Rehberiniz-I tipi misiniz, yoksa t tipi misiniz?

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “I tipi misiniz, yoksa t tipi misiniz?” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
I tipi misiniz, yoksa t tipi misiniz?

Sanayi Devrimi, I tipi profesyonelleri yarattı. Bir konuda uzman olan I tipi insan kaynağının yerini Bilgi Çağı’nda T tipi profesyoneller aldı. Peki siz hangi tipsiniz…

BAZILARI I TİPİ BAZILARI T TİPİ. SİZİN TİPİNİZ HANGİSİ?

Sanayi devrimi, insanları köylerinden koparıp kentlere getirdi. Fabrikalarda çalışmaya başlayan bu vasıfsız işçiler sanayinin itici gücü oldular. Bu insanlardan düşünmeleri değil kol güçleriyle iş yapmaları, verilen emirleri sorgulamadan yerine getirmeleri isteniyordu. Hatta Henry Ford “Ne zaman iki el istesem yanında bir de kafa geliyor.” diye yakınıyordu. Onun istediği işçilerin kas güçleriydi, o kadar!

Zamanla ekonominin içinde bilgisiyle iş yapan sermayeleri bilgi olan insanların sayısı arttı. Peter Drucker, doktor, hukukçu, öğretmen, mühendis gibi bilgisiyle üretim yapan bu insanlara ”Bilgi İşçileri” adını vermişti.

Sanayi toplumu uzmanlık üzerine kuruluydu.Bir konuyu derinlemesine bilen ve kılı kırk yaran uzmanlar sanayi toplumunun kahramanları oldular. Yirminci yüzyılda ekonomilerin olağanüstü verimliliğe ulaşması bilgi işçileri sayesinde oldu.

Ama bugüne geldiğimizde uzmanlaşma, eskiden olduğu kadar aranılan bir özellik olmaktan çıktı. Bugünün ekonomik koşulları bilgi işçilerinden uzmanlık kadar yaratıcılık ve çok yönlü bakabilme becerisine sahip olmalarını istiyor. Artık sadece bir alanda derinleşmek yetmiyor.

Nasıl bir doktor hangi alanda uzman olursa olsun vücudun genel işleyişi ve tedavisi konusunda bilgi sahibi olmak zorundaysa bugünün çalışanları da sadece kendi konularının uzmanı olmakla yetinemezler. Bugünün çalışanlarının kendi alanlarının uzmanı olmalarının yanı sıra diğer alanlarda da bilgi sahibi olmaları gerekiyor.

Yeni ekonomi yaratıcılık üzerine yükseliyor. Yaratıcılığa dayalı iş kolları ekonominin lokomotifi haline geldi. En değerli şirketler listesi eskiden petrol şirketleriyle doluyken bugün bu listelerin en başında Apple, Google gibi şirketleri görüyoruz.

Richard Florida’ya göre, günümüz ekonomilerinde bilgi işçilerinin yerlerini “yaratıcı sınıf” almaya başladı. Yaratıcı sınıf, farklı fikirleri bir araya getirerek hayal güçleriyle iş yapan çalışanlardır. Son yirmi yılda hayatımıza giren yeni şirketlerin hepsi bu sınıf tarafından kurulmuş şirketlerdir.

Yaratıcı sınıfın insanları, resmin bütününü gören, disiplinler arası çalışan, bir alanda uzman olsa da birçok alanda bilgili ve ilgili kişilerdir.

IDEO şirketinin CEO’su Tim Brown’un “T Shaped People” diye tarif ettiği bu kişiler, uzun yıllar yalnızca tek bir konu üzerinde çalışıp uzmanlaşmak yerine, tek bir konuda derinlemesine bilgi sahibi olurken birbiriyle bağlantılı birçok alanda da genel bilgi sahibidirler. T harfinin gövdesi, onların uzmanlaştıkları alanı; T’nin kolları da kendilerine seçtikleri diğer ilgi alanlarını simgeler.

T tipi insanlar kendi alanlarında teorik ve pratik bilgiye, güncel gelişmelere hakimdirler ama kendilerini sadece uzman oldukları alanla sınırlamazlar. Aksine farklı alanlara duydukları ilgi onları besler ve bu sayede her geçen gün kendi alanlarında daha fazla “ustalaşırlar”. Yaratıcılıkları çok yönlü olmalarından kaynaklanır.

Leonardo da Vinci, resim kadar uçak maketi de yapan, bir yandan anatomist olup öte yandan kimya bilen, Haliç’e köprü tasarlayacak kadar mimar, helikopterleri düşünecek kadar da mühendisti.

Mimar Sinan jeoloji, jeofizik, inşaat, mimarlık, mühendislik, akustik, optik ve renk bilgisi konusularındaki bilgilerini bir araya getirerek Selimiye, Süleymaniye camileri gibi muhteşem eserler yaratmıştı.

T tipi insanlar, tıpkı Leonardo ya da Mimar Sinan gibi hem kendi alanlarında uzmanlaşır hem de kollarını farklı alanlara açarlar.

T tipi insanlar edindikleri disiplinler arası bilgi ve deneyimle sorunları daha çabuk kavrar, daha hızlı çözümler üretirler. Bu da yenilikçiliğin en önemli koşuludur. Yenilikçilik tam da buradan kaynaklanır: İnsan başka alanlarda öğrendikleriyle kendi alanında çok daha yaratıcı olur.

Bir de I tipi insanları vardır. I Tipi insanlar T tipi insanların tam tersidir.

Tom Kelley I tipi insanların genelde bir “mühendis” kafasıyla hareket ettiklerini söyler. Bu kişiler süper zeki olabilirler. Ancak bu insanların çoğunluğu resmin bütününü görmekte ve iyi iletişim kurmakta zorlanırlar. Kendi uzmanlık alanları dışındaki insanları bilgisiz hatta cahil görürler. Kendi mesleklerinin dışındaki insanlara değer vermez, genellikle her kararı kendi aralarında alırlar. Bir mühendis için en makbul kişi bir başka mühendistir. Mühendis olmayanlar da hayatın gerçeklerine vakıf olamamış “yüzeysel” ve “bilimden nasibini alamamış” insanlardır.

Öte yandan T tipi insanlar I tipinin tersine birçok konuyu kucaklayıp tek konuda derinleşen, insanlar olduğundan çok daha üstün bir iletişim ve problem çözme becerisine sahiptirler. Bunlar arasından mühendis çıkanlar olabileceği gibi antropolog, sosyolog ya da psikolog da çıkabilir. Konulara tek bir açıdan bakmaz, daha zengin bakış açılarına sahip olurlar.

Bugün artık dünyadaki birçok problem ancak toplum bilimciler, mühendisler ve tasarımcıların işbirliği ile çözülebilecek problemlerdir. Sanatçıların, bilim adamlarının, sosyologların ve işadamlarının birlikte çalışmasını gerektirecek o kadar iş/konu/sorun var ki hemen her alanda çok daha fazla T tipi insana ihtiyaç var.

Şirketlerin de daha fazla T tipi insana ihtiyacı var. Tim Brown bu insanları işe almadan evvel onlarla çok çeşitli ortamda görüşmek gerektiği kanaatinde. Tim Brown’a göre, bir uzmanı (I tipi) belirlemek kolayken T tipi bir insanı belirlemek daha zordur.

Bir şirket ne kadar çok rengi ve sesi kendi bünyesine katarsa o kadar fazla yaratıcılık potansiyeline sahip olur.

Bir otomotiv şirketinin mutlaka mühendis kökenli yöneticiler araması yerine, başka sektörlerden yönetici transfer etmeye de açık olması gerekir. Bugün en iyi bankacılarının arasında gıda, deterjan gibi hızlı tüketim sektöründe deneyim kazanmış yöneticilerin olması hiç de şaşırtıcı değil.

Şirketlerin de kendi çalışanlarının “çok yönlülüğünü” geliştirmesi gerektiğine inanıyorum. Şirketlerde verilen eğitimleri de bu bakış açısıyla şekillendirmeliyiz. Çalışanın iş becerisi artırmak kadar onların değişik alanlarda kendilerini geliştirmelerini desteklemeliyiz.

Çalışanlara kendi yeteneklerini keşfetmelerine imkan verecek eğitimler vermeli, farklı konularda bilgi sahibi konuşmacıları şirkete davet etmeli, herkese en azından bir hobi geliştirebilecek fırsatı, olanakları sağlamalıyız. Bunun sadece çalışanların mutluluklarını artırmakla kalmayıp aynı zamanda şirketin verimliliği ve rekabet gücünü de artıracağına inanıyorum.

Önümüzdeki yıllarda hem şirketlerin hem devlet kuruluşlarının daha fazla T tipi insana ihtiyacı olacak. Kendimizi bu geleceğe hazırlamalıyız.

Yazar: Temel Aksoy

Kaynak: http://www.temelaksoy.com

Yer işareti koy permalink.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>