Rehberiniz-Güldüren bir başarı öyküsü

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “Güldüren bir başarı öyküsü” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Güldüren bir başarı öyküsü

Erdil Yaşaroğlu… Penguen’deki Komikaze’nin yaratıcısı. Karikatürist olmaya 9 yaşında karar verdi. 20 yıldır ekmeğini böyle kazanıyor. Yaşaroğlu mizah işinin zor yanlarını anlatırken Penguen’in sık sık mahkemelik oluşunu da yorumladı.

Çok küçük yaşlarda “karikatürist olacağım” demişsiniz… O kadar kararlıymışsınız.

Evet, 9 yaşında karikatürist olmaya karar verdim. Bu kararımdan da hiç geri dönmedim. Ama bu işin en üzücü olan yanı bu işin okulunun olmayışıydı. Anne ve babam memurdu; yol yordam bilmiyorlardı. Bu yüzden onların bir yardımı olmadı.

En büyük yardım kuzenim Varol Yaşaroğlu’ndan geldi. Çünkü o benden önce, el yordamıyla bir şekilde bu işin içine girmişti. İzmir’de oturuyordu ve Hürriyet Ege’ye çiziyordu.

İNATÇIYDIM

Mizahçı olmaya karar veren biri kendini nasıl geliştirir?

En büyük kaynağım elbette o dönemin ünlü karikatür dergileriydi. Deli gibi dergi okuyordum. Gırgır, Çarşaf ve Limon okuruydum. Bir de tabi karikatürleri alıp, dergilerin kapılarını çalarak dadanman gerekiyor. “Ben de çizmek istiyorum, bana da öğretin,” diyorsun. Bana, “Tamam, gel öğretelim,” dediler. Şanslıydım yani. İlk zamanlar, direterek zorla gidiyorsun dergilere çünkü kendi çıkış yolunu bulmaya çalışıyorsun. Epey inatçı olmak gerekiyor.

Usta-çırak ilişkisi bugün de hala devam ediyor…

Devam etmez mi, tabi ki devam ediyor. Çünkü gidebileceğiniz okul yok, kurs yok; hiçbir yer yok. Bu anlamda mizahçılar hiç kapalı değiller. Zaten kapalı olmamaları gerekiyor çünkü yeni nesli yetiştirecek olan sadece var olan karikatüristlerdir.

Aileniz ne yaptı peki bu kararınız karşısında peki?

Ne yapacağım konusunda hiç müdahale etmediler ama yine de bir okul bitirmemi istediler. Okumamı desteklediler. Aile açısından çok şanslıyım çünkü ailesinden gizli gizli dergiye gidip çizim yapanları biliyorum. Ama ben o yollara girmeden, özgürce ilerledim. Okuluma da devam ettim. Mimar Sinan Üniversitesi Heykel Bölümü’ne girdim.

Heykel okumak çiziminizi de etkilemiştir mutlaka?

Okulda Temel Sanat Eğitimi aldım ve bu eğitim her sanatçı için çok önemli. Kompozisyon, perspektif, anatomi gibi dersler alıyorsun. Bu da çizimini direkt etkiliyor. Karikatürün temelinde de bunlar var. Çizenlerin çoğuna bakın, benzer eğitim aldıklarını görürsünüz.

KENDİ FİLİKAMIZA BİNDİK

Limon’da çizerken 2001’de bir grup çizerle ayrılarak Penguen’i kurdunuz. Çok soruldu ama bugün nasıl yorumluyorsunuz bunu?

Aslında birçok neden vardı. Türk mizah dünyasında üç çizer bir araya gelse, “hayrola, dergi mi çıkarıyorsunuz,” diye sorarlar. Çünkü herkesin kendi dünyası var. Bu yüzden de çok oturmuş dergilere şekil veremiyorsun. İyi bir gemiydi Leman, ama değiştirmek için bir şey yapamıyordunuz. Bu yüzden bizde kendi filikamıza binip yola çıkalım istedik ve Penguen’i kurma kararı aldık.

BAŞBAKANLA NEDEN UĞRAŞIYORSUNUZ DİYE KIZIYORLAR

Penguen son yıllarda hedef tahtası haline geldi. Karikatür dergisiyle uğraşanları neye, kime havale ediyorsunuz?

Kimseye havale etmiyorum. Çünkü sonuçta biz seçmişiz, başımıza koymuşuz. Ama ben eleştirme hakkımı saklı tutmak istiyorum. Politikacı duygusal olmamalı, politikacı alkışı sevdiği kadar eleştiriye de açık olmalı. Bize bazen kızıyorlar, başbakanla neden uğraşıyorsunuz, diye soruyorlar. Ben de, “Ben seçtim, ben gönderirim” diyorum. Bir vergi artırımında benim cebimden para gidiyor, elektrik fiyatı artınca yine benim cebimdeki para gidiyor. 3 gazete alıyorsam 2 gazete almaya başlıyorum. Bu önemli bir şey. Bu konuda benim de söz hakkım var elbette. Yapmak istemiyorsa da, krallık kursun biz de susalım.

Peki işinizin en zor yanları hangisi?

Espri bulamamak çok zor bir konu. Acı çekiyorsun, sıkıntılı, kırgın, mutsuz oluyorsun. Mümkünse Sahra Çölü’nde tek başıma olmayı tercih edebilirim böyle anlarda. Hiçbir şey istemem, hiç ses duymak istemem etrafımda. Bu da elbette çok zor.

KARİKATÜR KİTABI İYİ SATIYOR

Komikaze’nin 13. sünü çıkardınız. Tüyap’ta en çok sevilen stant sizinki oluyor. Kime sorsam bu sene de aynı cevabı aldım…

Çok büyük ilgi var. Kısa sürede yeni basım yapıyoruz. Mesela karikatür kitapları benim için arşiv demek çünkü dergi atılası bir şey. Üstünde simit de yiyorsun, kahve koyup vapurda etrafı da seyredebiliyorsun. Kalıcı olmak için kitaplar şart. Çünkü iyi satıyor, bu da iyi bir şey. Seri olarak saklamak istiyor insanlar. 10 sene önceki ciltleri de alıp okumak istedikleri için kütüphanelerinde saklıyorlar.

Mizahçının bir günü nasıl geçer? Hangi gazeteleri okur?

Her gazeteyi okumam. Bazı seçtiğim gazeteler vardır. Sağduyulu olanlara bakarım genelde. Ama bazı durumlarda hepsine bakıyorum. İnce konularda yani. Hemen her şeyi bir şekilde takip etmek istiyorum. Ahmet Hakan’ı da okurum, Ahmet Altan’ı da… En sevdiğim yazar şudur, diyemem çünkü her birini her zaman tutmuyorum. Bazı günler hemfikir olabilirim ama zıt düştüğüm de oluyor. Yorum farklarına bakıyorum. Normalde 7-8 gibi kalkarım ve 9 gibi kalkıp çalışmaya başlarım. Espri bulma kısmını evde yapıyorum.

“Güldüren adam” konumundasınız ve gayet ciddi gözüküyorsunuz! İnsan gülmek isterken sizin birden kızacağınızı düşünebilir?

Mizah ciddi bir iştir… Bazen şöyle anlar yaşanabiliyor. Bir gruba giriyorsun ve senden onları eğlendirmen bekleniyor. Mizahçı dediğin adam, bir espriyi bir-iki saat çalıştıktan sonra buluyor. Yani üzerine çalışıyor. Neşeli bir adamım ama bu ayrı bir şey. Yani bunu beklemelerinden sıkılabiliyorum. Durum bundan ibaret!

TWIITTER’A DADANDIM

Komikaze, Diyomki, Penguen ve Komikaze English… Twitter ve Friendfeed’te de varsınız… Sizin için internet nasıl bir şey?

Bağımsız bir mecra olduğu için çok seviyorum. Son günlerde ise Twitter’a dadandım, oraya yazıyorum. Micro blog’u daha çok seviyorum çünkü an be an, yani canınız her istediği anda bir şeyler yazabiliyorsunuz. Hem de kısa kısa. Onu da ne yaptığım için değil, arkadaşlarımla ne paylaşıyorsam onu başkalarına iletmek için seviyorum.

ÇAPKIN DENİLMESİNİ SEVMİYORUM

Gelelim magazin sorumuza. Bir de tabi çapkın olarak biliniyorsunuz. Entelektüel bir kadın mı sizi çeker yoksa manken ölçülerine sahip bir kadın mı?

Çapkın kelimesi benim için çok abartılı. Genellikle düzenli ilişkiler yaşarım ve sürmediğinde ayrılırım. Yaşadığım ilişkiler de kısa sayılmaz. Öyle yüzlerce sevgilim olmadı, böyle bir şey yok. Tanıdık insanlara denk gelmiş olmasının sebebi de şu, uzun yıllar televizyona çalıştım ve oradaki insanlarla yan yana düştüm. Eğer bir firmada çalışsaydım, oradakilerle yan yana düşerdim.

Bir insanın içini tanımak istiyorsan önce dışını beğeniyorsun. Güzelse, onu tanımak için çaba sarf ediyorsun. Ama tanıdığın zaman içinde bir şey yoksa o güzelliğin bir anlamı kalmıyor. İçinde bir şey de bulduysan süper bir şey oluyor. Çok güzel kızlar tanıdım; arkadaşlarım, onların sevgilileriyle bir arada oldum. Ama bir hafta sonra şapşallıklarını görünce o güzelliklerini bir kenara koyuyorsun.

Karikatürist olmak isteyenler nasıl bir yol izlemeli? Neyin ve kimin peşinden koşturmalı?

Onlara hiçbir tavsiyede bulunmuyorum! İsteyenler bir yolunu bulur ve olur. Ama şunu unutmamalılar: Edebiyatı, sanatı, çizimi daha doğrusu her şeyi biraz yüzeyselde olsa anlamaları gerekiyor. Karikatürün konusu her şey çünkü. Genel kültür, politik bilgi, sosyal bilginin çok fazla faydası var. Özellikle çoğunluğun bildiği şeyleri iyi bilmeliler. Kimsenin bilmediği bir şeyi okuyucu da anlamaz. Bunu bilerek hareket etmeleri şart.

Yazar: Özge Ercan

Kaynak: http://www.yenibiris.com

Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir