden geliştiğini söylüyor. Doğa markasının yaratılmasıyla ilgili ise açık yüreklilikle “Bir daha yap deseler yapamam” şeklinde konuşuyor. Türk eğitim sektörünün önde gelen girişimcilerinden Fethi Şimşek, Doğa markasını nasıl yarattığını, nasıl bir model oluşturduğunu detaylarıyla anlattı…

Beykoz her şeyi değiştirdi

“Aslında ben özel okul sektörüne girmeyi hiç düşünmüyordum. Çünkü bu sektörde haksız rekabet vardı. Hala da aynı şekilde düşünüyorum. Devlet, eğitim hizmetini ücretsiz veriyor. Üstelik bu hizmet yükünü üstlenen girişimcilere de bir avantaj sağlamıyor. Ancak Beykoz’daki okul o kadar büyüleyiciydi ki 1 saat içinde benim bütün düşüncem değişti. Beykoz, hiç olmayan bir eğitim modelinin oluşabileceğini gösterdi bana. Ekolojik önceliği olan, ekolojik değerlere önem veren, doğanın içinde yetişmiş insanlara yönelik bir eğitim modeli sunabileceğimizi düşündüm. Bu işte çok önemli bir takım çalışması var. Doğa Koleji, gerçekten demokratik şekilde yönetiliyor. Düşünce üretimine çok açık bir sistem kurduk. Bu açık sistem başladığımız günden bugüne var. Yönetimle ayda bir toplantı yapıyorum. Her toplantıda bakıyorum 1 ay önce bıraktığım Doğa Koleji tamamen değişmiş. Ben bunun oluşması için başından beri çalışıyorum. Herkese işletmenin saat başı güncellenmesi gerektiğini söyledim. Bir işletmenin statik durma lüksü yoktur. Borsadaki pariteler nasıl saat başı değişiyorsa işletme de aynı şekilde değişmelidir.

Özgürlük başarı getirdi

Bir işletmede özgür bir ortam oluşturmak da son derece önemli. Bizde kapalı kapılar yok. Bütün paydaşlarımızdan bilgi topluyoruz. Bu sayede de Doğa Koleji çok ciddi değer üretiyor. Organizasyon içinde de yatay yapılanmayı benimsemiş durumdayız. Herkesin görev ve sorumluluğu bellidir. Bunları çok iyi anlar ve uygularlar. Bu çerçevenin mimarı direkt benim diyemem. Zaten doğru işletmelerde çerçeveyi çizen patron olmamalı. Özgürlük ortamında işletmenin çerçevesi gizli bir el tarafından oluşturulur. Üretimin aidiyeti bile bu ortamlarda şaşabilir. Yanlış anlaşılmasın. Ben bunu kolektiflik anlamında söylemiyorum. Ben bireyselliğe inanıyorum. Sonuçta bireysel olmayan karar etkin değildir. Ben sadece herkesten açık şekilde bilgi gelmesini sağlıyorum. O bilgileri süzüyor ve karar alıyorum. Burada anahtar kural, kimsenin kimseye engel olmamasıdır.

Hedefler belli

Doğa Koleji, satış ve pazarlama etkinlikleriyle de ilklere imza attı. Sponsorluklar, telepazarlama gibi kavramları ilk biz yaptık. Bunun da arkasında satış ve pazarlama departmanını özgür bırakmak var. Sonuçta pazarlama departmanı karar alırken eğitim departmanıyla ortak karar alamaz. Onların önceliği

başkadır, pazarlamanın başka… Bizim yapımızda herkes, kendi sorununu çözmek için kendi yöntemini bulmak için çalışır. Bir de hedefler bellidir. Örneğin

genel müdürümüzün önünde bu yıl 10 bin öğrenci bulacağım hedefi vardır. Nasıl bulacağına kendi karar verir. Eğitim departmanı, bu 10 bin yeni öğrenciyi nasıl eğiteceğiyle ilgilenir. İK departmanı, bu 10 bin öğrenciye eğitim verecek kadroları oluşturur.

Kurum egomuz yüksek

Belli bir aşamadan sonra marka size her şeyi söylüyor. Doğa markası artık kendisine neyin yakışıp yakışmadığını bütün organizasyona anlatır hale geldi. Zaten marka olmanın anlamı da bu… Biz hiçbirimiz burnumuzun dikine gitmedik. “Ölümüne doğrularımız için mücadele ederiz” demedik. Bizim için işletmenin doğruları var. Onlara köle oluruz. Bugün birçok yönetici ve patron kendi doğrusu için mücadele ediyor. Tabii bunun kişilik yapınıza da uygun olması lazım. Yüksek egolu olan bir iş insanından bunu bekleyemezsiniz. Bu, tamamen kendimize ait bir sistemdir, kopya değildir. Doğa Koleji hiçbir zaman rakipleri ne yapıyor diye bakmadı. Onlardan daha iyisini yapalım gibi bir düşüncemiz hiç olmadı. Bugüne dek biz kendi doğrularımızı belirledik ve onu takip ettik. Biz, “Dünyanın en büyüğü olacağız”

diyoruz. Bu nedenle kimseyi örnek almamıza gerek yok. Kişisel egomuz çok düşüktür, ancak kurum egomuz epey yüksek. Doğa Koleji, dünyanın en büyük kolej

zinciridir. Sayısal değerlerimiz şu anda o konuma gelmedi, ancak gelecek. Bizim 120 öğrencimiz varken de en büyüğün Doğa olduğuna inanıyorduk.

Büyümeyi zorlamadık

2004’ten sonra büyümemiz çok hızlı oldu. Ancak biz büyümeyi hiçbir zaman zorlamadık. O yıl bir ivme yakaladık. O dönemde özel okulların hepsi sıkıntıdaydı. Biz 10’larca okulu bünyemize kattık. Yayılmamız oldukça doğal oldu. Önümüzdeki süreçleri doğru yönettik, fırsatları iyi gördük sadece. Yine de daha iyi görebilirdik diye de düşünüyorum. Kendiliğinden gelişen büyümenin önünü tıkamadık. Bizim en büyük başarımız, ne yaptığımız değil, neye engel olmadığımızdır. Çünkü genellikle engel olunur. İşletme bunu istedi, talep geldi, biz de zincir haline geldik. Türkiye’de eğitim sektöründe bu da bir ilktir. İşletme içindeki ekibiniz çok iyi olursa büyüme kendiliğinden geliyor zaten. Mesela Beykoz hayatta kâr etmez deniyordu. Biz ise 2’nci yılımızda kâra geçtik. Okulculuğun paradigması farklıydı. 3’üncü yılda belki kâr ediliyordu. Biz bu başarının ardından her okulumuza, açıldığı ilk yılda kâr etme hedefi koyduk. Bugüne kadar da bunu uygulamayı başardık. Tüm bunları bir daha yap deseler ben de yapamayabilirim, bilmiyorum açıkçası. Bu yıl okul sayısı olarak yüzde 100 büyüme kaydettik. Önümüzdeki yıl da hedefimiz yüzde 100 büyüme yönünde.”

EĞİTİMDE İLK FİNANSAL HAREKET

Eğitim sektöründe ilk finansal hareketi de Doğa başlattı. Okul işletmeciliğinin ekonomik bir değer ifade edebileceği kimsenin aklına gelmemişti. Benim kafamda ise bu hep vardı. Diğer tüm süreçlerde işletme beni sürükledi, ancak Turkven’le ortaklığın mimarı benim. Benim öngörüme göre bir sektörü seviyorsanız, gelişmesini istiyorsanız, bu sektöre mutlaka bir finansal hareket katmanız lazım. Benim ilk düşündüğüm borsaya açılmaktı. Sonra Doğa Koleji, amatör ortaklıklar denedi. En sonunda da çok doğru bir ortak bulduk ve çok hızlı bir karar süreci geçirerek Turkven’le ortaklık kurduk.

İLK ZİNCİRLEŞEN BİZ OLDUK

2000’li yıllarda sektörde 2’nci şube açılmaz diye bir önyargı vardı. Zaten bunun da örneği yoktu. İlk şubeleşme cesaretini biz gösterdik. Sektörle iletişim halinde olsaydık biz de belki bu etkinin altında kalabilirdik. Ancak bu yönde bir ihtiyaç olduğunu da gördük. Biz bir Türk ekolü olarak çıktık. Eğitimde belirli ekoller vardır. Çerçeve oturmuştur ve tabu halindedir, değiştirilmez. Samimi söylüyorum ekol olarak gördüğümüz birçok okulun sistemi güncel değil. 50 yıllık sistemleri uyguluyorlar. Bunun rekabet etme şansı yok. Değişime direnerek eğitimi ileri götüremeyiz. Biz tabuları yıktık.

Yazar: Şeyma Öncel Bayıksel

Kaynak: http://www.capital.com.tr

Yer işareti koy permalink.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>