Rehberiniz-Herkesin gönlündeki aslandır milletvekili olmak!

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest


iyimeslek.com ailesi olarak “Herkesin gönlündeki aslandır milletvekili olmak!” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Herkesin gönlündeki aslandır milletvekili olmak!

HERKESİN GÖNLÜNDEKİ ASLANDIR MİLLETVEKİLİ OLMAK!

NUH GÖNÜLTAŞ

Her kesimden, hemen herkesin mutlaka Parlamento’ya, milletvekillerine yönelik menfi eleştirileri olmuştur. İşin garip tarafı bu eleştirileri yöneltenlerin çoğu da seçim zamanı geldiğinde siyasi partilerin kapılarında milletvekili adayı olabilmek için kuyruğa geçer, o partinin liderinin karşısında takla atar, cambazlık yapar.

Bürokratlar, gazeteciler, askerler, ilahiyatçılar, şarkıcılar, türkücüler, sinema sanatçıları, artistler, mafya babaları, liderlerin doktorları, özel kalem müdürleri, çaycıları, çorbacıları… Herkesin gönlündeki aslandır milletvekili olmak… Öyle ki kamuoyunda azıcık şöhreti olan herkes mutlaka bir gün kapağı TBMM’ye atmayı planlar.

Aldığı maaşta, yediği yemekte vatandaşın gözü vardır. Her türlü olumsuzluğun faturası onlara kesilir; ama seçim zamanı geldiğinde herkes milletvekili olmak ister, hatta bu uğurda çuval çuval para harcayanlar bile vardır.

Türkiye’deki 550 dokunulmaz kişiden biri olmak neden bu kadar cazip acaba?

Meclis’te 2 metrekarelik bir oda, bir telefon, bir sekreter, ucuz yemek, çay, lojman, harcırah… Gerisi, stres, sıkıntı, beddua, lider sultası… Bir de mütemadiyen erken seçim korkusu var! Bu yüzden bir defa milletvekili seçilen herkes mutlaka bir sonraki seçimi de garanti altına alıp yeniden seçilmek istiyor. Bunca sıkıntısına rağmen herkes milletvekili olmak istiyor, neden?

Vatandaş, ağzını milletvekili diye açtığı zaman çok kötü sözler eder. Ama işi düşünce de gidecek ilk yer olarak milletvekillerinin kapısını aşındırır. Memlekete gidecek parası biten, Ankara’da işi olan, hastaneye yatacak olan, çocuğuna iş arayan… Bu listeyi çoğaltmak o kadar mümkün ki, eğer öyle yapsak bu yazı bitmez.

Vekil işte… Aslında mana itibarıyla milleti temsil eden, milletin hak ve çıkarlarını kollayan, yasama yetkisini kullanabilen kişi. Asil olan millet. Ama bu durum milletvekili seçilinceye kadar. Milletvekili seçilince asil ve vekil yer değiştiriyor. Vekil büyüyor, büyüyor, asil devlet kapısındaki işlerini yapabilmek için onun kapısını çalmak zorunda bırakılıyor.

Milletvekilliğini cazip kılan en önemli şey dokunulmazlık zırhı olmalı. Kamu hizmetinde çalışıp da sonunda milletvekili olmak isteyenler en çok bu yüzden tercih ediyorlar milletvekili olmayı. Eğer milletvekili olursa görevinde yaptığı suiistimaller yüzünden yargılanma ihtimali ortadan kalkıyor.

Bir başka sebep, milletvekillerinin kendi kendilerinin maaşlarına zam yapabiliyor olmalarıdır. Milletvekilleri diledikleri zaman kendi maaşlarına belli oranlarda zam yapabilmek için bir araya gelebilirler. Belki de milletvekilliğinin en cazip tarafı bu. Bir defasında vekillerimiz kendi maaşlarını asgari ücretin 58 katına kadar artırmışlardı!

Herkes bir tarafa da benim, milletvekili olmasına en çok üzüldüğüm kişiler gazetecilerdir. Milletvekili adayı gazeteci, gazetecilik yaparken milletvekili olmayı planladığı partiyi izler, bu vesile ile lidere yakın olmaya çalışır. Partinin aleyhine hiç haber yapmaz, her zaman lehte olur. Lider bu durumu anlamışsa onu adeta bir partili gibi kullanır. Zaman zaman manipülatif haberler ona sızdırılır. Seçim zamanı yaklaştıkça liderin eli öpülür. Ne çok gazeteci gördüm milletvekili olabilmek için el etek öpen bir bilseniz!

“Kime sordumsa seni, doğru cevap vermediler.

Kimi alçak kimi hırsız dediler.

Künyeni almak için gazeteye ettim telefon.

Bizdeki kayda göre o şimdi mebus dediler.”

Tabii herkesin milletvekili olabilme gerekçeleri farklı farklıdır; ancak ortak payda “millete hizmet etmektir!”

Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir