Rehberiniz-“hayatı dışımızda yaşıyoruz ama içimizde açıklayabiliyoruz!”

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “”hayatı dışımızda yaşıyoruz ama içimizde açıklayabiliyoruz!”” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
hayatı dışımızda yaşıyoruz ama içimizde açıklayabiliyoruz!

YÜKSEL AYTUĞ

SABAH

9.10.2004

İnsanın kariyeri büyüdükçe algılarını da büyütmesi gerekiyor. Çünkü insanın hayatı büyüdükçe, hatalarının sonuçları da büyüyor… Bu sözler aile babası ”Haluk” karakteriyle özdeşleştirilen Tamer Karadağlı”ya ait. Eşiyle birlikte ABD”ye yaralarını sarmak için giden Karadağlı, GÜNAYDIN”a samimi açıklamalarda bulundu.

Hata yapmıştı… Hem de çok büyük bir hata… Bir anlık ”gaflet anının” pimini çektiği müthiş bir patlama ve lime lime olan bir insan. Hatasının farkındaydı, özür de dilemişti. Ama kimseye yetmedi. Kimi kendisini aldatan kocasının intikamını aldı Tamer”den, kimi de aile babası ”Haluk” tarafından kandırılmış olmanın hıncını… Onlar da haklıydı kendilerince, şüphesiz… Ama ceza, suçun boyunu kat be kat aşmıştı.

Şimdi sakinleştik. Bu infazın yargısını yapmak için geç kalmış olabiliriz. Öyle algılanırsa üzülürüm. Bu bir ”Söz Savunmanın” röportajı değil. Amaç; yaşanmışlıklardan herkese, hepimize düşeni ayıklamak. Günün birinde tökezleyip düşersek, zirvelerden eteklere savrulanların tecrübelerini önümüze merdiven yapmak…

* Kuşkusuz ki skandallar üzer… Ama bu skandalın bunca yankı bulması acaba kariyerin de büyüklüğünü işaret etmesi açısından teselli edici midir?

Bu kadar önemli adam olduğumu doğrusu ben de bilmiyordum! Keşke kariyerimin büyüklüğünü başka bir şekilde öğrenseydim. İnsan kendini büyük görmemeli ama kendi hayatımın büyüklüğünün farkına varmamanın kötü sonuçlarını çok acı şekilde yaşadım. İnsanın kariyeri büyüdükçe algılarını da büyütmesi gerekiyor. Çünkü insanın hayatı büyüdükçe, hatalarının sonuçları da büyüyor…

ÖFKE İŞE YARAMAZ

* En çok ne için üzüldün?

Önce bazı insanların üzülmesine neden olduğum için üzüldüm. ”Böyle bir hatayı nasıl yaptım” diye kendime kızdım. Sonra da kendime üzüldüm. Çünkü çok haklı olduğum taraflar vardı ama bütün o harala-gürele içinde kimse duymak istemedi. O zaman insanların beni dinlemeye hazır olmadıklarını düşündüm ve sustum. Anladım ki, doğruları söylemek için bile sabırla insanların öfkesinin geçmesini beklemek gerekiyor. Öfkeye öfkeyle cevap vermektense, susmanın daha erdemli olduğuna inandım. Beni en çok inciten şeylerden biri, ”reklam için yaptı” iddialarının sanki olayın gerçek yüzüymüş gibi basında yer almasıydı. Ben her gece üç kanalda yayınlanan, 5 milyon ile 10 milyon arasında insanın izlediği bir dizinin başrol oyuncusuydum. Benim reklam için böyle şeyler yapabileceğime nasıl inanabilirler? Bu insanlara çok kırıldım.

* Amerika”da neyi, nasıl tamir ettin?

Amerika”ya sakin bir kafayla düşünebilmek için gittim. Türkiye”de sağlıklı bir şekilde düşünme imkanım kalmamıştı. Orada kendimi, ilişkilerimi ve hayatımı düşünerek, kırılan parçalarımı tamir etmeye çalıştım. Bütün etkilerden uzakta, Arzu Hanım”la beraber kendimizi ve ilişkimizi konuştuk. Orada uzun uzun düşündüm. Çok düşündüm. Kendi içime baktım. Geniş arazilerde yürüdüm ve düşündüm. Üzerine bastığım toprağı avucuma alıp, kum tanelerine bile bakıp düşündüm. En büyük yardımcım ise kelimelerdi. Konuşarak, yaralarımızı sardık.

* “Keşke Haluk olmasaydım” dedin mi?

Hiçbir zaman böyle bir şey düşünmedim. Ben mücadeleci bir insanım. Haluk olmanın ödüllerinden nasıl yararlandıysam, bedellerini de fazlasıyla ödedim. Ödülü de bedeli de büyük oldu doğrusu…

HATA VAR, HİLE ASLA!

* Çince”de ”kriz” aynı zamanda ”fırsat” anlamına da geliyor. Bu krizden de bir fırsat çıkar mı sence?

Böyle bir olayı ranta çevirmeyi hiç düşünmedim, düşünmem de. Böyle bir fırsatçılık içinde olmam, ihtiyaç da duymam. Bu benim gözümde bir kriz değil, bir uyarıydı. Genel anlamda hayatımın her alanında hatalarımı görmem için bir fırsat oldu. Çıkardığım derslerle on yıl olgunlaştım.

* O halde sana son yaşadıklarından çıkardığın tüm dersleri sorayım…

Hepsini dinlemeye hazır olduğuna emin misin? Bu olaylardan neredeyse bir ansiklopedi dolusu ders çıkardım, ona göre! Başka insanların yazdıklarından aldığım dersleri de kendi düşündüklerime ekledim. Daha fazla içime döndüm. İnsanlardan kaçmak için değil, daha fazla düşünebilmek, daha fazla şey öğrenebilmek için. Bilgelik benim için gerçekten çok önemli artık. Hayatı dışımızda yaşıyoruz ama içimizde düşünerek çözebiliyoruz. Kelimelerin gücünü keşfettim. İnsanların benden beklentilerinin sorumluluğuyla yaşamam gerektiğini fark ettim. Başarılı bir insan olmak için iç disiplinin çok önemli olduğunu gördüm. Kariyer sahibi insanların anlık zaaflarına yenik düşmemeleri gerekiyor. Hatalar insanlar içindir ama belli sorumluluklar verilmiş insanların hata yapma hakkının hiç olmadığını anladım. Her insan hata yapabilir. Ben de yaptım ama hatamdan ders aldım. Bir insan bir hatasından ders almışsa, o hatasından daha büyük hale gelmiştir. Hata yapmanın hile yapmaktan daha erdemli olduğunu düşünüyorum. Ben hata yaptım ama hile yapmadım, hatamı gizlemek için yalan söylemedim.

KENDİNİZİ YÖNETMELİSİNİZ

* Bu, şov dünyasının ne ilk ne de son kariyer kazası. Kariyerinin başındakilere ne tavsiye edersin?

Kariyerlerini düşünürken iyi günler kadar kötü halleri de düşünsünler. Güneşli günler gibi yağmurlu günlere de hazırlık yapsınlar. Övgüler kadar eleştirilere de hazırlıklı olsunlar. Bence her eleştiri, içinde size hizmet edebilecek pozitif bir mesaj taşır.

* Şöhretin bedeli kaçınılmaz mıdır?

Şöhret stabilize yol gibi; sallantılı, tozlu, dumanlı, yorucu bir yolculuk. İnsanlar şöhreti seçtiklerinde nelerden vazgeçtiklerini iyi düşünsünler. Başarılı olmak çok zor, başarıyı yönetmek ondan daha da zor. Nasıl ki bir rolü defalarca prova ettikten, denedikten sonra en iyi bulunuyorsa, hareketlerimizi de yapmadan önceden defalarca kafamızda prova etmek gerek. Setteki hatanın telafisi mümkün ama hayatın provası yok. Yapılan bir yanlış çok sayıda doğruyu götürüyor ya da gölgeliyor. O yüzden algılarını devamlı açık tutmaları şart. Tabii bir de başkalarının tecrübesinden öğrenebilmek gerekiyor. Ben bunlardan bazılarını en başında biliyor olsaydım, bazı şeyleri daha farklı yapardım, bazı hataları da hiç yapmazdım.

* Son dizinde evine bağlı bir aile babasını canlandırıyordun. Yeni dizi ”Yağmur Zamanı”nda ise bekar, karizmatik bir gece kulübü sahibini oynayacaksın. Karşına bir peri çıkıp, “Tamer”i senden alıyorum. Bundan sonra yaşamına Haluk ya da Fırat olarak devam edeceksin. Seç bakalım” derse, hangisi olmayı tercih ederdin?

Ben yine Tamer olmak için ısrar ederdim. Çünkü ben farklı hayatları canlandırmak, paletimdeki tüm renkleri kullanabilmek için oyuncu oldum. Ama hiçbir karakter beni Tamer Karadağlı olmak kadar mutlu edemez. !

Röportaj: Yüksel AYTUĞ

Yer işareti koy permalink.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>