Rehberiniz-Hala arayıştaysanız…

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest


iyimeslek.com ailesi olarak “Hala arayıştaysanız…” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Hala arayıştaysanız…

Mevlana’nın Mesnevi’sine ilham veren Simurg efsanesini eminim pek çoğunuz biliyorsunuzdur. Bu hafta Sanat Terapisi grup çalışmamızda herkes Simurg efsanesindeki yolculuğa çıktı… Hayal etti ve düşündü… Şimdi sıra sizde…

Rivayet olunur ki, kuşların hükümdarı olan Simurg ( Zümrüd-ü Anka), Bilgi Ağacı’nın dallarında yaşar ve her şeyi bilirmiş. Bu kuşun özelliği gözyaşlarının şifalı olması ve yanarak kül olmak suretiyle ölmesi, sonra kendi küllerinden yeniden dirilmesiymiş.

Kuşlar Simurg’a inanır ve onun kendilerini kurtaracağını düşünürlermiş. Kuşlar dünyasında bir şeyler ters gittikçe Simurg’u bekler dururlarmış. Ne var ki Simurg ortada görünmedikçe kuşkulanır olmuşlar ve sonunda umudu kesmişler. Derken bir gün uzak bir ülkede bir kuş sürüsü Simurg’un kanadından bir tüy bulmuş. Simurg’un var olduğunu anlayan dünyadaki tüm kuşlar toplanmışlar ve hep birlikte Simurg’un huzuruna gidip yardım istemeye karar vermişler.

Ancak Simurg’un yuvası, etekleri bulutların üzerinde olan Kaf Dağı’nın tepesindeymiş. Oraya varmak için ise yedi çetin vadiyi aşmak gerekirmiş, bu vadiler istek, aşk, marifet, istiğna, tevhid (vahdet), hayret (şaşkınlık) ve yokluk (yokoluş) vadileriymiş.

Kuşlar, hep birlikte göğe doğru uçmaya başlamışlar. İsteği ve sebatı az olanlar, dünyevi şeylere takılanlar yolda birer birer dökülmüşler. Yorulanlar ve düşenler olmuş.

Aşk denizinden geçmişler önce. “Ayrılık vadisi”nden uçmuşlar. “Hırs ovası”nı aşıp “Kıskançlık gölü”ne sapmışlar. Kuşların kimi “Aşk denizi”ne dalmış, kimi “Ayrılık vadisi”nde kopmuş sürüden. Kimi hırslanıp düşmüş ovaya, kimi kıskanıp batmış göle.

Önce bülbül geri dönmüş güle olan aşkını hatırlayıp. Papağan o güzelim tüylerini bahane etmiş, oysa tüyleri yüzünden kafese kapatılırmış. Kartal, yükseklerdeki krallığını bırakamamış. Baykuş yıkıntılarını özlemiş; balıkçıl kuşu ise bataklığını.

Yedi vadi üzerinden uçtukça sayıları gittikçe azalmış. Ve nihayet beş vadiden geçtikten sonra gelen altıncı vadi “şaşkınlık” ve sonuncusu yedinci vadi “yokoluş”ta bütün kuşlar umutlarını yitirmiş. Kaf Dağı’na vardıklarında geriye sadece otuz kuş kalmış.

Sonunda sırrı sözcükler çözmüş. Farsça ‘si’ ‘otuz’, ‘murg” ise ‘kuş’ demekmiş. Simurg’un yuvasını bulunca öğrenmişler ki “Simurg – otuz kuş” demekmiş. Onların hepsi Simurg’muş. 30 kuş anlar ki aradıkları sultan kendileridir ve gerçek yolculuk kendine yapılan yolculuktur.

Şimdi kendi hayatınızı düşünün…

Kendi yaşam yolculuğunuzda acaba şu anda siz hangi vadide zamanınızı geçiriyorsunuz?

Ve tercihiniz nerede olmak?

Eğer daha fazla para, daha fazla statü, daha fazla seks istiyorum diyenlerdenseniz belki daha birinci vadide takılı kaldınız…

Belki de Aşk Vadisi’ndesiniz. Grup çalışmamızda yere 7 farklı renkte yastık koyduk ve herkes içinde bulunduğu vadiye gitti. En kalabalık vadi aşk vadisiydi. Kimisi bir erkeği sevmiş aşkı uğruna kendinden ve hayallerinden vazgeçmişti. Gruptaki bir kadın bu vadide kalıp gelenleri gitmeye ikna edeceğini söylemişti. Kimisi de yaşamın anlamının aşk ve tutku olduğunu, ölene kadar gönül rahatlığıyla burada kalacağını ifade etmişti.

Gruptaki bazı kişiler Marifet Vadisi’ne gitmişti. Yaşamını yetenek ve becerilerini geliştirmeye adamıştı. Hayat amacı daha iyi olmak, ustalaşmaktı.

Kimisi de İstiğna Vadisi’ni seçmişti. Bu vadide olmak nefsine hakim olmaktı, gönül tokluğuydu. Elindekiyle yetinmeyi bilmekti.

Tevhid (vahdet) Vadisi’nde kalanlar yalnız olmayı seçmiş, her şeyi bir olarak ve bir içinde Allah ile görmeye odaklanmışlardı. Vahdet Vadisi inanılmaz bir vadiydi. Birçoğu burada kalmak, başka hiçbir yere gitmemek istiyordu.

Simurg’a giden kuşlar Hayret Vadisi’nde gördükleri karşısında donup kalırlar. Sonsuza kadar o vadiyi seyretmekten daha güzel bir şey olamayacağını düşünürler. Ne yerleri, ne yurtları akıllarına gelmez artık.

Gruptan biri Hayret Vadisi’ni seçmiş, dünyevi zevklerin onu tatmin etmediğini en büyük mutluluğun doğadaki güzellikleri keşfetmek olduğunu ifade etmişti. Bunu düzenli yaptığı meditasyonlara borçlu olduğunu belirtmişti.

Efsaneye göre hayret halinde kalan nice kuşu geride bırakan küçük bir grup, tamamen idrakleri ve hayal güçleri dışında olan Yokluk Vadisi’ne ulaşırlar. Bu vadiden bahsetmek dahi çelişki doğuracak, varlık alanına ait olacaktır. Tarihte bu vadi hakkında ‘bahsedilen her ne varsa, o değildir’ denmektedir.

Siz o otuz kuştan biri olmak ve sonra da dönüp deneyimlerinizi anlatmak ister miydiniz?

Yoksa bu vadilerden birinde kalmak ve ömrünüzün sonuna kadar orada yaşamak size yeterli gelir miydi?

Önceliklerinizi ve değerlerinizi bir gözden geçirin…

Yaşamınıza nelerin anlam verdiğini bir düşünün…

Mutluluğu dışarıda mı içeride mi arıyorsunuz…

Yorumlarınızı bekliyorum…

KAYNAK: Hürriyet

YAZAR: Manolya Özek

Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir