Rehberiniz-Kişisel özgürlüğe götüren yedi yol

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “Kişisel özgürlüğe götüren yedi yol” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Kişisel özgürlüğe götüren yedi yol

KİŞİSEL ÖZGÜRLÜĞE GÖTÜREN YEDİ YOL

Vance Packord’dan

Hür bir cemiyette yaşayan insanlar olarak aslında hepimiz hürüz. Fakat bazılarımız ötekilerden daha hürdür. Siz kendinizi nasıl buluyorsunuz? Kendinizi istediğiniz şekilde bir hayat sürecek kadar hür sayıyor musunuz? Yoksa çok defa kendinizi baskı altında kalmış, akıntıya kapılmış, hayal kırıklığına uğramış bir insan mı hissedersiniz? Ömrünüzün oldukça büyük bir süresini istemediğiniz şeyleri yapmakla mı geçirmek zorunda kaldınız? Şu anda olduğunuzdan daha canlı, daha tesirli bir şahsiyet olmak özlemini duyuyor musunuz?

Eğer böyle bir hissin etkisi altında iseniz, emin olun ki yalnız değilsiniz. Çoğumuz büyük topluluklar içinde oturdukça ve oldukça büyük teşkilatlarda çalıştıkça hayatımızda bir sıkışıklık, bir baskı hissederiz. Kişisel özgürlüğü tehdit eden baskıları incelerken, yüksek makam piramitlerine tırmanmak, sosyal bir mevki kazanmak için beğenmediğimiz şeyleri kabul etmek zorunda kaldığımızı, kendi fikirlerimizi gittikçe daha fazla feda ettiğimizi ve kişisel hayatımızın gizlilikleri içerisinde müdahale teşebbüsleriyle karşı karşıya kaldığımızı anlar gibi oldum. Birçok kimse bana, “cemiyetimizde özgürlüğü muhafaza edebilmek için ne yapabiliriz?”diye sordular.

Biz bir fert olarak ancak adam yerine sayılan şahısların sahip olduğu her türlü hakka sahip çıkacak kadar serbest, bağımsız güçlü ve etkili olduğumuz zaman gerçekten hürüz. Bu aynı zamanda hayattan memnun olmamızın yoludur, zira sorumlulukla beraber hürriyet şahsî mutluluğun biricik sağlam temelidir.

Öyleyse her birimiz şahsî hürriyetimizi kuvvetlendirmek için ne yapabiliriz?

İşte burada üzerinde düşünmemiz için yedi hareket tarzı gösterilmiştir.

1.Para toplayın.

İçimizden birçokları para toplamayı ihtiyarlık için bir güvence sayarlar. Halbuki bunun daha önemli bir fonksiyonu bağımsızlığımızı kuvvetlendirmektir. Birkaç ay işsiz kalmayı göz önüne almayan bir şahıs hiçbir zaman bir işten çıkmayı beceremez, bu onda bir nefes darlığı ve suçluluk hissi uyandırır.

Bu nefes darlığı ve suçluluk hissi bir gün bir matbaacılık şirketinin satış müdürünü yakaladı. İyi bir ücret alıyordu, fakat müthiş bir baş ağrısına tutulmuştu. O çoğu siparişlerini, gizli bir şekilde firmanın verdiği komisyonları bekleyen satın alma memurlarından alıyordu. Bu da onu fazlasıyla üzüyordu. Baş ağrılarının sebebi de buydu. Gelirini idare eden karısı ona bu işi bırakmasını tavsiye etti. O ise katiyen yanaşmıyor, “ne yapabilirim ki”, diyordu. Karısı tasarruflarını devlet tahvillerine yatırdığını, ayrıca bankada da bir hesapları olduğunu ve bunların, yeni bir işe başlamak için onlara bir sene kadar bir zaman yeteceğini söyleyerek onu ikna etti.

Başka bir şehre göç ettiler. Orada kendi imkânları ile ev eşyası satan bir mağaza açtılar. Onunla konuştuğum zaman yüzü gülüyordu, “karımın tasarrufu sayesinde son senelerde bir kere bile başım ağrımadı”, dedi.

Bunun aksine olarak bir yüksek idareci bir gün bana aldığı 25.000 dolarla ailesinin geçinemediğini söylemişti. Çünkü o emrindeki memurların ondan muayyen bir hayat seviyesi içinde yaşamasını beklediklerine inanıyordu. Gerçek şudur ki fakirlik hattının üstünde olan her aile biraz tutumlu ise ve iyi bir hayat sürme hakkındaki düşünceleri fazla materyalist değilse, biraz para biriktirebilir.

Mali durumları pek iyi olmayan bir aile tanırım, koca günde iki paket, karısı ve on sekiz yaşındaki oğlu da birer paket sigara içerlerdi. Bir gece konuşurken bana para sıkıntısından bahsetti, ben de gelirinin önemli bir kısmının sigaraya gittiğini söyledim. Bu, senede 500 küsur dolar demekti, ki bu da Amerika’da ortalama bir ailenin senede topladığı paraya eşitti. Bu bankaya konduğu takdirde 10 senede 10.000 doları bulacak bir para demekti ki, bu, 12 sene daha ödemek zorunda olduklarını banka yapı kredisinden de fazla idi.

2.Eğitim ve becerilerinizi geliştirin.

Şahsi hürriyet, eğitim ve edinilen beceriler sayesinde genişletilebilir. Çünkü böylece insan mesleki imkânlardan daha geniş ölçüde faydalanabilir. Bilgi elle tutulabilen bir servettir, hattâ çok defa işimizin en önemli aletidir. Piyasada geçen bilgileriniz ne kadar fazla ise, o kadar hürsünüz demektir. Çünkü bu altın bileziğini kimse kolunuzdan çıkaramaz. Bu kafanızda taşıdığınız bir alettir.

Sizin olan bu ehliyeti, eskimesi hariç, kimse elinizden alamaz. Eğer bugünün dünyasında kendi sahamızda gelişen yeni bilgilere ayak uydurabilirsek kendimizi ehliyetli ve hür sayabiliriz. Gelecek senelerde devamlı eğitimin önemi hakkında çok şeyler işiteceğiz. Meselâ başarılı bir elektrik mühendisi olan bir dostum her hafta birkaç gecesini teknik üniversitede geçirir. Büyük bir hızla değişen bu alanda en yeni bilgileri edinmek için her sene üniversite kurslarının yüzde onunu devamlı olarak yeniler.

3.Şerefinizi temiz tutun.

Hür kalabilmek için şahsî zaaflarınızı azaltmalısınız, çünkü onlar bir gün sizi en nazik yerinizden yaralayabilirler. Doğru ve dürüst bir adamın hakikati söylemeye başkalarından daha fazla cesaret edeceği, bugün de değişmeyen bir gerçektir.

Bugünün dünyasında evvelce yaptığımız akılsız ve delicesine hareketlerin bize dünden daha fazla zararı dokunabilir. Her tarafta tutulan sicil ve kayıt dosyaları geçmişteki delice hareket veya düşüncesizliklerin bir daha hiçbir surette unutulmamasını sağlarlar.

Geçenlerde Connecticut’ta bir genç bir trafik kazası dolayısıyla polis tarafından gece geç vakit sorguya çekilmiştir. Polisin her zamanki soruları sorması ve gerçeğe uygun cevap beklemesi nedense onu usandırdı ve polise olur olmaz sözler söylemeye başladı. “Tutuklayacaklarsa tutuklasınlar, yoksa bıraksınlar” diye öfkelendi. Polis de istemeye istemeye genci deliğe tıktı. Genç resmî dairelerin birine veya başka müesseselerine iş aramak için başvurduğu zaman bu meydana çıkacak ve kendisi pek kolay iş bulamayacaktır. Bu düşüncesiz hareket iş bulma şansını azaltmış ve böylece hürriyetini sınırlamıştır.

4.Özel hayatınızı iş hayatınızla karıştırmayın.

Herkesin kendi özel hayatı gizlidir. İşte bu mahremlik hürriyet anlayışımızın esasını teşkil eder. Hürriyet kaybolunca ortadan kalkacak ilk şey de odur. Ve bugünkü özel hayatımızın bu gizliliği bir gün tehlikeli olabilir.

Buna karşı ne yapabilirsiniz? Hiç olmazsa elimizde kalan mahremliği, birçoklarının yaptığı gibi açığa vurmak yerine, muhafaza etmeye çalışmalıyız. Emerson, “her insanın özel hayatı bir krallıktan daha azametli bir monarşidir” der.

Her şansın bir özel hayatı, bir de toplum hayatı vardır. Genç insanlar hayal kurabilmek için bir hayata, mahremliğe ihtiyaç gösterirler. Arthur Schlesinger, Kennedy’nin biyografisinde onun Beyaz Sarayda iken özel hayatı ile ilgili zamanları nasıl büyük bir titizlikle savunduğuna işaret etmekte, bunların, onun için benliğinin hür ve güvenilir bir olgunluğa erişmesine ve toplum karşısındaki benliğini yenilemesine ve yeniden dolmasına yardım ettiğini yazmaktadır.

5.Hayatınızı bütün kalbinizle veremeyeceğiniz hiçbir teşkilâta vakfetmeyin

Bugün çoğumuz şahsen kontrol edemediğimiz büyük teşkilâtların içinde çalışır ve zamanımızın en hazin gerçeklerinden biri de, çok sayıda insanın kendisinin böyle dev teşekküllerin içinde adeta yutulmuş, erimiş, benliklerini kaybetmiş hissetmeleridir.

Dört bir taraflarını sarmış olan yetki ve emir tabakaları onlara kendilerinin ne kadar önemsiz olduğu hissini aşılarlar.

Çok şükür ki bir çok «teşkilât adamı» şimdi yeni bir hürriyet anlayışı geliştirmeye başlamıştır. Yetenek sahibi bir şahıs için işini bırakıp yeni bir iş bulmak gittikçe kolaylaşmıştır. Yeni iş bulma kurumu ve acenteleri aracı olarak memnunlukla bu konuda çalışmaktadırlar. Fakat büyük teşkilât problemi ferdin bir plânlama ve seçme problemidir. Çoğu insanlar plân yapamazlar, onlar kendilerini akıntıya bırakırlar ve önlerine çıkan her işi kabul ederler. Sonra da büyük bir iyi niyetle ellerinden geleni yaparak orada çalışırlar. Fakat hayat birçok seçim yapmamızı gerektirir ve hürriyet bu seçimleri her şahsın kendisinin yapması demektir. Hepimiz her önemli harekette içimizde saklı olan hürriyet gücünün kıymetini takdir etmeliyiz. İdeal olarak biz yalnız inandığımız şeyler için çalışmalıyız.

Benim bulunduğum şehirde tanıdığım bir adam, çalıştığı şirketin kendisini uzun bir şahsiyet testine tabi tutmak istemesini kendisine bir nevi hakaret saymıştı. Verdiği istifada aile hayatı, seks alışkanlıkları vs. özel hayatı ile ilgili sualler soran bir kurumda çalışamayacağını bildirdi. Başka bir şirkette iş bulmak güç olmadı. O bugün de orada memnun ve mutlu çalışmaktadır. Benim görüşüme göre onun bu kararı geleceğini daha hür yapmıştır.

6.Etki ağınızı genişletin.

Ben arzu ettiğimden çok fazla seyahat ederim ve bu yüzden içinde yaşadığım şehrin problemleriyle uğraşmaya pek vakit bulamam. Bir talih eseri olarak o civarda bana yardımcı olan bir iş adamı vardır. Her kasaba ve şehirde bunun gibi birçok kadın ve erkek bulunur. Bunlar Belediye işleriyle, okul aile birlikleriyle ilgilenirler. Politika bilgini James Mac Gregor Burns bir «liderlik ağının» cemiyeti her tarafından sardığını söyler. O bu ağa «herhangi bir konuda bilgi ve yetki sahibi olan komşu» ile hâlâ bütün aileye etkisi olan büyükbabayı, sabahları sizinle beraber otobüste giden ve dünya meseleleri hakkında geniş bilgisi olan şahsı dahil etmektir. Bunların hepsi birer liderdir. Onlar çok etkilidirler, çünkü herkesin güvendiği şahıslardır ve özel olarak «satacak» bir şeyleri yoktur.

Genellikle demokratik süreç sayıları milyonları geçen bu gibi fikir liderlerine dayanmaktadır. Politika bilgini Hann Arandt, diktatörlerin yalnız birbirlerinden izole edilmiş insanlar üzerinde etkili olduklarını müşahede etmiştir. Diktatör ve zalimlerin ilk düşünceleri böyle bir izolasyon, tecrit meydana getirmektir ki insanlar kendilerini, zayıf, kısır ve beraberce herhangi bir iş yapamayacak durumda olduklarını hissinden kurtaramasınlar. Etki ağlarının bulunduğu yerde hiç kimse artık izole edilmiş, bir tarafa atılmış bir sıfır değildir. Aramızdan kendilerinin daima yeni bilgilerle donatan ve sorumlu kararlar verebilen birçokları fikir liderleri olurlar. Böylece hürriyet gücünü geliştirirler. İnsanlar böyle bir fikir liderini kenara itmek istedikleri zaman iki kere düşünürler.

Böyle bir etki ağını nasıl meydana getirebilirsiniz? Başkalarına elinizi uzatarak ve düşüncelerinizi, ilgilinizi onlarla paylaşarak. Yalnız bu bilgiler iyi bilgilere dayanmalı ve iyi dengelenmiş olmalıdır. Eğer iyi bilgi sahibi olmaya devam eder. İyi ve yerinde hüküm verme kabiliyetinizi geliştirebilirseniz, fikirleriniz başkalarını etkilemekte gecikmeyecektir. Başkaları sizin düşünce ve görüşlerinize değer vermeye ve saygı göstermeye başlar başlamaz, siz de kuvvet kazanmış olacaksınız.

7.Şahsî sorumluluğa karşı büyük bir arzu geliştiriniz.

Şahsî hürriyete giden en esaslı yol, kendinizi meydana çıkaracak kuvvetlerin meydana çıkmasına yardım etmektir. Faal olunuz! Sorumluluk kabul ediniz! Bu yalnız, seçime gitmekle olmaz. İnandığımız şeyler için çalışmakla olur. Eğer bunu yapmazsanız, siz kendi kaderinizi faaliyet gösteren başkalarının eline teslim etmiş olursunuz. Sizin çalıştığınız hangi gruplar memleketin kalkınmasında rol oynamaktadır? Yoksa siz bütün işleri hükümete mi bırakıyorsunuz? Eğer böyle yapıyorsanız, ünlü tarihçi Edith Hamilyon’un «Atina’nın Çöküşü» hakkında yazdığı şu satırları sizi ilgilendirebilir. «Atinalıların en fazla arzu ettikleri hürriyet sorumluluktan kaçma serbestliği olduğu zaman, onlar artık hür olmaktan uzaklaştılar ve bir daha da hür bir ulus olamadılar».

Fertler, gönüllü gruplar halinde hoşlarına gitmeyen şartları ortadan kaldırmak için daha tesirli çalışabilirler. Fakat kuvvetli iradesi olan bir şahıs yalnız başına bazen daha büyük bir hareket meydana getirebilir.

Amerika’da güney eyaletlerinden birinde ilk zenci öğrencinin üniversiteye alınıp alınmaması konusu hararetli tartışmalara yol açarken, özel bir üniversitenin rektörü cemaatin ve öğrenci temsilcilerinin de desteği ile 40 zenci öğrenciyi üniversiteye almıştır. Rektörün yardımcılarından birine onun bu hayret verici başarısının sebebini sorduğum zaman, şu cevabı almıştım: «Cesur bir adam tek başına çoğunluktur».

Hakikat şudur ki, çoğumuzun hürriyetimizi çoğaltmak için şahsen yapacağımız bir çok şeyler vardır. Biz kendimizi şahsî hürriyeti geliştiren vasıflar ve şartlarla donatabiliriz. Bunu yaparken de herkes için daha iyi bir hürriyet ortamı yaratmaya yardım ederiz.

Kaynak: Nüvit Osmay/ İnsan Mühendisliği/Alfa yayınevi

www.kigem.com

Yer işareti koy permalink.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>