Rehberiniz-Haksızlıklarla dolu hüzünlü bir başarı öyküsü !

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “Haksızlıklarla dolu hüzünlü bir başarı öyküsü !” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Haksızlıklarla dolu hüzünlü bir başarı öyküsü !

Devecioğlu 12 Eylül 1980 döneminin koşullarını dibine kadar yaşamış, işkenceye, sürgüne maruz kalmış. 24 yaşında anne olmuş, Henüz 26 yaşındaki eşini işkence sonucu kaybetmiş. Ve kendi hayatını da bir Çingene mahallesine saklanarak kurtarabilmiş. Aradan uzun, upuzun yıllar geçmiş. Klavyenin başına geçtiğinde bu işin öyle ha deyince olmayacağını, olamayacağını anlamış. Çünkü anlatmak istediği sadece kendi hikayesi değil… Yaşadığı ülkeye, çağa, insanın hallerine ve vaziyetine, ırkçılığa, ayrımcılığa, kendi ruhundan sürgün edilmişliğe dair bir şeyler… Ayşegül Devecioğlu (52) ile kitabını ve onu bu kitabı yazmaya götüren hayatını konuştuk.

Ağlayan Dağ Susan Nehir’deki Naciye Abla karakterinin esin kaynağı olan Atiye Abla nasıl biriydi?

– Atiye Ablamız eve, üst üste doğan çocuklara bakmaya gelen ancak kısa sürede herkesin farkına varıp anlam veremediği maharetleriyle, biraz bilmiş, biraz elitist bir ailenin en kibirli üyelerinin bile kalbini kazanan pozitivist bir Çingene kadınıydı. 12 E

12 Eylül’den sonra Atiye Abla’nın yaşadığı Çingene mahallesinde kaldınız. O mahalleyle ilgili gözlemleriniz nelerdi?

– Naciye Abla karakterine hayat veren Atiye Ablamız Edirne’deki Çingene mahallelerinden birinde yaşıyordu. Oğlum Ali Fuat’ı da yanımıza alıp birlikte Edirne’ye gittik. Elektriği, suyu olmayan, Atiye Abla’nın deyişiyle bir “yer eviydi”. Ama insanların birb

Çingenelerle ilgili bir roman yazma fikri nereden çıktı?

Kendini koruyabilmek için oluşturduğu masalların içinde yaşayan kişi midir Çingene?

Kitabın bir yerinde söylediğiniz gibi Çingenelerin kederi bile güler mi?

YAYINEVİMİN GÜZEL BİR SÜRPRİZİYDİ

2008 Orhan Kemal Roman Ödülü’nü kazandınız. Bekliyor muydunuz?

Bundan sonraki projeleriniz neler?

– Bu yılın sonuna kadar bitirmek için kendi kendime söz verdiğim bir öykü kitabı ve kısa metinlerden oluşan bir anlatı üzerinde çalışıyorum. Ayrıca birkaç yazar ve şair arkadaşımla, 12 Eylül sonrasındaki en uzun ve en geniş katılımlı grev olan Türk Teleko

Oğlum babasının öldüğünü beş yaşında öğrendi, işkencede öldüğünü uzun yıllar bilmedi…

1978 kuşağındansınız. ODTÜ gibi dünyanın en saygın okullarından birinde eğitim görürken ansızın bırakıp başka bir boyuta geçtiniz. Neden?

– 1960’larda toprak işgalleri, işçi direnişleri 15-16 Haziran’larla kendini gösteren büyük bir toplumsal yükseliş döneminin ürünü olan kuşağım için en doğal varoluş haliydi devrimcilik. Ben de pek çok arkadaşım gibi antifaşist mücadelede yer aldım. Biz bi

Eşinizle tanışmanızın öyküsünü ve sonrasını anlatır mısınız?

– Behçet’le (Dinlerer) aynı lisede okuduk. Liseden sonra ben ODTÜ’yü kazandım, o başka bir üniversiteyi kazanıp benimle Ankara’ya geldi. Sonra o da ODTÜ’yü kazandı. Önce Devrimci Gençlik Dernekleri Federasyonu (Dev-Genç) sonra da Devrimci Yol hareketi içi

Oğlunuz, babası öldüğünde iki yaşındaydı. Ne zaman öğrendi tüm bu olup bitenleri?

– Ali Fuat, babasının öldüğünü beş yaşında öğrendi. İşkenceden öldüğünü ise çok uzun yıllar bilmedi. Dışarıda kalan arkadaşlar, hatta hapishaneye ziyarete gittiğimiz arkadaşlar bunu ortak bir sır olarak sakladık. Ancak hiç konuşmasak da için için bildiğin

BİZİM KUŞAĞIMIZ…

Bizim kuşağımız birbirini arkadaş olarak, sevgili olarak, sevmenin başka ve bana göre daha yüksek bir anlamıyla sevdi. Böyle anlamlarla yüklü bir zamanı yaşayabilmek çok güzeldi. Bu yüzden çok şanslıyız.

Yazar: Ersin Kalkan

Kaynak: http://Hürriyet

Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir