Rehberiniz-Kendinizi nasıl gelişirmelisiniz?

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest


iyimeslek.com ailesi olarak “Kendinizi nasıl gelişirmelisiniz?” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Kendinizi nasıl gelişirmelisiniz?

Türkiye, çağdaş uygarlığı yakalamak ve 2023’te Avrupa Birliği’nin ortalama refah düzeyine ulaşmayı hedefliyor. Ancak sürdürülebilir bir büyüme ivmesini yakalamak yalnız hükümetlerin sorunu değil. Bu büyük hedef için herkesin kendine göre bir şeyler yapması gerekiyor. Sızlanmanın, yakınmanın ve onu bunu eleştirmenin bir faydası yok. İşlerin rayına oturması ise yönetimlerin kalitesi kadar, insanların bilgi, beceri ve moral düzeylerini yükseltmelerine de bağlı. Ülkenin, ekonominin daha iyi bir yere gelmesi ancak 7 ile 70 yaş arasındaki milyonlarca kişinin, tek tek daha bilgili, üretken ve verimli olması ile mümkün olabilecek.

İnsanlar her yıl, önceki yıla göre daha üretken, yaratıcı ve girişimci olmadıkları takdirde, ekonominin sürekli olarak gelişmesi, milli gelirin reel olarak artması imkânı var mı? Kişiler, bireysel performanslarını yükseltemedikleri takdirde, hangi doğaüstü güç, hangi bilgili ve yetenekli lider ülkeyi ve ekonomiyi daha iyi bir yere getirebilir ki? Tek tek hücrelerin ve dokuların zayıf olduğu bir bünye gelişebilir mi? Tabii ki hayır.

Bu gerçekleri fark edenler, son yıllarda kişisel gelişime çok önem veriyor. Bu konuda çok sayıda kitaplar yayımlanıyor, kurslar ve seminerler düzenleniyor. Çalışanlar köşelerine çekilip kendilerini daha iyi yetiştirmek için programlar hazırlıyor.

İrade, emek ve bilgi

Kişisel gelişim, ancak üç temel unsura dayandırıldığında kalıcı olabilir. Ölçülü bir yükselme hırsı ve bir öğrenme tutkusu ile bir üretim heyecanı kişisel gelişimin itici gücüdür. Çünkü tutku ve heyecan, sezgiyi berraklaştırır, zekâyı keskinleştirir.

Tutku, gözlem, analiz ve deneyimle beslendiğinde kişisel gelişim konusunda mesafe almak mümkün olabilir. Yeni bilgi ve beceriler edinen kişi ise hayata karşı daha donanımlı olur.

Kişisel gelişim ancak irade, beyin emeği ve bilgi birleştiğinde gerçekleşebilir. Son yıllarda kişisel gelişimin yalnız bir irade sorunu olduğu yönündeki görüşler yaygınlaşıyor. İstemekle her şeyin olabileceğini savunanların kitapları, çok satanlar listesine giriyor. İki-üç haftalık kurs ve seminerlerle yeni becerilerin elde edileceği ileri sürülüyor. ABD’de 10 milyar dolarlık bir iş konumuna gelen “kişisel gelişim sektörü” ve “kendi kendine yardım” akımı, bünyesinde yararlı danışmanlık hizmetleri kadar, şarlatanları ve mucize yöntem pazarlamacılarını da barındırıyor.

Kişisel gelişimi amaçlayanların konu hakkındaki kitapları okuyup, bazı kursları izledikten sonra bunları kendi öğrenme ve iş yapma tarzlarına uyarlamaları gerekiyor. Kariyer başarısına ise yalnız kişisel gelişimin yıllar isteyen bir süreç olduğunu dikkate alanlar ve gerçekçi bir kendini yetiştirme programı uygulayabilenler ulaşıyor.

Hayat stratejisi

Kişisel gelişim, günümüzde en önemli “iş güvencesi” sayılıyor. Kişiliklerini ve yeteneklerini geliştirenler, bıkmadan, usanmadan yeni bilgilerin ve becerilerin peşinde koşanlar, işsiz kaldıklarında daha kolay iş bulabiliyor. Kişisel gelişim, terfileri de hızlandırabiliyor.

Dünyaya meraklı gözlerle bakan ve olan biteni anlamaya çalışanlar, hayatın akışı içinde bir saman çöpü gibi sürüklenmekten bir noktaya kadar kurtulabiliyor. Kişisel gelişim, insanların hayatlarına bir anlam kazandırıyor ve onları daha mutlu yapıyor.

Kişisel gelişim öyküleri hep mutlu sonla bitmiyor tabii. Değişime ayak uydurmak için bir kariyer stratejisi hazırlayanların, günler akıp giderken ortaya çıkabilecek sorunları ve aksilikleri de hesaba katmaları şart! Kişisel gelişimi bir “hayat stratejisi” olarak görmek, başarısızlıkları ve yenilgileri de hayatın bir parçası olarak kabul etmek, mücadelenin soluklu olmasını sağlıyor.

Ünlü Rus yazarı Anton Çehov, “Düello” adlı hikâyesinin sonunda, açıktaki bir gemiye yolcu götüren tekneyi gözlemlerken, kişisel gelişimin inişlı çıkışlı rotasını bakın ne güzel anlatıyor:

Dalgalar sandalı hep geriye atıyor. Üç adım ileri, bir adım geri… Ama kürekçiler inatçı insanlar, yorulmadan kürek çekiyorlar, yüksek dalgalardan yılmıyorlar. Sandal ileri, hep ileri gidiyor. İşte artık gözükmüyor. Yarım saat sonra kürekçiler, vapurun ışıklarını görecekler , bir saat sonra da bordaya yanaşacaklar.
Hayatta da böyle. İnsanlar gerçeğin peşinde iki adım ileri, bir adım geri giderler. Hayatın acıları, yanılgıları, sıkıntıları onları geriye atar ama gerçeklik sevgisi, direnç, irade ileriye, hep ileriye sürükler. Sonunda neler olacağını kim bilir? Böyle böyle gerçeğe ulaşacaklardır…

GELİŞİMİN İLK KOŞULU KENDİNİ BİLMEK

Sokrates’in ders verdiği akademinin kapısında “Kendini bil” yazıyordu. Yunus Emre yüzyıllar önce “Seni senden iyi kim bilebile…”, “Seninle sen danış, gör nerdesin sen.” demişti. Zen Budizmi’nden Zerdüştlüğe kadar her inançta kendini bilmenin önemi anlatılıyor.

Esasında kendini bilmek zor bir iş. Çünkü özgüvenimizi korumak için iyi yönlerimizi abartabilir, kötü yönlerimizi ise görmezden geliriz. Bazen kendimizi şımartır, bazen de suçu başkalarının üstüne atarak rahatlamak isteriz. Kendimizi olduğumuz gibi değil, olmak istediğimiz gibi görme eğilimi de kendi özümüzü tanımayı zorlaştırır.

Kendini tanımayanların arkasında hep heder olmuş yıllar, kaçırılan fırsatlar, komplekslerin girdabında yok olmuş iyi niyetler vardır. Bazen hırsımız, yeteneklerin önüne geçer, hayat oyununda “ofsayt”a düşeriz. Çoğu kez de elimizin ulaşabileceği kadar yakın olan bir başarıyı ıskalayabiliriz.

Aşağıdaki öneriler kendinizi tanımanızı ve kişisel gelişim için sağlam bir temel atmanızı sağlayabilir:

Kendiniz için bir SWOT analizi yapın: Şirketler ve sektörler için yapılan SWOT (güçlü ve zayıf yönler, fırsatlar ve tehditler) analizinin bir benzerini kendi kişiliğiniz için yapın. Bu analizde kendinize torpil yapmadan tüm zaaf ve erdemlerinizi sıralayın. Önünüze çıkabilecek fırsatların ve risklerin de bir listesini yapın. Bu analiz geleceğinize yön vermenize yardım edecek.

Kendinize karşı “tarafsız” olun: Bu tür bir tarafsızlık Türkiye’de epey zor bir iş. İnsanlarımızın bir bölümü, bir birey olarak potansiyelinin farkında ve kendi değerinin bilincinde değil. Diğer bir bölümü ise kendini olduğundan daha güçlü ve bilgili sanıyor. Değişimin, yılların biriktirdiği bilgiyi kısa sürede hurdaya çevirdiğinin farkında olmayanlar da var. Performansı yükseltmek için kendinizi olduğunuzdan daha aşağıda veya yukarıda görmekten kaçınmanız şart.

Kişiliğinizi değiştirmeyi amaçlamayın: Beğenmediğiniz yönlerinizi ve zaaflarınızı ortadan kaldırmak için tutum ve davranışlarınızı değiştirmeyi amaçlayın. Kişiliğinizi değiştirmeyi amaçladığınızda sonuç alamayacağınızı bilin. Çünkü kişiliğin oluşma süreci, genlerden gelen niteliklerin büyüme ve yetişme ortamından gelen etkilerle yoğrulması ile gençlik yıllarında tamamlanır. 25-30 yaşlarından sonra kişiliği değiştirme çabaları, başarısızlık ve mutsuzluk getirir. Kişiliğinizi ve iş yapma tarzınızı “veri” olarak kabul edip, buna uygun iş ve görevler bulmaya gayret ettiğinizde hedeflerinize daha kolay ulaşabilirsiniz.

Bir “niyet mektubu” yazın: Zaaflarınızı azaltmak ve güçlü yönlerinizi geliştirmek için altı ay veya bir yılı kapsayan bir sürede neler yapmak istediğinizi bir köşeye yazın. Kendinize yazacağınız bu niyet mektubunda somut “performans kriterleri” de bulunsun. Belirlediğiniz süre sonunda yaptıklarınızı gözden geçirin ve niyetlerinize ne ölçüde ulaşabildiğinizi belirleyin. Bu kişisel geri bildirim (feedback) analizi sayesinde kendinizi ve yeteneklerinizi daha iyi tanıyacaksınız. Hedeflerinizi ve performansınızı sık sık karşılaştırdığınızda kişisel gelişiminiz konusunda neler yapmanız gerektiği iyice somutlaşacak.

BÜYÜK DÜŞÜNÜN, KÜÇÜK ADIMLAR ATIN

Şirketlerin belirli bir strateji ile eleman aradıkları dönemde, sizin de bir “iş stratejisi”ne sahip olmanız gerekiyor. Bu kişisel strateji, sizin aşağıdaki yol ayrımlarında doğru yolu seçmenize yardımcı olabilir.

Tavşan ve kaplumbağa öyküsü: Kişisel gelişimi amaçladığınızda, zihninizde büyük ve iddialı hedefler bulunmalıdır. . Hazırlayacağınız kendini yetiştirme ve çalışma programları da bu büyük hedeflere uygun olmalıdır. İşe kapsamlı kişisel projeler ve atılım programlarıyla başladığınızda ve sabırsızlıktan kurtulamadığınızda, sorunlar çıkabilir. Ancak mevcut işin verdiği yorgunluk ve aile hayatının sorumlulukları nedeniyle bu tür programları sürdürmeniz her geçen gün biraz daha zorlaşır. Sıkıştırılmış eğitim programları ile beyne kısa sürede doldurulan bilgi, aynı hızla uçar gider.

Sürdürülebilir bir kişisel gelişim için büyük düşünüp ama işe küçük adımlarla başladığınızda daha iyi sonuçlar alabilirsiniz. Yarını bugünden ve adım adım kurmak için her gün en az yarım saatinizi kişisel gelişiminize ayırın. Güçlü yönlerinizi geliştirecek çalışmaları yarına bırakmayın. Her gün yabancı bir dilden 5-10 kelime öğrenin, iyi bir kitaptan hiç olmazsa 4-5 sayfa okuyun. İnternet karşısında geçirdiğiniz 2-3 saatin bir 40 dakikasını araştırmaya ve bilgi edinmeye ayırın. Günler, haftalar ve aylar geçtikçe ortaya çıkacak birikim sizi de şaşırtabilir.

İddialı hedeflere, La Fontaine’in öyküsündeki tavşan gibi arada bir hızlanarak ulaşmak istediğinizde kariyer yarışını kaybetme ihtimali yükselir. Bir kaplumbağa gibi sabırlı ve istikrarlı adımlar ise sizi eninde sonunda başarıya götürür.

“Mükemmel başlangıç” sorunu: Çalışma hayatına dört dörtlük bir eğitimi tamamladıktan sonra başlamak istediğinizde de sorunlar çıkabilir. Lisans öğrenimi, yüksek lisans ve doktora çalışmalarını iş dünyasından uzak geçirdiğinizde, ekonominin gerçekliğinden kopabilir ve pratik deneyimlerden uzak kalabilirsiniz. Yaşınız ilerledikçe, şirketlerdeki çalışma ritmine uyum beceriniz de zayıflayabilir. Daha üniversite yıllarında iş hayatı ile tanıştığınızda ve bilimsel çalışmaları bir işte piştikten sonra başlattığınızda ise yarışta daha avantajlı olabilirsiniz.

Seçicilikte ölçü: İş stratejisi belirleyenlerin karşısına şu yol ayrımı hep çıkar: “İlk bulduğum işlerden birine fazla seçici olmadan balıklama dalayım mı? Yoksa en hayırlı “kısmet” için biraz daha beklemek yararlı olabilir mi?” Bu konuda kararı siz vereceksiniz. İlk yöntemde, eksiklerinizi, çalışırken, işbaşında giderecek bir strateji izlemek zorundasınız. İkinci yolu seçtiğinizde ise iş arama günlerini bir “kendini geliştirme programı” ile doldurmanız gerekecek.

“Gölge iş”: Yeni işlerin neler olduğunu hangi mesleklerin yıldızının parlayıp, hangilerinin söndüğünü araştırdığınızda işsizlik dönemlerinizin süresi kısalabilir. Ekonomideki ve sektörlerdeki trendleri araştırdığınızda ise iş dünyasının geleceği hakkında bilgi sahibi olabilirsiniz. Size çekici gelen işlerdeki gelişmeleri gölge gibi izleyip (job shadowing), gelecekte sizi bekleyenleri zihninizde canlandırdığınızda, bir iş değişikliği size yeni ufuklar açabilir.

KİŞİSEL GELİŞİM İÇİN ÖNERİLER

Geçmiş dönemlerde, aile büyüklerinin, piyasaların eski kurtlarının ve deneyimli girişimcilerin öğütleri ve uyarıları gençler için bir hazine değerindeydi. Günümüzde ise hızlı değişim nedeniyle önceki kuşakların edindiği bilgi ve deneyimin son kullanma tarihi kısa sürede dolduğu için öğütler pek fazla işe yaramıyor. Bu nedenle siz kişisel gelişiminiz için kendi göbeğinizi kendiniz keseceksiniz. Bir noktada kendi kendinizin müdürü ve hamisi olacaksınız.

Mucizelere bel bağlamayın: Son saniyedeki üçlük, 90 + 4. dakikadaki gol, ancak üç-dört yılda bir maçın kaderini değiştirebilir. Assolistin hasta olup, ortalıkta dolaşan güzel sesli çiçekçi kıza şans yaratması da ancak eski Türk filmlerinde görülür. Bir kitap okuyup da hayatı değişenlerin sayısı ise çok azdır. Başarıya giden kestirme ve zorlama yollar ise çoğu kez Kartal Cezaevi’ne çıkar. Normal koşullarda ve uzun vadede şansın; gücünü ve gücünün sınırlarını bilen, bilgi ve beceri düzeyini sürekli yükselten ve beynini terleten kişilere güleceğini hiç unutmayın.

Altyapınızı sağlam tutun: Aşırı uzmanlaşma, tablonun bütününü ve işin geleceğini görmenizi engelleyebilir. Bu sakıncadan kurtulmak için uzmanlık bilginizi geniş bir tabana oturtun. Bilgi piramidinizin gözlemlerinizden ve deneyiminizden süzülüp gelen bir hayat ve iş kültürü bulunsun. Bunun üstüne işinizde yararlı olacak sosyolojik, psikolojik ve demografik bilgileri koyun. Teknolojinin baş döndürücü gelişme hızını hep dikkate alın. Üretimle ilgili bilgilerinizi ise finans ve pazarlama birikiminizle zenginleştirin.

Bilgiyi içselleştirerek öğrenin: ABD’li ünlü mimar Louis I. Kahn “Kendinizin bir parçası haline getiremediğiniz bilgiyi hiçbir zaman öğrenemezsiniz” diyor. Siz de gelişim ve öğrenme sürecinde edindiğiniz her bilgiyi içselleştireceksiniz. Yeni bilgileri, kendi kişiliğinizin çizgilerine, kendi ülkemizin kültürüne uyum sağlayacak hale getirdiğinizde sorunları çözmeniz kolaylaşacak, üretkenlik düzeyiniz yükselecek.

Analitik düşünün ve araştırın: İş hayatında dikkatinizi çeken bir konuyu ele alın derinlemesine ve her boyutuyla analiz ettiğinizde hem kişiliğiniz hem de girişimcilik bilginiz gelişecek. Başkalarının görüşlerini ezberleyip benimsemek yerine, bilgi üretiminde mesafe aldığınızda, başkalarının bakıp da göremediklerini siz kolayca fark edeceksiniz. Bilginiz arttıkça kişiliğiniz de gelişecek. Örneğin “Türkiye’de ithal otomobil satışları niye yüksek düzeyde” sorusunun teknik, psikolojik, sosyolojik ve ekonomik cevaplarını bir bütün olarak incelediğinizde önemli ipuçlarına ulaşabileceksiniz. İçinde yaşadığınız toplumu, insanların tutum ve davranışları, kur ve fiyat politikası gibi farklı konularda özgün fikirlere sahip olacaksınız.

Bir “B” planınız olsun: Hedefinize ulaşmak için gece-gündüz çabalasanız da durgunluk yılları ve iş hayatının değişen oyun kuralları önünüze aşılmayacak engeller çıkarabilir. Böylesi durumlar için hiç olmazsa 2-3 yıl sizi ayakta tutacak alternatif planlarınız da olsun.

“İkinci yarı” için hazırlık yapın: Normal iş hayatınızda sağlayamadığınız başarıya, değiştirdiğiniz işinizde veya 45 yaşından sonra ulaşabilirsiniz. Bunun için yedeğinizde bir “paralel kariyer” planı bulunsun ve bu kariyer için daha şimdiden yeni bilgi ve beceriler edinmeye bakın.

Yazar: Faruk Türoğlu

Kaynak: http://Referans

Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir