Rehberiniz-Hiçbir güç, düş gücü kadar kuvvetli değildir

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “Hiçbir güç, düş gücü kadar kuvvetli değildir” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Hiçbir güç, düş gücü kadar kuvvetli değildir

Genç yönetmen yeni filmi için yüzü düzgün, kamera karşısında

rahat, düş gücü gelişkin bir kadın oyuncu arıyordu.

Gazeteye ilan vererek adayları davet etmişti. Gün boyu peş peşe girdiği mülakatlardan yorgundu. O, kendine yeni bir kahve koyarken, sıradaki oyuncu adayını içeri aldılar. Alımlı genç kız, yüzünde meraklı bir tebessümle deneme kamerasının karşısına oturdu ve yönetmenle sohbete başladı. Adı Emile Muller’di. Kısa hasbıhalden sonra yönetmen değişik bir şey denemiş olmak için “Çantanızı açıp bana içindekileri birer birer anlatır mısınız?” dedi. Genç kız arkadaki çantaya uzandı. Fermuvarını açtı. Önce eline gelen iri kırmızı elmayı çıkarıp anlattı: “Bu elmayı sabah tezgah başında meyvelerini parlatırken gördüğüm manav hediye etti. Çok iştahlı bakmış olmalıyım.” Sonra bir kitap çıkardı.

Henüz kitabın ilk sayfalarında olduğunu ve okuduğu satırlardan çok

etkilendiğini anlattı. Romanın baş kahramanının dalaverelerinden söz etti.

Ardından bir gazete çıkardı: İş aranıyor ilanını orada okumuştu. Listede,

başvuracağı başka işler de vardı. Sonra makyaj çantası, ajandası ve not

defteri… Yönetmen, bu sonuncudan rasgele bir sayfa çevirip okumasını

isteyince defteri açıp mahcup bir edayla okudu genç kız… Özel duygulardı okudukları… Derken çantanın gizli bölmesine attı elini… Oradan iki

fotoğraf çıkardı. Biri uyuyan genç bir adam fotoğrafıydı: “Sevgilim” diye

açıkladı: “Fotoğraf çektirmeyi hiç sevmez de… Ancak uykudayken

çekebiliyorum fotoğrafını…” İkinci fotoğrafın annesinin evlenmeden önceki

hali olduğunu söyledi. O halini şimdikinden daha çok seviyordu. Genç kızın,

çantadan çıkarıp büyük doğallıkla anlattığı her bir nesne, bir yapbozun

parçaları gibi onun hayatından kesitler sunuyordu.

Bu oyun, 15 dakika kadar sürdü. Sonunda yönetmen Emile’e teşekkür etti. Çıkarken kapıdaki görevliye telefonunu bırakmasını söyledi. “Arkadaşlar gelecek hafta sizi arar” dedi. Emile çıkarken, yönetmenin asistanı girdi içeri… Dışarıda

bekleyen daha pek çok aday vardı. Yönetmen gerindi. Kısa bir mola vermek

istediğini söyledi. Hala aradığını bulamamıştı. Yeni bir kahve doldururken

karşısındaki sandalyeye asılı çantaya ilişti gözü… Biraz önce

içindekilerin birer birer anlatıldığı çantaydı bu… Telaşla asistanını

uyardı: “Giden kız çantasını unutmuş, hemen koşup yetiştirsene…” Asistan

kız sandalyeye baktı ve “Yoo… O benim çantam” dedi. Yönetmen, koltuğundan

ok gibi fırlayıp kapıya seğirtti. Aradığı oyuncuyu bulmuştu.

20 dakikalık bu siyah – beyaz Fransız filmini geçen hafta, 10. Avrupa Filmleri

Festivali’nde izledim. Kısa filmin adı, filmdeki kızın adıydı: “Emile

Muller” Yönetmeni: Yvon Marciano… Konusu: “Hiçbir güç, düş gücü kadar

güçlü değildir.”

Yazar: Can Dündar

Kaynak: http://www.yazilar.net

Yer işareti koy permalink.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>