Rehberiniz-İnternet neden çok az değişim yarattı? (ı)lute

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “İnternet neden çok az değişim yarattı? (ı)lute” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
İnternet neden çok az değişim yarattı? (ı)lute

İnternet Çağı her şeyin değişimi demekti -uluslararasılaşma, ticaret, gazetecilik, yönetim şekli- her şey dönüşecekti; tıklamayla eşit ve sınırsız hale gelecekti. Artık bunun gerçekleşmediğini itiraf etmenin zamanı geldi ve bu kötü öngörüden daha da ilginç olanı başlangıçta bunların çok cazip görünmesiydi.

1990’larda uzmanlar, politikacılar, kamu görevlileri, iş çevreleri ve gazeteciler internetin dünyayı değiştireceğini öngördüler. İnternet işin organizasyonunda devrim yaratacak ve bir refah dalgasına yol açacaktı. Egemen kullanıcıların -sonradan “prosumers”(1) olarak adlandırıldılar- denetiminde olan yeni bir kültürel demokrasi başlatacaktı; eski medya egemenleri çürüyecek ve ölecekti. İnternet popüler referandumlarla demokrasiyi güçlendirecekti; bazı yorumlara göre de e-devleti sağlayacaktı. Dünya genelinde otokratların güç kaybetmesiyle ve güç ilişkilerinin yeniden düzenlenmesiyle güçsüzler ve marjinaller güç kazanacaktı. Küresel bir araç olan internet evreni küçültecek; uluslar arasında iletişimi ve küresel düzeyde anlayışlılığı teşvik edecekti. Özetle, internet durdurulamaz bir güç olacaktı: matbaanın ve barutun icadı gibi toplumu kalıcı ve geri döndürülemez biçimde değiştirecekti.

Bu argümanlar çoğunlukla internetin teknolojisinden çıkarsanmıştı. İnternetin etkileşim, küresel düzeyde erişim, ucuzluk, hız, ağ olanağı, depolama, kontrol edilememe gibi özelliklerinin dünyayı köklü biçimde değiştireceği varsayıldı. Bu öngörülerin altında yatan internetin teknolojisinin tüm ortamları yeniden biçimlendireceği varsayımıydı. İnternet-merkezlilik, internetin teknolojilerin her şeyi olduğu, tüm engelleri geçersiz kıldığı ve sonuçları belirleme gücüne sahip bir araç olduğu, kehanetlerin çoğunun merkezinde yer alıyordu.

İnternetin olumlu etkisine ilişkin beyanlar daha somutlaştıkça tepki de yükseldi. İlk belirti Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) gurusu Sherry Turkle’ın fikir değişikliğiydi. 1995’te Turkle, insanların anonim ve çevrimiçi (online) ilişkilerini, sahte kimliklerin “ötekilere” ilişkin yaratıcı bir anlayışı geliştirebileceğini ve daha özgürleşmiş duyarlılıklar oluşturabileceğini varsayarak kutlamıştı (Turkle 1995). 16 yıl sonra Turkle rota değiştirdi. 2011’de çevrimiçi iletişimin sığlığından, bağımlılık yaratabileceğinden ve insanlar arasındaki daha zengin ve tatmin edici ilişkileri engelleyebileceğinden yakındı (Turkle 2011). Bir diğer fikir değişikliği ise daha önce internetin otoriter rejimleri zayıflatacağını iddia eden aktivist Evgeny Morozov’dan geldi.

İnternetin özgürleştirici gücüne ilişkin başlangıçtaki güçlü umudu sonraları tamamen şüpheciliğe dönüşen başkaları da vardı. Bu grubun temsilcileri ise 2011’de “internetin muazzam potansiyeli… 20 yılda buharlaştı” yazan John Foster ve Robert McChesney’dir. Dolayısıyla bizler, delillerin şaşırtıcı çelişkisiyle karşı karşıyayız. Bilgi sahibi pek çok yorumcu interneti dönüştürücü bir teknoloji olarak görmektedir. Onların öngörüleri Ortadoğu’da yaşananlarla görünüşte de doğrulanmaktadır. Ancak, çoğunluğun görüşünü kendinden emin bir şekilde hayal olarak eleştiren huzursuz edici bir azınlık da vardır.

Kim -ve ne- doğru?

Küresel Anlayışlılık

1990’larda internetin küresel düzeyde anlayışlılığı teşvik edeceğine ilişkin bir fikir birliği vardı. Cumhuriyetçi politikacı Vern Ehlers (1995) internetin, “bilgili, etkileşim kuran ve hoşgörülü dünya vatandaşları topluluğunu yaratacağını” ilan etti. Bulashova ve Cole (1995) ise internetin “gelişmiş iletişim olanaklarıyla ve başka insanlara, ülkelere ve kültürlere ilişkin artan bilgiyle, muazzam bir ’barışçıl bölüşümle’ kaynakların askeri harcamalar yerine eğitime ve sosyal projelere yönlendirilmesini sağlayacağı” konusunda hemfikirdi. Bu görüşlerin ana dayanaklarından biri yazar Harley Hahn (1993) tarafından internetin küresel bir araç olmasıyla ve sıradan insanların birbirleriyle iletişimi için geleneksel medyanın sağladığından daha fazla olanak sağlamasıyla açıklanmıştır: “Ben interneti bizim en büyük umudumuz olarak görüyorum…nihayet dünya herkesin birbiriyle iyi geçindiği küresel bir topluluk olmaya başlıyor.” İyimserliğin bir diğer nedeni ise pek çok yorumcuya örneğin France Cairncross’a göre internetin ulus devletin sansüründen geleneksel medyaya oranla daha az etkilenmesi böylece de yurttaşlar arasında özgür, serbest ve küresel bir tartışmayı barındırabilmesidir. Bu temalar, -internetin uluslararası ölçeği, kullanıcı katılımı ve özgürlük- ağın dünyayı büyüyen bir dostlukla birleştirdiğini düşünmeye yarayan bir zemin olarak 2000’li yıllarda da yükseltildi.

Tüm bu kavramsallaştırmanın temel zayıflığı, sonuçlarını, internetin teknolojisinden hareketle genelleştirmesiydi. Daha geniş bir bağlamda toplumun içinde, internetin küresel uyuma ve anlayışlılığa katkısını sınırladığı hatta yadsıdığı çeşitli yolların olduğunu da gözden kaçırmaktadır.

İlk olarak, dünya son derece eşitsizdir ve bu eşitsizlik internet dolayımlı küresel iletişime katılımı sınırlandırmaktadır. Dünyanın en zengin %2’lik kesimi küresel hanehalkı zenginliğinin yarısından fazlasına sahiptir. Dünyanın en zengin %1’lik kesimi ise küresel varlıkların %40’ını kontrol etmektedir. Dünya nüfusunun alt yarısını oluşturan kesim küresel zenginliğin ancak %1’ine sahiptir. Zenginlik, Kuzey Amerika, Avrupa ve yüksek gelire sahip Asya-Pasifik ülkelerinde yoğunlaşmıştır; bu ülkelerdeki insanlar dünya zenginliğinin neredeyse %90’lık bir bölümüne sahiptir (Davies vd., 2006). Bu ülkelerde internete erişim oranı oldukça yüksektir. Kuzey Amerika’da internete erişim oranı %77, Avustralya’da %61 ve Avrupa’da ise %58’dir (Internet World Stats, 2010a). İnternete erişimin zengin ülkelerdeki erişim oranının %1’den bile az olan pek çok gelişmekte olan ülke bulunmaktadır (Wunnava and Leiter, 2009: 413). Bu durum, internet topluluğunun kompozisyonunu çarpıtmaktadır. 2011’de internet kullanıcılarının dünya nüfusuna oranı toplam %30’dur (Internet World Stats, 2010a). Dolayısıyla, eğer internet dünyayı birleştiriyorsa, birleşenler birbirleriyle iletişime geçebilen zenginlerdir. Dünya üzerindeki fakir insanların büyük çoğunluğu “karşılıklı anlayışlılığın” sihirli çemberinin bir parçası değildir.

İkincisi, dil dünyayı bölmüştür. Birçok insan sadece tek bir dili konuşabilmektedir. Bu nedenle de yabancıların ne söylediklerini tam olarak kavrayamamaktadır. Uluslararası Telekomünikasyon Birliği’ne (ITU) göre dünya nüfusunun sadece %15’nin anladığı İngilizce, çevrimiçi ortak bir dil olmaya en yakın olan dildir. Dolayısıyla internetin insanları bir araya getirme rolü karşılıklı olarak anlaşılamadığı için engellenmektedir.

Üçüncüsü, dil iktidarın bir aracıdır. İngilizce yazanlar ya da konuşanlar görece daha büyük küresel topluluklara ulaşabilmektedir. Bunun aksine, Arapça iletişim kuranlar internet kullanıcılarının %3’lük bir kesimine erişebilmektedir (Internet World Stats, 2010b); Marathi dilinde iletişim kuranların erişebileceği internet kullanıcısı oranı ise ancak ondalık değerlerle ifade edilebilecek kadar küçüktür. Küresel toplulukta kimin sesinin duyulacağı ağırlıklı olarak anadillere bağlıdır.

Dördüncü olarak, çıkar çatışmaları ve değerler dünyayı bölmüştür. Bunu, düşmanlığı bastırmak yerine kışkırtan ifadeler barındıran web sitelerinde görebilirsiniz ve ırkçı ifadeler içeren web sitelerinin sayısında ciddi bir artış yaşanmaktadır. Raymond Franklin bu tür sitelerin bir listesini yapmıştır ve bu sitelerin çoğu geniş bir tabana sahiptir: Sadece beyazlara yönelik ilk sitelerden olan ABD merkezli Stormfront’un 2005 yılındaki kayıtlı aktif kullanıcı sayısı 52.566 olarak belirtilmiştir (Daniels, 2008: 134).

Nefret söylemi içeren web sitelerine ilişkin detaylı araştırmalar bu sitelerin ırkçı nefreti çeşitli yollarla kurduğunu ve yükselttiğini göstermektedir (Back 2011; Perry ve Olsson 2009; Gerstenfe

Kaynak: http://James Curran’un yazısı Aylin Akdoğan tarafından sendika.org için çevirilmiştir

Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir