Rehberiniz-Hayatınızı tesadüflere bırakmayın!

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “Hayatınızı tesadüflere bırakmayın!” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Hayatınızı tesadüflere bırakmayın!

Olmak İstediğim Ben

Mutsuzluğun ve yenilginin en önemli sebebi, hayattaki amacımızı ve misyonumuzu bilmemektir. (Drucker)

Eğer insan hayattaki amacını bilmezse yol ayrımlarında karar veremez. Kılavuzsuz kalır. Hayatlarının amacını bulamayanlar ne yaparlarsa yapsınlar doyuma ulaşamazlar.

Her insan hayata başlarken hamdır; ama hiç kimse meyveler gibi bekleyerek olgunlaşmaz. İnsanın olgunlaşmak için çaba göstermesi gerekir. Zaman elbette deneyim kazandırır fakat tek başına zaman olgunlaşmaya yetmez. Yaşlanan ama hiç olgunlaşmayan insanlar vardır. Eğer kişi farkındalığını geliştirip emek vermezse yedisinde neyse yetmişinde de aynı kalır.

Hepimizin hayatı bir yere kadar rastlantılarla şekillenir. Ama hayatımızı sadece tesadüflere teslim etmek, fırsatların kaçtığını fark ettiğimizde, yenilgi duygusu yaşatabilir. Bu nedenle hayatı ciddiye alıp planlamak gerekir.

Maalesef bunu bize okulda öğretmiyorlar ve bu gerçeğin farkına varmamız da zaman alıyor. Hayatta ne yaparsak yapalım, önce olmak istediğimiz insanı tarif etmemiz, kendimizden nasıl bir ben çıkarmak istediğimiz üzerinde düşünmemiz gerekir.

Hayatımızı hem planlamak hem de değişen şartlara göre planımızı gözden geçirmemiz gerekir.

Henry Mintzberg, başarının sadece plan yaparak değil, değişen koşullarda oluşan tehdit ve fırsatlara doğru tepki vermekle elde edileceğini söyler. Başarı, bir stratejiyi uygularken ortaya çıkan “beklenmeyen” durumları iyi yönetilmekle elde edilir.

Kişisel hayatımızda da kurumların hayatlarında da bu böyledir. İlk başta dikkate almadığımız, sonradan beliren beklenmedik durumlar karşısında sürekli yeni kararlar alarak devam ederiz yürümeye. Önceden planlanmış eylemlerle doğaçlama eylemlerin toplamı hayat yolumuzu çizer. Bu yol da bizi hayatımızın amacına götürür.

Strateji, sadece şirketlerin ne yapmayı planladıkları değil (deliberate); bununla beraber gerçekte ne yaptıklarıdır (emergent).

Birey olarak da şirket olarak da bu farkındalığa erişip hassas dengeyi yakaladığımız zaman, hayatın bize sunduğu fırsatları daha iyi değerlendirebiliriz.

Gerçekten de yönetim alanında biraz deneyimi olan herkes bilir ki hiçbir şirket yaptığı planları harfiyen uygulayarak başarılı olamaz. Bir şirketi başarıya götüren strateji sürekli yenilenen bir süreçtir. (İçinde Yaşadığımız Çağ, Kervanı Yolda Dizme Çağıdır)

Peki başarı mutluluk getirir mi?

Clayton Christensen, başarmak kadar başardıklarımızla mutlu olup olmayacağımızı sorgulamanın da önemli olduğunu söyler. Christensen’e göre başarılı olmanın tek başına mutluluk getirmeyeceği açıktır. Her başarılı insan mutlu insan değildir.

Bu sebeple hayattaki amacımızın peşinden koşarken aynı zamanda da bu amaca ulaştığımız takdirde mutlu olup olmayacağımızı da düşünmemiz gerekir.

Clayton Christensen hem başarılı hem mutlu olmak için bakış açımızı, yani bazı paradigmalarımızı değiştirmemizi öneriyor:

1. Amacımızı belirlerken önce bizim için nelerin değerli olduğunu saptamamız gerekir. Bu başlangıç noktasıdır. Değerlerimizi ve önceliklerimizi ne kadar iyi belirlersek aldığımız her karar, attığımız her adım bizi hayat amacımıza o kadar yaklaştırır.

2. Hayatta bazen doğru yolu bulmak yıllarımızı alabilir. Hem başaracağımız hem de günün sonunda elde ettiklerimizle mutlu olacağımız şeyleri bulmak hiç de kolay değildir. Başarı, seveceğimiz şeyleri bulana kadar denemekten vazgeçmemektir.

3. Gerek profesyonel gerekse özel hayatımızda hem başarılı hem de mutlu olmak için, işin en başından kesin hükümlere sahip olmamak, “hayat kapısını sonuna kadar açık tutmak” gerekir. Bunun aksini yapmak karşımıza çıkacak fırsatlara karşı zihnimizi de gönlümüzü de kapatır.

4. Öte yandan, “Alternatiflere açık olun.” demek kolay, hangi yolun seçileceğine karar vermek ise zordur. Çünkü hangi alternatifin doğru, hangisinin yanlış olduğunu anlamak zaman alabilir ve iş işten geçebilir. Böyle durumlarda en iyisi, söz konusu alternatiflerin, hangi varsayımların doğru çıkması halinde başarılı olunacağına tahmin etmeye çalışmaktır. Bunun aksi yani bütün varsayımların gerçekleşeceğine göre karar almaktır ki bu insanı hareket etmekten, uygulamaya geçmekten alıkoyar.

5. Başarılı ve mutlu olacağınız yolu bulmak yetmez; o yola baş koymamız, kişisel kaynaklarımızı da seferber etmemiz gerekir. Kaynaklarımızı tercih ettiğimiz yola seferber etmediğimiz takdirde ne kadar çok düşünmüş, ne kadar alternatif bulmuş olursak olalım, bunlar birer “niyetten” öteye geçemez. Oysa başarı ve mutluluğu getiren sadece niyetler değil, o niyetleri hayata geçirme irademizdir.

6. Her koşulda bir hedefe doğru ilerlerken ayrıntılara da özen göstermek, elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışmak gerekir. Bir işte ortaya koyacağımız “kalite” bütün yorgunluklarına rağmen mutluluk getirir. Herhangi bir işi yaparken ortaya koyduğumuz tavır ve davranışlar kişiliğimizle ilgili önemli ipuçları verir. Bir işi nasıl yaptığımız karakterimizi yansıtır.

7. Hayatta sorun yaşamamak mümkün değildir. İnsan hayatı, küçük ya da büyük başarısızlıklarla doludur. Fakat yaşadığımız başarısızlıkların iyi tarafı, bunların bizi daha güçlü kıldığıdır. Karşılaştığımız engeller yeteneklerimizi biler; hiç farkında olmadığımız yeteneklerimizi keşfetmemizi sağlar. Zor bir patronla baş etmek, bir projede yenilgiye uğramak, karmaşık ilişkiler içinde var olmaya çalışmak bize hayat dersleri verir. Başarısız insanlar, genelde yeteneksiz oldukları için değil, hayat onları zorluklara hazırlamadığı için başarısız olurlar. Sorunlar ve zorluklar bu anlamda en değerli öğretmenlerdir.

8. Hedeflediklerimizi başardığımız takdirde nasıl bir insan olacağımızı hayal etmek önemlidir. Çalıştığımız iş, emek verdiğimiz ilişkiler bizi olmak istediğimiz insana doğru götürmüyorsa asla mutlu olamayız. Birçok başarılı insanın mutlu olmaması bundandır. Bu sebeple asıl önemli olan sadece hedefe varmak değil, vardığımız yerde kendimizle barışık olmaktır. (Ne Kadar Başarılı Olduğunuzu Nasıl Anlarsınız?)

9. Kişiler ya da şirketler kaynaklarını nereye harcadıklarına göre değerlendirilirler. İstediğiniz kadar hayırsever olduğunuzu söyleyin, gerçekten hayırsever olup olmadığınız, kişisel beklentiniz olmadan hayır yapmaya ne kadar kaynak ayırdığınızla belli olur. Ailenize çok düşkün olduğunuzu söyleyebilirsiniz; ama gerçekten onları ne kadar sevdiğiniz onlara ne kadar kaliteli zaman ayırdığınızla anlaşılır. Bir marka çevreye ya da çalışanlarına çok değer verdiğini ilan edebilir; ama gerçekte ne yaptığı, ne söylediğinden daha önemlidir.

10. Birçoğumuz başarının ve başarıyla gelecek mutluluğun iyi bir iş bulmaktan geçtiğini sanırız. İyi bir iş elbette önemlidir ama esas önemlisi, “kendimizi başarmaya gönüllü olarak adayabileceğimiz” bir iş için emek vermektir. Hayatımızı yeteneklerimizin üzerine kurmak bize göreli avantaj sağlar. Bu hepimiz için en mantıklı seçimdir. Fakat sadece yeteneklerimiz üzerine kuracağımız bir hayat bizi mutlu etmeyebilir. Son derece üstün yetenekleri olan bir sanatçının aklı, başka bir işi yapmakta olabilir. Ya da çok başarılı bir mühendisin gerçekte yapmak istediği bir tiyatro sanatçısı olmaktır. Yeteneklerimiz üzerine bir hayat inşa etmek bizi başarılı kılabilir ama mutlu olmamızı garanti etmez. Mutluluk tutkumuzu keşfedip onun peşinden koşmakla elde edilir.

Hiçbir insan kendi kutup yıldızını bulmadan kendini gerçekleştiremez.

Yazar: Temel Aksoy

Kaynak: http://www.temelaksoy.com

Yer işareti koy permalink.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>