Rehberiniz-İş hayatında kimleri örnek aldılar?

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “İş hayatında kimleri örnek aldılar?” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
İş hayatında kimleri örnek aldılar?

Kimi anne babalar kendi tayin ettikleri yolda yürümeleri için çocukları üzerinde baskı kurar; kimileri de yeteneklerini açığa çıkarmak, cesaret vermek için önlerindeki yolu açar. Her iki tür ailenin çocukları da hayatta başarı kazanabilir ama ikincilerin bir adım önde başladıklarını da kimse inkar edemez.

İlkokul öğrencisiyken öğretmeni tarafından “uğraşmaya değer” bulunmayınca, babasının hazırladığı testlerle kolej sınavlarına giren Google Türkiye Genel Müdürü Erem Karabey, yedi yaşında annesinin kulağını keşfederek müziğe yönlendirdiği besteci Fahir Atakoğlu bu şanslı çocuklardan iki örnek.

Ömer Faruk Sorak / Yönetmen

Meslek hayatıma mesai arkadaşım Yavuz Türkeri’yi taklit ederek başladım

Hayatta örnek aldığım kişi TRT Ankara Televizyonu aktüel kamera servisi kameramanlarından Yavuz Türkeri’dir. Onun 20 yıl önce televizyonda yapılan belgesel ve dramalarda kullandığı ışık ve kamera lezzetine meslek hayatına kameraman olarak başlamış biri olarak hala ulaşılamadığı kanısındayım. Aynı serviste mesai arkadaşı olarak çalışmamıza rağmen asistanlığını yapma şansı bulamadığım için çok üzgünüm. Meslek hayatına onu taklit ederek başladım. Beni TRT kamera asistanı kursunda eğitmenliğimizi yapan Tarık Baykur keşfetti diyebilirim. O olmasaydı belki şu an bir TV kanalında belki de hala TRT’de haber kameramanı olarak çalışıyor olabilirdim.

Prof. Dr. Yankı Yazgan / Psikiyatr

James Leckman’la kuyrukta beklerken aynı makaleyi okuyorduk, böyle tanıştık

Beni zorunlu hizmetimin bir bölümünü yaptığım Biga ilçesinin köylerinde yaşayan aileler keşfetti. 1985’te sağlık ocağında çalıştığım sırada, günde 70-75 hasta görürdüm. Çoğu çocuktu. Herkesi tepeden tırnağa muayene etme takıntım sebebiyle işim uzun sürer, geç saatlere kadar çıkamazdım. Bir gün kentin çocuk doktoru beni aradı, azarlayıcı bir tonda, sen kendini çocuk doktoru olarak tanıtıyormuşsun, dedi. Pratisyen hekim olarak çocuk baktığımı anlattım. Ama içime dert oldu. Ertesi gün sağlık ocağında hasta kayıtlarını yapan müstahdem Ahmet Bey’e bu konuşmayı aktardım. “Doktor bey, sen biraz gençsin, bir de yaşından ufak gösteriyorsun ya… Sana çocuk doktor ismini takmışlar. Köylerde meşhur olmuşsun” dedi.

Hem kariyerimi, hem kişisel gelişimimi etkileyen başlıca kişi ise Yale Tıp Fakültesi profesörlerinden James Leckman’dır. Onunla tanışmamız, hastane bahçesinde aynı seyyar yemek satıcısı önünde kuyruktayken elimizde aynı bilimsel makaleyi okuduğumuzu keşfetmemizle olmuştu. Onun çok tanınmış ve önde gelen bir beyin araştırmacısı ve psikiyatr olduğunu biliyordum. Ama birbirimizi yakından tanıma isteği doğuran o konuşmanın sonrasında, öğle yemeklerinde bir araya gelmeye başladık. Leckman bu tanışmanın birkaç hafta sonrasında, psikiyatri bölümündeki çalışmalarımı bir an evvel tamamlayıp, çocuk/ergen psikiyatrisi bölümüne transfer olmam için bir teklif mektubuyla geldi. Amerikalı olmayanlara pek açık olmayan, efsanevi bir yer saydığımız Yale Child Study Center’a böylece adım attım.

Şerif Kaynar / K Partners Yönetici Ortağı

Afrika’da birlikte çalıştığım Paternot bana sonsuz dersler verdi

1980 yılında Westinghouse firması bana kuvvet santrallerini tüm Afrika kıtasına pazarlama görevini verdi. Cenevre’de oturan Fransiz Vice President (Başkan Yardımcısı) Herve Paternot’ya raporlayacaksın, dediler. Bay Paternot ile 1980-1984 arasında Afrika’da beraber çalıştım. O bana çok güzel bilgiler, eğitim verdi. Geniş vizyon, çalışkanlık, etik davranmak, icabında inandığı yolda yürümek, sağlığına dikkat etmek gibi sonsuz dersleri ondan öğrendim. Bugün hala Cenevre’de emekli hayatı yaşıyor ve dostum olarak ilişkimiz devam ediyor. Tabii Afrika’da elde ettiğimiz tecrübeleri hala anımsıyor ve çok gülüyoruz.

Erem Karabey / Google Türkiye Genel Müdürü

Babamın beni sınava çalıştırmak için eliyle hazırladığı testleri hala saklıyorum

Hayatımda en çok etkilendiğim ve iş hayatında örnek aldığım kişi babam Muammer Karabey’dir. Anadolu liseleri ve kolej giriş sınavları beraber yapılırdı bizim zamanımızda. Ablam Robert Kolej’i kazanmıştı ve okumaktaydı, sınav sırası bendeydi. Fakat ablamı çalıştıran özel öğretmen, bende pek ümit görmemiş olsa gerek ki beni çalıştırmayı reddetti. Bu durumda babam, önce müfredat değişikliğini çalıştı, sınav sistemini öğrendi, en iyi hazırlayıcı öğrenim kaynaklarını ve soru bankalarını seçti ve kasımdan temmuza kadar her günü kapsayan bir program çıkardı. Bu sistemin içine otokontrolü de kattı. Her gün kendi sınavlarımı kendim değerlendiriyor ve grafiklere giriş yapıyordum. Babam kendi soru bankalarını kendi yazmıştı. Her şeyi cebirle çözmeye alışmış bir yüksek makine mühendisinin bir ilkokul öğrencisine her şeyi basit aritmetikle nasıl çözeceğini öğretmesi, kendi başına bir dertti tabii. Hala o hazırlık defterlerimi, babamın el yazısı ile hazırladığı testleri ve günlük programlarımı saklarım.

Fahir Atakoğlu / Besteci

Cemal Reşit Rey bana içimdeki müziği dışa vurabilmeyi öğretti

İş hayatımda her zaman babam Burhan Atakoğlu’nu örnek aldım. Babamın bizlere verdiği en önemli ders dürüstlüktür. Onun bizlere öğrettiği başka bir önemli yön de, işimize ve iş yaptığımız insanlara olan sorumluluğumuzu en iyi, en eksiksiz şekilde yerine getirmektir. Annem ise 7 yaşımda kulağımın olduğunu anlayıp beni bugünlere getiren insandır. Eğer o beni piyano hocalarına götürmeseydi ben belki de bugün başka bir insandım. Bir de Işık Lisesi’nde müzik hocam Muzaffer Uz, beni Cemal Reşit Rey ile tanıştırdı ve “CRR” ile 3 senelik birlikteliğimizin temelini atan insan oldu. Cemal Reşit Rey, bana içimdeki müzikleri özgürce ve hesapsızca dışa vurabilmeyi ve dinleyen ile paylaşabilmeyi öğretmiştir.

İnsan her iş tecrübesinden yada onu birlikte yaşadığı kişilerden örnek alıyor. İş yaptığım reklam ajanslarından bir çok kişi, ama özellikle Ali Taran’ın iş ahlakı beni her zaman etkilemiştir. Bunca senedir onun kadar dürüstünü ve işini iyi bilenini tanımadım. Rahmetli Onno’dan (Tunç), İstanbul Gelişim Orkestrası’nın her elemanından, sevgili rahmetli Uzay Heparı’dan, Sertab Erener’den, Mazhar’dan, Fuat’tan, Özkan’dan, hepsinden bir şeyler öğrendim. Sezen Aksu’nun tertemiz kalbi, hayatı her zaman yüreğinin gözüyle görüşü beni arkadaş olarak etkilemiştir. Atilla (Özdemiroğlu) abimin bir melodiye bakışından sevgili Aysun’un (Aslan) işine olan saygısına kadar her şey beni etkilemiştir ve etkilemeye de devam ediyor.

Prof. Dr. Türkan Saylan / Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Başkanı

Birisinden verim almak için sorumluluk vermek gerekir, Osman Hoca işte bunu yaptı

İşçi Sigortaları Hastanesi’nde uzmanlığımı aldıktan sonra, aylık dermatoloji toplantılarından beni tanıyan Prof. Dr. Osman Yemni, bizim kliniğe (İstanbul Tıp Dermatoloji) başvurabilirsin demişti. Oysa akademisyen olmaya hiç meraklı değildim. Atamam Bursa SSK’ya çıkınca bir gideyim dedim ve kliniğe başasistan olarak alındım. Osman Hoca benim ilk ve tek yönderim oldu. İlk gün yanına çağırıp “Sen bu kliniğin sadece başasistanı değil, hemşiresi, hademesi, hocası ve evin hanımısın, kendini ona göre ayarla” dedi ve ben tam 38 yıl bu şekilde ve bu hızla (gazla) çalıştım. Hep söylerim, birisinden verimli çalışma almak için sorumluluk vermek, ona güvendiğini belirtmek gerekir. Işıklar içinde yatsın Osman Hoca.

Nurdan Tümbek Tekeoğlu /Metro Group Türkiye Temsilcisi

Ajansına girmeyi başaramadım ama Betül Mardin en çok etkilendiğim kişidir

Beni ilk olarak Gelişim Yayınları’nda Asil Nadir’in danışmanları olan ve The Times, Sunday Times gibi İngiliz gazetelerinde pazarlama yöneticiliği yapmış olan İskoçyalı Patricia Moore ve İrlandalı Kate Keane isimli yöneticiler keşfetti. Turquoise Dergisi’ne genç yaşta pazarlama müdürü oldum. Tüm yöneticiliğe, iş hayatıma dair ilkeleri onlardan öğrendim. Bayraktar Ailesi sayesinde de 1988’de organize perakende sektörü ile tanıştım. Galleria’nın ve Ataköy Marina’nın pazarlamasında çalıştım.

Hayatta en çok etkilendiğim, iş hayatında örnek aldığım kişi ise Betül Mardin. Boğaziçi Üniversitesi’nde öğrenciyken hep röportajlarını takip ediyordum. Üniversitede okurken ajansında çalışmayı çok istedim, fakat torpilim olmadığından, babam murahhas aza olmadığından olumlu yanıt alamadım. Kendisiyle 1989’da, ben işveren konumunda, Egebank Reklam ve Halkla İlişkiler Müdürü’yken tanıştım. Onun ajansı da bizim PR ajansımızdı. Egebank’tayken, Londra’da işin teorisini öğrenmem için şimdi rahmetli olan Frank Jefkins’in School of Public Relations’ına gitmemi teşvik etti. Mehmet Bayraktar destekledi. Böylece 1990 yazı benim için öğrenmekle geçti.

Kaynak: http://www.yenibiris.com

Yer işareti koy permalink.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>