Rehberiniz-Karagümrük’ten nakkaştepe’ye; bir başarı öyküsü

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “Karagümrük’ten nakkaştepe’ye; bir başarı öyküsü” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Karagümrük’ten nakkaştepe’ye; bir başarı öyküsü

KARAGÜMRÜKTEN NAKKAŞTEPEYE; BİR BAŞARI ÖYKÜSÜ

Hazırlayan: Çiğdem MATER

BİA (İstanbul) – Henüz 30 yaşına bile varmadan bu kadar olaylı hayat herkese nasip olmaz… Sibel Can, dans ederek girdi bu alemlere, kadınlar onu kendi yemeğini kendisi yapıyor diye severlerdi, artık Miamide bile evi var…

Rabia 20lerinin ortasında, bir kapıcı ailesinin kızı, evlere temizliğe giderek kazanıyor hayatını. 3-5 yıl önceye kadar en sevdiği sanatçı Sibel Candı, gerekçesi basitti, Sibel Can ünlüydü, ama evinin temizliğini de kendisi yapıyordu, çocuklarının yemeğini de kendisi hazırlıyordu.

Zaten çok da farkı yoktu Rabia ile Sibelin yaşamlarının. Sibel Canın geldiği dünya, Rabianınki gibi yoksul bir dünyaydı.

1970li yılların başında, İstanbulun fakir semtlerinden Karagümrükte başlayan çok çocuklu aile yaşantısı, henüz 14üne gelmeden pavyonlarda göbek atarak devam etti.

Ailenin paraya ihtiyacı vardı, parayı kazandıracak olan da henüz çocukluğunu bitirmeden kendini dansöz kıyafetleriyle sahnede bulan Sibeldi.

Dansettiği pavyonlardan birinde tabiri caizse, keşfedildi. Bir sonraki durağı, bu alemin en ünlü mekanlarından biri, Maksim Gazinosuydu. Daha 17sindeydi ve Maksimde sahneye çıkıyordu.

Özel hayatı da tıpkı iş hayatı gibi hızlı ve hareketliydi. Bir zamanların ünlü şarkıcılarından Selçuk Uralın oğlu Hakan Ural ile evlendiğinde 17 yaşındaydı, Hakan ise 19unu bile bitirmemişti.

Sibel hala dansözlük yapıyor, dönemin modası video filmlerde oynuyor ve müstehcen sayılabilecek fotoğraflar çektirerek adını duyurmaya çalışıyordu.

Dansözlükten Assolistliğe

Orta karar ünlü dönemleri, yine Maksim Gazinosu ve Fahrettin Aslan sayesinde, Orhan Gencebayın da yardımıyla, sona erdi. Sibel Can, artık dansöz değil, bir assolist adayıydı, üstelik de Türk Sanat müziği söylüyordu.

Sibel Canın sahnede yükselişi ile hayatta yükselişi aynı zamanlara denk geliyordu. Özel hayatı bir anda imrenilen bir hayat oldu. Erken olmasına karşın mutlu bir evliliği vardı, bir kızdan sonra, bir de oğlu olmuştu. Parası vardı, kocası ile mutluydu, üstelik para onu hiç değiştirmemişti…

Zaten ne olduysa, bu yükselişten sonra oldu. Sibel Can Karagümrükten çıkmış, sınıf atlamıştı. Artık Etilerde, zenginlerle aynı yerde oturuyordu, aynı yerlerde yemek yiyordu, çocukları zengin çocukları ile aynı anaokullarına gidiyordu.

Bu arada kocası da emlakçılığa başlamıştı, çapkınlık yaptığı söyleniyordu ama Sibel Can bu söylentilere asla inanmıyordu. O evine, çocuklarına bağlı, gece sokağa çıkmayan bir kadın görüntüsü verirken, kocası her gece başka bir mekanda görülüyordu.

Bu yıllar, Sibel Can Padişah şarkısıyla zaten var olan şöhretine şöhret kattığı yıllardı. Ama yine bu yıllarda manşetlere taşınmasını sağlayan sanatı değil, skandalları oldu.

Mafya Çatışmalarının Ortasında

Canın adı, şanı yürüyüp giderken, bir şantaj olayına karıştı. Kamuoyunda Karagümrüklü Nuriş diye bilinen Nuri Ergin ve adamları bir adam kaçırma olayında, Sibel Canın adını verdiler.

İddialara göre Sibel Can, dönemin Türkiye Erkek Güzeli Karahan Çantay ile ilişkisini belgeleyen bir kasetle kendisine şantaj yapan bir adamı, Nuri Ergin ve çetesine para karşılığı kaçırttırmıştı.

İddiaların doğru olup olmadığı asla öğrenilemedi, ama Nuri Ergin bir mahkeme çıkışında Sibel Canla ilgili Mahallemizin kızıdır, severiz kendisini, başarılar diliyorum ona, demekten geri durmadı.

Sibel Can bu keşmekeşten hemen sonra bu kez de boşanma davası ile gündeme geldi. Kaset, şantaj, aşk söylentileri sırasında karısının yanında olduğunu söyleyen 17 yaşından beri beraber olduğu Hakan Uraldan, şiddetli geçimsizlik nedeni ile boşanmak istiyordu.

Magazin basının uzun süre meşgul eden bu konunun tarafları bir de para meselesi ile gündeme geldiler. Ural, Sibel Candan boşanmak için 500 bin dolar istiyordu, Can ise bu kadar parası olmadığını söylüyordu.

Tam da o sıralarda bu kez başka bir adli skandala karıştı Canın adı. Yine iddialara göre, bir telekulak çetesine Ural ailesinin telefonlarını dinlemek için para ödemişti. Yargılanma mekanı değişmiş, DGM olmuştu. Yine olaydan bir şey çıkmadı, Can tutuksuz yargılanıyor, dava henüz sonuçlanmadı.

Sibel Can, Ural ailesinin istediği parayı borç, harç tamamladı. Uzun süredir yapmadığı halde, parayı toplayabilmek için Maksimde sahneye çıktı, sonunda taksitle de olsa parayı ödemeyi başardı.

Skandallar gündemimizi meşgul ederken, Ural ailesinin, Hakan Uralın, baba Selçuk Uralın tavırları nedense hiç söz konusu edilmedi. Oysa, aile ekranlardan resmen tehdit yağdırıyordu.

Üstelik mafya ilişkilerinin su yüzüne tamamen çıktığı 90lı yılların sonunda, Selçuk Uralla Canan Yakanın kızı Fransada yakalanan Alaaddin Çakıcının sevgilisiydi. Selçuk Ural Çakıcının adamları tarafından vurulduğu iddia edilen Tevfik Ağansoyla aynı masada oturuyordu çatışma olduğunda.

Gemisini Kurtaran Kaptan

Sibel Can nasıl yaptıysa, yaptı, Ural ailesini hayatından çıkartmayı başardı. Tekrar sahnelere hızlı bir dönüş yaptı, görüntüsünü yeniledi, artık kendi ayaklarının üzerinde durabilen bir kadın vardı karşımızda.

Sonra bir sabah, gazeteler yeni bir aşk haberini manşetlerine taşıdılar. Boşanalı 6 ay bile olmadan, Sibel Can yeni bir evlilikten söz ediyordu, bu kez bir müteahhide, Barış Manço ile yaptığı tatil köyü ile gündeme gelen Sulhi Aksüte kaptırmıştı gönlünü!

Aksüt, Ak Çıkmadı…

Can, Aksüt ile evde kıyılan bir nikahla evlendi. Evlendiğinde 3 aylık hamileydi. Evliliğin canım cicim günlerinden hemen sonra geldi kötü haber. Aksüt, karşılıksız çek nedeniyle aranıyordu, sonuçta tutuklandı ve iki yıla yakın zamanını geçireceği Çanakkaledeki cezaevinin yolunu tuttu. Can bir kez daha bahtsız kadın oldu, bu kez de cezaevi kapılarında bekliyordu.

Yeni kocası, Hakan Uralın tersine Sibelin sahneye çıkmasına kesinlikle karşıydı, evinin kadını olmasını istiyordu. Ama Sibel vergi borçları, ev geçindirme telaşı derken, zorla izni kopardı kocasından ve doğumdan hemen sonra yine sahnelere döndü.

Bu iki yılı çok da boş geçirmedi aslında, bir kaset daha çıkarttı, çocuğunu büyüttü, bol bol cezaevindeki kocası çıkınca neler yapacaklarını anlattı medyaya. Miamideki evine tatile gitmeyi de ihmal etmedi bu arada.

Sonunda, Sibel Canla birlikte tüm halkın da merak ettiği damat Aksüt, geçtiğimiz hafta cezaevinden çıktı, bu kez de askerlik için 21 günlük bir ayrılık başladı. Ama sayılı gün çabuk geçecek, mutlu çift 20 gün sonra birbirlerine kavuşacaklar…

Karagümrükte başlayan, sonra parlayan, Etilere, Nakkaştepeye uzanan hayat, belki hiç de görüldüğü kadar kolay değil. Bu aleme uymazsan, uydururlar cümlesinin sahibi, eski kabadayılar, alemin bu hale geleceğini muhtemelen tahmin etmiyorlardı. Ama diğer örneklerle birlikte Can da bize kanıtlıyor ki, bu alemde ayakta durmak için sadece sesin ya da vücudun olması yetmiyor. Bir de sağlam bir dayanağa ihtiyacı var insanın. İster Karagümrükten, ister Etilerden…

Meraklısına Notlar: Sibel Can, geçtiğimiz hafta kocası ile ilgili sorulara Eve kapanacağız, çıkmayacağız diye yanıt verdi. Rabia artık Sibel Canı sevmiyor, çünkü içten bulmuyor. O, artık bizden değil, eskiden olsa onun için üzülürdüm, ama ektiğini biçti, diyor. Can, klip yönetmenliği yapmaya başladı. En çok istediği, mümkün olursa, Tarkana bir klip çekmek…

Yer işareti koy permalink.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>