Rehberiniz-İlk kitabını kendi parasıyla bastırabildi

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “İlk kitabını kendi parasıyla bastırabildi” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
İlk kitabını kendi parasıyla bastırabildi

Ayşe Kulin, anılarını ’Hayat Dürbünümde Kırk Sene’ üst başlığıyla iki kitap halinde yayımladı.

Hayat başlıklı kitap, 1941-1964 yıllarını kapsarken, Hüzün; Kulin’in 1964-1983’te yaşadıklarını yansıtıyor. Kulin’le kitaplarını ve yazarlık serüvenini konuştuk.

Bizde hatırat yazma geleneği pek yoktur. Anılarınızı yazmaya nasıl karar verdiniz?

1941’den 1983’e yaşadıklarımdan, gördüklerimden bende iz bırakan olayları kaleme aldım. Yaşadığım bugün artık, kafamda tartabileceğim olayları kendi hayatımla beraber örmek istedim bu anı kitabında. Yazarlar, yaşadıkları dönemlere karşı sorumludur. Okur yaşadığım dönemden fikir edinsin istedim. Tarihler resmi, gayri resmi oluyor. Yazana göre değişiyor. Bu da benim gözlüğümden, benim yakın tarihim.

Kitap 1983’te bitiyor. Devamı gelecek mi?

Yok, gelmeyecek. Çünkü artık okurun bana doyduğunu hissediyorum. Okur, Veda ve Umut’ta ailemin üzerinden çöküş günlerini okudu, yine ailemin üzerinden anlattığım Cumhuriyet’in ilk yıllarını okudu. Bu kitapları da okuyacak. Okura Ayşe Kulin’den gına getirmekte mana yok. Fakat çok ilerde araya birkaç roman soktuktan sonra hâlâ aklım yerindeyse meslek hayatımda yaşadığım olayları ve komiklikleri bir kitaba dökerim. Ben romancıyım, anı, biyografi yazdığım zaman romancı özelliğimi kaybediyorum. Onu da kaybetmek istemiyorum. Roman yazmak hepsinden keyifli.

Neden komik olaylar?

Ben değişik şapkalar altında çalıştım. Gazeteci, halkla ilişkiler, kamera arkası, yazarlık… Resim Heykel Müzeleri Derneği yönetim kurulunda 10 yılı aşmış bir çalışmışlığım var. Çok komik olaylar yaşadım. O komik olaylar Türkiye’de yaşadığım için başıma geldi. Aynı şeyleri bir İsviçre’de, İngiltere’de yaşayamazdım. Onları da anlatmak isterim. Anıdan çok meslek hayatımın garip durumları, komik olayları diyebilirim.

Yazma süreci uzun muydu?

Bir odaya kapanıp öyle yazan biri değilim. Onu yapmam mümkün olmuyor. Belki derin sessizliklerde dahi iyi şeyler çıkaracağım ama ben yaşarken yazmak mecburiyetindeyim. Çünkü dört oğlum, sekiz torunum var. Çok geniş bir arkadaş muhitim var. Onların iyi günlerinde de kötü günlerinde de yanlarında olmam gerekiyor. Yanımdan ayırmadığım küçük bir laptopum var. Her yerde yazabiliyorum. Yazar deyince bohem bir hayat akla gelir genelde. Ben sigara içmem, kahve de içmem. Sabah erkenden başlarım güne.

Kaçta başlarsınız?

Bu iki kitabı bitirirken sabah 06.00 gibi uyanıyordum hep. Saat 10.30’a kadar harika bir zaman geçiyor. Telefon gelmiyor, kapı çalmıyor, kimse sizi aramıyor. Hiç kimse size bir şey sormuyor. O çok muhteşem bir zaman dilimi benim için. Zihnim de diri oluyor. Gün içinde, mesela gelinim gelir, çocukları bırakır. İşi gücü bırakıp onlara bakarım. Çocuklar uyuduğu müddetçe yazarım.

Kitapta yazarlığınızdan bahsetmiyorsunuz…

Hayır, girmedim çünkü benim ilk kitabım 1984 yılında yayımlandı. Kitap ise 1983’te sona eriyor. Belki başka bir kitapta anlatabilirim yazarlık serüvenimi.

Öğrencilik yıllarınızda yazıyla aranız nasıldı?

Edebiyat konusunda başarılı bir öğrenciydim. Yazdığım kompozisyonlar sınıfta okunurdu. Ayrıca tefrika yazardım. Beş altı arkadaşım vardı. Her gün yatağımın üstüne tünerlerdi. Ben onlara, defterime yazdıklarımı okurdum. Bizim yaşlarımızda genç bir kızın ailesiyle yaşadıkları, aşkları, sorunları olurdu bu tefrikamda. O defter hâlâ bir yerlerde duruyordur.

Bir gün gelip de yazarlıkla geçiminizi sağlayacağınızı hiç düşünmüş müydünüz?

Hayır. 1997 yılında Adı Aylin romanım çıktığından beri başka bir iş yapmadan geçimimi yazılarımdan sağlıyorum. Aylin, dördüncü kitabımdı. Öykülerimle Haldun Taner ve Sait Faik ödüllerini almıştım ama tanınmıyordum. Bugün yazarlıktan para kazanıyorum, zaman içinde yirmi kitabım oldu. Onlar da sürekli satıyor. Yani eski kitaplarım da hâlâ bana gelir getiriyor.

Yazarlığınız çocuklarınızın büyümesiyle başlıyor değil mi?

1983’ten sonra başlıyor. 1987’te ilk kitabım Güneşe Dön Yüzünü yayımlandı. O kitabın yayınlanmasının hazin bir öyküsü vardır. Ben o öyküleri birçok yayımcıya götürdüm, kimse ilgilenmedi. Benden bir yazar çıkacağını tahmin etmediler. Çünkü o yıllarda yazar olmak için keskin solcu olmak gerekiyordu. Hayatım boyunca hiçbir sağ partiye oy vermememe rağmen bende öyle bir tip yoktu.

Keskin solcu değilsiniz. Kendinizi nasıl tanımlıyorsunuz?

Her zaman sosyal demokratım. Tutum olarak, dünyaya bakış açısı olarak muhafazakâr bir insan değilim. Sosyal demokratım ama bu, alnımın ortasında yazmıyor. Hiç eyleme katılmadım, hapse girmedim. O vakitler gruplaşmalar vardı. Benim dosyalarımın okunmamasında bunun ağırlığı çoktu. Benim varsayımım bu. Bir de görünüşüm aptal sarışın görüntüsü, üstelik dört çocuk annesiyim. Bu tutum bana 25 sene kaybettirdi. Yazarken olgunlaşmış olmak iyi bir şey ama gençliğin heyecanı ile yazmanın da bir tadı var. Ben onu kaçırdım.

İlk kitabın hazin öyküsüne dönersek…

Yazko’nun başında Samet Ağaoğlu’nun oğlu vardı. Benim çocukluk arkadaşım. Ona gittim. “Sana bir dosya getirdim. Senden ilk defa bir şey istiyorum. Bunu oku.” dedim. Arkadaşım okumuş, bir süre sonra ’Kitabı basacağız.’ dedi. Fakat oradan ayrıldı. Yerine Erol Toy geldi. Erol da ’Batıyoruz, kâğıt parası verirsen basarız.’ deyince kağıt parasını ben ödedim. Korkunç bir kitap çıktı. Kapakta bile hata vardı. İmladan tashihten vazgeçtim, öyküler birbiri içine girmişti. O kitabın bir örneğini saklıyorum. Çok üzüldüm. On sene hiçbir yayıncının yanına yaklaşmadım ve bir şey yazmadım.

Bu arada neler yaptınız?

Kamera arkasında çalıştım. Para kazanabilmek için Ercan Arıklı’nın çeşitli dergilerinde yazdım. Bütün kadın dergilerine yazılar yazıyordum. Makyaj nasıl yapılır, nasıl süslenilir, evlilik nasıl iyi yürür gibi konular. Yabancı dergilere bakıp yazıyorduk. Maksat para kazanmak. Ayşe Kulin ismini kullanmıyordum. Ayrıca aylık bir dergiye ilginç hayat hikâyeleri kaleme alıyordum.

Biyografi yazarı olarak anılmanız Adı Aylin’le başlıyor…

Evet. Füreya’yı da yazdım. O da son biyografi. Başka da yok. Ama benim adım biyografi yazarı olarak sürüyor. Bu arada Füreya en sevdiğim kitabımdır. Hangi kitabınızın virgülünü dahi değiştirmek istemezseniz diye sorarsanız. Füreya derim. Çok severek yazdığım bir kitap. Hele beni Sevdalinka gibi zorlamış bir kitaptan sonra yazdığım için çok da iyi geldi.

Kitap bittiğinde nasıl bir duyguya kapıldınız?

Hayat ve Hüzün’e son noktayı koyarken hiçbir şey hissetmedim. Ama basılmadan önce okurken hem ben neler yaşamışım hem ülkem neler geçirmiş dedim. Yaşarken de fark etmiyor insan. Hayatı koştura koştura yaşıyoruz. Okurken dehşetengiz bir hikâye gibi geldi. Bu kadar haksızlığı, bu kadar kötülüğü ben mi yaşadım diye düşündüm.

***

Türkiye, bugün bambaşka yerde

Anılara dönecek olursak 27 Mayıs’ı sevinçle karşıladığınızı yazıyorsunuz…

Evet, ailece sevinmiştik. Ama idamları beklemiyorduk. Demokrat Parti iktidara geldiğinde de sevinmiş, umutlanmıştık. Çünkü Halk Partisi miladını doldurmuştu, bir değişiklik gerekiyordu. DP’nin ilk beş yılı iyi gitti. Sonra değişti. İdamlardan ötürü darbelere karşı bir tepki uyandı içimde. Türkiye’nin huyundan mı, geleneğinden mi Türk halkı darbeleri kanıksamış gibi oldu. Dilerim artık hiç darbe olmaz.

O günlerden bugüne baktığınızda Türkiye’nin durumunu nasıl görüyorsunuz?

Türkiye’de çok şeyde mesafe alındı. Siyasi bakımdan da, ticari bakımdan da köşeye sıkıştırılmış bir ülke değiliz. Bambaşka bir yerdeyiz. ’One minute’ benim hoşuma giden bir eylemdi. Bir cesaret işidir. İsrail, ipini koparmış azgın boğa gibi gidiyor. Ona tek dur diyenin benim başbakanım olması hoşuma gitmedi değil. Ben AKP’li değilim ama yaptığı iyi işleri de görmezden gelemem. İyi yaptıkları işler de var, kötü yaptıkları da. Benim oyum AKP’ye gitmez ama benim keskin çizgilerle bir tarafa biat eden bir kişiliğim kesinlikle yoktur.

Yazar: Murat Tokay

Kaynak: http://www.zaman.com.tr

Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir