Rehberiniz-Kendini farket…mutlu ol…

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “Kendini farket…mutlu ol…” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Kendini farket…mutlu ol…

Tempo Dergisi/Füsun SAKA

İdeal insanın peşinde koşuyoruz. Bize verilen ideal ölçülere

uyamadığımızda ise yalpalıyor ve “kendimiz” olabilmeyi unutuyoruz. Dahası kendimizi görmezden geliyor, kaçırıyoruz. Bu da doğal olarak ruh sağlığımızı

ciddi bir biçimde bozuyor.

Kişisel gelişim uzmanları ve psikiyatrlara göre, aslında ideal insan diye bir ütopya yok. Çünkü kişinin kendisinin farkına varabilmesi, iyi ve kötü yönleriyle kendini tanıması, kötü yanlarını törpülemesi ve sonuçta kendisiyle barışık olması, ideal olanı tanımlıyor.

Duygusal zekâ ve mutluluk

İnsanın kendisiyle barışık olması üzerine çalışmalar yapan,

Psikiyatr Dr.Nevzat Tarhan””a göre, insanın kendisiyle barışık olmasının ilk adımı,kendini fark etmekten geçiyor. Yani kişinin kendisini olumlu ve olumsuz

yönleriyle tanıması, kendisiyle barışmasının olmazsa olmaz adımı; çünkü

kişiliklerine ilişkin farkındalığı az olanlar, kendilerini kusursuz,

yeterli görürken, doğal olarak güçlü ve zayıf yönlerinin farkında olamıyorlar.

Kendisini tanıyanlar ise ruh hallerinin farkında oluyor ve neden, iyi

ya da kötü davrandıklarını, nelere sıkıldıklarını ya da kendilerini neden

güçsüz hissettiklerini çok iyi biliyorlar. Bu insanlar hayata olumlu bakıyor,

sınırlarını ve güçlerini iyi biliyor, savunma mekanizmalarını çok verimli

kullanıyorlar.

Kendilerine ilişkin farkındalıkları zayıf kişilerse, sorunlar karşısında,

daha çok başkalarını suçlamayı yeğliyor. Mesela sorundan kaçma, duygularını

bastırıp sorunu yok saymaya çalışma, olayları çarpıtıp sorumluluğunu

kendi dışındaki kişi ve olaylara yöneltme gibi tavırlara giriyorlar.

Özdenetim mekanizması

Psikiyatr Tarhan, bir kişinin kendini tanıması aşamasında, kişinin güçlü

olan ve gelişmesi gereken yanlarını listelemesi, olumlu yönlerini

görerek,özgüven sahibi olması ve bu güvenin geribildirimi ile hareket ederek,

kendini yönetebilmesi anlamına geldiğini belirtiyor ve şunları söylüyor:

Örneğin bir kişi, sevdiği bir kalemi kaybettiğinde iki gün üzülüyorsa, o
kişinin duygusal becerisinin zayıf olduğu anlamını çıkarırız. Bir dönem,
psikolojide Duygularını serbest bırak, istediğin gibi yaşa,hoşlandığın şey iyidir, hoşlanmadığın şey kötüdür, zincirleri kır, duvarları yık, özgür yaşa” gibi süslü sözler çok itibar kazanmıştı. Çağa hâkim olan görüş; kişinin duygularını serbest bırakmasını öğütlüyordu. Bunun sonucunda bencil,kendini beğenmiş, tüketici genç tipi ortaya çıktı. Sorumluluk istemeyen,zevki kutsallaştırmış bu insan tiplemesine çözüm olarak, duyguları dengeleme yöntemi gerekliydi.

Duyguların özgür olmasından önemlisi, duygulardan özgür olmaktı. Çünkü

insanda kötülük yapmaya da müsait bir genetik altyapı var. O nedenle

insanın duygularının denetimine girmesi değil, duygularını denetim altına alması gerekiyor. Vahşi güdü ve dürtülerini, bir atı ıslah eder gibi

eğitmeliydi.

Kişisel gelişimde; kişiliğin yönetilmesi, dengeli tutum ve davranışlar

büyük önem taşıyor. Ancak duyguların kontrolünde de denge gerekli. Fazla

bastırılmış duygular kişiyi depresif yaparken, denetlenmeyip kontrolden

çıkan duygular, hem kişilikte hem çevreyle ilişkide hasar oluşturur.

İnsanın her zaman mutlu olmasını beklemek mümkün değil; bu, doğru da değil

zaten.”

Kendine güven duymak

İnsanın kendisiyle barışık olmasının önemli bir adımı da kendine güven

duymaktan geçiyor. Bir insanın kendine güven duyabilmesi için, öncelikle

kendisine ve hayata olumlu bir bakış ile bakabilmesi gerekiyor. Geçmişe,

bugüne ve geleceğe olumlu bakan insanlar, hem iyi hem yanlış şeyleri aynı

anda görüyor. Çünkü insanın doğasında önce olumuz şeyleri görme eğilimi var.

Kendilerini eğiten insanlar, hayatı aydınlık senaryolarla değerlendirebiliyor. Kişinin kendisini güvende hissetmenin gereklerinden biri de, o kişinin güvenmesi gereken insanların güvenilir olmasından geçiyor.

Psikiyatr Tarhan, “Güven bunalımı çeken insanlara önerdiğimiz birinci şey; ilişkilerinde açık, net ve dürüst olmaları. Şaka bile olsa yalan söylememeleri. Dikkat edilecek diğer bir husus da insanlarda korku duygusunu arttıran şartların ortadan kaldırılması. Kendisini yalnız

hisseden insan, kolaylıkla güvensizlik duygusuna da kapılabilir” diyor.

Kendisiyle barışık insanların portresi

Psikiyatr Dr. Özkan Pektaş, kendisiyle barışık insanın dışa vuran

özelliklerini şöyle tanımlıyor: “Özellikle duygulanımlarını dengeleyen,

tepkilerini kontrol edebilen, mümkün olduğunca, nerede, ne şekilde davranacağını iyi planlayan, mutlu, huzurlu ve insanların huzurunu

kaçırmayan, sorunlara takılıp kalmayan, aksine çözüm üretmeye çabalayan,

mutlu oldukları dışarıdan belli olan insanlar, kendileriyle barışık

oluyor.”

Yer işareti koy permalink.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>