Rehberiniz-İdil çeliker “kendi başının çaresine bak çağı”nı yazdı!

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “İdil çeliker “kendi başının çaresine bak çağı”nı yazdı!” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
İdil çeliker “kendi başının çaresine bak çağı”nı yazdı!

İDİL ÇELİKER

GÜNEŞ

Rekabetin doğurduğu değişim rüzgarlarının tavan yaptığı dönemlerdeyiz.

Ekmek aslanın, itibar paranın midesinde…

80 sonrası giderek hız kazanan bu grafiğin okuna takılıp, hayat mücadelesinden vazgeçenlerin sayısını üzülerek takip ediyoruz medyadan…

Her şey güllük gülüstanlık gösterilse de, intihar vakaları aynı dili konuşmuyor.

Zora düşenlerin hali harap… Bırakın geniş kitleleri, artık en yakın aile bireylerinin bile eski yardımseverliği kalmadı.

Kişisel Gelişim Uzmanı Turkey90.com”ın bir sözü vardı bu son döneme ilişkin; ”Kendi başının çaresine kendin bak çağı…”

El yordamıyla yaşamaya alıştırılmış, ”dene-yanıl” yöntemi sular seller gibi ezberletilmiş bir milletin çocukları olduğumuz için, hala ağırlıklı bir çoğunlukla direncimizi koruyoruz hamdolsun…

Devir, kendi ayaklarının üzerinde durma devri ya, dolayısıyla en önemli ayrıntı iletişimde saklı… Yani pek çoğumuzun bir türlü kestiremediği, mesafeleri ayarlayamadığı insani boyutunda…

Göründüğü kadarıyla, bizlerin ilişki ve mesafeden anladığımız şu; madem ki tanıştık, o halde sınır yok…

Taksi şöföründen tutun da yol tarif edenlere, satıcılardan, parkçılara, hatta polislere nefes mesafesinde kanka pozisyonundayız…

Bu durumu kanıksadığımız ortada… Aksi halde önüne gelenin ”sen” diye hitap ettiği, ”Kaçta çıkarsın?” diye hesap sorduğu, tanışır tanışmaz şapur şupur öptüğü, ”yürüsene” türü emirler yağdırdığı ortamlara tepkisiz kalmak pek de mümkün değil…

Sahi nedir doğru mesafe?

Müjde Ker Dinçer”in bir kitabında okumuştum. Antropolog Edward T. Hall, 1968 yılında yaptığı bir araştırmayla Amerikan kültüründe kullanılan, dört farklı kişisel uzaklığın varlığını ortaya koymuş. Buna göre, bir Amerikalı bu farklı mesafeleri, karşısındakilere beslediği duygulara dayanarak seçer ve yine bu yolla, söz konusu kişinin kendisi için ne tür duygular beslediğini öğrenirmiş.

İşte bu dört madde şöyle:

Mahrem mesafe: Cilt teması da dahil olmak üzere 30-35 cm mesafeyi kapsar. Duygusal bakımdan çok yakın hissedilen insanların bu bölgeye girmesine izin verilir. Bu o kişiye güvenildiği, yakını olarak gördüğünü ortaya koyar.

Kişisel samimiyet: 40-80 santim arasında değişen ikinci bölgeyi oluşturur. Sosyal ortamda, birbirini tanıyan ve rahat konuşan insanlar ve eşler tarafından kullanılır.

Sosyal mesafe: Bu bölge 80-200 santim arasında değişkenlik gösterir. Rahat konuşulan, resmi ilişkilerin sürdürüldüğü bir çemberdir. 80-110 santim arasındaki mesafede genellikle, satıcılarla müşteriler ve işyerinde beraber çalışan insanlar arasında sürdürülür.

Genel topluma açık mesafe: İki metreden başlayarak artan kişisel mekan genel, topluma açık, tanımadığımız kişiler içindir.

Bu verilerin ışığında, Türk milletinin samimiyetinden kuşku yok… Ama aynı yolla kişisel mahremiyetler sınırına girildiğinin de…

Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir