Rehberiniz-İnternet neden çok az değişim yarattı? (ıı) lu

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “İnternet neden çok az değişim yarattı? (ıı) lu” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
İnternet neden çok az değişim yarattı? (ıı) lu

Gazeteciliğin Rönesansı

Şimdi de internet gazeteciliği nasıl etkileyecekti, buna yönelik tahminlere geçelim. Rupert Murdoch’a göre internet gazeteciliği demokratikleştirmektedir. Murdoch, “güç, endüstrimizdeki editörler, yöneticiler ve kabul edelim ki patronlar gibi eski elitlerden webdeki blogcular (blogger), sosyal ağlar ve tüketicilere geçiyor” açıklamasını yapmıştır (Murdoch, 2006). Bu görüş, “medya holdinglerinin Fordist tarzda yukarıdan aşağıya haberleri belirlediği günler bitmiştir” ilanında bulunan tanınmış İngiliz muhafazakâr blogcu Guido Fawkes tarafından tekrar edilmiştir. Radikal akademik avukat Yochai Benkler de (2006), gazeteciliğin monopolistik endüstriyel modelinin, kâr amacı taşıyan ya da taşımayan bireysel ve kurumsal gazetecilik pratikleri üzerine kurulu çoğulcu ağ modeli karşısında gerilediği tartışmasıyla bu görüşe katılmıştır. Radikal basın tarihçisi John Nerone ise eski rejimin tarih olduğunu söyleyerek daha da ileri gitmiştir. Nerone (2009: 355) alaycı bir ifade ile “eski tarz gazeteciliğin ölümü ardından yas tutmaya değer en önemli kayıp nefret edebileceğimiz bir şeyin artık kalmaması” demiştir. Solun yanı sıra sağdan da çok sayıda yorumcu ve haber endüstrisinin liderleri de dahil olmak üzere yurttaş gazeteciler ve akademik uzmanlar da aynı sonuca ulaşmıştır: internet, gazeteciliğin medya patronlarının ve holdinglerinin kontrolündeki dönemine son vermektedir.

Bu coşkulu yorumun ikinci teması ise internetin, gazeteciliğin daha iyi bir biçimle yeniden doğuşunu sağlayacağıdır. Philip Elmer-Dewitt’e (1994) göre internet “gazeteciliğin nihai kurtuluşu olacaktır” çünkü “bir bilgisayarı ve modemi olan herkes dünyanın dört bir yanındaki okuyuculara haber ve görüntü geçerek kendi kendisinin muhabiri, editörü ve yayıncısı olabilecektir.” Bu bakış açısının bir versiyonu geleneksel medyanın yurttaş gazeteciler tarafından büyük oranda yerinden edildiğini görmektedir. Alternatif bir versiyon ise gazeteciliğin yeniden canlandırılmış bir biçimini üretmek için hevesli gönüllülerle birlikte çalışan profesyoneller görmektedir (bkz. Beckett, 2008; Deuze, 2009).

Özetle, internetin gazeteciliğin eski düzenini gömeceği ve daha iyi bir biçimle yeniden doğuşuna neden olacağı söylenmektedir. Bunu sorgulamanın ilk nedeni televizyonun hala hakim haber kaynağı olmasıdır. Örneğin, 2010’da altı ülkede -İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya, Birleşik Devletler ve Japonya- yapılan bir araştırmada katılımcıların çoğu kendi ülkeleri hakkındaki haberler için ana kaynak olarak internetten ziyade televizyona güvendiklerini belirtmiştir (Ofcom 2010b).

Daha da önemlisi, büyük haber kuruluşları siber alanı sömürgeleştirmiştir. Bu kuruluşlar rekabette hızlı davranmak için önce mevcut yayınlarının aynısı olan haber web siteleri kurdular. Bu siteler hızla hakim pozisyona geldi çünkü ciddi bir oranda çapraz sübvansiyon uygulanmaktaydı ve bağlı oldukları güçlü ana şirketlerin yerleşik itibarını ve haber toplama kaynaklarını sömürüyorlardı. Örneğin, Pew (2011) 2010’da haber ve enformasyon sitelerine yönelik internet trafiğinin %80’nin en çok ziyaret edilen haber siteleri sıralamasının ilk %7’lik diliminde yoğunlaştığını tespit etmiştir. Bu sitelerin çoğunluğu (%67) internet öncesi dönemin büyük haber kuruluşları tarafından kontrol edilmektedir. Diğer %13’lük dilimi ise içerik toplayıcılar (content aggregators) [1] oluşturmaktadır. Sadece %14’lük dilim ise çoğunlukla özgün haber üreten ve yalnızca çevrimiçi ortamda yayın yapan (online-only) kuruluşlardan oluşmaktadır.

Bir başka ifadeyle, internetin yükselişi büyük haber kuruluşlarını zayıflatmamıştır. Aksine, hegemonyalarını farklı teknolojilerle genişletmelerine olanak tanımıştır. Somut olarak bu, dünya genelinde en çok ziyaret edilen on gazete web sitesi arasında 2010/1’de sadece bir tane bağımsız site (Huffington Post) [2] olduğu anlamına gelmektedir: geri kalan dokuz site ise New York Times ve Guardian gibi internet öncesi dönemin büyük haber kuruluşlarına aittir (Guardian, 2011). Birleşik Devletler’de en çok ziyaret edilen ilk on haber sitesi sıralamasında Mart 2011 verileriyle sadece bir tane bağımsız site bulunmaktadır (yine Huffington Post): geri kalanların dört tanesi büyük televizyon kuruluşlarına, üç tanesi büyük gazetelere ve iki tanesi de içerik toplayıcılara aittir (Moos, 2011). İngiltere’de 2011’de en çok ziyaret edilen ilk on haber sitesi sıralamasında ise bağımsız çevrimiçi bir site bulunmamaktadır: tüm üst sıralar büyük televizyonlar, gazeteler ve içerik toplayıcılar tarafından tutulmuştur (Nielsen, 2011).

İçerik toplayıcılar alternatif haber kaynaklarına genellikle önem vermezler. Joanna Redden ve Tamara Witschge (2010) kamuyu ilgilendiren beş ana konu ekseninde Google ve Yahoo tarafından listelenen içeriği belirli bir süreyle incelemiştir ve tüm bulabildikleri “hiç bir alternatif haber sitesinin arama sonuçlarının ilk sayfasında yer almadığı” olmuştur.

Bununla birlikte, internet, blogcuları kitlesel kullanıcıya da bağlamamaktadır. İngiltere’de örneğin, 2008’de internet kullanıcılarının %79’unun son üç ay içinde tek bir blog okumadıkları belirlenmiştir (ONS, 2008). Çoğu blogcu hikayeleri araştıracak zamandan yoksundur. Geçimlerini karşılamak için günlük düzenli işlerine ihtiyaçları olan amatörlerdir (Couldry, 2010). Bu da onların geniş bir takipçi kitlesi oluşturma yeteneklerini zayıflatmaktadır.

Eğer kitlesel gazetecilik hala geçerliyse gazetecilik daha iyiye gitti mi? İnternetin yükselişinin bir sonucu, geleneksel medyanın, bundan daha az bir oranda da genel olarak haber üretiminin reklam kaybı yaşamasıdır. Birleşik Devletler’de, istihdam edilen toplam gazeteci sayısı 2000-2009 arasında %26 oranında düşmüş (Pew, 2010), İngiltere’de ise “anaakım gazetecilik kuruluşlarında” istihdam edilenlerin sayısı 2001-2010 arasında %27 ile %33 oranlarında daralmıştır (Nel, 2010). Haber bütçeleri kesilmiş; bu da Birleşik Devletler’de büyük şehir gazetelerinin ve televizyon haber ağlarının bile zaman gerektiren araştırmacı gazetecilikte ve yüksek maliyetli dış haberlerde tasarruf etmek zorunda kalmalarıyla sonuçlanmıştır.

İngiliz gazeteciliğine ilişkin önemli bir araştırma da canlanmaya yönelik abartılı öngörülerin tam aksine daha derin ve yaygın bir bozulmanın gerçekleştiği sonucuna ulaşmıştır (Fenton, 2010; Lee-Wright vd., 2011). Araştırma, haber merkezlerindeki işten çıkarmalar, çevrimiçi ve çevrimdışı (offline) haber üretiminin birleştirilmesi ve haberin 24 saat güncellenmesinin gerekmesi nedenleriyle daha az sayıda gazeteciden daha fazla içerik üretmesinin beklendiğini tespit etmiştir. Bu, gazetecileri, üretkenliği arttırmanın bir yolu olarak denenmiş ve test edilmiş haber kaynaklarını daha fazla kullanmaya yöneltmektedir. Ayrıca yine üretkenliği arttırmak amacıyla aynı haber çerçevelerini, alıntıları ve fotoğrafları kullanmaya varan düzeyde rakiplerin web sitelerinden haber toplanmasını arttırmaktadır. Az sayıda kaynak, genel olarak kes-yapıştır gazeteciliğine, masa başı gazeteciliğe bağımlılığın artmasında rol oynamaktadır. Arjantin’de yapılan bir çalışmanın da gösterdiği üzere taklitçi, masa başı gazeteciliğe doğru bir eğilim sadece İngiltere’de değil başka yerlerde de yaşanmaktadır (Boczkowski, 2009).

Gazetecilik açısından umut verici bazı gelişmeler olmuşsa da bunlar çoğunlukla zayıftır. Bağımsız çevrimiçi haber yatırımları abonelik tabanı kurmakta zorlanmıştır çünkü toplum ücretsiz web içeriğine alışmıştır. Bu yatırımlar, genellikle az sayıda kullanıcının dikkatini çektiği için de az reklam almıştır. Birleşik Devletler’de Pew Araştırma Merkezi’nin 2009 tarihli bir araştırması “…coşkuya ve iyi çalışmaya rağmen çok azının kâr edebildiğini ya da kendi kendisini finanse edebildiğini” saptamıştır. Benzer şekilde, Columbia Journalism Review dergisinin 2009 tarihli bir sayısında da “bu web temelli haber kuruluşlarından küçük olanlarının mevcut çevrimiçi gelirleriyle ayakta durabilmesinin mümkün olmadığı” tespit edilmiştir. Çoğu kez kıt kaynaklarıyla en acil öncelikleri hayatt

Kaynak: http://James Curran’ın yazısı Aylin Akdoğan tarafından sendika.org için çevirilmiştir

Yer işareti koy permalink.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>