Rehberiniz-Kariyerini bıraktı dj oldu !

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest


iyimeslek.com ailesi olarak “Kariyerini bıraktı dj oldu !” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Kariyerini bıraktı dj oldu !

Bunda hem içindeki müzik aşkı hem de kendi işini yapma isteği etkili oldu. Ali Şahinbaş “29 yaşımda artık daha fazla müziğin hayatımdaki yerini engelleyemeyeceğimi anladıktan sonra müzikle ilgili kariyer yapmaya karar verdim. Hep yapmak isteğim şey buydu. 29 yaşına kadar kendime hep ’ben ne yapıyorum’ dedim. Ama 29 yaşından sonra bu soruyu hiç sormadım. Bu da aslında duymuş olduğum huzurla ilgili, bana rahatlık veriyor” diyor.

Müzik tutkusu Ali Şahinbaş’ın (36) genlerinde var desek yanlış olmaz. Koç Üniversitesi’nin kurucu rektörlerinden olan, 30 yıl Koç Grubu’ndan çalıştıktan sonra başkan yardımcısı olarak emekli olan babası Tamer Şahinbaş tam bir cazsever. Dedesi Haris Akıncı caz müziği Türkiye’ye getiren kişiydi, eniştesi Süheyl Denizci ise 15 yıl boyunca TRT İstanbul Hafif Müzik ve Caz Orkestrası’nın şefliğini yaptı.

Böyle bir ailede müzikle iç içe büyüyen Ali Şahinbaş’ın hayatında müziğin hep çok ciddi bir yeri oldu. 1972’de Ankara’da doğup, bir yıl sonra İstanbul’a taşınan ve eğitimine 1977 yılında Özel Selin İlkokulu’nda başlayan Şahinbaş, Avusturya Lisesi’nde okudu. Lise 2 ve 3. sınıfı bitirdikten sonra yaz aylarında Amerika’ya Harvard ve Yale Üniversitesi’ne giderek eğitim aldı. Lise 4’ün sonunda Amerikan üniversitelerine başvurarak Şikago’daki Northwestern Üniversitesi’ne kabul edildi. Aslında İletişim Fakültesi ya da Radyo, TV ve Sinema okumak istiyordu ama ’Türkiye’ye döndüğümde daha iyi kariyer yaparım’ düşüncesiyle ekonomi okumaya karar verdi.

Şahinbaş, “Şimdiki aklım olsa Radyo, Tv ve Sinema okurdum. Ama o zaman bu bölümün Türkiye’de çok saygı görmeyeceğini varsayarak çocuk kafasıyla ekonomi bölümünü bitirdim” diyerek bu pişmanlığını dile getiriyor. Şahinbaş, üniversitede ilk yılının sonunda P&G Türkiye’de, ikinci yılının sonunda P&G Şikago’da, üçüncü yılının sonunda da Koçbank’ta staj yaptı. Okul bitince P&G Şikago’da satış bölümünde çalışmaya başladı. 2,5 yılın sonunda işyeri onu Türkiye’ye transfer etti. P&G Türkiye’de satış grubunda alışveriş alışkanlıkları konulu bir projede görev aldıktan sonra P&G Türkiye’nin pazarlama bölümüne transfer oldu.

Son olarak P&G Türkiye’de Ace Ürün Müdür Yardımcısı olarak görev aldı. 28 yaşında ilk tekstil b2b’si Texyard’ın Türkiye müdürü oldu. Burada 1 yıl çalıştıktan sonra artık daha fazla müziğin hayatındaki yerini engelleyemeyeceğini anlayarak müzikle ilgili kariyer yapmaya karar verdi. Bütün hayatı boyunca tutkusu olan müzik artık hobi olmaktan çıkmış, onun kariyeri olmuştu. Bunda kendi işini yapıyor olmak istemesinin de payı büyük. Şahinbaş, “Daha fazla kuralları belirlenmiş, hantal ortamlarda olmak istemedim, farklılık yaratamayacağım ortamlar açıkçası benim bulunmak istediğim ortamlar olmadı.

Tamamen dizginleri kendi elime almak istememden kaynaklandı birazcık da. Müziğe olan tutkumun yanı sıra, kendi işimi de yapmak istedim” diyor: “Müzik hep hayatımın bir parçası oldu ama ben bunu anlayana kadar ve bununla ilgili hayatımı şekillendirene kadar yaklaşık 29 sene geçti. Ben 29 sene boyunca farklı hayaller peşinde koştum ama 29 yaşında zincirlerimi kırdığımda anladım ki benim müzikten başka hiç bir şeyle uğraşmamam gerekiyordu.”

Bu noktada ailesinden de büyük destek gördü. “Bu kararı aldığımda annem ve babam beni hiç vazgeçirmeye çalışmadılar çünkü hayatım boyunca yaşadığım o ikilemi, zaten bizzat görmüşlerdi. Sürekli müzikle, hayatta en sevdiğim alanla ilgili hiç bir şey yapmıyorum diye çok şikayet ediyordum. O nedenle bana inanılmaz destek oldular. Belki her anne babanın yaşadığı heyecanı yaşamışlardır, korkmuşlardır mutlaka ama bana hiçbir zaman yansıtmadılar.” O da bu kararından ötürü hiç pişman olmamış, “29 yaşına kadar ben ne yapıyorum diyordum kendi kendime, ama 29 yaşından sonra bu soruyu hiç sormadım. Bu da aslında benim duymuş olduğum huzurla ilgili, bana rahatlık veriyor.”

HEDEFİNDE YURT DIŞI TURNELER VE PRODÜKSİYON YAPMAK VAR

Ali Şahinbaş, çok küçük yaşlarda hobi olarak, bu işin tekniğini bilmeden DJ’lik yapmaya başladı. İlk DJ’lik deneyimini 11 yaşında Uludağ’da çocuklar için gerçekleştirilen bir matinede yaşadı. Ama bu işi profesyonel olarak yapmaya 1999 senesinde başladı. Türkiye’de ve yurt dışında pek çok yerde DJ’lik yaptı. Avusturya Lisesi’nde okurken arkadaşlarının ona taktığı Almanca tilki anlamına gelen ’fuchs’ adıyla DJ’lik yapan Şahinbaş, 2001 yılında Mete Tavukçuoğlu ile elektronik müzik yayını yapan Future Generation’ın kurulma aşmasında yer aldı.

2003 senesinde ortaklarıyla birlikte 103.8 Dinamo FM’i kurarak FM radyo ve internet yayına başladılar. 2003’den 2008’e gelene kadar 50’yi aşkın konser, lansman, parti ve festival düzenleyen Dinamo, aslında aynı zamanda bir medya ve organizasyon şirketi. Ali Şahinbaş, Dinamo’yu tamamiyle müzik aşkıyla kurduklarını ama bunun yanı sıra şirketler için de projeler yaptıklarını söylüyor. Miller Music Factory, Radar Live Festivali, Jack Daniels Rock Müzik Yarışması, MTV Türkiye lansmanı partisi, S’nek TV lansmanı, D-Good Life Domino’nun düzenlediği organizasyonlardan bazıları. Tamamiyle yabancı müzik yayını yapan Dinamo FM’de ise ağırlıklı olarak ambient, breakbeat, R&B, disco, elektro, hip hop, house, techno, rock müzikler çalınıyor.

DJ Fuchs da her perşembe saat 18.00- 20.00 arası program, her cumartesi saat 17.00’de DJ olarak yayın yapıyor. Bunun dışında radyonun müzik direktörü ve arşivinden de sorumlu olan DJ Fuchs, profesyonel olarak da DJ’liğe devam ediyor. Haftada bir gece kulüplerde çalışıyor. DJ Fuchs’un en büyük ideallarinden biri yurt dışı turneler yapmak ama bunun için buradaki tüm projelerden vazgeçmek zorunda kalacağından şimdilik turne işini erteliyor. Ama prodüksiyon yapma konusunda çok istekli. 2005 yılında Candan Erçetin’e bir remix albüm yapan DJ Fuchs, bu ve benzeri projeleri devam ettirmek istiyor. Türkiye’de uzun yıllar müzisyenliğin arka plana itildiğini ve birçok insanın farklı kariyerler yapıp müzisyenliği de beraberinde getirdiğini söyleyen DJ Fuchs, “Bu anlayış şimdi yavaş yavaş değişiyor. Benim yapmaya çalıştığım şey de hayatımda tamamen müziğe konsantre olarak, müzikle ilgili yaratıcı projeler geliştirmek” diyor.

BİNLERCE İNSANA SİZ YÖN VERİYORSUNUZ

DJ’liğin en hoşuma giden tarafı binlerce insanın nabzını tutuyor olmak ve onların eğlenmelerine sizin yön veriyor olmanız. O kabinde bunu başarabilen tek kişi olmak bana inanılmaz bir haz veriyor. Yapmış olduğunuz değişikliğin reaksiyonunu anında karşınızda görmek çok güzel ve değerli bir şey. İnsanoğlunun paradan daha çok önem verdiği tek şey alkış, DJ’likte bunu bol bol yaşıyorsunuz.

TEKNOLOJİ İLERLEDİKÇE HERKES DJ OLDU

Son dönemde DJ olmak çok popüler oldu. Artık herkes bir IPpod’a sahip, herkes kendi koleksiyonuna çok kolay ulaşabiliyor. Zaten müzik son derece paylaşıma açık bir şey, herkes müziği paylaşmak için bir yerlerde dinliyor, dolayısıyla daha fazla kişisel koleksiyonlara ulaşım kolaylaştıkça herkes DJ olduğunu düşünüyor. Tabii teknoloji de çok ilerledi, çok kolay yazılımlar var, eskisi gibi analog bir şekilde DJ’lik yapmıyorsunuz, CD çalışıyorsunuz. O nedenle evet herkes DJ olmak istiyor. Eğer kişinin içindeki müzik aşkı engellenemez olmuşsa o kişi artık DJ olmuştur demektir. Bir DJ sadece müzikle yaşar. Tüm gün müzik kovalar, müzik yapar, prodüksiyon yapar.

AİLEMİN DESTEĞİ OLMASA BURADA OLMAZDIM

DJ olabilmek için her şeyden önce diğer iş kollarında olduğu gibi endüstrinin tozunu yutmak gerekiyor, o endüstrinin tozunu yutmak da bizim camiada biraz farklı olabiliyor, gerçekten düğün, dernek hiç bir şey ayırt etmeden her yerde çalarak başlamak lazım. Dost partileri, organizasyonlar vs. Çoğu zaman para almadan direkt girilen bir alan, şanlıysanız, iyiyseniz, farklıysanız orijinalseniz, ısrarlı, sabırlıysanız ve bununla bilikte bir müzik aşkı varsa DJ olarak da mutlaka başarılı olursunuz ama kolay değil, çok şey gerekiyor. Bir de tabii anne baba tarafından destek görmek çok önemli. Ben anne ve babamdan destek görmesem bugün bulunduğum yerde olmazdım, özellikle Türkiye’de. Bu aslında biraz moral bozucu bir şey, DJ’lik Türkiye’de kariyer olmaktan uzak.

Yazar: Burcu Özçelik

Kaynak: http://Hürriyet İK

Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir