Rehberiniz-İşkolikler tehdit altında

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “İşkolikler tehdit altında” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
İşkolikler tehdit altında

İş stresinden kaynaklanan burn out sendromu işkolikleri daha çok tehdit ediyor. Belirtiler, fiziksel olarak, uykusuzluk, baş ağrısı, bağırsak bozukluğu, duygusal olarak ise sinirlilik, öfke ve kızgınlık hali, tahammülsüzlük…

İŞKOLİKLER İÇİN TEHLİKE DAHA BÜYÜK

Konumuz iş stresinden kaynaklanan hastalık yani burn out sendromu… Geçen hafta anlatmaya başlamıştım, bu hafta devam ediyorum.

Aslında burn out’un doğduğu yer ofisler değil.

1960’lı yıllarda, henüz iş dünyasından içeri sızmadan, hasta bakıcılarda, itfaiyecilerde ve polislerde görülmeye başlanmış. Bu hastalığa tutulanların önemli bir kısmı için mesleklerinin hiçbir parlaklığı kalmamış.

Belirtiler, fiziksel olarak, uykusuzluk, baş ağrısı, bağırsak bozukluğu, duygusal olarak ise sinirlilik, öfke ve kızgınlık hali, tahammülsüzlük olarak ortaya çıkmış.

Tabii ki aynı koşullarda yaşayan insanların tümü burn out’un pençesine düşecek diye bir kural yok. Bu duruma gelmek için stresin kökleşmesi, kortizol (böbrek üstü bezleri tarafından salgılanan bir hormon) düzenli olarak salgılanmaması, bu durumun beyni etkilemesi ve ağır bir depresyona götürmesi gerekiyor.

Kısacası bunlardan sonraki adımın adı burn out.

Artık işim ikinci planda

Fransa’dayız. Kahramanımız Charlotte… On yıldan bu yana büyük şirketlerden birinde iletişim sorumlusu olarak çalışıyordu. Bir gün ofiste koşuştururken bayıldı.

Tipik bir burn out vakasıydı. Tedaviye başlandı ama kendini zorlu bir süreç bekliyordu. Bir yıl boyunca, işe gitmek şöyle dursun, evinden dışarı çıkamadı. Bugün nasıl olduğunu soranlara “İyiyim ama bundan sonra iş, hayatımdaki gerçek yerini aldı” diyor. Yani artık iş ikinci ya da üçüncü planda.

Burn out, psikoloji kaynaklı pek çok rahatsızlık gibi aşama aşama ortaya çıkıyor.

İlk aşamada, hem fiziki düzeyde hem de mental düzeyde kronik bir yorgunluk bekliyor insanları.

Tatilden hiç tatil yapılmamış gibi dönülüyor örneğin. Sık sık ağlama krizlerine şahit olunuyor.

İnsanlar, hayatı, okulda cezalandırılmış çocuklar gibi yaşamaya başlıyorlar. Aşağılanmış ve dışlanmış olarak…

İkinci aşamada kişi içine kapanıyor, kimseyle görüşmüyor, sinik, alaycı hatta saldırgan bir tavır içerisine giriyor.

Üçüncü aşamada ise kendinin değersiz olduğunu düşünmeye başlıyor. Başarısızlık duygusu her yerini kaplamış durumda. Etrafını sarılmış hissediyor, duyarlılıklarını kaybetmiş hale geliyor.

Bir zamanlar uğrunda deli gibi çalıştığı işi artık onun için hiç bir şey ifade etmiyor.

Burn out sendromuna en çok yakalananlar, işlerini her şeyin üstünde tutanlar oluyor. Evet, kısaca bir işkolik hastalığı olarak tanımlamak mümkün. İşe adapte olmuş, iş ahlakını özümsemiş, kabul etmiş olan insanlarda da burn out sendromu daha fazla görülüyor.

Gençler daha temkinli

Araştırmaya göre, orta yaşlı insanların hastalığa yakalanması daha kolay. Gençler, belki de Z kuşağının özelliklerden olsa gerek, burn out’a karşı savaşmayı daha iyi biliyorlar. Nasıl mı? Öncelikle, onların çalıştıkları iş yeriyle olan ilişkileri daha mesafeli.

Daha temkinli hareket ediyorlar, kendilerini işin sahibi gibi görmüyorlar.

Burn out sendromunun adını koyan Christina Maslach, radikal bir çıkış yaparak günümüzdeki şirket kültürünü sorguluyor: “Burn out insanları yakalıyor. Çünkü bu hastalığın virüsü şirketin içinde” diyor. Fazla çalışmak, olağandışı bir ritm, çalışma saatlerinin belli olmaması, yalıtılmışlık hissi, işlerin monoton hale gelmesi, teknolojik değişimlerin çok hızlı olması ve ayak uydurmanın zorluğu, işten çıkartılma korkusu, ilgisizlik, burn out’un en sevdiği ortamları oluşturuyor.

Tedavisi mümkün dedik. Ama iyileşmeyen ya da psikolojik yardım almayan vakalar da var.

Fransa’da son bir yıl içerisinde işe bağlı psikolojik rahatsızlıklardan 400 intihar vakası yaşanmış.

İntihar şüphesiz en uç nokta. Ben, bugüne kadar yaşadığım olayları süzerek insanları burn out’a götüren süreci sekiz başlık altında topladım.

1. Kötü yöneticiler kötü yönetim: Halden anlamayan, çalışanını sürekli azarlayan, ezen insanlar söz konusu

2. Başarının ödülsüz kalması: Çok iyi işler çıkarmış olan birilerinin hiç takdir almamış olması bizde vaka-i adiyedendir.

3. İlgisizlik: Birkaç yıllık bir çalışan düşünelim.

Fena da iş çıkartmıyor .Yaptığıyla kalıyor.

Kimse onun ne yaptığıyla ilgilenmiyor.

4. Huzursuzluk: Anlaşamayan kimseler aynı ekip içinde yer alıyor. Sevimsiz bir ortam yaşanmaya başlanıyor.

5. Gruplaşma: Huzursuzluktan sonraki vahim aşama: Şirketi de insanları da bitiren bir süreç gündeme geliyor.

6. İş kültürünün başarıya kilitlenmesi: Çalışanlardan performanslarının yapabileceklerinin ötesinde çok artması isteniyor. Oysa kapasitenin sonuna gelenler var.

7. İşten çıkarmalar: Kendisi değil korkusu bile insanı burn out’a götürüyor.

8. Aile yükü: Çocuklarla vakit geçirmek isteyip onlara ilgilenecek vakti bir türlü yaratamamak insan üzerinde ciddi bir baskı oluşturuyor.

Yazar: Aydın Demirer

Kaynak: http://www.isteinsan.com.tr

Yer işareti koy permalink.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>