Rehberiniz-İşsizlik arttı kahvehaneler doldu taştı

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “İşsizlik arttı kahvehaneler doldu taştı” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
İşsizlik arttı kahvehaneler doldu taştı

Görüştüğümüz kişilerin neredeyse tamamı ilkokul mezunuydu. Onlar devletin ilkokul mezunlarına bir kerelik bir hak tanımasını istiyorlar. Kimisi hükümetten, göz boyamadan, belediyenin yaptığı gereksiz harcamalardan, kimisi Güneydoğu’ya aktarılan paralardan şikayetçi, kimisi de köyüne dönmeyi düşünüyor.

Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre Türkiye’de resmi işsiz sayısı geçen senenin aynı ayına göre 1 milyon 59 bin kişi artışla 3 milyon 650 bine yükseldi. Ama esas rakamın 6 milyonun üzeridne olduğu tahmin ediliyor. Bu dönemdeki işsizlerin; yüzde 74.4’ü erkek nüfus, yüzde 61.5’i lise altı eğitimli. Yüzde 22.1’i bir yıl ve daha uzun süredir iş arıyor. “Umutsuzlar” olarak bilinen, iş aramayıp, çalışmaya hazır olanların sayısı ise 497 bin kişi artarak 2 milyon 394 bine çıktı. Bu grup içinde yer alan, iş bulma ümidi olmayanların sayısı ise 199 bin kişi artarak 873 bine yükseldi.

İşsizliğin ne kadar arttığının en önemli göstergesi kahvehaneler. Haftaiçi işsizlerle dolup taşan kahvehaneler, ülkede işsizliğin ne boyutlara geldiğinin ispatı. Evde iyice bunalıma girmemek için kahvehanelere koşanlar, vakitlerinin tamamını buralarda geçiriyorlar. Kimisi eş dost vasıtasıyla “uzaktan” iş arıyor, kimisi de “iş yok ki, nerede aracağız, bütün kapılar yüzümüze kapanıyor” diyor. Kahvehanelerdeki hakim hava ise umutsuzluk.

Aralarında dalga geçenler de yok değil tabii. Ama şu bir gerçek ki, işsizlik kahvehanelere gidenlerin sayısını patlatmış. Önceden haftaiçi sadece bir iki masanın dolu olduğunu kahvehanelerde şimdi yer bulmak çok zor. Ama kahvehaneciler de veresiyeden ve para alamamaktan şikayetçi. Görüştüğümüz kahvehane sahiplerinden biri “Ben buraya elimden geldiğince işsizleri almamaya çalışıyorum, çünkü hep veresiye istiyorlar” diyor.

Tek umutları altılı ganyan

Koray Özdoğan (34), Bülent Topçu (33) ve Hüseyin Güler (35) 6 aydır işsiz. Zeytinburnu’nda yaşayan ve daha önce tekstil sektöründe çalışan üç arkadaşı Zeytinburnu’nda tıklım tıklım dolu kahvehanelerden birinde bulduk ve onlara işsizliği sorduk. Onlar vaktinin büyük çoğunluğunu sigara dumanı altında, çay içip, okey ve altılı oynarak geçiren işsizlerden yalnızca üçü. Hepsi ilkokul mezunu, hepsi ailesinin yardımıyla ayakta durmaya çalışıyor. İşsizlikten ve parasızlıktan dert yanıyorlar ve cinnet getirip birilerine zarar vermekten ya da kötü yollara sapmaktan korkuyorlar. İş bulma umutları artık tükenmiş. Ne olacağımız meçhul, diyorlar. Devleten beklentileri, ilkokul mezunlarına bir defaya mahsus hak tanınması. “Eğer lise diplomamız olsa iş bulurduk” diyen (yahutta zanneden) gençler, “bu kadar ilkokul mezunu var, tıpkı engellilere tanınan hak gibi ilkokul mezunlarına da bir defalık hak tanınsın” diyorlar. “Çünkü artık her yerde lise diploması isteniyor…”

Koray Özdoğan’a “İş arıyor musunuz, umudunuz var mı?” diye soruyoruz ki tam o sırada, bizimle sohbet ederken göz ucuyla izlemeye devam ettiği, tepemizdeki TV ekranından oynadığı altılı ganyan kuponunun “yattığını” görüyor. “Tüh bee! 4 numara çıktı, yine hayallerimiz suya düştü” diye cevap veriyor. Şans topu, sayısal gibi oyunlarda kazanma ihtimali milyonda bir diyen işsizler, “Paramız yok ama en azından altılıda cebindeki para kadar oynabiliyorsun, biz de o nedenle ganyan’a sardık” diyorlar. Kahvehaneler kadar ganyan bayileri de işsizliği anlatıyor. İşsizliği en iyi onlar bilir dedik ve bu hafta sözü onlara bıraktık.

Bülent Topçu: Aslen Giresunluyum ama doğma büyüme Zeytinburnu’nda yaşıyorum. Tekstil sektöründe çalışıyordum, 6 aydır işsizim. Tekstil piyasası için sürekli 10-15 günde açılacak diyorlar ama açılsa bile eskisi gibi iş imkanı yok. Ben tekstilde A’dan Z’ye herşeyi yapıyordum. 13-14 yıldır bu sektördeyim, ilk kez bu kadar işsizlik görüyorum. Sürekli sezon sonları bir işsizlik olurdu ama 15 gün bilemedin bir ay boşluk oluyordu, patronlar da paraları verirdi şimdi onu da vermiyorlar. 6 aydır kahve, altılı ganyan, park, sahil dolaşıyorum. İş aramak için bir şey yapmıyorum çünkü iş yok. Şu anda ilkokul mezunu kimseyi işe almıyorlar.

Devlet sektörü olsun, özel olsun bugün güvenliğe bile gitsen lise diploması istiyor, ben de lise diploması olsa ben her yere girerim. Ben araştırdım bu sene bu yaştan sonra ortaokul diploması almaya çalışacağım. Mecbur, nereye gitsen kapı üstüne kapatılıyor.

Koray Özdoğan: İş aramıyorum, yok çünkü, bulsak da paramızı alamıyoruz. Arkadaşlarımın çoğunun işi yok, işten çıkarmalar hala devam ediyor. Herkes okumuş insanları istiyor, ben istiyorum ki devlet ilkokul mezunlarına bir hak tanısın. Nasıl özürlü insanlar çalışıyorsa biz de çalışalım. Bu işsizliğin çözümü belki ilkokul mezunlarına bir öncelik tanınmasındadır.

2 bine TL’ye lise diploması

Koray Özdoğan: Yeni kanun çıkana kadar güvenlikteydim, sonra lise mecburiyeti aramaya başladılar. Lise diplomasını değişik yollarla alma ihtimali var ama ben yollara girmedim.

Bülent Topçu: Evet, 2 bine lise diploması verenler var, biz yapmıyoruz onu. Yarın öbür gün olur da devlet işine girersek bizim için zor olur. Ama yapan çok. Geçen bir firmanın müdürü “gidin kaçak yoldan lise diploması alın ben sizi işe alayım” dedi.

Koray Doğan: İnsanlar mecbur kaldı mı herşeyi yapabilir, biz iyi olanlardanız. Çok zor durumda olan hırsızlık da yapıyor, başka yollara da sapabiliyor. Para kazanıyor, alacağı ceza umurunda olmuyor, ben ailemi geçindiriyorum diye düşünüyor. Biz bu yollara girmedik, ama böyle giderse ne olacak bilmiyorum.

Bülent Topçu: 3-5 ay içinde iş bulamazsak ne yapacağımız meçhul. Eve haciz gelirse ya avukatı vuracağım ya da gidip banka soyacağım. Benim bu yaştan sonra evime haciz gelirse yapacak bir şeyim yok. Ben ailemle yaşıyorum. Yine de kredi borcum var. Bankalar insanları sömürüyor. Evime haciz gelecek diye korkuyla yaşıyorum. Biz de hazıra alıştık, para olmayınca kredi kartına sarılıyoruz. İnsan öderken çok zor geliyor. Geçen ay bu yaşta babamdan borç alıp öyle ödedim. Umutlarımız artık şans oyunları oldu. Elimizde bir tane bülten kahvede 6’lıyı bulma umudundayız. Sabahtan akşama oynuyoruz.

Hüseyin Güler: Ben bazı günler gidip bir kahvede 20 liraya çalışıyorum.

Bülent Topçu: Allah’tan anne babamız var, onlar da olmasa…

Son çare… köyümüze geri dönmek

İşsizlik nedeniyle geçim sıkıntısına düşenler köylerine geri dönme planları yapıyor. Beşyüzevler’de ziyaret ettiğimiz kahvehanelerden birinde konuştuğumuz Ahmet Yiğit (45) 1990 yılında ailesini daha iyi imkanlara kavuşturmak umuduyla Samsun’dan İstanbul’a gelmiş. 13 yıl trikoda çalışan Yiğit, krizden dolayı işyeri kapanınca bir daha iş bulamamış. Yaşından dolayı tüm kapılar yüzüne kapanan Yiğit, 1 senedir işsiz: “Nereye gitsem önce bir bakıp, bize dinamik adam lazım diyorlar. Geçinemiyoruz, 7 yaşında bir kızım var, okul aile birliği için para istiyorlar, ben zaten yardıma muhtacım, 3-4 gündür çocuğu da gönderemiyorum okula. Aslında ben Samsun’a memlekete geri dönmeyi düşünüyordum ama evdekiler karşı çıktı. Köye gitseydim hiç olmazsa aç kalmazdık, bu kadar kötü olmazdı. Psikolojim de bozuldu, bunalıma girdim, artık evde de duramıyorum, o nedenle hep buraya geliyorum.” Yiğit’in büyük çocukları istememişler İstanbul’u bırakıp köye gitmeyi.

Beşyüzevler’de ziyaret ettiğimiz başka bir kahvehanede, başka bir grup “knonik” işsizle söyleşiyoruz, ortalama 2 yıldır işsiz olanlar, iş çıktıkça dönem dönem çalışıyorlar. Onlar sabah 10’da kahveye girip, gece 12’de çıkıyorlar. İçlerinden biri son çare köye geri dönmekten bahsediyor: “2 yıldır işsizim, daha önce Zeytinburnu’ndan işletmeciydim, iflas ettik, kapattık, sonrası boş geziyoruz. İş arıyoruz da yok, daha önceki birikimlerimizi tükettik hep. O da bitince köyümüze geri döneceğiz.”

Aralarında işi gücü umursamayanlar da var tabii. 10 yıldır işsiz olduğunu söyleyen biri, iş arıyor musunuz sorumuza “valla olsa iyi olur tabii” diyor. İçlerinden biri “Bunlara 5 milyar verseniz yine çalışmazlar, alışmışlar burada oturmaya” diyor. Bir diğeri “pazar günü bile çalışırım”, öteki “iş bulsak hemen çalışırız” diye tepki gösteriyor. Kahvede herkes borç harçla ayakta duruyor, içlerinden biri “fotoğrafımızı çekmeyin, alacaklılar görecek” diye itiraz ediyor.

Hükümete ve belediyeye tepki

Zeytinburnu’nda başka bir kahvehanedeyiz. Kahvedeki herkes Mardin Midyat’tan gelme. Hemen hemen hepsi işsiz. Normal zamanda haftaiçi bomboş olan kahvede şimdilerde boş masa bulmak mümkün değil. Müşterilerinin çoğunu genç işsizler oluşturuyor. Kahvehanenin sahibi bol müşteriden mutlu mu derseniz, hayır o da çay paralarını toplayamamaktan şikayetçi. Tamamen gençlerden oluşan masalardan birinin yanın yanaşıp onlara işsizlikle ilgili haber yaptığımızı söylüyoruz. Aldığımız cevap:

Daha sonra kendi söylediklerine kendileri de gülüyorlar.

Bir başka masaya doğru ilerliyoruz. Bu sefer konuşmaya yanaşıyorlar. Masada 8-9 kişi var, hepsi dericilik sektöründe ve hepsi şu anda işsiz. Onlar da diğerleri gibi ailelerinden ve arkadaşlarından destek alarak ayakta durmaya çalışıyorlar. Kimi evlenmiş, çoluk çocuğa karışmış olmasına rağmen halen ailesiyle birlikte yaşıyor. Onlar da iş bulmaktan umudu kesmiş, iş yok ki ne arayacağız diyorlar. İşsizliğin göz boyamayla, gıda yardımı yapmakla, inşaat işiyle olmayacağını söylüyorlar; hükümete ve belediyeye karşı tepkililer. Sadaka dağıtıp, emekliden kesip millete veriyor, kendi etrafındakileri kayırıyorlar diyorlar. Milletvekillerinin kemerlerinin sıkılması, belediyenin aşırı harcamalarının kesilmesini istiyorlar. İçlerinden bir tanesi “Her tarafa lale koymuşlar, burada bir sürü lale var” diye tepkisini ortaya koyuyor.

15 yıldır İstanbul’dayım böyle işsizlik görmedim

Mehmet Sait Baran (30) görüştüğümüz işsizlerden biri. O da masadaki (bir lise mezunu hariç) herkes gibi ilkokul mezunu. 7-8 yıldır çalıştığı deri firması kapasite indirimine gidince, aylık alamaz olmuş ve tazminatı verilmeden kibarca kapının önüne konmuş. O da dava açmış. Şu anda başka mesleği olmadığı için, sektörün de durumu belli olduğundan boşta geziyor. Zamanının büyük kısmını evde veya kahvehanede geçiriyor. O şimdilik arkadaşlarından borç alarak geçiniyor, ama nereye kadar dayanır bilmiyor: “Ben 15 senedir İstanbul’dayım böyle bir işsizlik görmedim. Ne olacağımız belli değil, ev sahibi ne zamana kadar bizi idare edecek bilmiyorum. Şu anda kirayı ödeyemiyoruz.” Baran, eğer Güneydoğu sorunu çözülürse işsizliğin de bir nebze olsun ortadan kalkacağına inanıyor: “30 senedir Güneydoğu’ya harcanan paralar Türkiye’de işsizliği giderirdi. Orada binlerce köy korucusu var, onlara verilen para, devletin harcadığı paralar, her gün yapılan operasyonlar Türkiye’deki işsizliğe harcansa Türkiye’de hiç bir problem kalmaz.”

Kaynak: http://Yenibir iş

Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir