Rehberiniz-Fazla aşk müşteri usandırır

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest


iyimeslek.com ailesi olarak “Fazla aşk müşteri usandırır” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Fazla aşk müşteri usandırır

FAZLA AŞK MÜŞTERİ USANDIRIR

FATOŞ KARAHASAN

MİLLİYET

Yıllarca erkeklerin egemenliğinde olan zorlu rekabet ortamında sevgi, aşk ve duygular, iş dünyasında yakışık almayacak sekizinci sınıf kavramlar olarak görüldü. Ancak zamanla alışveriş ve tüketim gibi son derece mekanikmiş hissi veren bu eylemin gerisinde de aslında duygular ve duyular olduğu ortaya çıktı. Dikkatler sevgi vurgusuna döndü. Ama bu kez de herkes, sizi en çok seven marka biziz, biz var ya biz, en çok biz aşkı biliriz yaklaşımına girdi. Duygusallığın dozu kaçırıldı

Pazarlama iletişimi uzmanlarının tümü aynı görüşte. Ürün ve hizmetlerin sundukları faydalar giderek birbirine daha çok benzediği için ayrışabilmek ve öne çıkabilmek her geçen gün daha da zorlaşıyor.

Tüm örnekler gösteriyor ki artık müşterilerle sağlıklı iletişim kurabilmenin tek yolu onların kalbine girebilmekten geçiyor. Gönüllere seslenemeyen kuruluşlara tüketici ilgi göstermiyor. Kalplere girebilmek için de insanların duyguları, ihtiyaçları, korkuları, hayalleri ve en önemlisi sevme mekanizmasını anlamak gerekiyor Marka ve müşteri ilişkisi özünde, sevmek, sinir olmak, sadık olmak, asla görmek istememek ve eşe dosta ne kadar mutlu olduğunu veya nefret ettiği duygularını anlatmak üzerine kurulu.

Yıllarca erkeklerin egemenliğinde olan ve daha çok üretim, daha çok satış ve daha çok kâr peşinde koşulan zorlu rekabet ortamında sevgi, aşk, duyular kadınların kullanacağı ve iş dünyasında yakışık almayacak sekizinci sınıf kavramlar olarak görülüyordu. Gazetelerde, dergilerde, filmlerde sürekli aşk hikâyeleri gören pazarlama dünyası aşka gözünü kapama lüksünün kalmadığını anlamaya başladı.

Dozunu kaçırdılar

Pazarlama dünyası araştırmalar, focus – grup çalışmaları, üretim ve yeniden yapılanma süreçleri, ürün geliştirme çalışmaları arasında yıllarca duyguları pek de ciddiye almadı. Ancak zamanla alışveriş ve tüketim gibi son derece mekanikmiş hissi veren bir eylemin gerisinde aslında duygular ve duyular olduğu ortaya çıkınca, bu kez dikkatler sevgi yönüne döndü.

İşler zorlaşıp, rekabet artınca bakıldı ki, bu iş gönül işi. Herkes bu kez Sizi en çok seven marka biziz, en çok özeni biz gösteririz, biz var ya biz, en çok biz aşkı biliriz yaklaşımıyla hareket eden kuruluşlar duygusalllık ve müşteri dozunu kaçırdılar. Çoğu zorlama ve inandırıcılıktan uzak göründü. Hatta müşteriler, kuruluşların Sizi en çok biz severiz, en çok bize güvenebilirsiniz mesajları arasında bunalmaya başladılar.

Oysa bu işin sırrı gerçekten samimi olmak, müşteriyi sevmek ve ona saygı göstermekte yatıyor.

Biraz gizem…

Marka yönetim şirketleri, ünlü akadamisyenler birbiri ardına kurallar çıkarıyor, marka değerlerini ölçmeye biçmeye çalışıyor, reklam ajansları marka yönetim kitapları yayınlıyorlar.

Sonuçta tüm yaklaşımlar, aynı resme farklı bakış açıları geliştirmeye çalışsalar da aslında benzer şeyleri sunuyorlar. Aşk gizemli ve en önemlisi özel bir ilişki. Bu yüzden markalar biraz gizemli olmalı, sürpriz yapmalı, heyecanlandırmalı, hikâyeler sunmalı. Markalar, duyulara seslenmeli, insanların beyinlerindeki dosyalarda kayıtlı olan koku alma, dokunma, işitme, görme ve tat alma dosyalarını uyarmalı. Yakın olmalı ve heyecan vermeli.

İnsanlık tarihi kadar eski olan aşk, tüm teknolojik gelişmelere rağmen, hâlâ ilk çağlardaki içgüdüler, duyular ve sezgiler dünyasında gelişiyor. Akıl ve mantık devreye girdiğinde işin büyüsü kayboluyor. Yeni değerler, yeni duygular, yeni heyecanlar lazım.

Günümüz Fusion dönemi. Her şey içiçe geçmiş durumda. Ürün ve hizmetler farklılaşabilmek için duyuları kışkırtmalı, yeni karışımlar, yeni isimler, yeni renkler bulmalı. Kuruluşlar, satış noktalarındaki ışık, müzik, koku, renk kullanımının önemini anlayıp trendlere göre tasarımlar yapmalı, yenilikler aramalı.

Pazarlama uzmanları, tüketicilerin kalbinin sesini dinleyip, onlarla birlikte hissetmeli. Araştırmacılar, sevgi, aşk, sadakat, bağlılık, terk etme ve yeniden kazanma gibi terimler üzerine çalışmalı.

Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir