Rehberiniz-Kendimizi yeniden inşa edelim!

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “Kendimizi yeniden inşa edelim!” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Kendimizi yeniden inşa edelim!

Saint Mary Katedrali’ne bakarken neden trafiğe ve buzlu yollara göğüs gererek buraya geldiğimi anlıyorum: Kendimi her gün yeni baştan inşa etmem gerektiğini hatırlamak için

Yolun kenarındaki manzaraya göz attım: Az önce radyodan dinlediğim habere göre beklenmedik bir yoğun kar fırtınası sebebiyle Fransa-İspanya sınırında 5000 kadar kamyon yolda kalmış bekliyor. Neyse ki bir gün önce aynı yoldan geçerek yolculuk yapmış olan arkadaşım Ruth de Aquino’dan Pirene Dağları’nı geçmek için izlenecek bu en kısa yolu her ne pahasına olursa olsun kullanmamam konusunda beni uyaran bir telefon almıştım. Ve şimdi dar bir tali yolda ağır ağır ama en azından duraklamadan ilerliyorum.

Yapmaktan pek hoşlanmadığım bir şeyi yapmak üzere gidiyorum: Konferans vermek. Aslında bu randevuyu iptal etmek için bütün mazeretler hazırdı ve eminim organizasyonu yapanlar da beni anlayışla karşılardı -trafik kâbus gibi, yollar buzlanmış ve hem Fransız hem de İspanyol yetkililer kaza riski yüksek olduğundan dolayı bu bölgedeki insanlara haftasonu evden çıkmamalarını tavsiye ediyor. Sabah okuduğum gazeteler ise aynı yolun bir başka kolunda 17 bin kişinin kaldığını ve otomobillerin çoğunun bu bekleyiş sırasında benzini bittiğinden dolayı radyatörü artık çalıştıramadıklarından zor durumda kaldıklarını yazıyor; sivil savunma ekiplerinin onlara yiyecek dağıtmak ve sığınabilecekleri ortamlar kurmak amacıyla harekete geçtiklerini de söylüyordu.

YELKEN AÇMAK…

Sabah kalktığımda bu ziyareti iptal etmeyi düşünüyordum ama içimden gelen bir dürtü beni bu kaygan yollara düşmeye ve sıkışmış trafikte saatler geçirmeyi göze almaya itti. Neydi bu dürtü? Belki de kasabanın ismiydi: Vitoria, Bask Bölgesi’nin başkenti. Belki de bu eski değirmende çok fazla zaman geçirmeye başlamam ve sonunda yalnızlığa alışacak olmam endişesiydi. Ya da büyük ihtimalle, yüzyıllar önce inşa edilmiş bir katedrali hayata döndürmeye çalışan ve bu çabalarına dikkat çekmek amacıyla orada konuşması için yazarları davet eden o insanların coşkusuydu. Ve belki de eski gezginlerin sözlediği o sözdü: “Yelken açmak gereklidir, yaşamak değil.”

Ve böylece yelken açtım. Uzun zaman ve bolca gerilimin ardından beni çok daha büyük bir gerilimle bekleyenlerin olduğu Vitoria’ya varıyorum. Bana 30 yıldan beri böylesine şiddetli bir kar fırtınasının görülmediğini anlatıyorlar, çabam için teşekkür edip resmi programın uygulanacağını söylüyorlar. Program çerçevesinde Saint Mary Katedrali’ni ziyaret edeceğiz.

Gözleri pırıl pırıl parlayan genç bir kadın bana hikâyeyi anlatmaya koyuluyor: Başlangıçta sadece bir duvar vardı. Sonra duvar olduğu yerde durduğu halde bir yüzü küçük bir ibadethane inşa etmek için kullanıldı. Onlarca yıl geçti ve küçük ibadethane bir kilise halini aldı. Bundan bir yüzyıl sonraysa kilise Gotik bir katedrale dönüştü. Katedralin ihtişamlı günleri oldu ama zamanla bazı yapısal problemler ortaya çıktı ve bu yüzden bir süre kaderine terk edildi. Ardından orijinal yapısını bozan bazı yenilemeler yapıldı ve her jenerasyon problemleri çözdüğünü düşündü. Böylece, yüzyıllar boyunca oraya bir duvar örüldü, buraya bir direk dikildi, öteki tarafı güçlendirildi, penceler açıldı sonra tekrar kapandı… Ve katedral tüm bu işlemler boyunca ayakta kalmayı sürdürdü.

BU BENİM VE BİZİZ…

Yenilenmekte olan katedralin iskeleti içinde dolaşıyorum: Bu kez mimarlar en iyi çözümü bulduklarını garanti ediyorlar. Her yerde yapı iskeleleri ve metal destekler var, bir sonraki adımın ne olacağı üzerine önemli teoriler geliştiriliyor ve geçmişte yapılan işlemler eleştiriliyor.

Ve birden bire katedralin ortasında dururken çok önemli bir şeyi fark ediyorum: Bu katedral “ben”im, her birimiziz. Biz de büyüyoruz, şekil değiştiriyoruz, düzeltilmesi gereken zayıflıklarımız ortaya çıkıyor ve her zaman en doğru çözümü seçmiyoruz. Tüm bunlara rağmen kendimizi dimdik ayakta tutmaya çalışarak yola devam ediyoruz; bunu duvarlar, kapılar ya da pencereler uğruna değil bizim için en değerli ve önemli olan, ve tüm yapının içinde yer alan, tapınıp ibadet ettiğimiz o boş alan uğruna yapıyoruz.

Geçmişin hatalarını eleştirmeye değer mi? Bence bu haksızlık, çünkü sonuçta her zaman en iyi olanı yapmaya çalışıyoruz. Peki şu anda bulduğumuz çözümün en iyisi olduğundan emin olmak mümkün mü? Bence bu riskli, çünkü belki de daha sonra daha akıllıca bir seçim olduğunu fark edeceğiz. Önemli olan orada olduğumuzu asla unutmamak; ayakta kalmak için savaşmak ve yaratılış nedenimize saygı duymak.

Saint Mary Katedrali’ne bakıyorum ve konuşmama hazırlanırken neden kara, trafik sıkışıklığına ve buz tutmuş yollara göğüs gerdiğimi anlıyorum: Her gün kendimi yeni baştan inşa etmem gerektiğini hatırlamak için.

Yazar: Paulo Coelho

Kaynak: http://www.aksam.com.tr

Yer işareti koy permalink.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>