Rehberiniz-Güç mü, başarı mı…

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “Güç mü, başarı mı…” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Güç mü, başarı mı…

Dünyanın en güçlü kadınları arasında yer alan Güler Sabancı, “güçlü” yerine “başarılı” olmayı tercih ediyor. Günlük yaşamının ayrıntılarını ve hayat çizgisini anlatan Güler Sabancı, kariyer öyküsünü paylaştı…

GÜÇ KELİMESİNİ SEVMİYORUM BAŞARILI BİR KADINIM BUNU DA TEK BAŞINA YAPMADIM

O gerçekten güçlü bir kadın. Kendinden önce mekâna enerjisi ve karizması giriyor. İnsanlarla göz teması kurarak konuşuyor. Böylece gerçekten dinlediği ve ilgilendiği duygusunu veriyor. Mesafeli ama samimi. Ciddi ama neşeli. Kendisinin olduğu kadar karşısındakinin esprilerine de hakkını vererek gülüyor. Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı ve Murahhas Üyesi Güler Sabancı nasıl yaşadığını ilk kez anlattı

Türkiye’nin en varlıklı ailelerinden birinde doğdunuz. Çocukluğunuza dair neler hatırlıyorsunuz?



Dedeye karşı büyük bir hayranlık hissediliyor sözlerinizden…



Böyle bir ailenin ferdi olarak kariyeriniz başka türlü şekillenebilir miydi?

– 3-5 yaşında dedem Hacı Ömer Sabancı ile fabrikaya gidermişim. İnsan doğduğundan 7 yaşına kadar geçen dönemde şekillenirmiş. 12 yaşımda onu kaybedene kadar yanındaydım. Böyle bir aile ortamında, doğal bir yönlendirme varsa bunu kabul etmek durumundayım.

Başka türlü bir hayatı hiç mi düşünmediniz?



Hangi projelerde yer aldınız?

– Rahmetli Sakıp Amcam’ın liderliğinde diğer amcalarımla heyecanlı, yeni ortaklıkların yapıldığı, yepyeni dönemlerin yaşandığı bir çalışma hayatım oldu. 1980’ler, 1990’lar…

Türkiye’nin ekonomik anlamda büyük değişimler ve dönüşümler geçirdiği yıllar…

– Kesinlikle. 1986’da yabancılarla ilk ortaklık olan Belçikalı’larla Bekart projesinde lider takımındaydım. DuPont’la, Bridgestone’la ortaklıkta da yine öyle ekibin içinde yer aldım. Heyecan verici işlerdi. ABD’ye, Japonya’ya gitmek, anlaşmalar yapmak, or

Ve Sabancı Üniversitesi’nin kuruluşunda da siz varsınız yine.

– Kendimi bu anlamda seçilmiş ve şanslı hissederim. 1994’te aile üniversiteyi kurma kararı aldığında bu görevi bana verdi ve beni destekledi. Bunlar hayatımı o kadar doldurdu ki başka türlü bir hayat düşünmedim.

Dünyanın en güçlü kadınları listelerinde sizi sürekli görüyoruz. En son Financial Times gazetesinin listesinde ikinci sıradaydınız. Dünyanın en güçlü ikinci kadını olmak nasıl bir his?



Sabancı Holding, üniversite, müze… Çok farklı şapkalarınız çok farklı sorumluluklarınız var. Siz en çok hangisiyle uğraşmayı seviyorsunuz?



Hepsini eşit derecede seviyor olamazsınız. Anneler bile çocuklarını eşit sevmiyormuş. Yapılan araştırmalar öyle söylüyor.



Lassa’da asgari ücretle çalıştım

KARİYER

* Lise çağlarında her gencin başında kavak yelleri eser. Ben de bir ara iç mimar olmaya heveslendim. Zannediyorum en küçük amcamın evi için gelip giden mimarlardan etkilendim.

* Sakıp Amcam’a “İç mimari okuyacağım” dedim. O hiçbir zaman hayır demez, güzellikle ikna ederdi. Bana “Tabii neden olmasın. Ama imkânın var, kendi evlerin olur onları yaparsın” dedi.

* Ondan sonra bir daha tereddüdüm olmadı. Boğaziçi Üniversitesi’nde işletme okurken çalışmaya başladım.

* Okuldan sonra Lassa’ya giderdim. Lassa’nın ilk yılında asgari ücret aldım.

* 14 yıl KORDSA’da genel müdürlüğün ardından 1997’de Sabancı Holding Lastik ve Takviye Malzemeleri grup başkanı oldum. Mayıs 2004’te holdingin başına geçtim.

Kriz zamanı karar verici olursunuz

TOPLANTI

* Her toplantı hedefi ve gereğine göre yönetilir, ona göre katılınır. Bir genelleme yapmak doğru değil.

* Bazen konuşmak gerekir, bazen dinlemek. Bazen tartışmak, bazen de sadece yönetmek gerekir.

* Kriz zamanı daha karar verici; hazırlık, strateji oluşturma dönemindeyse daha katılımcı olursunuz. Ama doğru zamanda doğru yönetim tarzını kullanmak gerekir.

* Hedefi ne olursun olsun başarılı bir toplantı olması için gündem ve katılım önceden bilinmeli.

Mutlaka kahvaltı yaparım

GÜNE BAŞLARKEN

* 7.00-7.30’da kalkarım.

* Normalde 23.00-23.30 gibi uyumaya giderim.

* Evden çıkmadan kahvaltı yaparım, gazetelere bakarım.

* Önemli kararları sabah almak veya almamak gibi genellemelerim yok.

* Hazırlıklı olduğum sürece günün her saat verimli olabilirim.

Zaman zaman yoga yapıyorum

SPOR

* Spora çok önem veririm. Hemen her gün yapmaya çalışırım.

* Her sabah uyandıktan kısa bir süre sonra koşu bandına çıkarım.

* Seyahatlerimde imkan varsa sporumu aksatmam.

* Zaman zaman yoga da yapıyorum.

* Orta, lise ve üniversitede tenis oynadım ve uzun yıllar dansa gittim.

* Hafta sonları açık havada iki-üç saat yürüyüş yapmayı çok severim.

Çorbacıyım, kırmızı et yemem

BESLENME

* Sağlıklı beslenmeye çalışıyorum.

* Daha çok sebze ve balık ağırlıklı besleniyorum. Kırmızı et ve ekmek yememeye çalışıyorum.

* Çorba çok severim.

* Günde üç öğün yerim.

* Akdeniz başta olmak üzere en çok Japon, Tayland, Vietnam ve Uzakdoğu mutfaklarını severim.

* Arada sırada yemek pişiririm.

Balıkçıları tercih ederim

MEKAN

* Dışarıda yemeği dostlarla olursa severim.

* Balıkçıları tercih ederim.

* Müdavimi olduğum restoranlar arasında İstanbul’da Kıyı, Sabancı Müzesi’ndeki Changa, Ulus 29 ve Karaköy Lokantası’nı sayabilirim.

* Yeni mekanlara açığım. Yeni açılan yerleri denemeyi aslında severim, isterim ama çok vakit bulamıyorum maalesef.

Hiç önemsemem, sadece araç

OTOMOBİL

* İlk otomobilim Toyota Corolla’ydı.

* Otomobil hayatımda çok önemsediğim bir konu değil.

* Daha çok bir yerden başka bir yere ulaşımımı sağlayan araç gibi görürüm.

* Şoförüm var. İstanbul trafiğinde şart ve arabadaki zamanı iPad ve telefonla iş için kullanabiliyorum.

Avyalık’taki eve kaçış

TATİL

* Yıllık iznimin bir kısmını genellikle temmuz ayında kullanırım.

* Yazın ve hafta sonları Avyalık’a gitmeye çalışıyorum.

* Tatil için ayrıca planlama yaparım. İşle karıştırmam.

* Dinlenme tatili, eğlence tatili, keşif tatili… Hepsinin yeri ayrı, hepsini dengeli yapmaya çalışıyorum.

* Tekne ve otel yerine yazlık ev tercih ederim.

Salzburg ve Basel’i kaçırmam

HOBİ

* En büyük hobim sanat. Hemen her alanına ilgim var. Özellikle klasik müzik konserlerine ve sergilere gitmeyi severim.

* Salzburg Müzik Festivali ve Art Basel’i kaçırmam; muhakkak giderim.

* Venedik Bienali’ni fırsat olursa takip ederim.

* Yeni şarap tadımlarını da fırsat buldukça yapıyorum.

* 20-25 yıldır Selçuklu eserleri topluyorum. Koleksiyoner belgem var.

* Biyografi kitapları okumayı severim. Şu anda Steve Jobs’ın biyografisini okuyorum ve hayatından çok etkilendim.

* Gelecekle ilgili planlarımı anlatmayı değil ama gerçekleştirdikten sonra paylaşmayı severim.

DEMOKRASİ SADECE EKONOMİK KALKINMAYLA OLMAZ

Türkiye 2011’de yakaladığı ekonomik büyümeyle dünyada takdir topladı. Ekonomik büyümenin yanında kültürel ve ilkesel büyümeyi de ‘gerektiği biçimde’ gerçekleştirebiliyor muyuz?



Yaygınlaşma söz konusu…



Bütün bunlar ekonomik kalkınmayla gerçekleşir mi?

– Sadece fiziki kalkınmayla olmaz. Sosyal ve ekonomik kalkınmanın birlikte ilerlemesini sağlamalıyız. Son 10 yılda çok ivme kazandık. Özel müze, özel üniversite, kültür sanatla uğraşan vakıf sayıları ve ülkenin birçok yerinde çeşitli festivaller katlanara

REMBRANDT’IN PORTRELERİNDEKİ İFADEYE ÖZEL AYDINLATMA

Sakıp Sabancı Müzesi’ni kurulduğu günden bu yana iki milyondan fazla kişi gezmiş. Bu güne kadar Picasso’dan Dali’ye, Rodin’den halı ve hat sanatına pek çok sergiye ev sahipliği yaptı. Bu yıl Rembrandt geliyor.



Pek çok yenilik ve etkinlik müjdesi vermiştiniz.



2012’de başka yeni sergiler olacak mı?



TANZİMAT’IN NÜ ESERLER BIRAKAN RESSAMLARI

’Bir ülke değişirken Tanzimat’tan Cumhuriyete Türk Resmi’ sergisi bütün yıl mı sürecek?

– Evet şu anda açık ve uzun süre devam edecek. Türkiye’de moderniteyi konuşuyoruz ya, Tanzimat döneminde Atatürk’le aynı yıllarda doğmuş, Çallı’nın, Nazmi Ziya’nın, 1930’ların başında ölen Ruhi Arel ve Halil Paşa’nın eserlerinden çok iyi örnekler var. Hal

Türk resminin ilk örneklerini verenler daha mı cesurdu?



EŞYAYI AKILLI HALE GETİRİYORUZ

Sabancı Üniversitesi Nanoteknoloji Araştırma ve Uygulama Merkezi (SUNUM) ile neler yapıyorsunuz?

– Nanoteknoloji Türkiye’nin geç kalmadığı bir alan. Biz de üniversite olarak buraya eğilmeye karar verdik. Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) ile büyük bir projeye girdik. 27 milyon lirası DPT’den, 25 milyon lirası Sabancı Vakfı’ndan olmak üzere toplam 52 mi

Neden önemli?



NANOTEKNOLOJİ MERKEZİ

İnsan hücresinden esinlenerek inşaa edilen SUNUM’un dış cephesi hücre duvarını içiyse hücre çekirdeğini yansıtıyor. Merdivenleri DNA sarmalından esinlenilerek spiral şeklinde yapılmış.

Eser künyeleri: Abraham van den Tempel (Leeuwarden 1621/22 Amsterdam 1672) Portre, David Leeuw (1631/32-1703), Amsterdamlı Tüccar ve Ailesi, 1671 Tuval üzerine yağlıboya,© Rijksmuseum, Amsterdam

Johannes Vermeer (Delft 1632 – Delft 1675) Aşk Mektubu, 1667-69 Tuval üzerine yağlıboya, © Rijksmuseum, Amsterdam

Rembrandt Harmensz van Rijn (Leiden 1606 Amsterdam 1669) Portre, Dr. Ephraïm Bueno (1599-1665), 1646 civarı Pano üzerine yağlıboya © Rijksmuseum, Amsterdam

Yazar: Demet Cengiz Bilgin

Kaynak: http://www.hurriyet.com.tr/pazar

Yer işareti koy permalink.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>