Rehberiniz-İşgüdünüzü dinleyin!

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “İşgüdünüzü dinleyin!” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
İşgüdünüzü dinleyin!

EQ duygusal anlamda ne kadar yetkin olduğumuzu, IQ ise beynimizin ne kadar çalıştığını ifade ediyor. Biri insanları ne kadar anladığımızın ölçütü, diğeri ise ne kadar akıllı olduğumuzun… Şimdi ise yeni bir kavram çıktı: XQ yani işgüdü. İşgüdü; bu ikisini birleştirebilme yeteneğinin adı. Peki sizin xq’nuz ne kadar gelişkin? Xq’yu yukarı seviyelere taşımanın yolları neler? İşte size pratik ip uçları…

IQ VE EQ’DAN SONRA XQ

Zihinsel zekamız IQ ile duygusal zekamız EQ’yu birleştirme yeteneğini ifade eden XQ yani ‘işgüdü’, çalışma hayatını formüle ediyor…

İş yaşamı zor kararların alındığı, gerginlik yaratan çekişmelerin yaşandığı, zorlu savaşların verildiği bir dünya… Bütün bunlarla mücadele etmek için hem zekamızı hem de duygularımızı kullanmak, bütün alıcılarımızı açık tutmak zorundayız.

İnsanlarda bir de işgüdü olduğunu ortaya atan kişiler ise üç iş düşünürü, Steve Smith, Mahan Khalsa ve Dave Marcum…

Ortaya koydukları ilkeler, iş dünyasını ilgilendiriyor gibi görünse de aslında herkesin yaşamın her alanında kullanabileceği başarı formüllerini içeriyor. İş hayatında bazı sert soruları daha yumaşatarak sorma, zorlu kararların sonunda sonuca ulaşma, iyi düşünebilme gibi konulardaki fikirlerinizi başkalaştıracak bir formül bu. Bu formülü uyguladıktan sonra kararlarınızı ve düşüncelerinizi önceden sınama imkanı yakalamış oluyorsunuz ve bu da ciddi bir değişim yaratıyor.

İşte size yalnızca çalışma yaşamında değil her alanda işinize yarayacak işgüdü formülü…

EGONU KAPIDA BIRAK

İş dünyası sert çekişmelerin yaşandığı gerilimli bir dünyadır. Bu yüzden “önüne çıkanı ez” gibi bir yaklaşımla hareket ederiz. Bu noktada karşımıza çıkan aslında ‘ego’dur. Çünkü ya o ilerleyecektir ya da siz. Tabii ki bu ilerleyen siz olmalısınız. Bir tercih söz konusu. Ego kendine güven gibi algılanır. Aslında tam tersi güvensizlik ve kibirdir. Ego eğer kendinizini farkında değilseniz, güçlü yeteneklerinizi zaafa dönüştürüp sizi başarısızlığa sürükleyebilir. Mesela eli çabukluk aşırı telaşa, kendine güven kusursuzluk duygusuna ya da uyanıklık dar odaklılığa ve tüm bunlar sonunda şişman bir egoya dönüşebiliyor.

Birisiyle ilk tanıştığınızda ona güvenemeyeceğinizi hissetmiş olabilirsiniz. Ancak aynı kişi de size karşı güvensizlik hissetmiş olabilir. Önerilere açık olup olmadığınız, savunmacı ya da kibirli olup olmadığınız anlaşılır. Beyinde ego çanları çalmaya başlar. Kişinin egosuna teslim olup olmadığı verdiği işaretlerden anlaşılır. Süper zekasını herkesin görmesini istiyor, devamlı onay arıyor ve savunmacı bir halde ise çanlar çalıyor demektir. Bu duruma düşen siz de olabilirsiniz. Eğer durum böyle ise gidişat hiç de iyi değil demektir. Çünkü parlak ve süper zekanızı herkese gösterirken inanılırlığınızı yitirirsiniz. İnsanlar sizin göstermeye çalıştığınızı değil kibrinizi görür. Harika fikirlerinize değil gösterinize takılırlar. Fikirleriniz bir kenara itilir. Çok dahice olsalar bile…

İşgüdü her bireyin düşüncesindeki eksiklikleri gidermek için dürüst, açık bir diyalog gerektirir. Doğru düzgün diyalogu kesen şey de egodur. Mutlaka egonun yerleşemeyeceği bir ortam yaratmalısınız.

Egonun tedavisi tevazudur. Tevazu zayıflık değil, güçlü bir niteliktir. Karşınızdaki insanın fikirlerine tartışma havası yaratacak mimiklerle tepki vermeyin. İletişim dilinizi mutlaka değiştirin. İşe girerken egonuzu dışarıda bırakın…

MERAK YARAT

Dünya üzerindeki gelmiş geçmiş en yüksek performanslı insanların tek ortak özelliği meraktır. Bir önceki toplantıdan aldığınız dersle her toplantıya artık tevazunuzu takınmış bir şekilde girmelisiniz. Soru sormadan yanıtlara göz atmayın. Önce bilmediklerinizi öğrenin. Bilgi ve deneyiminize yeni ek bilgiler için kafanızda yer açmaya çalışın. Bir konu hakkında önceden bir şeye inanmak verimsiz bir şeydir. Bunu zihinsel bir gardırop gibi düşünün. İnsan sürekli inançlarıyla örtüşen şeyleri arar. Zihinsel yapısına uygun şeyleri satın alır. Kuralların değiştiği ve her gün manzaranın başka bir görünüm aldığı iş dünyasında merakınızı serbest bırakmak ve yeni şeyler denemek, öğrenmek zorundasınız… “Bu işi yıllardan beri yapıyorum, bunlar işe yarar bunlar yaramaz. Ne yapalım bu iş böyle yürüyor…” gibi kendi deneyiminiz dışında olan her şeyi reddetme fikrinden vazgeçin. Deneyimler kuşkusuz önemlidir ama güncellemek koşuluyla…

İşte merak bu noktada devreye girer. Bildiklerinizi taze ve çevreyle uyumlu tutmanızı sağlar. İş yerinde yöneticinin ilk konuşması, herkesin onun düşünme çizgisini takip etmesine neden olur. Oysa merakı ortaya çıkarmak için herkese eşit ölçüde açık bir oyun sahası yaratmak ve ortaya atılan fikre körü körüne itaat edenlerin ödüllendirilmemesi gerekir. Eğer bunun aksi bir işleyiş içinde çalışıyorsanız ve dolayısıyla merakınızı yitirdiyseniz yapmanız gereken yaptığınız işlerin döngüsünü değiştirmektir. Farklı bir şeyler deneyin; işe başka bir yoldan gidin, kahvaltıda farklı şeyler yiyin. İşgüdü formülünün önerisi: Omzunuzun üstüne bir cırcır böceği oturtun. Bu cırcır böceğinin durmadan kulağınıza “Ya böyle olursa? Bunun nedeni nedir? Diğer seçenekler neler?… “ gibi sorular fısıldadığını düşünün.

SARI IŞIKTA YAVAŞLA

Tüm iş dünyası inanılmaz bir ‘hız’la yoluna devam ediyor. Ancak işgüdü yavaşlamanızı öneriyor. Yönetim çalışandan daima daha hızlı olmasını ister. Ancak bu hız başarısızlık riskini de taşıyabilir. Sakin bir şekilde durduğunuz zaman beyninize daha çok kan gider ve daha doğru kararlar verirsiniz. Bu bilim tarafından kabul gören bir gerçektir. İşgüdü ile düşünme metodu “yapıver gitsin” zihniyetinden uzak durmanızı öneriyor. Bir çözüme ulaşmanıza ramak kalmışken, bir çözüm üretmenin heyecanıyla, bir an önce uygulamaya geçmek isteyebilirsiniz. Ya da iş dünyasında herkesin yaptığı gibi, kendinizi ilgilendiren bir şey duyduğunuzda, sorun çıkacağını anladığınızda en korktuğunuz şey başınıza gelmesin diye daha çok hızlanırsınız. Kırmıza ışığa yakalanmamak için, gaza basarsınız.

Oysa kırmıza ışığa yakalanmanız kaçınılmaz ise ne kadar çabuk olursanız olun, yakalanırsınız. İnsanlar zihinsel olarak bunu bilir ama duygusal olarak direnirler. İşgüdüyle davranmak istiyorsanız yapmanız gereken, sarı ışığı gördüğünüzde bunu görmezden gelmek, bunu çevrenizden biri yapıyorsa doğru bir biçimde durumu ifade etmek olacaktır. İnsanlar size verdikleri sinyallerle konuşmanın ya da porjenin bir sarı ışığa geldiğini göstereceklerdir. Bunu göz ardı etmeyin ve en önemlisi “Bir sorunuzu olduğunu sanıyorum” demekten kaçınmayın.

ÇÖZÜMÜ ÖTELE

İş dünyası her şeyi hemen sahip olmak isteyen insanlarla doludur. Gerçek çözüm çok daha yüksek bir getiri olsa bile dürtülerine direnemezler. Öylesine telaşlı bir çözüm arayışı içindedirler ki, daha iyi bir çözüm için durup düşünmek yerine önlerinde duran şeyi bir an önce ağızlarına atmaya çalışırlar. İşgüdümüz bu noktada şunu söylemeli: Acele etme!

Bir çözüm önerisi duyduğunuzda saygı gösterin. Aklınızın bir köşesinde dursun. Daha iyi bir öneriyi görene kadar kendinizi tutun. Bazen insanlar çözümü ötelemek istemezler. Düşündüklerine saplanıp kalırlar.

İşgüdülü düşünme, çözümü ötelemenin zor ama daha büyük başarı getirdiğini söylüyor. Karşınızda “Biz kararı verdik, bizimle misin?” dendiğinde, yeni fikirleri işin içine katmaya çalışın. Toplantı esnasında onay verilen tepkilerin ardından mutlaka yeni sorular yöneltin.

Kaynak: http://www.isteinsan.com.tr

Yer işareti koy permalink.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>