Rehberiniz-Huzur nedir?

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “Huzur nedir?” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Huzur nedir?

Huzur nedir?
En sade şu şekilde tanımlayabilirim: Huzur, kişinin an”da olmasıdır.

Huzur kişinin “şimdiki zaman”da, bütün duyularını dengeli ve yoğun bir şekilde kullanabilmesidir.”

Bugünkü yazınızdaki ’huzur’ konulu okuyucu mektupları doğrusu beni huzursuz etti. Felsefe yapacağız diye bu kadar anlaşılmaz olmaya mahkum muyuz?
Ben size bir formül vereyim:
HUZUR = A / B < 1 ... ise huzur vardır.
Burada:
A = Sahip olmak istediklerimiz, emellerimiz.
B = Sahip olduklarımız ve imkanlarımız.
(Sahip olmak istediklerimiz / emellerimiz sahip olduklarımız / imkanlarımızdan az ise veya tersten söylersek; sahip olduklarımız / imkanlarımız sahip olmak istediklerimiz / emellerimizden fazla ise huzur vardır. -CÜ)
Üstelik bu formül huzurun derecesini de veriyor: ’A/B’ oranı, 1’den ne kadar küçükse (sahip olduklarımız sahip olmak istediklerimizden ne kadar fazla ise - CÜ) huzur da o kadar büyük olur. Şimdi bu huzura bir de, sevinç, neşe, sevmek ve sevilmek, hele hele aşkı da katarsak, işte o zaman yakaladığımız, ’mutluluk’ oluyor. (Böylece mutluluğu da tariflemiş oldum galiba...)
Demek ki, mutlu olmadan huzurlu olunabilir ama, huzurlu olmadan mutlu olunamaz.
Ben tam bu yazıyı yazarken, üç senelik evli olan oğlum girdi odaya. Ona sordum:
’Söyler misin sence huzur nedir?’
Tek kelimeyle cevap verdi:’Bekarlıktır!..’
Huzurlu olma, huzuru bulma konusunda bazı görüşlerimi size sunmak istiyorum.

Bilgilerimiz ve aklımızın kaynakları ne kadar kısıtlı olursa olsun, anlayabilmenin keyfi ve zevki bizleri varolmanın bunalımından kurtarmaktadır. İnsan anlam yaratan bir varlık olarak, oluşturduğu anlamları gerçeğin karşısında daima sınamaktadır. Doğruyu bulmak, buluşturmak, oluşturmak için bu gerekmektedir. İşte insanoğlunun doğası gereği gösterdiği bu çaba, içindeki boşlukları kapatmak, yetkinliğe kavuşmak içindir.Sadece boşluk duyarlığı taşıyan, içindeki boşluğu duyabilen insan, kendini aşmaya, gedikleri(ni) kapamaya çalışır. Çabaladıkça öğrenir ki, boşluk dediğimiz şey insanda kapanmayan bir yara gibidir. Algıladığımız çelişkiler, anlam yitimleri, bizi yaşam atılımları yapmaya zorlar, dolayısıyla belirli çelişkiler bizlerin harekete geçmesini sağlar. Tabii ki burada yaşanan veya algılanan çelişkilerin dozu çok önemlidir. Yoğun yaşanan çelişkiler zaman içerisinde dayanılmaz bir hal alır ve insanı mutsuz ve huzursuz ederler. Diğer taraftan gözlem ve tecrübelerle zenginleşen insan, derin düşünen insan bir noktadan sonra kendi varlığının tekilliğinin, hiçliğinin ve hayatın ne denli anlamsız olduğunun ayırdına varıyor. İşte bu an veya nokta insanı en fazla etkileyen, insanı huzursuz eden duygu durumudur.

Ben huzuru huzursuzluklardan arınma çabası olarak tanımlıyorum.

Huzurlu insan, mutlu, ruhsal dengesini sağlamış, dingin insandır. Sevgiyi, aşkı, iş hayatında başarıyı yakalamış, gelecek kaygısı olmayan veya bunu en aza indirgemiş olan insan huzurlu olur. Huzurlu bir insan profili çizmek istediğimizde şu nitelikleri ayrıca görüyoruz:

Huzurlu insan; sağlıklı olan, kendi içinde denge kurabilen, olgu veya olaylara pozitif yaklaşan, Tanrı sevgisini içinde hisseden, varoluş nedeninin doğa ve insan sevgisi olduğunu idrak eden, doğayla bütünleşen, aşırı modernleşme tutkusundan uzak duran, maddiyatı ön plana çıkarmayan, az ile yetinen, yardımsever, şefkatli, toleranslı özetle erdemli olan, ölüm olgusunu yaşam yolculuğunda son nokta olarak görmeyen, insan varlığının sonsuz olduğuna inanan, doğadaki her varlığı eşit gören, ayrım göstermeyen, aşağılamayan, güzel ahlak ve vicdanı ile başkalarına örnek olan insanlar huzurlu insanlardır.

Huzursuz insan profilinde ise; mutsuzluk, sosyal, toplumsal,ekonomik kaygılar, iş hayatında başarısızlık, stres, aile içi yaşanan olumsuzluklar, sevgi eksikliği, toplum tarafından dışlanmışlık veya değersiz olma hissi, modern toplum anlayışına uyum sağlayamama, bedensel, fiziki yetersizlikleri sorun haline getirme, sanal özlemler veya hayatta aşırı beklentilerle yüklü kişilik gibi davranış ve özellikler bulunur ve daha pek çok nedenler huzursuz olmamızı da tetikleyebilir.

Durağan bir hayat tam olarak huzuru kucaklamaz, çünkü insanda var olan yaşam enerjisi buna asla izin vermez. İnsan varolmak için değil yaşam için varolmuştur dolayısıyla kendini keşfedebilen, “ben ne isem oyum” diyebilen, endişelerden mümkün mertebe uzak durabilen, gönül gözü ile sevebilen bireyler mutlu olurlar, huzurlu olurlar. Unutmayalım ki, Ahmet İnam hocamızın dediği gibi “yaşam gidilmezse gelmeyen olandır”, bence de huzur da böyle bir olguyu ifade ediyor.

Yaşam denilen şey “bensel varoluş ile ölümsel hiçlik” arasında geçen bir süreç olduğuna göre, bu süreçte olgu ve olayları olduğu gibi kabullenir ve hayata pozitif bakabilirsek, o zaman huzuru ve mutluluğu yakalayabileceğimizi düşünüyorum.”

Huzur neden bu kadar önemli?

Dahası, huzur ne? Ben hala cevabı bilmiyorum.

Bana yardım edin.

Yazar: Cüneyt Ülsever

Kaynak: http://www.hurriyet.com.tr

Yer işareti koy permalink.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>