Rehberiniz-Evlilik yaratıcılığı öldürür mü?

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “Evlilik yaratıcılığı öldürür mü?” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Evlilik yaratıcılığı öldürür mü?

Geçtiğimiz hafta Teoman’ın evlenmesiyle herkes şaşkına döndü. Geçmişte yerli yabancı birçok müzisyen dünya evine girdikten sonra yıldızı sönüyor ve gündemden düşüyor. Dünyaca ünlü üniversitelerin evliliğin yaratıcılığı öldürmesiyle ilgili araştırmaları bu yargıyı yanıltmıyor!

İster bilim ister spor ister sanat dallarında olsun, dünya çapında şöhretin zirvesine ulaşmış birçok kişinin yaratıcılık açısından gerilemesi, evlendikten sonraki zamana denk gelmesi bir tesadüf mü? Evlendiği yıldan boşandığı döneme kadar sessizliğe bürünen ve bekar hayatına döner dönmez küllerinden doğan Jennifer Lopez gibi ünlülerin sayısındaki artış gözden kaçmıyor. “Evlilik yaratıcılığı öldürüyor mu?” sorusu da karşımıza dikiliyor. Yeni Zelanda’da Canterbury Üniversitesi’nin yürüttüğü araştırmalar, evlilik hayatına geçen bireylerin yaratıcılığını kaybettiğini söylüyor. Journal of Research in Personality Akademik dergisinde yayınlanan araştırmada, bilim ve sanat dallarında birer yıldız olan 258 kişinin biyografisi detaylı olarak inceleniyor. Yüzde 97’si erkek, evlenmiş ve evliliğe devam etmiş 186 kişinin, evlilik sonrasında çığır açan hiçbir başarıya imza atamamış oldukları ortaya çıkıyor. Evliliklerinin ilk beş senesinde nispeten üretici olanların oranı ise sadece yüzde 25’te kalıyor. Hiç evlenmemiş veya boşanmış olan 72 kişinin ise 50 yaşından sonra bile üretkenliği devam ediyor.

Testosteron azalıyor

Araştırmayı yürüten bilim adamları, dehanın ve yaratıcılığın evlendikten sonra eski gücünü kaybetmesinin sebebini, 1998 tarihli Mazur ve Michalek’in ‘Evlilik, boşanma ve erkekte testosteron’ başlıklı araştırmasına dayandırıyor. Bu araştırma sonucuna göre, evlilik sonrasında erkekte testosteron hormon seviyesi düşüyor ve boşandıktan sonra tekrar yükseliyor. Güç ve tutkunun yakıtı olan bu hormonun azalmasıyla birlikte üretkenlik ve yaratıcılık da gerilemiş oluyor. 147 bin 800 adet sanat eseriyle Guinness Rekorlar Kitabı’na giren Picasso’nun ilham kaynağının hayatına girmiş olan kadınlar olması üstüne üstlük Salvador Dali, Nietzsche ve Dante gibi dehaların da Picasso’ya benzer bir duygusal serüven sürmüş olmaları Arizona Üniversitesi psikoloji departmanı öğretim görevlileri Vladas Griskevicius, Robert Cialdini ve Douglas Kenrick’te merak uyandırıyor. Ve soruyorlar:

“Erkekte yaratıcılığı ortaya çıkaran bir kadın ilham kaynağı mıdır?”. 2005 tarihli kapsamlı araştırmaları boyunca gerçekleştirdikleri iki deney çarpıcı sonuçlar ortaya koyuyor.

Kadının peşinden koşmalı

İlk deneyde, 35 erkek ve 56 kadın üniversite öğrencisinden iki paragraflık bir hikaye yazmaları isteniyor. Bir süre sonra, karşı cinsten beğendikleri kişinin fotoğrafları gösteriliyor. Üçüncü aşamada yazmaya başladıkları hikayeyi devam ettirmeleri isteniyor. Deney sonuçlarına göre kadınlarda yaratıcılık aynı seyirde ilerlerken erkekte 5 misline ulaşıyor. İkinci deneyde, 64 erkek ve 136 kadın üniversite öğrencisinden iki ayrı hikaye yazmaları isteniyor. İlk hikayede katılımcıdan en yakın arkadaşıyla, ikincisinde beğendiği karşı cinsten kişiyle ilgili hayali bir buluşmayı kaleme alması isteniyor. Kadın deneklerin yaratıcılıklarında göze çarpar bir değişiklik gözlenmezken, erkeklerde çarpıcı bir değişim oluyor. Araştırmacılar, “Erkekler sadece arzu edilen bir kadının peşinde olduklarını düşünmeleri bile yaratıcılıklarınıarttırıyor” diyor.

Yazar: Melda Güngül

Kaynak: http://Vatan Pazar

Yer işareti koy permalink.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>