Rehberiniz-Futbolun en değerli markaları hangileri?

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “Futbolun en değerli markaları hangileri?” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Futbolun en değerli markaları hangileri?

Spordan sorumlu Devlet Bakanı Murat Başesgioğlu, Sports Marketing Dergisi’ne konuşmuş ve “Kulüplerimiz neden marka olamıyor? Mutlaka marka olmalılar!” demiş.

Sayın Başesgioğlu’nun yazısını okuduktan sonra yine aynı derginin ilerleyen sayfalarında ’Futbolun en değerli markaları’ başlıklı bir başka yazı daha okudum.

Araştırmayı Alman BBDO şirketi yapmış. Bu araştırmaya göre Real Madrid’in marka değeri 1 milyar 63 milyon Euro. Efsane takım, değeri dünyada bir milyar Euro’yu aşan tek kulüp markası. İkinci sırada ise 948 milyon Euro değer ile yine bir İspanyol kulübü Barcelona var. Üçüncü sırada ise 922 milyon Euro’yla İngilizlerin medarı iftiharı Manchester United geliyor. Alman BBDO’nun kulüplerin marka değerini nasıl araştırdığı ve nasıl değer biçtiği dergide ayrıntılarıyla anlatılmış. Kısaca değerli bir markaya sahip olmak için neler yapılması gerektiğini sizlere özetleyeyim: Öncelikle ürüne şirket markası ya da kulüp markası gibi bir ayrım yapmadan bakılması gerek. İşbirliği anlaşmaları ve sponsorluklar hem kurum hem de kulüp için uzun vadeli olmalı.

Kulüpten markaya taşınan imaj güvenilir olmalı. Şimdilerde sahada başarılı olmalarına karşın İtalyan kulüplerin güvenilir olmaması marka değerlerini düşürüyor. Marka riski ve tehlikesi profesyonelce çözümlenmeli. Skandallar kulüpleri yıpratır ve ne kadar reklam yapılırsa yapılsın pozitif etkilerini azaltır. Bütün bunları yazarken ben de bizim kulüplerin marka değerini düşündüm. Giderek artan ve eğer birileri dur demezse ezeli (umarım ebedi olmaz) iki rakibin artan holiganizmi, kendi stadyumlarını bile ateşe veren taraftarlık düşüncesini ve arada sadece takımının renklerine gönül vermiş sade vatandaşı düşünüp durdum. Sayın Bakan çok haklı. Eğer kulüplerimiz marka olmaz ve kendi gelirleriyle ayakta duramazlarsa ne futbolun kalitesi artacak ne de tartışmalar bitecek.

O şimdi bir Türk markası

Geçtiğimiz ay Turquality projesinin davetlisi olarak bir konferans vermeye gelen Philip Kotler, “Küresel Türk markaları için, var olan küresel bir markayı satın almak da bir çözümdür.” demişti. Her ne kadar gönlümüz her şeyiyle bizim olan bir markayı Türk markası olarak anmak istiyorsa da Kotler’in önerisi hiç de yabana atılır değil.

Eczacıbaşı, sahibi olduğu Vitra ve Artema’yı dünya markası yapma vizyonuyla yola çıktığında görmüştü ki, özellikle yapı malzemelerinin bu alanında bir dünya markası olmak için işin sonuna kadar yürümek mümkün. Vitra, Almanların ünlü Engers Keramik GmbH&Co. KG markasını 2006 yılında satın alarak küresel boyutta marka yolculuğunu başlatmıştı. Elbette satın almak da yetmiyor. Çağrı merkezinden müşteri memnuniyetine ve hatta satış sonrası servisine kadar pek çok ayrıntıyı da düşünmek gerekiyor.

Gelelim Godiva’yı alan Ülker’e. Her ne kadar, “Ülker, çikolata markası alacağına yabancılara satılan bankalardan birini alsaydı.” diyenler varsa da, hemen hepimiz göğsümüzü gererek Godiva’nın Türk markası olmasına tanıklık ediyoruz. Geçen hafta Yıldız Holding CEO’su Atilla Kurama’nın açıklamalarda bulunduğu bilgilendirme toplantısında Godiva’nın satın alma sürecinde Murat Ülker’in Campell yönetimini zekice alt eden anekdotlarını dinledik. Tekmili birden basında yer aldı. Benim değineceğim konu ise Godiva’nın satın alınması sonrasında Ülker markasının hem yurtiçinde hem de yurtdışında daha da içselleştirileceği, satışlarının ve ihracatının artacağı. Yıldız Holding yöneticileri, her ne kadar Godiva ile Ülker’i birlikte yönetmeyeceğiz deseler de iki markanın karşılıklı oluşturacağı sinerjiyi göz ardı etmiyorlardır.

Diğer yandan bu büyük satın alma operasyonu Türk girişimcileri bundan böyle yabancı pazarlarda daha da cesur kılacak. Godiva’nın sahibi Ülker, ama nedense markayı kendimiz satın almışız gibi her birimizde bir sevinç, bir neşe. Godiva’nın satın alınması bana Adidas’ın ’Impossible is nothing / İmkânsız yoktur’ sloganını anımsatıyor. İnanıyorum ki, dünya pazarlarında başarılı örneklerimiz arttıkça olumsuzluklarla anılan ülke markamız da bir üst lige çıkacaktır.

Yazar: Günseli Özen Ocakoğlu

Kaynak: http://Zaman

Yer işareti koy permalink.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>