Rehberiniz-Heryerde nasıl kazanırsınız ?

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest


iyimeslek.com ailesi olarak “Heryerde nasıl kazanırsınız ?” adlı yazımızın kiÅŸisel geliÅŸiminize katkı saÄŸlamasını umuyoruz
Heryerde nasıl kazanırsınız ?

Evet, Arnold Schwarzeneger başarıyı yukarıdaki cümlelerle tarif etmiş. Bu deyiş size biraz acımasız ve alışılmadık gelebilir ama inanın bana yazının sonuna geldiğinizde ve Lance Armstrong’u tanıdığınızda bu cümle size çok anlamlı görünecek.

Lance Armstrong tüm dünyanın hayranlıkla izlediÄŸi, baÅŸarıları ve azmi karşısında saygıyla eÄŸildiÄŸi bir efsane. O azmin ve zaferin yaÅŸayan abidesi…

Lance Armstrong kanserle savaşına raÄŸmen nasıl baÅŸarılı oluyor ? Düşünüyorum da kim kanser olduÄŸunu öğrense herhalde ilk yapacağı ÅŸey tüm hedeflerinden vazgeçmek ve hayata boÅŸ vermek olurdu. En azından ben öyle düşünüyorum. Bizler günlük hayatımızda karşılaÅŸtığımız en ufak bir sorunda bile çöküp, yeniden ayaÄŸa kalkacak gücü bulmakta zorlanırken, bu genç adam bunları nasıl baÅŸarıyor. Öğrenmek ister misiniz ? iÅŸte Lance Armstrong’dan baÅŸarının 5 altın anahtarı…

1-TAKINTI DERECESÄ°NDE TUTKULU OLUN

Lance Armstrong henüz 14 yaşında genç bir bisikletçi iken, hatta henüz bir çocukken, “1986 Demirçocuklar Triatlon Şampiyonası’nda 2. olmuştu. Bu derece bile ülkedeki yaşıtı bisikletçiler için ulaşılamaz bir hedefti. Pek çok genç bu sonuçtan gurur duyardı. Oysa Lance yalnızca öfke duydu ve aradan üç yıl geçtikten sonra kendisiyle yapılan bir röportajda şöyle dedi genç adam: “Geçerli olan tek şey kazanmaktır. Onun dışındaki her şey beni deliye çevirir.”

Zafer dışındaki hiçbir dereceyi kabullenememek Lance Armstrong ‘un en büyük özelliÄŸi. (Daha sonra sporcular üzerinde yapılan bir araÅŸtırma, ÅŸampiyon sporcuların ortak özelliÄŸinin aynı düşünce sistemine sahip olmak olduÄŸunu gösterecekti). Lance Armstrong ‘un zaferden baÅŸka hiçbir dereceyi kabullenememesi sadece yarışlarla sınırlı deÄŸil. Lance bu inancını özel hayatında da uyguluyor; araba kullanırken de, kanserle savaşırken de…

Peki Lance Armstrong hiç kaybetmedi mi?… elbette kaybetti. 2003 yılı Nisan ayında 160 millik Liege-Bastogne-Liege Klasik Bisiklet Turu’nda ikinci geldi. Son dakikaya kadar Lance’e kesin ÅŸampiyon olacağı gözüyle bakılıyordu. FiniÅŸe sadece 4 mil kalmıştı, ama Lance son anda geçildi ve 50 saniye farkla ikinci oldu. Onunla röportaj yapmak için bekleyen gazeteciler, ünlü sporcunun yüz ifadesi karşısında dehÅŸete düşmüşlerdi. Artık efsane olmuÅŸ olan Lance öfkeli ve donuk bir yüzle, gazetecilere tek kelime bile etmeden, kendisini bekleyen ekip minibüsüne bindi. Bu kadar baÅŸarılı bir sporcu ikincilik karşısında nasıl bu kadar öfke duyabilirdi ? cevap takım arkadaşı Floyd Landis’den geldi: “Çok basit, Lance kazanmaya takıntı derecesinde tutkundur.”

2-SABIRLI OLUN

Kontrolsüz güç, güç değildir. Lance çok hırslıydı. Ancak hırs, sabırla dengelenmezse bir insanı yıkıma uğratabilirdi. Bu nedenle Lance “yenilemez olmak”la birlikte, “yenilmezliğini nasıl koruyacağını” öğrendi. O yanan bir meşaleydi ancak ateşini kontrol etmezse hem kendini hem çevresini yakabilirdi.

Eski bisiklet şampiyonlarından Wayne Stetina şöyle diyor: “Bir bisiklet yarışçısı, benzin deposu gibidir. Fazla gaz verirseniz, arabayı boğarsınız ve deponuz dolu da olsa bir adım bile ilerleyemezsiniz”. Nitekim Lance bunu bir tecrübe ile çok iyi öğrendi. 1989 yılında katıldığı Gençler Dünya Bisiklet Şampiyonasında finişe varmadan gücünü yitirdi ve geçildi. Lance o yarışın kendisine büyük bir ders verdiğini şu sözleriyle anlatıyor: “ Zeki ve kurnaz olmayı öğrenmem gerektiğini o yarışta gördüm” ve Lance Armstrong antrenörü Carmichael sayesine Zeki, kurnaz ve en önemlisi sabırlı olmayı öğrendi.

Artık altı saatlik yarışı, delice pedal sürerek geçirmiyor, kendini tüketmiyordu. İlk beş saatte tüm rakipleriyle yan yana pedal çeviriyor, onları gözlüyor, kendini kontrol ediyor ve sahip olduğu özelliklerini sona saklayarak, son bir saatte atak yapıyor ve kazanıyordu.

Gücünü kontrol etmeyi ve sabırlı olmayı öğrenmekle Lance Armstrong üç yıl sonra dünya sıralamasındaki ilk beş bisikletçinin arsına girecekti.

3-DÄ°SÄ°PLÄ°NLÄ° OLUN

1996 yılında Lance yumurtalık kanseri teÅŸhisi konunca ağır bir kanser tedavisi görmeye baÅŸladı. Bu tedavi sırasında 15 pound (yaklaşık 7.5 kilo) kaybetmiÅŸti. SaÄŸlıklı ve güçlü olabilmesi için bu kiloları geri almalıydı; ama kontrolsüz yerse bu kez de fazla kilo alabilir ve bu sporu bırakmasına neden olabilirdi. Kaçımız bize “iyi olman ve hastalıkla baÅŸ edebilmen için çok yemek yemen gerekir” dense, her ÅŸeyi bırakıp kendimizi yemeÄŸe vurmayız? Oysa o ne yaptı ? önce kendisine dijital bir mutfak tartısı aldı. YediÄŸi her ÅŸeyi tartıyordu, bir ekmek lokmasını bile… boÄŸazından geçen her ÅŸeyi tartıyordu.

Eski karısı Kristin o günleri şöyle anlatıyor: “Elinde bir hesap makinesiyle, matematikçiye dönüşmüştü, yediÄŸi her ÅŸeyi büyük bir sabır ve disiplinle tartıyordu. Böylelikle kansere raÄŸmen her ÅŸeyi ölçülü yiyerek istediÄŸi kiloda kalmayı baÅŸardı ve 1999’da ilk Tour ÅŸampiyonluÄŸunu aldı. Çevresindekileri kararlılığına ve disiplinine hayran bırakarak…

4-BENCÄ°L OLMAYIN

Bisiklet, bir bireyin zafer kazandığı dünyadaki tek takım sporudur. Takım, liderine inanmalıdır, lider de takımına güvenmelidir. Lance bencil deÄŸildir, takımına güvenir ve onlara büyük deÄŸer verir. Her zaman “Tek, BEN diye bir ÅŸey yoktur” der. Åžampiyonalardan önce takımı fizik ve motivasyon olarak kendisi hazırlar. Bir lider olmasına karşın takımda herkes eÅŸittir ve herkese eÅŸit davranılır… ve her zaman kazanırlar…

Lance Armstrong’un “egosunun şişmiş olmayışı”, bencil olmayışı onları başarıya götürür.

5-RAKÄ°PLERÄ°NÄ°ZDEN DAHA AKILLI OLUN.

Takım çalışmasına inanma, hazırlık, yenilmezlik inancı ve içten gelen ateÅŸ: Lance hepsine sahipti. Ancak son zamanlarda bu özelliklerine bir ÅŸey ekledi: “Strateji” ve “psikolojik savaş”. Bisiklet yarışları onun sayesinde bir strateji oyununa dönüştü. Poker masası gibi; blöf yaparsınız, rakibinizin psikolojik tepkilerini ölçersiniz….

ÖrneÄŸin geçen yıl bir söylenti yayıldı. Buna göre Lance’in bisiklet lastiklerini saÄŸlayan sponsor bir firma çok özel bir lastik dizayn ettirmiÅŸti. Bu söylenti bir anda rakipleri arasında yayıldı. Herkes yarışlar baÅŸlamadan önce Lance’in kazanacağına kendini inandırdı. Bu bir söylenti bir de gerçek strateji oyunları var; 2001 Tour’unda olduÄŸu gibi…

Alpe D’Huez’in dik yokuşlarında yapılan şampiyonada Lance’in güçlü bir rakibi vardı. Alman Jan Ullrich. Güçlü rakip karşısında Lance ve ekibi kazanmak için daha akıllı olmak zorundaydı. Bunun için bir strateji belirlediler. Yarış her zamanki gibi başladı. Lance olması beklenenden daha geride yarışıyordu. Yarışı monitörlerden takip eden Ullrich’in ekibi bir şey farketti. Lance Armstrong hiç olmadığı kadar yorgun ve güçsüz görünüyordu. Bu Ullrich’in beklediği fırsat olabilirdi. Bu nedenle Jan Ullrich’e daha hızlı olması yönünde taktik verdiler. Bilmedikleri şey Lance’in “ölü taklidi” yaptığıydı. Ullrich hızlandı. Lance ekip arkadaşı İspanyol Chechu Rubiera’ya daha hızlı olmasını söyledi. Dik bir rotadayken Rubiera hızlandı ve Alman rakibi yokuşta daha hızlı olmaya zorladı. Sonuç mu ? Lance “o bilinen ateşiyle” Ullrich’i geçerken döndü ve rakibinin gözlerinin içine baktı. Ullrich o anda rakibinin aklı ve kurnazlığı karşısında yenildiğini anlamıştı. Lance Armstrong yarışı en yakın rakibinden iki dakika farkla önde bitirdi ve 2001 Tour şampiyonu oldu.

Kimileri önemli olan kazanmak deÄŸil yarışmak der. Lance ise onlara çok sevdiÄŸi ÅŸu Fransız özdeyiÅŸiyle cevap veriyor: “La vie est courte-c’est mieux de gagner”-HAYAT KISA-KAZANMAK EN Ä°YÄ°SÄ°….

“MEN’S JOURNAL”, Şubat 2005, sayısından çeviren ve derleyen: Nüvide Gültunca Tulgar

Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir