Rehberiniz-Her şey kıskançlıkla başladı…

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “Her şey kıskançlıkla başladı…” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Her şey kıskançlıkla başladı…

Aslında onun hikayesi bir kıskançlık sebebiyle başlıyor…

Kader işte… Babası tenisle ilgilenen Şenoğlu’nun abisi de bu sporu yapınca doğal olarak babası abisiyle daha çok ilgileniyor. Bu durumu gören İpek “Madem tenis oynayınca babam bana daha çok ilgi gösterecek ben de tenise başlayayım” diyor ve aslında çokta başarılı olduğu basketbolu bir çırpıda bırakıyor.

Ve şimdi ülkemizde kadın tenisi denince ilk akla gelen isimlerin başında İpek Şenoğlu yer alıyor..

Dünya sıralamasında ilk 100’e girerek bu gururu tadan, Wimbledon’da 3. tura çıkan ilk Türk olan Şenoğlu sessiz sedasız da olsa sürekli yurt dışındaki turnuvalara katılıp ülkemizi temsil ediyor.

Tenisin değerinin bilinmediği ülkemizde İpek Şenoğlu gibi başarılı raketlerimiz bu sporu geliştirmek için gerek doğuda gerek batıda çeşitli çalışmalar yapıyor. Kendi başarısının yanında başkalarının da bunu yapmasını isteyen ve bunun için çabalayan Şenoğlu’yla tenise nasıl başladığını, şimdiki hedeflerinin neler olduğunu konuştuk.

İşte İpek Şenoğlu’nun hurriyet.com.tr’ye yaptığı samimi açıklamalar…

İPEK ŞENOĞLU KİMDİR?

Tenise nasıl başladınız?

Tenise başlamamdaki en büyük etken, bu sporu bana sevdiren ve benim ilk kahramanım olan babamdır. Sporcu bir aileden gelmemden ötürü, ilk çocukluk yıllarım hep sporun içinde geçti. Hatta o döneme ait; babamla gece yarılarına kadar oturduğumuz ve olimpiyatları izlediğimiz anılarım bile mevcut. Aslında ailede benden önce tenise başlayan kişi ağabeyimdir. Babamın başkanı olduğu tenis kulübüne gider, babamla tenis oynardı. Ben de onlar oynarken etraflarında dolaşırdım. Zamanla, babamın ağabeyime olan ilgisini kıskanmaya başladım ve tüm ilgiyi kendime çekmek için ben de tenise başladım. Böyle başlayan tenis, benim için zamanla bir tutkuya dönüştü, sonrasında da hayatım oldu.

Neden bu sporu seçtiniz?

Sporcu bir aileden geliyorum. Tenisten önce basketbolla da ilgilendim. Hem de ciddi anlamda başarılı bir basketçiydim. Daha sonra, sporculuk karakterimin tenise daha uygun olduğunu keşfettim. Ben kendi işini kendi halletmesini seven, kontrolün elinde olmasını isteyen bir sporcuydum. Bu yüzden, bireysel sporlar, özellikle de tenis, karakterime daha çok uyuyordu.

23 yaşında profesyonel oldunuz. Sizce çok geç bir yaş değil mi?

Ben 17 yaşımdayken Amerika’ya tenis bursuyla, üniversite okumaya gittim. O zaman amacım hem tenisimi ilerletmek hem de hayatımın geri kalanında bana yeni kapılar açacak eğitimimi tamamlamaktı. O dönemde üniversiteler arası ligde birinci sıraya kadar yükselmiştim. Amacım eğitimi ve tenisi bir arada yürütmekti. O yüzden profesyonel olarak tenis oynama kararını, üniversite bittikten sonra verdim.

Ülkemizde tenis çok bilinen bir spor dalı değil… Siz tenise başladığınız zaman zorluklar yaşadınız mı?

Şu an var olan imkânları düşününün; şimdi bile zaman zaman ülkemizdeki zorluklardan bahsediyoruz. Bir de bandı 20 yıl geriye sarın. Sizce nasıl bir manzara vardır? Bir ipucu vereyim; o yıllarda kışın antrenman yapmak için babamla korta gider, önce bütün korttaki karları kürer, sonra çalışmaya başlardık…

BU ÜLKENİN TENİSÇİSİ OLMAKTAN MUTLUYUM

Başka ülkede tenisçi olsaydınız herşey daha farklı olur muydu?

Herşey nasıl olurdu bilemem ama kesin olan birşey var ki; şu andaki gibi olmazdı. Kariyerimi başka ülkeler adına devam ettirmek yönünde çok teklif aldım ama hiçbir zaman değerlendirmedim. Ben tenisçi olmaktan da, bu ülkenin tenisçisi olmaktan da mutluyum.

Anadolu’da tenis sporuna olan ilgi ne seviyede?

Dinlenme dönemlerimde, elimden geldiği kadar Anadolu’daki tenis kulüplerini ziyaret etmeye çalışıyorum. Geçen sene dönemin Ağrı valisi Mehmet Çetin’in katkılarıyla kort açılışı yaptık. Yine Erzincan’da bakanlarımız Spor bakanımız Faruk Özak ve Ulaştırma bakanımız Binali Yıldırım’ın katılımlarıyla tenis yatırımları hizmete girdi. Sevinerek görüyorum ki, oralarda tenise olan ilgi her geçen gün artıyor. Kısa bir süre önce Denizli’de Pamukkale Tenis Kulübü’nü ziyaret ettik. Oradaki çocuklarla, velilerle, antrenörlerle vakit geçirdik. Türkiye, her bölgesiyle, tenisi sevmeye başladı.

Spor hayatınızda dönüm noktanız ne zamandı?

2004 yılı, kariyerimin dönüm noktasıdır. O yıl Wimbledon oynayarak, Grand Slam oynayan ilk Türk tenisçi oldum. Yine aynı sene, US Open’da son 16’ya kalarak tenis tarihimizin en büyük başarılarından birini elde ettim.

Dünya klasmanında kaçıncı sırada bulunuyorsunuz ve hedefiniz kaçıncı sıraya yükselmek?

Şu anda 89. sırada bulunuyorum. Kariyerimde 53. sıraya kadar yükselmiştim. Şimdiki hedefim ilk 50’ye girmek.

Wimbledon’da üçüncü tura yükselen ’ilk’ Türk tenisçi olmak size neler hissettirdi?

Wimbledon her tenisçinin hayalini kurduğu bir ortamdır, başka hiçbir turnuvaya benzemez. Dünyanın gözünün üstünde olduğu bir turnuvada üçüncü tura yükselmek, dünya standartlarında bir tenisçi olduğumu, gerçek anlamda farkettirmişti bana.

Sürekli olarak partner değiştiriyorsunuz? Bu sizin istikrarınızda ve performansınızda bir eksikliğe yol açmıyor mu?

Çiftler tenisi, aynı zamanda bir takım sporu. Sürekli olarak aynı partnerle oynamak, en iyisi. Ama birçok faktörden dolayı, sezon içerisinde partner değiştirmek zorunda kalıyoruz. Planlar, stratejiler, hedefler… Bunların hepsi etkiliyor.

Türkiye’de tenis denince Hülya Avşar isminin öne çıkması sizi rahatsız ediyor mu?

Etmiyor. Alanında başarılı insanların tenise yaptığı katkı beni sadece mutlu eder.

Son yıllarda ülkemizde önemli başarılar kaydeden genç tenisçilerimiz var. Başak Eraydın, Çağla Büyükakçay, Melis Sezer… Bu tenisçileri nasıl buluyorsunuz? Onlardan tecrübeli biri olarak ne tavsiyelerde bulunmak istersiniz?

Türk tenisi benimle belirli bir seviyeye geldi. Saydığınız isimler, bayrağı devralıp daha yükseklere taşıyabilecek kapasitede. Onlara verebileceğim tek tavsiye, inandıkları yoldan ne olursa olsun dönmemeleri olur.

Marsel İlhan’ı nasıl buluyorsunuz?

Marsel gayet başarılı ve şu anda bulunduğu yerden daha üst sıralara tırmanabilecek potansiyele sahip. Yavaş yavaş da uluslararası arenada başarılar kazanmaya başladı. Erkek tenisimiz için lokomotif isimlerden biri olacağına inanıyorum.

Tenis federasyonu sizlere yeterince sahip çıkıyor mu?

Federasyon şu anda tüm sporcularına sahip çıkıyor. Benim de turnuva masraflarım karşılanıyor. Bu, üzerimizdeki önemli bir yükün kalkmasını sağlıyor.

Sponsor bulabilmek için zorlandığınızı biliyoruz. Sponsor durumunuz şu an için nasıl?

Wilson, Lotto, Intercity ve Oakley ile sponsorluğum devam ediyor. Ayrıca birçok tekstil ve spor markasından da kampanya yüzü olmam için teklifler geliyor. Tüm bu teklifleri değerlendirmeye alıyorum.

Şimdi ki hedefiniz nedir? Kaç yaşına kadar tenise devam etmeyi düşünüyorsunuz?

Öncelikli hedefim ilk 50’ye girmek. Sonrasında ülkemi 2012 Olimpiyatlarında temsil etmek istiyorum.

Kendinize örnek aldığınız tenisçiler kimler? Yurt dışındaki tenisçilerden hangileriyle görüşüyorsunuz?

Küçükken Agassi ve Steffi Graf’ı örnek alırdım. Benim jenerasyonumdan en beğendiğim iki isim; Clijsters ve Dementieva’dır. Dünya tenisinin birçok önemli ismiyle yakın arkadaşım. Sonuç olarak zamanımızın büyük bir bölümünü birlikte geçiriyoruz. Wozniacki, Clijsters, Venus Williams ve Novak Djokovic ile fırsat buldukça sohbet ederiz.

Gazetede köşe yazarlığı yapıyorsunuz. Köşe yazma fikri nasıl gelişti?

Yazı yazmayı küçüklüğümden beri çok severim. İşim dolayısıyla birçok anı da biriktiriyorum. İkisini bir araya getirmek ve tenis hakında yazmak her zaman istediğim birşeydi. Şu anda da severek yapıyorum.

Federer mi, Nadal mı?

Federer’in yeteneği, Nadal’ın çalışkanlığı.

Wozniacki mi, Clijsters mi?

Clijsters.

Yazar: Funda Ayaz

Kaynak: http://www.hurriyet.com.tr

Yer işareti koy permalink.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>