Rehberiniz-Finans dünyasından müziğe: dj mabbas

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “Finans dünyasından müziğe: dj mabbas” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Finans dünyasından müziğe: dj mabbas

DJ’liğe nasıl başladınız?

Bir dönem bir auditing şirketinde çalışıyordum. Çok yoğun, gecesi gündüzü olmayan bir iş tempomuz vardı ve belki de bu yüzden, sık sık ev ve ofis partileri düzenlerdik. Eğlenceye çok meraklı bir topluluktuk. Benim de çocukluk yıllarımdan beri müziğe büyük ilgim ve o yıllardan bu yana oluşturduğum bir müzik arşivim vardı. Şirket partilerinde DJ’lik görevini ben üstlenirdim. Bu sıralarda haftalık olarak çıkan ZİP İstanbul dergisinin müzik sayfasına yazmaya ve Radio Cool’da, haftada üç gün program yapmaya başladım. Saydıklarım profesyonel olmayan, daha çok hobi amaçlı yaptığım şeylerdi. Radyo programını, ilk canlı mekan deneyimim izledi. Daha sonra Babylon, Dulcinea ve diğer kulüplerde de DJ’lik yaptım. Sonra iş değiştirdim, bir şirkette finansal kontrolör olarak çalışmaya başladım. Bu süreçte de radyo programlarım ve kulüplerdeki çalışmalarım devam etti. Jekyll ve Hyde gibi, gündüz takım elbise giyip işe gidiyor, akşam arabadan plakları, CD’leri çıkarıp DJ’lik yapıyordum. Radio Cool’dan sonra iki radyoda daha program yaptım. İlerleyen günlerde, kulüp programlarım arttı, bunu partiler ve festivaller takip etti. Tekrar iş değiştirip Superonline’da finansman müdürü olarak çalışmaya başladım. Bir yandan müzik de yoğunlaşarak sürüyordu.

İçinde olduğunuz yoğun tempo iş hayatınızı aksatmadı mı?

Ben uykusuzluğa dayanıklı bir insanım. İşimi hiç aksatmadım, haftanın bir gününü dinlenmeye ve gelecek haftaya enerji depolamaya ayırıyordum. Yani Pazar günlerini sadece uyuyarak geçiriyordum ve o bana yetiyordu. Superonline’dan ayrılırken bir başka şirketten teklif geldi ama bu sefer bu teklifi kabul etmeyip, kurumsal iş hayatını bırakmaya ve sadece müzikle yola devam etmeye karar verdim.

Peki bu işten para kazanılıyor mu?

Herkesin merak ettiği şey bu. Arkadaşlarım DJ’liğe başladığım ilk zamanlarda bu soruyu hep soruyordu; çoğu çalışma temposunun yoğun olduğu alanlarda ve şirketlerde çalışan insanlardı. Bu yüzden yaptığım bu yeni iş onlara çok cazip geliyordu ve belki de onlar için bir umut kapısını temsil ediyordum. Ama bu hayat da öyle toz pembe, sadece eğlenceden ibaret değil. Bir kere kurumsal hayatın içinden gelen biri olarak bazı alışkanlıklarınız oluyor. Yıllarca yaşamınızı belirli şekilde geçirmeye alışıyorsunuz. En azından ayın başında banka hesabınızda paranız olacağını biliyorsunuz ve yaşamınızı planlayabiliyorsunuz. Bir sene sonrası için birtakım taksitlere girebiliyor, yazın tatilde yurt dışına gidebiliyorsunuz. Ben DJ’liğe başladıktan sonra işin bu kısmıyla da yüzleştim. Çünkü eğer mirasyedi değilseniz, en azından faturalarınızı ödemeniz gerekiyor. DJ’lik serbest bir iş olduğu için getirdiği gelir çok düzenli değil. bazı aylar çok fazla iş oluyor, bazı aylar çok az oluyor. Ama yavaş yavaş buna da alışıyorum.

İş dünyasında kazandığınız deneyim bu yeni yaşantınızda size yardımcı oldu mu?

Elbette önemli katkıları oldu kazandığım deneyimlerin. Ayrıca benim gerek geçirdiğim eğitim dönemim gerekse iş hayatım büyük ölçüde planlama üzerine kuruluydu. İyi bir planlamanın yerine getirilecek bir görevin, hayata geçirilecek bir projenin büyük bir parçası olduğu hep bana söylenmişti. Zamanı iyi kullanma, verileri iyi etüt etme, stresle baş etme gibi becerileri kazanmış olmam bana büyük yarar sağladı. Müzik yaşamımda da örneğin bir parti veya etkinlik organize edeceksem, bu da bir planlama, konsept oluşturma gibi öğeleri barındıran bir süreç izlemenin gerekli olduğu bir çalışma. Böyle bir özgeçmişe sahip olduğum için müzik dünyasındaki birçok arkadaşımdan bazı konularda daha rahat olduğumu düşünüyorum. Daha detaycı düşünebiliyorum, yaptığım bir işin etkilerini daha iyi hesaplayabiliyorum, kriz anlarında çözüme ulaşabiliyorum Ayrıca insanlarla iletişim kurma konusunda da birçok şey öğrendim. Hep büyük kurumlarda çalıştığım için, şirketin CEO’sundan bir fabrikanın depo görevlisine kadar farklı konumlarda birçok insanla konuştum, çalıştım. Örneğin bir etkinlik için sponsor arıyorsam, şirket yetkililerinin karşısına geçtiğimde bu deneyimlerim sayesinde onlarla etkin bir diyalog geliştirebiliyorum. Aynı şekilde bir kulübe gittiğimde o kulübün ses tesisatçısıyla konuşurken de bu rahatlığı yaşıyorum. Şirket yöneticisinin dilinden anladığım gibi, tesisatçının dilinden de anlayabiliyorum.

Matematikle müzik arasında bir bağ olduğu söylenir..

Benim her zaman rakamlarla aram iyi olmuştur. Kendimi rakamların dünyasında çok rahat hissederim. Zaten birçok insan bilir matematikle müziğin birbirine çok benzediğini. Belki de bu yüzden müziğe bu kadar düşkünüm.

İlk mesleğinize dönmeyi düşünüyor musunuz?

Şu anda kurumsal iş yaşamına dönmeyi düşünmüyorum. Aslında daha sonra dönmek için geç olabilir; çünkü bazı kurumsallaşmış şirketlerde iş yaşamına bir süre ara veren birisini işe almanın doğru olmayabileceği yönünde bir anlayış var. Bir defa ara veren birinin tekrar ara verebileceği düşüncesine dayanan bir anlayış bu belki de. Aslına bakarsanız benim de önüme bir süreden sonra tekrar kurumsal anlamda çalışmaya başlayacak bir kişinin özgeçmişi gelse, ilk etapta benim zihnimde de bir soru işareti uyanabilir. Ama ben onu kişi olarak değerlendirebilir, cesaretini tekdir edebilirim. Bir hukukçu veya bir mali müşavir olsaydım çalışmaya verdiğim ara, yeni çıkacak kanunları ve diğer gelişmeleri kaçıracağımdan, geri kalmama neden olabilirdi. Ancak bir finans uzmanı olarak mesleki becerilerimde önemli bir eksilme olmadığını düşünüyorum.

Yazar: Gökçe İmren Kamburoğlu

Kaynak: http://kariyer.net

Yer işareti koy permalink.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>