Rehberiniz-Kazanan ve kaybeden şirketler…

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “Kazanan ve kaybeden şirketler…” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Kazanan ve kaybeden şirketler…

Başarı ve gelişime açık olan yönetim kurulları kazanırken, iç politikalara gömülen, yöneticilerin görev ve yetkilerini karıştıran yönetim kurulları kaybeden olmaya mahkum

European Business”ta konu hakkında makalesi yayımlanan Profesör Colin Coulson-Thomas”a göre yönetim kurulları ve üyeleri, hem yönetim tarzı hem de kişisel yetkinlikler bakımından üstün niteliklere sahip olmalı. Coulson-Thomas, kazanan ve kaybeden yönetimlerin karakteristik özelliklere sahip olduğunu belirtiyor.

Kurumsal yönetim yeterli mi?

Coulson-Thomas”ın dikkat çektiği ve Avrupa, Amerika ve Asya”da faaliyet gösteren 300”den fazla şirketin yönetim kurulunun profilini ortaya koyan bir araştırmaya göre, kritik başarı faktörleri ulusal sınırların ve sektörlerin ötesine geçiyor. Bazı şirketler doğru büyüyor ve kazanıyor, bazıları ise kaybediyor. Kazanan ve kaybeden yönetim kurullarının birbirinden çok farklı ve zıt özellikleri var.

Kazanan yönetim kurullarının en tipik özelliği, kazanmayı ve sürdürmeyi başarma isteklerinin her zaman canlı olması. Ana hedefleri müşterilerine sağladıkları katkı ile birlikte hissedarların karını artırmak. İkinci ortak özellikleri ise dikkatli olmaları. Ayrıca iş dünyasında ve çevrelerinde olan bitenlere ilişkin iyi gözlem yapmaları… Olabilecekleri önceden tahmin etme yeteneğine sahip kazanan yönetim kurulları, var olandan yola çıkarak uzun vadeli bir görüş benimsiyor ve bunu da stratejik liderlik anlayışı ile eşgüdümlü yürütüyor. Bu gruptaki yöneticiler, hem kendi hareketlerinden hem de şirkette yapılan her şeyden kendilerini sorumlu hisseden yönetim tarzına sahip.

Kurumsal yönetimin stratejik ve iş geliştirme bakışını derinleştirmek için iç etkilerin yanı sıra dış faktörlere karşı da oldukça hassas olan yönetim kurulları, bu yaklaşımları sayesinde oluşabilecek birçok sorunu önceden yok edebiliyor. Bir diğer önemli özellikleri ise şirket içinde ve dışında tüm iletişim kanallarını açık tutmak ve söylenenleri dinlemek. Kurullar, aracı yerine direkt iletişim kurmayı tercih ediyor.

Her bir üyenin iş ile ilgili vizyonunu ortak bir noktada buluşturup şirketin vizyonu haline getirmeyi başaran kazananlar grubu, bu çerçevede ulaşabilecekleri hatta zorlayabilecekleri hedef ve amaçları da önceden belirliyor. Kazanmaya odaklı olan bu ekip, rekabetten kaçınmayarak başarıyı getirecek faktörlere odaklanmayı yönetim ilkelerinden biri olarak görüyor.

Adil seçime önem veriliyor

Yönetim kurulları, şirketin gelir kaynakları, yeni yetenekleri ve bilgi sermayesini sürekli olarak geliştirecek projeleri her zaman gündemde tutuyor ve diğer ekiplerin de bu tür projeler geliştirmesini teşvik ediyor. Adil bir yönetim tarzını benimseyen kazananlar grubu, şirket içindeki yöneticilerin gelişimine yatırım yaparak, daha üst pozisyonlar için hazırlayıp yönetim kadrolarını seçimle belirliyor.

Kazanan yönetimlerin başkanları da karakteristik özelliklere sahip. Yetkin yöneticilerle çalışmayı tercih eden başkanlar, bu kişilerin yönetime katkısının da etkili ve verimli olmasına dikkat ediyor. Bunu sağlayan bilinçli yapı kuran başkanlar, böylece enerjik, motive, gelişmeye açık ve yaratıcı ekipler oluşmasının önünü açıyor.

Kazanan yönetim kurullarının göze çarpan bir diğer ortak özelliği, süslü sözlerden kaçınmaları, kişisel konuları işe taşımamaları ve toplantılarda sözü uzatmak yerine net, ne istediğini ve ne söylediğini bilen bir görüntü çizmeleri. Çünkü en önemli çabaları hayatta kalmak değil, başarmak ve başarıyı sürdürmek. Bu nedenle yapılan hatalardan ders çıkaran öğrenen bir organizasyon yaratan yönetim kurulları, hayal kırıklıklarına bahane bulup onları realize etmek yerine başarısızlıkları derse dönüştürerek şirket çalışanlarına da örnek oluyorlar.

Kaybedenler, kendileri ile uğraşıyor

Kaybeden yönetimlerin kaybetme nedeni, bir işi başarma arzusu ve yürekliliğinden yoksun olmaları. Toplantılarda detayları konuşmayı sevmeyen üyelerin, bir konu hakkındaki konuşmaları genel bilgilerin ötesine geçmiyor. Başkalarının yaptığı işler sonunda ortaya çıkan sorumluluğu üstlenmekten kaçınan kaybedenler grubu, hayatta kalmaya çalıştıkları için kısa vadeli düşünüyor. Genellikle kurul başkanının ya da diğer üyelerin maaşlarına fazla ilgi gösteren bu kişiler, rakip şirketlerinin yönetim kurulu odalarını da sürekli merak ederler. Başlarını kuma gömen bu kurulların bir diğer özelliği ise iç politikalara yoğunlaşmaları.

Kurumsal yönetimi benimsemiş bir görüntü çizmelerine karşın onu bir ”kahya” olarak gören yöneticiler, ünlerine ve saygınlıklarına gelecek zararlar nedeniyle oldukça tedbirli davranıyorlar. Şirket içindeki dengeleri kişisel değerlerdirmeleri ile sürdürme isteğinin ağır bastığı gözleniyor. Müdür, yönetici ve ortakların görev tanımlarını, yetki ve sorumluluklarını tam olarak bilmedikleri ya da özümsemedikleri için kimin ne yapması gerektiğini genellikle karıştırıyorlar. Bir yönetim kurulunun en önemli görevi strateji belirlemek iken kaybeden yönetim kurulları, operasyonun da içinde yer almayı tercih ediyor.

Yetenekliler kurtarıyor

Ancak ne olursa olsun bu yönetim kurulu içinde yer alan başkanlar, zor anlarda farklı seçenekleri görebiliyor. Kayaya çarpmak yerine geçici bir süre de olsa düzlüğe çıkacak beceriye sahip oldukları için güvenilir kişilerdir. İşte bu kişisel beceriler nedeniyle birçok şirket bugün varlığını sürdürebiliyor. Kendini güvende hissetmeyen bu yöneticiler de bir yandan alternatifler aramayı sürdürürler. Bu da yönetimde istikrarın önündeki engellerden biri. Bu tür özelliklere sahip yönetim kurulları, şirkette çalışanlar üzerinde de olumsuzluk yaratır.

Çalışanları motive etmek ve heyecanlandırmakta başarısız oldukları için şirketin verimliliği düşüyor, çalışan memnuniyeti azalıyor. Domino etkisi ile bu zincir, iş ortaklarına ve müşterilere kadar uzanabiliyor. Şirkette önem verdikleri konu, maliyetleri kontrol altına almak, finansal ölçüm sonuçlarına odaklanmanın yönetimin en önemli görevi olduğunu düşünen bu yöneticiler, tam anlamıyla dışa kapalı değiller. Gelişmek ve değişmek için çaba gösterirler ancak bunun tam olarak nasıl yapıldığını bilemedikleri için tatmin edici bir sonuç almıyorlar. Yine de bir yönetim kurulunda görev yapmak oldukça cazip bir statü ve hepsi de birçok kişiden oldukça iyi para kazanmayı sürdürüyor.

Yazar: Esin Gedik

Kaynak: http://Sabah

Yer işareti koy permalink.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>