Rehberiniz-Kişisel imaj danışmanı özlem çakır konuştu!

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “Kişisel imaj danışmanı özlem çakır konuştu!” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Kişisel imaj danışmanı özlem çakır konuştu!

İMAJ “GÖRÜNTÜ” DEĞİL!

Herkes kendine bir yer edinme çabasında. Genç nüfusun ağırlıkta olduğu ve işsizliğin de yüksek oranlarda seyrettiği ülkemizde özellikle gençler ‘nasıl olup da yerimizi bulacağız?’ diye uğraş veriyor.

Rekabet artık sadece teknik bilgiyle olmuyor. Oturup kalkmanız, girdiğiniz ortamlardaki tavrınız geleceğinizi belirliyor. İşte bu noktada da ‘kişisel imaj ve iletişim’ konusu devreye giriyor…

* Bu konuda profesyonel danışmanlık yapan Özlem Çakır’dan önce işini tanımlamasını istiyoruz.

Kurumlara bireylerin imajlarını geliştirmek üzere sözel iletişim, beden dili, görüntü, giyim, serbest giyim, iş etiketi, nezaket ve görgü kurallarıyla ilgili eğitimler veriyorum. Profesyonelerle yaptığım çalışmalarda kendini geliştirme, görüntüde yakışanı bulma ve alma, kendilerini doğru ifade edebilmeleri konusunda yardımcı oluyorum. Bu renk analizinden, gardrop planlaması, onlar için alışveriş gibi konuları kapsıyor.

Boşluğu farkettim

* Bir boşluk gördüğünüz için mi bu alana yöneldiniz?

İlk yola çıkışım esasında bu boşluktan kaynaklandı. İnsan kaynakları şirketlerde çok önemli bir bölüm olmaya, eğitime önem verilmeye başlandı. Bizde okullarda öğretilmeyen, hayata dair bir takım kurallar, bilgiler var. Her birimiz bu eğitimleri alma imkanına sahip olmayabiliriz. Türkiye’deki boşluğu farkedip, Avrupa’da ve Amerika’da nasıl yapıldığını araştırdığımda, bunun uzun zamandan beri bir bilim haline geldiğini gördüm. Amerika’da eğitim alarak bunları paylaşmaya yöneldim. Beş yıldır Türkiye’de bu konuda çalışıyorum. Amerika’da da şirketim var, orada da daha çok ‘koç’luk konusunda çalışıyorum.

Özenti olmamalı

* Belli bir yaşa, belli bir konuma gelmiş birine ‘kendinizde şunları değiştirin, bunları giyin, böyle davranın’ demek, bunu kabul ettirmek zor değil mi?

Esasında çok zorluğu yok bu işin. Sistemin kurbanı olan, yenilikleri reddeden, kapalı insanlar var. Bir de imajı sahte bir uğraş, sadece kılık kıyafet, saç baş kabul edip karşı çıkanlar var. Çok statükocu, değişime açık olmayan,’ bundan sonra eğitim alsam ne olacak’ diyenler de var. Genelde gençleri çok daha hırslı, günün koşullarına ayak uydurmaya çalışıyor görüyorum.

* Genellikle de ‘imaj’ sözü geçtiğinde anlaşılan bu galiba.

TV’lerdeki bazı programlarda görüyorum, genç arkadaşlara popüler kültürün bir parçası olan, kendileriyle örtüşmeyecek şeyleri yaptırıyorlar. Daha bedeninde rahat değil genç arkadaş, çünkü özgüveni yok, o görüntüyü, kıyafeti taşıyamıyor ve komik oluyor. Oysa hissetmeli, özenti olmamalı. Kişide olmayan özellikleri varmış gibi yapmak değil bizim işimiz. Bir bütün olarak bu işi yapmıyorlar, içerikte yok parça parça var.

Görüntü süper…

* Nedir bir bütün dediğiniz şey, neleri kapsar imaj?

İmajın içeriğine baktığınızda, birikim, karizma, özgüven, öz saygı, görüntü, iletişim yeteneği, tavırlar, üslup hepsini kapsıyor. Eğitimsiz insanlar görüntüyü halledince ‘İmaj maker’ imajını değiştirdi deniyor, ama o ben değilim. Genellikle gösteri dünyasında bakıyorsunuz kılık kıyafet hakikaten hoş, belki kilo vermiş, estetiklerle gerçekten değişmiş. Şöyle veya böyle görüntü bir hale gelmiş. Ama konuşmaya başlayınca, argo, iki kelimeyi bir araya getiremiyor, yanili, yahulu konuşmalar. Ne fark eder sen şekilsel anlamda sonuç almışsın ama kişi konuşmayı bilmiyor. İçi boş, üslubu kötü, ya da beden dili insanlara çekici değil itici geliyor. O zaman yaptığı işte geçerli değilse ne yapayım?

Bu işin okulu olmaz

* Kişisel gelişimin okulu yok, imaj danışmanlığı için de durum aynı. Durum böyle olunca bu kaçınılmaz mı oluyor?

Ben bunu hiç kafama takmıyorum. Yeniliklere, dünyaya açık, kendini geliştirmeye yönelik eğitim alan her insanın kişisel gelişime açık olduğunu düşünüyorum. Kendini geliştiren, başkalarının gelişimine katkısı olan, bu tarzda eğitim verenlere de ‘kişisel gelişimci’ diyorum. Entelektüel çevrelerin yukardan bakmalarını anlamıyorum. Her meslekte bu böyle, birileri çıkar, iyileri kalır, diğerleri elenir.

Nedir bu yeni imaj?

Hani televizyonları istila eden yarışma programları var ya son zamanlarda. ‘Star’lar, ‘eş’ler üreten, ekran aracılığıyla.

Evinde otururken birden ‘star’ olmaya heveslenip yollara düşen binlerce kişi arasından finale kalanların ilk elemelerdeki görüntüleri yayınlanıyor arada bir. (Evet arada bir ben de izliyorum, istemesem de izliyorum. Evde Abidin hayranı 6 yaşında bir kız çocuğu yaşıyor çünkü) Bir onlara bir de sahnedeki son haline bakıp yorum yapan sunucular genellikle cümlelerine şöyle başlıyor ‘yeni imajı ile…’ Tabi bu sadece o yarışmalar için değil, elinde kaseti tanıtım için kanal kanal dolaşan diğer gençler için de böyle çoğunlukla. Bir yıl ortadan yok olup yeni bir burun, yeni saç modeli, hatta slikon gibi bazı ilavelerle yepyeni bir görüntüyle çıkıyorlar karşımıza. Ve yine aynı cümleyi duyuyoruz ‘Yeni imajıyla’.

İyi de nedir bu imaj? Güzellik salonlarında harcanan saatler ve pahalı markalarla mı sağlanır? ‘İşi bir bilene soralım, bize de imaj lazım mı, öğrenelim’ diyerek, Profesyonel İmaj ve İletişim Danışmanlığı yapan, bu konuda bir de kitabı olan Özlem Çakır’la buluştuk. Pek çok kavram gibi bunun da yanlış ve eksik anlaşıldığını anlattı Özlem Çakır. İşte meraklısına ‘imaj’ konusu.

Not: Benimle ilgili söyledikleri kısmı Özlem hanımın kibarlığına yormalıyım galiba.

Göz zevkiniz gelişmiş

* Sizi bulmuşken kendimle ilgili bir değerlendirme istesem…

Etkileyici bir el sıkışınız var. Bu ilk tanışmada çok önemlidir. Pozitif bir elektrik, kendine güvenen bir beden duruşu. Estetik olarak söyleyecek bir şeyim yok. Saç rengi kıyafetlerdeki renkler doğru seçilmiş. Siz soğuk tonlama dediğimiz gruptansınız. Cilt pembe beyaz, gözler renkli. Saç rengi koyu da olabilir, açık da. Sizin kullanacağınız makyaj renkleriyle, benimki farklı olmalı. Ben daha kara sarıyım. Beyaz, turkuaz, lacivert, füme, lila, mor, pembe bu renkler yakışır. Mesela portakal ya da sarı tonları giyseydiniz söylerdim olmadı diye. Kamel, kahverengi size hiç gitmez. Göz zevkiniz gelişmiş olduğu için kendinize yakışanı bulmuşsunuz…

Başbakana kadın gözü şart

* Politikacılarla da çalışmalar yaptınız bildiğim kadarıyla. Tayyip bey dış gezilerde bacak bacak üstüne atınca ‘gördünüz mü’ der gibi algılanıyor.

Bütünüyle bakmak lazım kişiye. Genel duruş, genel tavır önemli. Türkiye’yi temsil eden biri nasıl konuşuyor, aranan, ilgi çeken, iz bırakan biri mi? Giyimi, oturup kalkması, tavırları nasıl? Kimin eli kimin üstünde, bacağı nerede değil. O anda Başbakan üşümüştür, kollarını birleştirmiştir. Ya da bacağı ağırıyordur, altına almıştır. Parça parça değerlendirince yanlış oluyor. Başbakanın halka karşı ‘sizden biriyim’ tavrı, biraz daha rötuşlanabilir, yumuşatılabilir diye düşünüyorum. Çünkü sadece burada değil, yurt dışında da Türkiye’yi temsil ediyor. Temsil görevi olan devlet adamlarına özellikle Başbakan’a kadın gözü şart.

İyiler… Kötüler…

* Bütünüyle iyi bir imaj sunduğuna inandığınız kişilere örnekler versek?

Konuşma konusunda Cem Boyner’in çok iyi olduğunu düşünürüm. Üzeyir Garih de öyleydi. Clinton dünyanın en iyi konuşmacıları arasında. Vücut dilini çok iyi kullanıyor, görüntüsüyle, pozitif elektiriğiyle, başkan olarak çok iyi bir örnek. Tayyip bey de, özellikle meclis başkanımız Bülent Arınç bey çok iyi, etkileyici bir hatip. İsmail Cem üslup ve davranış açısından. Güler Sabancı, Meral Gezgin Eriş, konuşma, kendisini taşıma ve ifade etme anlamında çok başarılılar.

* Kötülerden örnekler versek.

(Pek isim vermek istemiyor)

Deniz Baykal kaşları yüzünden hep eleştiren bir görüntü sergiliyor. Bayan olsa biraz yumuşatılabilirdi.

Bu bir genel kültürdür

“Ben insanlara her zaman doğal, samimi olmalarını söylüyorum” diyen Özlem Çakır, bakın neler öneriyor:

* Yapılan hatalarda bile kendine güvenen, barışık bir şekilde özür dilemesini bilirseniz, çok iyi diye hatırlatıyorum. Sahte, kişiye ait olmayan, insana kılıf gibi geçirilmiş çalışmalara ben de karşıyım. ‘Varmış gibi yapma’ devri bitti.

* İnsanlar kendilerine ayna tutmayı sevmezler. Ama işyerinde arkadaşlarına, astlarına, üstlerine ‘beni nasıl algılıyorsunuz?’ diye sorarak başlayabilir. Geri bildirimlerle, kendi algılamasını karşılaştırabilir. Kitaplar okuyarak, üniversiteler içinde çeşitli kişisel gelişim kurslarına katılarak eğitime başlanabilir.

* Bir bütün olarak algıladığımızda imaj çok önemli. İmaj aslında çok etkili bir pazarlama aracı. İmaj bizde varolmayan bir şeyi alıp üstümüze geçirmek gibi algılanıyor. Doğalsanız, samimiyseniz, doğruysanız, işinizle, bilginizle ortadaysanız başarılısınız.

* Ben öğrendiklerimi, bilgiyi, bu fırsatı bulamayanlarla yazılarla, seminerlerle paylaşıyorum. Yazılardan sonra elektronik postalar geliyor. ‘Uy bu da ne oluyor?’ diye. Bilmiyorsan öğren. Biri gitmiş, zaman, para, emek harcamış hap gibi de sana sunuyor bilgiyi yut, bu bir genel kültürdür!..

Yer işareti koy permalink.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>