Rehberiniz-Kilolar arttıkça özgüven zayıflıyor

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “Kilolar arttıkça özgüven zayıflıyor” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Kilolar arttıkça özgüven zayıflıyor

Obezler küçük yaşlardan itibaren ayrımcılığa uğruyor. Bu ayrımcılık okul çağında başlayıp, iş dünyasına kadar uzanıyor. Bir kere iş görüşmelerine 1-0 yenik başlıyorsunuz. İş yerinde ise etrafınızda sürekli alaycı bakışlara, giydiklerinizin eleştirilmesine, yemekhanede yediklerinizin göz ucuyla süzülmesine, serviste, gezilerde yanınızdaki koltuğun boş kalmasına, sürekli tatsız espirilere maruz kalıyorsunuz. Bu da özgüven eksikliğine neden oluyor ve kişi kendini başarısız görmeye başlıyor.

Obezitenin bir çığ gibi büyüdüğü günümüzde hem çalışanlarının verimliliğini artırmak hem de uzayıp giden sağlık harcamalarından tasarruf etmek adına obeziteyle savaşta şirketlere de görevler düşüyor.

Kiloluysanız herşey sizin için problemdir. Eğilip ayakkabınızı bağlamak, yürümek, kıyafet seçmek bile çok büyük problem. Farklı şeyler giymek istiyorsunuz ama bence kilolu bir insanın bir tarzı olmuyor, size uyabilecek kıyafeti almaya mahkumsunuz, seçme şansınız yok.
Bakkala bile arabayla gidiyorsunuz, üşendiğinizi düşünüyorsunuz ama aslında kilolarınızdan dolayı arabayla gitmeyi tercih ediyorsunuz.
Bir firmaya toplantıya gittiğinizde bir ürünü tanıtırken, bir sunum yaparken nefes nefese ve ter içinde kalıyorsunuz.
Arkadaşlarınız yemek zamanı size ’Abartma’ veya ’O sana yetmez’ gibi şakalar yapıyorlar. Ben normalde bu tür şakalara hiç alınmam ama benim bile kırıldığım zamanlar oluyordu. Keyfiniz olmadığında çok canınız sıkılıyor. Bir de sinirlenince, işler yoğunlaşınca aç olmadığınız halde yemek yiyebiliyorsunuz.
Sonra dış görünüşe herkes çok önem veriyor. Duygusal ilişkilerde de iş görüşmelerinde de çok önemli. Ben mağazacılık yapıyorum, açıkçası satış elemanı alacağım zaman adayın kilosuna da bakıyorum. Tabii ki diploma vs çok önemli ama dış görünüş de yadsınamaz.

Bu sözler 136 kilodan 98’e düşen V.E.’ye ait. Kilolarla yaşamın verdiği zorluktan bıkıp bir diyetisyen eşliğinde kilo vermeye karar vermiş. Ve bunu başarmış. Şimdi özgüveninin daha da arttığını, duruşunun bile değiştiğini söylüyor.

Halk arasında şişmanlık olarak bilinen obezite her geçen gün tehlikeli boyutlara varıyor. Dünya nüfusunun 1.1 milyarı obez ve bu sayı hızla artıyor. Türkiye nüfusunun ise yüzde 47’sini obezler oluşturuyor. Ülkemizde erkekler arasında obezlik daha yaygın, erkeklerin yüzde 49’u, kadınların yüzde 45’i obez. Obezitenin başlıca nedenleri arasında genetik faktörlerin yanı sıra düzensiz beslenme, fast food tüketimi ve hareketsizlik geliyor.

Devamsızlık 2 katına çıkıyor

Çocukluk çağındaki obezite, yetişkin dönemde yüzde 30 ihtimalle o bireyin obez olacağının göstergesi olarak kabul ediliyor. Bu yüzden ailelerin eğitimi, okullardaki programlar ve medyadaki doğru yönlendirme büyük önem taşıyor. Aynı şekilde şirketler de bu konuda üzerine düşeni yapmalı. Amerika’da The Centers for Disease Control’un yaptığı bir araştırmaya göre obezlerin işe devamsızlık oranı diğer çalışanlardan neredeyse 2 kat daha fazla, işverenlere yıllık maliyeti ise 4 milyar dolar (6 milyar TL), verimlilik kaybı da cabası.

Son yıllarda salgın bir hastalık gibi küresel olarak büyüyen obezitenin, diyabet, kan yağlarında artış, yüksek tansiyon, karaciğer yağlanması, kanser, sindirim ve dolaşım problemleri gibi birçok hastalığı da beraberinde getirdiğini söyleyen uzman diyetisyen Dilara Koçak, “Obezite oluştuktan sonra ortaya çıkan hastalıkların tedavi maliyeti çok yüksek. Bu sebeple şirketler obezite oluşmadan tüm çalışanlarını ve onların ailelerini bilgilendirici çalışmalar yapmalılar. Türkiye için kurumsal sağlık uygulamaları hálá çok yeni; yurt dışında 1960 yıllarından beri bu tür uygulamalar var” diyor.

İşe başlarken 1-0 yenikler

Kilo sorunu olanlar iş yaşantısında ayrımcılığa uğruyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Nil Şahin Gürhan, “Bir kere işe başlarken bile negatif başlıyorlar; genelde uyku sorunları oluyor ve obezlerin performansı, çalışma verimleri çok daha düşük olabiliyor. Vücutlarını taşımaları, yaşamaları daha zor olduğu için işverenin bir obezden yüksek verim beklemesi çok zor. Normal kilolu bir insanla bir obezi karşılaştırdığınızda insanlar önce normal kiloluyu alıyor. Ayrıca bedenle yapılan işlerde kaza riski daha fazla oluyor obezlerde” diyor.

Psikolog Feyza Bayraktar, Amerika ve İngiltere’de yapılan son çalışmalara göre obezlere karşı ayrımcılığın henüz 6 yaşında, okula başlama çağında ortaya çıktığını söylüyor: “Araştırma, okullarda çocukların obez yaşıtlarını tembel, çirkin, aptal ve başarısız olarak tanımladıkları gösteriyor. Araştırmaya göre yetişkinler de obez çocukları daha az sevimli ve daha az sevilebilir bulmuşlar. Obez kişilere karşı olan bu toplumsal önyargı, yetişkinlik döneminde benzer şekillerde ortaya çıkıyor. Aşırı kilo alımının iradesizlik, kontrolsüzlük, tembellik, disiplinsizlikten meydana geldiği düşüncesi pek çok kişinin obez kişilere başarısız etiketini vurmasına sebep oluyor. Oysa ki obezite genetik, fizyolojik, duygusal, sosyo-ekonomik ve çevresel pek çok faktöre bağlı olabilir.”

İdeal kadının beden imajı

Bayraktar’ın verdiği bilgiye göre, Amerika ve Avrupa’da işe alımlarda benzer özelliklere sahip kişilerden zayıf olanı obez olanına tercih ediliyor: “İşverenlerin obez kişileri normal kiloda ve normal kilonun altında olan insanlara göre daha az çalışkan, daha az dikkatli, hırsı ve disiplini olmayan, yavaş düşünen ve kötü rol modeli olarak değerlendirebiliyorlar. Ayrıca müşterilerle yüz yüze görüşme gerektirecek işlerde, pazarlama ve reklam işlerinde obez kişilerin tercih edilme olasılığının daha düşük olduğu da saptanmış. Obez kişilere, diğer kişilerle yüz yüze iletişim kurma olanağının az olduğu, telefona bakma işleri gibi masabaşı işler veriliyor. Fazla kilonun kişiyi fiziksel olarak kısıtlama olasılığı ve sağlık problemleri yaratabileceği ihtimali ile iş performanslarının da düşük olabileceği yargısını geliştirilebilir ki bu faktör de işe alımlarda oldukça önemli bir rol oynar. Benzer sebeplerden dolayı obezite terfi ve maaşları da etkileyebiliyor. 20’nci yüzyılın son çeyreğinden itibaren ideal kadın beden imajının zayıflıkla bağdaştırılması, zayıflığın başarının ve mutluluğun temel taşları olarak işlenmesi sebebiyle, özellikle kadınlar iş dünyasında obez erkeklere göre daha fazla önyargı, etiketleme ve ayrımcılıkla baş etmek zorunda kalıyor.”

İş stresi tetikliyor

Yetişkenlerde obeziteyi en çok tetikleyen etkenlerden biri de iş stresi. Pek çok kişinin yoğun iş hayatına girdikten sonra kilo aldığı görülüyor ve strese bağlı yemek yeme, iş yerinde olduğu gibi akşam evde de devam ediyor. Çünkü yemek en etkili, en kolay ulaşılabilir duygusal anestezilerden biri olarak görülüyor ve kişinin stresini, sıkıntısını kısa süreli olarak donduruyor.

Diyetisyen Nil Şahin Gürhan, stres altında olanların hem daha çok yediklerini hem de stresin yağ yakımını engellediğini söylüyor: “Stres ve kilo birbirine bağlantılıdır. Normalde çok yoğun stresli ortamda çalışanların o dönemde kilo alması kolaylaşır. Masa başında çok çalışmak, akıllı binalar, klimalar, havasız oramlar da kilo alımını kolaylaştırıyor. Bana gelen hastalardan biliyorum, genelde masabaşı çalışanlar, bankacılar, muhasebeciler çok fazla. Hep masa başında oturan, çalışma saati çok yoğun olan insanların yemek yeme düzenleri çok bozuk olabiliyor.” Bu açıdan işyerlerinde verilmeye başlanan açık büfe kahvaltılar, öğle yemeklerinde sunulan diyet menü alternatifleri ve spor salonu gibi imkanlar obeziteyle savaşta çok önemli. Gürhan, obezite tedavisinin 3 ayağı olduğunu söylüyor: Sağlıklı beslenme, hareketli yaşam ve bu iki davranışın alışkanlık haline getirilmesi. “Yani siz yürüyüşü bir külfet olarak görmemelisiniz, hayatınızın bir parçası olarak görmelisiniz. Beslenme, kilo sorunu olarak değil de sağlıklı yaşamın bir parçası olarak görülmeli. Beslenme olayına pozitif bakmalı. Ne kadar az yersem, az enerji alırsam şeklinde değil de ne kadar kaliteli beslenirsem, diye bakmalı. O zaman başarı yüzde 100’dür.”

Özgüven problemi yaratıyor

Psikolog Feyza Bayraktar, obez bir kişinin kiloları yüzünden ailesi, sosyal ve iş çevresi tarafından durmadan eleştiriye maruz kalmasının, kilosu üzerine şakalar yapılmasının kişinin özgüven problemleri yaşamasına sebep olabildiğini söylüyor: “Çevresi tarafından tanımlanırken sadece fazla kilosu ile tanımlanmak, dalga geçilip alay edileceği endişesi ile kalabalık yerlere girmemeye özen göstermek, girse bile işini çabucak halledip çıkmak, kişide sosyalleşme problemleri yaratıyor. Özellikle iş yerinde kalabalık ortamlara girmemeye özen göstermek iş akışında aksaklıklara sebep olabileceği gibi sosyalleşmeyi etkileyebileceği için iş motivasyonu da düşürebilir. İş yerinde çok yediği zaman iş arkadaşları tarafından uyarılması, rejime girdiği zaman çevre tarafından izleniyormuş duygusuna kapılması, 2-3 kg fazlası olan iş arkadaşlarının çevresinde diyet sohbetleri yapmaları; yorulduğu, terlediği veya rahatsızlığında kilosunun gündeme getirilmesi de aşırı kilo problemi yaşayan kişinin işyerinde mutsuz olmasına sebep olabilir. Ayrıca karşı cinsle olan iletişimde nasıl olsa beni beğenmez diyerek en baştan vazgeçmesi, vücudu ile ilgili kaygılarının cinsel hayatını etkilemesi, özel hayatında da problemler yaşamasına sebep olabilir. Kişinin duygusal hayatında problemler yaşaması da iş performansını etkileyecek unsurlar arasında yer alıyor.”

Çalışanlara tavsiyeler

Obezitede genetik ve çevresel faktörler birlikte rol oynuyor. Genetik faktörleri değiştirmek mümkün değil ama çevresel faktörleri değiştirerek sağlıklı bir yaşama kavuşmak mümkün. Diyetisyen Dilara Koçak, sağlıklı beslenmenin ipuçlarını veriyor.

Sabah kahvaltısına önem verin: Çalışanların çoğu kahvaltıyı atlıyor. Sebep olarak da “sabah kahvaltı edince öğlene doğru çok acıkıyorum” diyor. Bunun sebebi çok açık; sabah sadece karbonhidrat içeren bir besin yenilirse yanında protein eklenmediği için öğlene doğru kişinin kan şekeri düşebilir ve bu da aşırı derece de yeme isteği doğurur. Oysa sabah peynir + ekmek veya tost veya bisküvi + süt veya tahıl gevreği + süt gibi karışımlar protein karbonhidrat açısından dengeli seçimlerdir. Bu tür kahvaltı gün boyu tok tutar.

Öğle yemeğinde ekmek de tüketin: Bu durum akşam üzeri yağ ve şeker içeren daha zararlı besinler yemeye sebep oluyor. Oysa öğle yemeğinde tam tahıl ekmeği veya bunun yerine 2 -3 kaşık bulgur pilavı tüketmek vücuda doğru karbonhidratı vermektir. Böylece kan şekeri seviyesi akşam üzeri düşmez. 16-17 saatlerine yenilecek küçük bir öğün ise akşam yemeğinde daha az acıkmayı dolayısıyla daha az yemeyi sağlar.

Tercihlerinizi yeniden gözden geçirin: Masum gibi görünen salata bile fazla kilonunuzun sebebi olabilir. Çünkü üzerine eklenen son salatanın kendisinden çok daha kalorili olabiliyor. 1 çorba kaşığı zeytinyağı 90 kalori 2 çorba kaşığı Sezar sos 150 – 200 kalori içinde mayonez bulunan tüm soslardan uzak durun. Yemek öncesi gelen zeytinyağı ve ekmek sepeti tüketiminizi hafife almayın. Yemek sonrası tatlıyı 1 porsiyon almak yerine paylaşmayı tercih edin. Ağır hamur tatlılarını haftada 1 – 2 ile sınırlayın daha çok sütlü tatlılar tercih edin. Her gün 200 – 250 kalori daha eksik yiyerek yılda 10-12 kg zayıflamak mümkün.

İş toplantılarında kurabiyelerden uzak durun: Toplantılarda yağ ve şeker içeren kurabiyeler ikram ediliyor. Toplantıda gerilimin yüksek olduğu anda duygusal açlığını kontrol edemeyenler hiç farkında olmadan çok fazla atıştırabiliyorlar. Bunun yerine kuru kayısı, ceviz, fındık, incir ikram edilebilir. Öğleden sonra tatlı kurabiye yerine simit ve peynir verilebilir.

Beyaz yaka çalışanlar kritik yaşlara dikkat: Çalışanın pozisyonuna ve yaşına göre risk değişiyor. Örneğin beyaz yaka genelde masa başı çalışan, uzun toplantılarda öğün atlayan, aşırı çay-kahve tüketen ve suyu az içen, sindirim problemleri yaşayan grup olarak ortaya çıkıyor. Bu grup eğer düzenli egzersiz yapmıyor ve doğru beslenmeyi henüz öğrenmemiş ise genelde hep kilo problemi yaşıyor. Özellikle iş yerinde sağlıklı ve düzenli bir yemek servisi yok ise dışarıdan sipariş verme bu eğilimi arttırıyor. Beyaz yaka kadında 35 -40 yaşları erkekte ise 45 -50 yaşları kilo almak için kritik dönemler olarak göze çarpıyor. Mavi yaka ise çok daha fazla enerjiye ihtiyaç duyuyor.

Çevrenizi değiştirin: Sağlık ve beslenme ilişkisinde genetik faktörleri göz ardı etmek mümkün değil ancak genetik faktör kadar önemli olan diğer konu çevresel faktördür. Seçtiğimiz besinler yaşam kalitemizi belirler. Restoran seçimi, market alışverişi, arkadaş sohbetleri, iş yemeği düzeni, meslek seçimi… Yaşam stilinizi gözden geçirin küçük değişiklikler ile sağlığınıza ve yaşam sürenize önemli katkılar yapabilirsiniz.

Sürekli oturanlar kabızlık problemine dikkat: Lifli besin ve su tüketimi arttırılmalı, mümkünse hareketli bir yaşam şekli tercih edilmelidir. Diyetin lif oranını arttırmak için özellikle rafine edilmemiş, tam buğday, tam çavdar ve kepekli ürünler ile sebze, kabuğu ile yenebilen meyve ve kuru baklagillere yer verilmelidir.

Mesaiye kalıyorsanız erken yeyin: Öğün atlamanız gece daha fazla acıkmanıza ve bir sonraki öğünde ihtiyacınızdan fazla yemenize sebep olur. Gece geç saatte yemek yediğinizde yağlanma olasılığı daha yüksektir üstelik sabah tok uyanırsanız kahvaltı ve tüm gün düzeniniz de bozulabilir.

Sürekli aynı pozisyonda oturmayın: Mümkün olduğunca esneme hareketleri yapın ve doğru oturuş pozisyonunu öğrenin. Dolaşım probleminiz için akşamları ayaklarınızı yükseğe kaldırmak veya masaj çözüm olabilir. Özellikle selülit sorunu olanlar, sürekli bacak bacak üstüne atmayın. Merdiven kullanın, arkadaşınıza telefon etmek yerine ofis yakın ise yürüyün. Egzersiz sırasında mutluluk hormonu olan endorfin salınımının olumlu etkilerini de unutmayın.

Şirketinizden destek isteyin: Şirket çalışanlarına sağlıklı beslenme ve egzersiz fırsatı vermek şirket politikasında sosyal bir sorumluluk projesi gibi yer almalı. Çünkü hastalık oluşmadan önlem almanın maliyeti sağlık harcamalarından çok daha ucuza geliyor.

Yazar: Burcu Özçelik

Kaynak: http://www.yenibiris.com

Yer işareti koy permalink.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>