Rehberiniz-Fasonla başladı, kendi markasını yarattı

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “Fasonla başladı, kendi markasını yarattı” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Fasonla başladı, kendi markasını yarattı

10 çocuklu bir ailenin çocuğu olarak Adıyaman’da doğdu. Yolları İstanbul’a düştüğünde küçük yaşta ekmek kavgasına atıldı. Evde yaptıkları kese kağıtlarını satmakla başlayan ticari hayatına çiklet ve simit ile devam etti. Seyyar satıcılık, ofis boyluk, fason konfeksiyonculuk derken Sunset’i kurdu. İşte Kemal Güneş’in azmin zaferi öyküsü…

BEN MAYO GÖRÜYORUM SORUN AKSİNİ GÖRENLERDE

Çok değil bundan 37 yıl önce İstanbul Sirkeci Garı’nın önünde simit satan bir delikanlıydı o. Şimdi 25 mağazası ve 850 satış noktası olan mayo ve iç çamaşırı markası Sunset’in sahibi, İTKİB Başkan Yardımcısı. İşte Kemal Güneş’in başarı dolu ilginç hayat hikâyesi

Kemal Güneş Adıyaman’da 10 çocuklu bir ailenin ortanca oğlu olarak doğdu. Babası icra memuruydu. Adıyaman’dan Afşin’e, Afşin’den Elbistan’a, 1974’te yani en küçük kardeşleri Ayşegül’ün doğduğu yıl da İstanbul’a taşındılar.

Erkek çocukların hepsi çalışıyordu. Evde yaptıkları kesekağıtlarını Perşembe Pazarı’nda pazarcılara satıyorlardı. Karaköy Meydanı’nda çiklet, Sirkeci Garı’nın önünde de simit… Bir-iki yıl sonra babaları meslek edinsin diye hepsini konfeksiyona işçi verdi, biri hariç. Kemal Güneş bir avukatın yanında çalışıyordu. Hafta sonları da simit satmaya devam ediyordu. “Çıtır simit diye bağırdığım günleri hiç unutmam. Hâlâ da çok severim sokak simidini.”

Beş yıl bu rutinle aktı, geçti. 1979’da babasının arkadaşı Zeki Amca sayesinde hayatları değişti: “Bir gün iş çıkışı Zeki Amca’ya uğradım. Ofisinde kullanılmayan üç-dört konfeksiyon makinesi gördüm. Hemen atıldım. ‘Zeki Amca makineleri bize versen, kardeşlerim bu işi çok iyi öğrendi. Fabrikalardaki kumaş artıklarından bir şeyler üretip satabiliriz belki’ dedim. Sağ olsun verdi.”

ZEKİ AMCA’NIN MAKİNELERİ

Zeki Amca’dan aldıkları makineleri boş bir bodrum katına taşıdılar. Geceleri harıl harıl çalışarak fason tişört ürettiler ve ilk paralarını kazandılar. “Sonra babama yalvar yakar iki-üç makine daha aldırdım. Penyelüks’e fason çalışan bir atölyeden iş aldık. Ben askere giderken 45 makinemiz vardı. Döndüğümde kardeşim Kenan işleri daha da büyütmüştü. Artık imalatçı fasoncuyduk. 100 makineyle Bayrampaşa İş Merkezi’ne taşındık. 1993’te ihracata başladık. Bayrampaşa’ya sığmamaya başlayınca Kıraç’taki yerimize geldik. Avrupa ve Amerika pazarına imalat yapıyorduk, çok da iyi para kazanıyorduk ama bu işin bir geleceği olmadığının da farkındaydık. Herkes İstanbul’da imalat pahalanıyor diye Bulgaristan’a, Romanya’ya kaçıyordu. Bu arada mayo pazarında bir boşluk gördük. Tam da o dönemde Penyelüks’ün mayo bölümü satılıyordu. Satın alıp üretime başladık. 2001’de soyadımız Güneş’ten esinlenerek kurduğumuz Sunset (Günbatımı) markasının ilk koleksiyonu çok beğenildi. Tam 30 bin adet sipariş aldık.”

1988’de evlendi Kemal Güneş. Görücü usulüyle evlenmesine rağmen eşine ne kadar âşık olduğunu anlatıyor: “Ailem ‘Evlilik yaşın geldi diye’ neredeyse her hafta bana bir kız gösteriyordu. Benim de kafam karışıyordu, bir türlü beğenemiyordum. Eşim spor akademisinde okuyordu. Bir komşumuz tavsiye etmişti. Şehnaz’ı ilk gördüğüm an çarpıldım. O son sınıftayken evlendik. ”

EŞİNE SATIN ALMIYOR MU

“Hacca gitti ama mayo üretiyor” diyenlere aslında hiç cevap vermemek lazım ama… Şimdi bazı arkadaşlar havalimanında bizim reklamı görüyor, bana “Abii kadın çıplak, senin kimliğinle örtüşmüyor” diye çıkışıyor. Benim dini inancım ayrı yaptığım iş ayrı. Yüz kızartıcı bir iş yapmıyorum. Biz mankeni insan olarak değil, askı olarak kullanıyoruz. Sen o resme farklı duygularla bakıyorsan, ciddi tedavi görmen lazım. Ben çay bardağına bakınca çay görüyorum, mankene bakınca da mayo. Herkes eşine iç çamaşırı ya da mayo satın almıyor mu?

BUZU KIRIP HAVUZA GİRDİ

Kemal Güneş’i evinin havuzunda rutin sabah sporunu yaparken görüntüledik. Yaz demiyor kış demiyor sabahın kör vakitlerinde bile kalkıp yüzüyor. Hatta kışın buz tutmuş havuzdaki buzu kırıp yüzmüşlüğü bile var. Neden mi? Çünkü bir zamanlar o da kiloluymuş: “Bundan 17 yıl önce 105 kiloydum ve sigara içiyordum. O kadar sağlıksızdım ki yemek yerken terden sırılsıklam oluyordum. Bir gün iş çıkışı eve geldim, oğlum kokum yüzünden kucağıma gelmedi. Çok ağrıma gitti, o akşam sigarayı bıraktım. Akupunktur sayesinde iştahım azaldı. Kilo da vermeye başladım ama bu kez derim sarktı. Dediler ki, spor yap. Önce yürümeye başladım, şimdi hem yürüyorum hem yüzüyorum.”

“Zor bir hayat yaşadım. Ama etrafımda hep bir şeyler öğrendiğim insanlar biriktirdim. Ölene kadar çalışmayı düşünüyorum. 07.00’de işe giderim. Personeli her gün ben karşılarım. Kapıda “Günaydın” derim. İşadamı olmak tek hedefimdi. Bundan sonra da Sunset’i bir dünya markası yapacağım. Hedefim Victoria’s Secret’i geçmek”

BAŞBAKAN’LA HERKES KADAR YAKINIM

Her zaman halime şükrederim. Yürürken, yemek yedikten sonra, bir işim bittikten sonra, gün başlarken ve biterken devamlı Allah’a dua ederim. Bir Müslüman’ım, hacca da gittim. Ama yanlış anlaşılmasın. Muhafazakâr ve tutucu bir aile yapısına sahip değilim. Modern ve Müslüman bir ülkede yaşıyorum, bu çizgide yaşamak için uğraşıyorum. Peçeli bir hayat tarzımız yok. Eşimin de başı açık. Başbakan’la herkes ne kadar yakınsa ben de o kadar yakınım. İTKİB Başkanvekili olduğum, üç dönemdir İTKİB’de görev aldığım için devletle ilişkilerim yoğun.

Yazar: Sibel Arna

Kaynak: http://www.hurriyet.com.tr/pazar

Yer işareti koy permalink.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>