Rehberiniz-İnsana değer verdi, başarılı oldu…

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “İnsana değer verdi, başarılı oldu…” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
İnsana değer verdi, başarılı oldu…

Sabah

Gazintep”te doğdu. 13 yaşında İstanbul”a geldi. Babasının yanında çırak olarak işe başladı. 23”üne geldiğinde kendi fikirlerini kabul ettiremediği için babası ve eniştesinin yanından ayrılarak ilk lokantasını açtı. Sonra Acıbadem, Suadiye, Kozyatağı Carrefour ve Ataşehir”de açılan şubelerle Anadolu yakasında Sahan markasını yarattı. Şimdilerde Avrupa yakasını ve yurtdışında şube açmayı, özellikle de ABD ve Avrupa”yı hedefleyen Sahan”ın kurucusu Tahir Tekin Öztan”la, markalaşma yolundaki Sahan”ı konuştuk.

* Restoran işine nasıl başladınız? 1974”te İstanbul”a geldim. Eniştem, babam ve ağabeyim buradaydı. Eniştem ve babamın Caddebostan”daki lokantasında çırak olarak çalışmaya başladım. Okul ve iş bir arada gitmedi. Babam, sen bu işte çalış, yetiş dedi.

* Uzun bir süre babanızın yanında çalıştıktan sonra neden ayrılmaya karar verdiniz? Mesleği yaparken farklı düşündüğümüz için büyüklerimize söz geçiremezdik. “Dışarı servis yapalım” derdim babam “yok buraya gelip alsınlar” derdi. Bulaşık makinesi koymak isterdim, izin vermezdi. Bunu yapalım yapmazlar, şunu yapalım yapmazlar. Zamanla kendi fikirlerimi kabul ettirememeye başladım. En sonunda böyle devam edemeyeceğimi görerek 1984”te koptum ve plaj yolunda kendi yerimi açtım.

* Sermayeyi nasıl temin ettiniz? Babamların yanında çalışırken kazandığım harçlıkla cumhuriyet altını alırdım. Altınları da eczacı ablamın yanında biriktirirdim. Böylece 1984 yılında üç milyon lira param olmuştu. Sonra ilk dükkanımı buldum. Devreden kişi benden 6 milyon lira istedi. Üçünü verdim geri kalanını ise altı ayda ödemek üzere anlaştım. Dükkanı devraldım ama cebimde kuruş kalmadı. Dükkan var, ben varım, beş kuruşum yok. Ziraat Bankası”nda çalışan bir ablam vardı. Ona gittim, dedim ki “bana bir çek karnesi ver”, verdi. Hemen bir fotoselli musluk aldım. Dükkana otomatik kapı yaptırdım.

* Markalaşma yoluna nasıl girdiniz? İlk yıl herkes “iş yapamayacaksın” dedi. İki yıl mutfakta bile kendim çalıştım, usta almadım. Ama dükkanı açtığım gün, sanki müşteri kapımda bekliyordu. Bir ayda ödeyeceğim borçları on beş günde kapattım. İlk yıl çok iyi gidiyordu, altıma bir BMW bile almıştım. Sekiz ay kadar sonra birden mal sahibi dükkanı satacağını söyledi. Şok oldum. Neyse dükkanın mülkünü almak için paraya ihtiyaç var ama bende o kadar çıkmıyor. İşte o zaman “para yok” diyenler para getiriyor, “iş olmaz” diyenler ortak olmak istiyor. Sonunda dükkanın ilk önce yarısını, sonra da kalanını aldım.

* Bir de Yeni Sahra”da “fabrika” adını verdiğiniz bir yeriniz var. Burası gerçekten bir fabrika fabrika mı? Hızla büyürken kalite ve lezzeti her şubede nasıl aynı tutabiliriz diye düşünmeye başladım. Sonunda tüm malzemenin tek bir noktadan çıkmasıyla bu işe bir standart getirebileceğime karar verdim. Bunun içinde Yeni Sahra”da üç bin metrekarelik bir yer inşaa ettim.

* Son açılan şubeniz Vega Sahan”ın diğerlerinden daha farklı olduğunu görüyoruz… 2001 yılında buraya bakmaya geldim. İki bin 500 metrekarelik bir büyüklüğe sahipti. Geldim baktım ve bu yerin küçük olduğunu söyledim. Çünkü kafamda birçok şey vardı. Buraya yemeğe gelen isterse arabasını yıkayabilmeliydik; geniş, ferah olmalıydı; aileler, çocuklarıyla geldiğinde rahat etmeliydi ki bu bir çocuk odası demekti; çocukların bakımından sorumlu olacak iki uzman gerekiyordu; bir de işadamları için internet bağlantısı. Tüm bunları burada yapma şansı buldum. Bu yüzden Vega Sahan, biraz daha ön plana çıkıyor.

* Mesleğe küçük yaşlarda atıldınız? Deyim yerindeyse çekirdekten yetiştiniz. Eleman yetiştirme konusunda bir çalışmanız var… Kendi çalışanlarımızı yetiştirmek için yazın bir eğitim programı yapacağız. Bunun için Ataşehir”deki Vega Sahan”ın yanındaki Doktor Nurettin Perihanerk Endüstri Meslek Lisesi”nin müdürü Vefa Bey”le bir araya geldik. Yazın sınıfları kullanmamıza izin verdi.

Tahir Tekin Öztan”dan kariyer önerileri

Öncelikle çok çalışmalı. İstanbul”a geldiğimden beri çalışıyorum. İşimi de severek yapıyorum. Bir restorana gittiğimde oturup bakıyorum. Kendimi sürekli müşterinin yerine koyarak neye ihtiyaç var diye düşünüyorum.

Biz de diğer şirketler gibi haftalık ve iki haftalık toplantılar düzenliyoruz ama toplantımıza tüm personelimiz katılıyor. Kapıdaki kahyadan aşçıya kadar herkes bu toplantılarda yer alıyor. Böylece Sahan”ın ne olduğunu ve herkesin üstüne düşen görevin anlamını tekrarlıyoruz.

Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir