Rehberiniz-Felsefenin televolesi’nin de kitabı çıktı!

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “Felsefenin televolesi’nin de kitabı çıktı!” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Felsefenin televolesi’nin de kitabı çıktı!

Felsefenin Sefaleti

Nietzsche aseksüel yaşamasaydı, Sartre annesine bu kadar düşkün olmasaydı, Rousseau mazoşizmi bu kadar sevmeseydi, tarih daha mı farklı olurdu acaba?.

Onlar hepimizin adlarını bildiği, felsefe tarihinde birer ekol olmuş, düşünceleriyle dünyanın gidişatını değiştirenler, yani büyük düşünenler.

Belki de büyük düşündükleri için büyük hata yapanlar da yine onlar.

İthaki Yayınları’ndan çıkan Sıradışı Filozoflar kitabı, dünyanın en büyük felsefecilerinin en sıradan yanlarını deşifre ediyor. Kitabın yazarları Nigel Rodgers-Mel Thompson, felsefecilerin aziz ya da bilge olmalarının beklenmediğini, ancak yaşamlarının eserlerine ne kadar yansıdığını ayrıntılı bir incelemeyle okuyucuya sunuyor.Bir

1-Şiddet ve zevk düşkünü: Foucault

Düşüncelerini doğrudan doğruya pratik, hatta siyasi bir eylem olarak ortaya koyan, kitaplarının birer ’alet edevat çantası’ olduğunu belirtmekten çekinmeyen Michel Foucault, bir filozofun düşündüğü gibi yaşaması gerektiğine inandı ve yaşamı bunun panoraması oldu. 20. yüzyılın Marx’ı olarak da nitelenen filozof; miyop, zeki, şiddete eğilimli ve cinsel açıdan doymak bilmez biriydi. 1984’te AIDS’ten ölene kadar Paris’in gettolarında AIDS’li siyah erkeklerle yatıp kalkmaktan hiç vazgeçmedi. En büyük zevki cinsel ilişkilerinde kırbaç kullanmaktı. Sevgilileriyle yaşadıkları ’erotik zulüm tiyatrosu’ olarak nitelendi. Bir apartmanın sekizinci katına yerleşerek, başka dairelerde oturan genç erkekleri aramak için dürbün kullanmaktan hiç vazgeçmedi. Hamamlarda yaptığı zevk âlemlerini eleştirenlere ve AIDS riskini işaret edenlere şu yanıtı verdi: “Delikanlıların aşkı uğruna ölmek… Bundan daha güzel ne olabilir ki?”

2-Yahudilerden beslenen bir Yahudi karşıtı: Heidegger

Yahudi bir metres (Hannah Arendt) ve Yahudi bir akıl hocasının (Husserl) sağladıklarından faydalandıktan sonra, Yahudi karşıtı bir ideolojiyi onaylayan Heidegger, Nazizm’in Mesih peygamberi oldu. Arendt’le ilişkisinden dolayı çağdaşları tarafından, toy ve korunmasız bir öğrenciyi yatağa atan, amaçlarına uygun düştüğü zaman da terk eden ’acımasız bir yırtıcı hayvan’ olarak betimlendi. Nazi Partisi saflarına geçince, öğrencileri için askeri eğitim organize etti, kamplar düzenledi. Burada öğrenciler Nazi üniforması giymeye teşvik edildi. Rektör olduğu dönemde Yahudi öğrencilerinin diploma almasını engelledi. Aynı zamanda hocası olan Husserl’in kütüphaneyi kullanmasını bile yasakladı.

3-Bir ana kuzusu: Jean Paul Sartre

1980’deki ölümünü gazetelerin, “Sartre öldü, İmza: Tanrı” başlığıyla duyurduğu, 20. yüzyılın en büyük filozofu olarak nitelendirilen Jean Paul Sartre, hayatı boyunca kadınlar tarafından suda boğulma korkusuyla yaşadı. Yaşamının son yıllarında tamamen kör olduğu dönemde, Beauvoir’la yaptığı konuşmalarda, kendisini kadınlara tamamen vermesine engel olan en önemli şeyin, annesine karşı duyduğu ensest duygular ve onun tarafından terk edilme korkusu olduğunu itiraf etti. Feminizmin önemli kuramcılarından olan sevgilisi Beauvoir’a rağmen, hayatı boyunca kadınlara obje olarak davrandı. Kendisi oldukça çirkin bir erkek olan Sartre, yakın arkadaşı Camus’ye gösterişli fiziği nedeniyle hep kin duydu.

4-Aseksüel bir frengili: Friedrich Nietzsche

’Üstün insan’ kavramının yaratıcısı ve pos bıyıklarıyla akıllarda kalan ünlü filozof, aslında zayıf, yarı yarıya kör, düzenli aralıklarla tutan baş ağrıları yüzünden yataktan kalkamayan biriydi. Ağrıların sebebi, kısmen erken yaşlardan beri tekrarlayan göz problemleri ve sinüzit, kısmense psikolojikti. Erkeklere, kadınlara giderken kırbaçlarını yanlarına almayı öğütlemesine rağmen, frengi yüzünden ölmesi manidardır. Bekârlık yemini eden filozofun tek önemli gönül ilişkisi Lou Salome ile oldu; o da bir öpücükten ileriye gidemedi. Bir zamanlar, yakın arkadaşı olan besteci Wagner’le yolları ayrılınca, besteci onun hakkında çok fazla mastürbasyon yaptığı için frengiye yakalandığı söylentisini yaydı. Frengi nedeniyle aklını yitirmeden önce son yaptığı şey, sokakta kırbaçlanan bir atı kucaklamaya çalışmaktı.

5-Kadınları delirten filozof: Russell

Tarih boyunca cinsel baskıların faturasını kadınların çektiğini söylese de, Bertrand Russell’in kendi evlilikleri ibretlikti. Yaşadığı üç acı boşanma, geride kırık kalpler, dağılmış aileler bıraktı ve torunlarının hayatı bile paramparça oldu. Hayatına girdiği iki kadının ömürlerinin geri kalanını tımarhanede geçirmesine neden oldu. Oğlu John’un eşcinselliğini hiçbir zaman kabullenmedi. Çok sayıda gönül macerası ona ’felsefeci hovarda’ ya da ’kirli Bertie’ gibi takma adlar kazandırdı.

Yazar: Müjgan Halis

Kaynak: http://sabah

Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir