Rehberiniz-İnsan kendini başarıya nasıl zorlayabilir?

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest


iyimeslek.com ailesi olarak “İnsan kendini başarıya nasıl zorlayabilir?” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
İnsan kendini başarıya nasıl zorlayabilir?

Henüz genç denilebilecek bir yaşta, 40 yaşındayken hem dünya devi bir teknoloji şirketinin Türkiye operasyonunun lideri, hem kadın, hem evli, hem de üç çocuk annesi olacaksınız. Zor gibi görünüyor değil mi? Şubat ayı başında Intel Türkiye Genel Müdürlüğü’ne getirilen Çiğdem Ertem, kendini zorlamayı sevenlerden.

Aynı zamanda eski basketbol milli takım oyuncusu olan Ertem, basketbola başladıktan sonra okulda derece yapmaya başlaması gibi, “Ben kendimi yükledikçe daha başarılı oluyorum” diyor.

Çiğdem Ertem ilkokulu Ankara Anıttepe İlkokulu’nda, ortaokul ve liseyi dönemin en iyi liselerinden sayılan Deneme Lisesi’nde okudu. ODTÜ Bilgisayar Mühendisliği’nden 1989’da mezun oldu. Kariyerinin en keskin dönüm noktasını bu dönemde yaşadı: Lise yıllarından beri oynadığı ve Milli Takım oyunculuğuna kadar yükseldiği basketbolu, dizindeki sakatlık nedeniyle bırakmak zorunda kaldı. Bir yandan yüksek lisans yapıp, bir yandan basketbolda ilerleme planı böylece değişmişti. Çalışmaya başladı. Merkez Bankası’nda yazılım geliştirme uzmanı olarak görev yaptığı iki yılın sonunda, “makineyle karşı karşıya çalışmanın ona göre olmadığını, insanlarla beraber olabileceği bir iş yapmak istediğini” anladı. Bilkent burslu MBA programını kazandı. MBA yaptığı sırada Aselsan’da yarı zamanlı olarak çalışmaya devam etti.

BANKACI OLMAKTAN SON ANDA VAZGEÇTİ

MBA’in ardından kariyerindeki ikinci dönüm noktasını yaşadı. İşletme mezunlarının bankalar tarafından hızla kapıldığı bu dönemde, bir bankada çalışmaktan son anda vazgeçti. Asıl isteği, bilişim sektöründe devam etmekti. Şimdiki adı Meteksan Sistem olan Teksis’te 4 yıl boyunca finans, operasyon yönetimi ve satış gibi farklı alanlarda, genel müdür yardımcısı pozisyonunda çalıştı. Pazarlama ve satıştan sorumlu genel müdür yardımcısı olarak geçtiği Sevgi Holding’de 2 yıl kadar çalıştıktan sonra Meteksan’a geri dönerek burada e-iş çözümleri grubunun kuruculuğunu yaptı. 1999’da, Devlet Malzeme Ofisi’nin katalog üzerinden satışı, İzmir Sular İdaresi’nin outsource projesi gibi aslında o dönemde çok yeni olan birçok projeyi hayata geçirdi. Meteksan Sistem’de kurumsal çözümlerden sorumlu genel müdür yardımcısıyken 2001’de ayrılarak, Siemens Business Services’e kamudan sorumlu direktör olarak geçti. Burada geçirdiği 2 yıl boyunca Ankara’daki tüm kamu projelerini ve Ankara ekibini yönetti. 2003’te Intel’e iş geliştirmeden sorumlu genel müdür yardımcısı olarak katıldı. Geçtiğimiz şubat ayından bu yana da, Intel Türkiye Genel Müdürü.

Intel’de genel müdür yardımcısı olarak yoğun bir tempoyla çalıştığı 3 yılın ardından genel müdürlüğe atanmak Ertem için şaşırtıcı bir gelişme olmamış. “Yoğun çalışan ve etki bırakmak isteyen her insan tabii ki genel müdürlük ister. Ben de istiyordum açıkçası, sonuçta bu hedefime ulaştığım için çok mutluyum” diyor. Oldukça yoğun, kendi ifadesiyle “sıkıştırılmış” bir çalışma temposu var. Gündüz mesai saatleri arka arkaya yapılan toplantılarla, geceleri ise sakin kafayla yapılabilecek işlerle geçiyor. Ertem hálá Ankara’da yaşadığı ve haftanın 1-2 günü İstanbul’da olduğu için, bu iki şehir arasında sık gidip geliyor. 2-3 ayda bir de yurtdışında toplantılara katılıyor. Kişisel hedefini, “yaptığım işte her zaman başarılı olmak” cümlesiyle özetliyor: “Bu konuya neredeyse takıntı düzeyinde önem veriyorum. İyi iş çıkarmaya çok özen gösteriyor, ne yaparsam yapayım bir etki ve fayda getirmesini istiyorum.” Yönetim açısından en fazla önem verdiği noktanın takım çalışması olduğunu söylüyor. Ertem’in çalışma ve yönetim tarzını şekillendiren en önemli özelliği ise enerjisi. “Ben kendimi yükledikçe, aynı anda farklı işler yaptıkça hepsini o kadar daha iyi yürütüyorum” diyor: “Mesela basketbola başlamadan önce vasat bir öğrenciyken, basketboldan sonra okulda derece yapmaya başladım. İş hayatında da ne kadar çok projeye aynı anda girersem o kadar iyi yürütüyorum. Evde de boş oturmayı sevmem,aynı anda birkaç şeyi birden yapmayı severim. Kısacası insan olarak çok aktif biriyim.”

Basketbolda uluslararası şampiyonlukları var

Çiğdem Ertem eski basketbol milli takım oyuncusu. Akdeniz Oyunları’nda Gümüş Madalya ve art arda iki yıl Türkiye Bayanlar Basketbol Ligi Şampiyonu unvanları bulunuyor. 1,85 boya sahip olan Ertem, dizindeki sakatlık nedeniyle artık ancak yürüyüş ve yüzme gibi sporları yapabiliyor. “Kendimi sporda zorlamayı seviyorum, o zaman daha bir yaşadığını hissediyor insan” diyor. Diğer uğraşları ise kitap okumak, seyahat etmek ve son zamanlarda vakit bulamasa da film seyretmek.

Birlikte çalışacağım kişiyi seçerken sosyalliğine bakarım

Birlikte çalışacağım kişileri seçerken üç şeye bakarım: Eğitimine, sosyal olarak başarılı biri olmasına ve takım çalışmasına uygun olmasına. Bizde çalışan arkadaşların hem çok iyi birer takım oyuncusu, hem de tek başlarına çok iyi birer lider olmalarını bekliyoruz. Kişiden kişiye göre değişiyor ancak mülakatlarda genellikle adaya ilerisi için kendisine bir hedef koyup koymadığını sorarım. Yeni mezunsa sadece üniversiteyi bitirmiş olmakla kalmamış, yanında birtakım sosyal etkinliklere katılmış olmasını bekliyorum.

Alışverişe vaktim olmuyor annemden destek alıyorum

Kadınların dış görünüş için harcamaları gereken vakit, erkeklerden daha fazla. Ertem bunu doğruluyor. “Seviye yükseldikçe durum daha da zorlaşabiliyor. O kadar az vaktiniz var ki, bir saç fönletmek bile ciddi sorun olabiliyor” diyor: “Alışveriş yapacak vaktim yok mesela. Hani yeni sezon başlamış ama ben henüz alışveriş yapamamışım falan. Oralarda destek aldığım insanlar var. Annem, kardeşim benim için önceden çıkıp dolaşıyorlar bazen, bir şeyleri beğeniyorlar. Çünkü bu açıdan da zor bir insanım, boyum uzun olduğu için kolay kolay kıyafet de uymuyor bana.”

Çocuklarımla mutlu oluyorum ama evde oturarak mutlu olamayacağımı biliyorum

Çiğdem Ertem evli ve 11, 4 ve 2 yaşlarında üç çocuğu var. İş ve aile hayatını yürütmenin, gerekli denge ve destek sistemleri kurulduğunda mümkün olduğunu söylüyor: “İnsanlar ben şimdi çocuk doğurdum, bir şey yapamam diye düşünüyorlar belki bazen. Ama sonuçta çaba gösterirseniz olabiliyor. İlk çocuğuma hamileyken iş değiştirdim, o zaman Sevgi Holding beni hamile olduğumu bilerek genel müdür yardımcısı olarak aldı. Çok zorlukları var tabii, bir ara çok uykusuz kaldım mesela. Ama sonuçta ben kendi açımdan baktığım zaman neyle mutlu oluyorum? Tabii ki çocuklarımla mutlu oluyorum ama yanında bir şey yapmam lazım, evde oturarak mutlu olamayacağımı biliyorum. Bütün gün onlarla birlikte olmak yerine, gece 3 saat onlarla çok daha aktif oynayıp onlara daha çok şey katabiliyorum. Çocukları yaptı bıraktı gibi de anlaşılmasın, onlarla da ciddi vakit geçiriyorum, çocuklarım benim için çok önemli.

Yazar: Gaye Güzelay

Kaynak: http://HürryetİK

Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir