Rehberiniz-Kariyeriniz kabusunuz olursa…

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “Kariyeriniz kabusunuz olursa…” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Kariyeriniz kabusunuz olursa…

İŞİNİZ KABUSUNUZ OLURSA…

Çocukluğumuzdan beri hayalini kurduğumuz iş ne oldu da bir kabusa dönüştü?

Çocukluktan itibaren hayalini kurduğumuz, kimimizin bir doktor, kimimizin mühendis, kimimizin moda tasarımcısı olmak uğruna sıralarda diresek çürütüp, zorlu yollardan birinci çıktığımız doğru. Peki sonunda ulaştığımız nokta gerçekten hayal ettiğimiz gibi mi orası tartışılır. Peki nerede hata yaptık?

Başlangıç

İş görüşmesine gidiyorsunuz. Tek istediğiniz o işi almak. Çünkü yıllardır bir moda tutkunusunuz. Barbie bebeklerinize ilk kıyafetini giydirdiğiniz günden beri hayaliniz bu. Moda tasarımı okudunuz. Moda dergilerini karıştırmak 18 yaşınızdan beri en büyük zevkiniz. Tabii onların en sevdiğiniz sayfalarını koparıp panonuza raptiyelemek de… Onlarca iş başvurusu yaptınız. Size dönüş yapan birkaç moda atölyesinden aklınıza en çok yatanı seçtiniz. Heyecan dorukta! O işi almalısınız başka yolu yok!

İş görüşmesi

Her türlü soruya hazırlıklısınız. Kapı açıldı ve görüşme başladı. En güler yüzlü halinizle, bu işte hiçbir zorluğun sizi yıldıramayacağını onlara anlattınız ve işe kabul edildiniz. Peki siz onlara hiç soru sordunuz mu? Bu iş size göre mi? Anlattıkları zorlukları çözmek için neden bir şeyler yapmıyorlar? Bunlar aklınıza bile gelmedi çünkü iş görüşmeleri tek taraflı bir seçim hakkı gibi algılanıyor. Ama mülakatlarda o işin sizin isteklerinizi karşılayıp karşılamayacağını düşünmeniz şart. Hatta belki de ‘düşünüp size haber vereceğiz’ cümlesini duyduğunuzda; siz de düşünmek için süre isteyebilirsiniz.

İlk iş günleri

Burada garip bir ruh hali var. Ya kimse sizin orada olmanızdan memnun değil ya da işinden. Cevap genellikle ikinci şık. Ama yeni başlanılan bir işte inanılmak istenen her zaman ‘A’ seçeneğini oluyor. Nedeni basit; kendinize olan güveniniz, kendinizi onlara sevdireceğinizden emin olmanızı sağlıyor. Ama eğer diğer şıkkı seçerseniz ‘hayalleriniz’ yıkılır!

Patron ya da patroniçe

İstediğiniz işi yapıyorsunuz. Doğru yerde olduğunuza inanıyorsunuz. Üstlerinizin sizden istediği her şeyi eksiksiz yapıyorsunuz. Bazen gündüzünüz geceye karışıyor ama siz yine de şikayet etmiyorsunuz. Kusursuz bir iş çıkardığınızı bilmek size yetiyor. Ta ki… Evet ta ki sorun sizden kaynaklanmadığı halde bir şeyi sonuca ulaştıramayacağınız ana kadar. O sabah sizin masanızda olması gereken belgeler gece geldiği için kimseye ulaşamadığınız zaman… Ya da bütün gün ‘bitti mi?’ diye soran patronunuz siz gece, uyanık kalmak için masa başında kahve üzerine kahve bitirirken telefonunu açmadığında… İş arkadaşlarınız sorumluluk almadığında ya da ‘yardım edebileceğim bir şey var mı?’ sorusunu duymaya çok ihtiyacınız olduğunda… Tüm bunlar hayallerinizi sorgulamanıza neden oluyor.

Zorunlu haller

Yukarıda saydığımız sorunların hiçbirini yaşamadınız. Siz şanslı azınlıktansınız! Bu defa hiç beklenmeyen sorunlar ortaya çıkabilir. İş yerinin maddi sorunlar yaşaması, evinizden çok uzağa taşınması, izin iptalleri… İşinizi seviyor olabilirsiniz, iş yerindeki arkadaşlarınızı ve hatta patronunuzu da ama tüm bunlarla karşılaştığınızda motivasyonunuzda ciddi bir ivme kaybı olmaması mümkün değil. Bu da sizi bir çıkmaza sürükleyebilir.

Konuşmak sorunları çözer

İlk yapmanız gereken tabii ki sorunun ne olduğuna karar vermek. İlk zamanlar koşa koşa gittiğiniz işe son zamanlarda neden sürünerek gidiyorsunuz? Bunun nedeni oradaki insanlar mı? Yoksa hiç hak etmeyen bir kişinin terfi almasına karşın sizin aynı basamakta durmanız mı? Belki para, belki de düzen… Unutmayın ilk günler gece-gündüz çalışırken sorun yoktur ama herkesin uyumaya ihtiyacı vardır! Sorununuzun ne olduğuna karar verdikten sonra ise çözülebilecek bir şey olup olmadığını sorun kendinize. Üçüncü etapsa sorunun kimin tarafından çözüleceğine karar vermek. Bu patronunuz olabilir ya da ortağınız… Konuşmaksa sorunları çözer. Gitmek de bir çözüm olabilir tabii ki.

Güçlü durun!

1.İşe girerken ya da terfi aldığınızda koşullarını sorun. Zorluklarla karşılaştığınızda size ne gibi güvenceler verileceğini de öğrenin.

2.Mücadele etmekten yorulduğunuzda insan kaynakları departmanına sorununuzu anlatmaktan çekinmeyin.

3.Güvendiğiniz ve iş konusunda tecrübesine inandığınız bir akıl hocanız olsun. Önerilerine kulak verin.

4.Eğer tükendiğinizi hissediyorsanız, yaratıcı olmanın zamanı gelmiştir. Sorunları anlatmaktansa, sorunlara bulduğunuz çözümleri anlatmanız her zaman daha iyidir. Mesela bir yardımcıya ihtiyacınızı söyleyerek işe başlayabilirsiniz…

5.Kendinize inancınızı kaybetmeyin. Eğer yürümeyen bir iş varsa ve siz elinizden geleni yapıyorsanız sorun sizde değil sistemdedir.

6.İstifa etmeden önce kendinize en az altı ay süre tanıyın.

İşi kabul etmeden sorun!

1.Ne kadar maaş alacağım? • Mesai saatleri hangi saatler arasında?

2.İş tanımım dışında işlerde kullanılacak mıyım? • Bir yardımcım olacak mı?

3.Patronum ile ne sıklıkta görüşeceğim? • Hafta sonu çalışacak mıyım?

4.Mesai saatleri dışında çalışmak zorunda kaldığımda ücret alacak mıyım?

Kaynak: http://www.elele.com.tr

Yer işareti koy permalink.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>